{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2138 Esas<br>KARAR NO: 2023/1672<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/10/2019<br>NUMARASI: 2018/24 E. - 2019/263 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1987 yılından bu yana yapıştırıcı ve yapı kimyasalları alanında faaliyet gösterdiğini, sadece yurt içinde değil pek çok yabancı ülkede de faaliyet gösterdiğini, ihracat sıralamasında Türkiye'de ilk 1000 şirket arasında olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı \"...\" markasını yapıştırıcı sektöründe tanınmış hale getirdiğini, hızlı yapıştırıcı ürünlerinde “...+Şekil” markasını kullandığını, davacının ... numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta, ...numaralı “...+Şekil” markasının 01, 16. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta, ... numaralı “...+Şekil” markasının 01,16 ve 17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 01,16,17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 01,16,17 ve 35. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta, .. numaralı “ŞEKİL” markasının 01,02,16,17 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, ayrıca ... numaralı tasarım tescilinin mevcut olduğunu, markalarında hep aynı formata sahip şekil unsurunun kullanıldığını, davalı tarafın hükümsüzlüğü talep edilen \"..\" markalarında da aynı formatın aynı renklerle kullanıldığını, markalar arasında tüketiciler nezdinde karışıklık oluşturduğunu, davalının davacıya ait markalar ile iltibas teşkil edecek şekilde ... numaralı “...+Şekil” markasını 01 ve 17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasını 01 ve 17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasını 35. sınıfta tescil ettirdiğini, markaların tasarım ve formatı ile renklerinin aynı olduğunu, bu markalarla yurt dışına satış yaptığını, Latin alfabesinin kullanılmadığı ülkelerde markaların aynı zannedileceğini, tescil sınıflarının aynı olduğunu, tescilin kötü niyetli olduğunu ve davacı markalarının tanınmışlığından faydalanılmaya çalışıldığını belirterek, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak şartıyla davalıya ait ... numaralı “...”, ... numaralı “...” ve ... numaralı “...” markalarının kapsamlarında bulunulan tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  İlk Derece Mahkemesince; \"Somut olaya bakıldığında, toplanan deliller, marka tescil kayıtları, aynı görüşlerin yer aldığı iki adet bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile; davalının davaya konu markalarının tescilli oldukları sınıfların davacının markaları ile aynı olduğu, her iki tarafın markalarının kelime olarak benzerliklerinin bulunmadığı, davacının markalarının esas unsurlarının \"...\" ve \"...\", davalının markalarının esas unsurlarının ise \"...\" olduğu, ancak davacının tüm markalarında yine davacı adına tescilli olan ... numaralı tasarımın şekil unsuru olarak kullanıldığı, davalının da ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasında bu tasarım ile karıştırılmaya neden olacak derecede ve aynı renklerde olan şekil unsurunun kullanıldığı, bu markanın davacının markaları ile işitsel ve anlamsal olarak benzer olmamasına rağmen, görsel olarak benzerliğinin bulunduğu, bu nedenle markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler nedeniyle hitap ettikleri ortalama tüketiciler nezdinde davalının markasının davacının markaları ile karıştırılabileceği, aynı işletmeye ait seri markalardan biri olduğunu düşünebilecekleri, markaların tescilli oldukları mal ve hizmetlerin de aynı olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının bu marka için mevcut olduğu, ancak davaya konu diğer davalı markalarının davacının markaları ile işitsel, anlamsal ve görsel bir benzerliğinin bulunmadığı, yalnızca davacının markalarında yer alan lacivert ve kırmızı renklerin kullanılmasının markaların karıştırılmasına yol açmayacağı, bu markaların kötü niyetle tescil edildiklerinin kanıtlanamadığ anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"... + Şekil\" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"...+ Şekil\" ve ... tescil numaralı \"...+ Şekil \" markaları ile ilgili\" davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'nın özellikle mobilya, sanayi ve tutkal sektöründe hizmet verdiğini, 33 yılı aşkın süredir yaptığı yatırımlarla ..., ..., ..., ... markaları başta olmak üzere tescilli markaları ile piyasada bilinir hale geldiğini, müvekkilin tüm markalarını TPMK nezdinde tescil edildiğini, \"...\" ibareli markasının TPMK Dairesi Başkanlığı tarafından tanınmış marka statüsüne alındığını, SMK nezdinde özel olarak korunduğunu, davalı şirket tarafından 01, 17, 35 sınıflarda tescil ettirilen markaların müvekkil şirkete ait tescilli markalar ile aynı sınıflarda tescil edilmesi ve davalı markalarının müvekkil şirket adına tescilli markalarla benzer olmakla birlikte iltibas tehlikesi yaratması nedeniyle dava açtıklarını, dava konusu markaların müvekkil şirkete ait markalarla birebir aynı tasarım ve formatta olduklarını, iltibas tehlikesi yarattıklarını, mahkemece davanın kısmen reddine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin dünyanın pek çok ülkesine ihracat yaptıklarını, müvekkil şirket markaları ile davalı markalarının Latin alfabesinin kullanılmadığı Ortadoğu ve Baltık ülkelerinde orta ve alt düzey eğitim seviyesindeki kullanıcı müşteriler tarafından karıştırılabileceğini, bilirkişilerin davalının ... ile ... dosya numaralı markalarının müvekkil markaları ile benzerlik oluşturmadıkları ve ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermeyecekleri şeklinde görüş bildirmelerinin çelişkili olduğun, dosyanın tekrar incelemeye gönderilmemesinin ve dosya kapsamındaki çelişkilerin giderilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, benzerlik değerlendirilmesi çerçevesinde iltibas tehlikesinin varlığı riski incelenirken müvekkil markasının tanınmış marka olarak halihazırda Türkpatent nezdinde tescilli olduğu hususunun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, tanınmış marka görüldüğünde tüketicilerin aklına eskiden refleks olarak tek bir işletme gelirken bu markanın farklı mallarda da tescili ile markanın sulandırılmasına sebep olunacağını ve böylece tanınmış markanın ayırt edici karakterine ve tanınmışlığına zarar verileceğini, dava konusu markanın müvekkilin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, markanın itibarına zarar vereceğini, müvekkilin menfaatlerinin zedeleneceğini, bu nedenle reddi gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ... kod numaralı marka bakımından bilirkişi raporunda yer alan eksik inceleme neticesinde bu marka bakımından davanın kabulü yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, davacı yanın \"...\" ve \"...\" ibareli markaları ile müvekkil firmanın hükümsüzlüğü talep edilen \"...\" ibareli markaları arasında hiçbir benzerlik olmadığını, bir bütünsel yaklaşım esnasında sadece esaslı olan unsurların değil esaslı olmayan unsurların da dikkate alınması gerektiğini, mavi ve kırmızı renklerin kimya sektöründe özel anlam ifade eden renkler olması bakımından davacı yana inhisar edilemeyeceğini, markanın bir başka marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığının Yargıtay kararları uyarınca ortalama tüketici kriteri ile belirlendiğini, müvekkil firmaya ait işbu dava konusu markalar ile davaya mesnet olarak gösterilen markaların parçalanmadan bir bütün halinde dikkate alınması ve markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin bütünlük çerçevesinde yapılması gerektiğini, müvekkil firmaya ait işbu dava konusu markalar ve davaya mesnet olarak gösterilen markaların parçalanmadan bir bütün halinde dikkate alınması ve markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin bütünlük çerçevesinde yapılmasının nihai kararın objektif ve doğru bir şekilde alınmasını sağlayacağını, belirtilen şekilsel farklar ve barındırılan farklı ibarelerin markaları tüketicinin bunlar karşısında iltibasa düşmesine imkan vermeyecek ölçüde belirginleştirmekte olduğunu, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu; davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkin hükümsüzlük davasıdır.  TPMK kayıtlarına göre davacıya ait marka ve tasarım tescil kayıtları incelendiğinde, ... numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta, ... numaralı “... +Şekil” markasının 01, 16. sınıflarda, ...numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta, ... numaralı “...+Şekil” markasının 01,16 ve 17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 01,16,17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 01,16,17 ve 35. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasının 35. sınıfta, ... numaralı “ŞEKİL” markasının 01,02,16,17 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu, ayrıca ... numaralı tasarım tescilinin mevcut olduğu görülmüştür. Davalıya ait davaya konu marka tescil kayıtları incelendiğinde; ... numaralı “...+Şekil” markasını 01 ve 17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasını 01 ve 17. sınıflarda, ... numaralı “...+Şekil” markasını 35. Sınıfta davalı adına tescilli oldukları görülmüştür.10.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; \"Davacının dosyada mesnet gösterdiği markaların ve tasarımın, davacı adına tescilli olduğuna, davalının ... dosya numaralı \"...\" ibareli, .... dosya numaralı \"... \" ibareli ve ... dosya numaralı \"...\" ibareli markalarının tescilli olduğuna, davalının ...dosya numaralı \"...\" ve ... dosya numaralı \"...\" ibareli markalarının, davacı markalarından farklı olduğu ve ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet vermeyeceğine, davalının ... dosya numaralı \"...\" ibareli markasının davacı markaları ve tasarımı ile benzer olduğuna ve ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet vererek iltibas yaratacağı\" belirtilmiştir.Rapora itiraz üzerine mahkemece yeni bilirkişi heyetine tevdi edilerek heyet raporu aldırıldığı 19.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; \"davacı adına tescilli markalar ile davalı adına tescilli ... nolu \"...\" ibareli marka arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğu, davacı adına tescilli markalar ile davalı adına tescilli ... ve ... nolu \"...\" markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali oluşmadığı, Mahkemece uygun görülmesi halinde davalı adına tescilli ... nolu \"...\" ibareli markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüz kılınabileceği\" belirtilmiştir.Markaların karıştırılma ihtimali bulunması 6769 sayılı SMK'nun 25. maddesinde hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir  Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.  Somut olayda, toplanan deliller, TPMK kayıtları tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davalının davaya konu markalarının tescilli oldukları sınıfların davacının markaları ile aynı olduğu, her iki taraf markasının yapıştırıcı, tutkal emtiasında tescilli olduğu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve mahkeme karar gerekçesinde taraf markalarındaki sözcük unsurlarının, ..., ... ve ..., ... ibarelerinin, işitsel, kavramsal ve görsel olarak benzer olmadığının tespit edildiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerden yola çıkılarak, ... tescil numaralı ...+şekil markasının hükümsüzlüğüne karar verilmişse de, taraf markalarındaki şekil unsurunun değil sözcük unsurunun ön planda olduğu ve tüketici yönünden ayırt edici olacağı, ihtisas mahkemesi hakimi sıfatıyla, marka hükümsüzlüğü davasında bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmenin benimsenmeyerek ve gerekçeleri açıklanarak, farklı karar verilebileceği kanaatiyle, mahkemece davanın tümüyle reddi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/10/2019 tarih, 2018/24 E., 2019/263 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- Davanın reddine,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu  ile 233,95 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6/ç- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu  ile 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 70 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 218,6‬0 TL'nin davacının üzerinde bırakılmasına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1cc85e527135d6c7","SID":"9d586f36d71254ff"}}