{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/833 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2004<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/01/2020 (Dava) - 09/02/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/66 Esas - 2021/111 Karar<br>DAVA\t\t: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/12/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/66 Esas-2021/111 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı 2009 Model ... araç ile İzmir ili Urla ilçesi sınırları içerisinde ilerlerken, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı ve ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kontrolsüz kavşakta müvekkilinin kullandığı araca soldan çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, karşı tarafa sigortalı aracın sürücüsü olan ...’in %100 kusurlu olarak kazaya neden olduğunu, olayda müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/165 D.İş– 2018/163 Karar sayılı dosyası ile mahkeme huzurunda bilirkişice araçta hasar tespiti yaptırıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla araçtaki hasar bedelinin KDV dahil 22.698,52 TL ve araçtaki değer kaybının ise 1.000,00 TL olduğunun belirlendiğini, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda da tarafların uzlaşamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, kaza nedeniyle müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen 22.698,52 TL hasar bedeli ile 1.000,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 23.698,52 TL’nin kaza tarihi olan 09.09.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/165 D.İş–2018/163 Karar sayılı dosyasında hükmolunan tespit giderleri ile vekâlet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada yetkili mahkemenin müvekkili sigorta şirketinin yerleşim yeri olması sebebiyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının başvuru şartını yerine getirmediğini, hasar ihbarı yapmadan ve sigorta şirketi tarafından eksper atanmasına olanak vermeden İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/165 D.İş sayılı dosyası ile bilirkişi atamak suretiyle hasar ücreti talep ettiğini, sigortalı araç sürücüsü ile davacının kazanın meydana geldiği yere hiç gelmediği anlaşıldığından hasar talebinin reddi gerektiğini, müvekkilince alınan araştırma raporunda; “...Kazaya dair İzmir İl Emniyet Müdürlüğü kameraları ve Kent İzleme (İZUM) merkezi ve HGS, OGS, Mobese ve yakıt tüketimi ile ilgili kayıtlarda; sigortalı ... plakalı araç ile mağdur ... plakalı aracın, 09.09.2018 tarihinde Urla ilçesi 2140 sokak üzerine gelen yol güzergahlarında herhangi bir hareketi olmadığı…..kamera kayıtları ile araçların petrol istasyonlarından aldıkları yakıt tüketim kayıtlarının talep edilerek, alınıp incelenmesi ile  kazanın aydınlanacağı kanaatine varılmış olup; bu kaza ilgili kanaat hasarın reddi yönündedir...” şeklinde tespitlere yer verildiği, bahse konu araştırma raporundan da anlaşılacağı üzere sigortalı araç ile davacının kazanın meydana geldiği tarih ve saatte olay yerinde bulunmamalarından dolayı davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, usule uygun bir başvuru söz konusu olmadığından davacının faize ilişkin taleplerinin de reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI: <br>Mahkemece, \"....Yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; 09.09.2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, ZMMS ile sigortalı aracın sürücüsü ...'in idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamaması, dikkatli olmaması, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermemesi neticesinde davacı aracına sol ön çamurluğundan çarpıp kazaya sebebiyet verdiğinden %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsü ...'nın idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla kurallara uygun şekilde yolda seyri ve geçiş hakkının kendisinde olması nedeniyle geçişi esnasında, diğer araç tarafından çarpılmaya maruz kaldığı olayda, kazanın oluş biçimi göz önüne alındığında kazayı önlemek adına alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığı gibi, kurallara aykırı olumsuz davranış faktörü de görülmediğinden kusursuz olduğu, ... plakalı aracın hasar onarım bedelinin, (iskontosuz orijinal yedek parça ile) 17.906,03 TL yedek parça, 1.330,00 TL işçilik olmak üzere Kdv dahil 22.698,52 TL olduğu, aracın rayici 53.000,00 TL üzerinde olduğundan (onarım bedeli rayicin %50’sinin altında kaldığından), onarımının ekonomik olduğu, pert-total durumunun söz konusu olmadığı, kaza ile kaza tutanağının ve davacı aracında oluşan hasarın uyumlu olduğu, 'kazanın gerçek olmadığı' hususunda teknik bir delil bulunmadığı, aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, Yargıtay 17 HD' nin gerçek zarar ile ilgili; 'Gerçek zarar ve değer kaybı, aracın kaza öncesi rayici ile (53.000 TL)  onarım sonrası rayici (51.500 TL) arasındaki farktır' kararları göz önüne alındığında, aracın piyasa koşullarında değer kaybının 1.500,00 TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin trafik sigorta poliçesi ve KTK' nun 85-91. maddeleri gereğince sorumlu olduğu, zararın poliçe limiti dahilinde kaldığı, davacının yasal faiz talebinde bulunduğu, davacının dava dilekçesinde 22.698,52-TL hasar bedeli, 1.000,00-TL değer kaybı bedeli talebinde bulunduğu ve taleple bağlılık kuralı gereği 22.698,52-TL hasar bedeli ve 1.000,00- TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 23.698,52- TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 16.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmekle; DAVANIN KABULÜ İLE, 22.698,52-TL hasar bedeli ve 1.000,00-TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 23.698,52-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 16.05.2019'dan itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>DAVALI SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Davacı taraf müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuruda bulunmadığından huzurdaki davanın HMK’nun 115. maddesi gereği usulden reddi gerektiğini, davacının hasar ihbarı yapmayarak eksper ataması yapılmasına olanak vermeden, 2018/165 D. İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu temini suretiyle hasar ücreti talep ettiğini, kazanın gerçekleşmediği hususundaki itirazlarına istinaden herhangi bir araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından yaptırılan inceleme neticesine düzenlenen araştırma raporunda; 'İzmir İl Emniyet Müdürlüğü kameraları ve Kent İzleme (İZUM) merkezi ve HGS, OGS, Mobese ve yakıt tüketimi ile ilgili kayıtlarda; sigortalı ... plakalı araç ile Mağdur ... plakalı aracın 09.09.2018 tarihinde Urla ilçesi 2140 sokak üzerine gelen yol güzergahlarında her iki aracın da herhangi bir hareketi olmadığı…kaza ilgili kanaatimiz hasarın reddi yönündedir.' şeklinde ifadelere yer verildiğini, görüleceği üzere, müvekkili sigorta şirketi tarafından yaptırılan inceleme neticesinde davacı taraf ile sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallinde bulunmadığı hususunun sübuta erdiğini, öncelikle mobese kayıtları incelenerek araştırılma yapılması gerekmekteyken bilirkişi raporunda kazanın meydana gelişi hususu incelenmeden doğrudan kusur incelemesi yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla her durumda bilirkişi raporunda kusura ilişkin yapılan değerlendirme hatalı olduğundan bilirkişi ek raporu aldırılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, davacının korna ile ikaz sağlayabileceğinin veyahut hızını azaltarak kazanın meydana gelmesini engelleyebileceğinin açık olduğunu, davacı tarafın gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, burada başvuranın yetkisiz ve anlaşmasız serviste aracın onarımını gerçekleştirerek sigorta şirketinin iskonto uygulanmasına ilişkin hakkını elinden aldığını ve gerçek zarardan değil, kendi fiili ile artırmış olduğu fiili zarardan sorumlu tutulmasını sağlamaya çalıştığını, dolayısıyla her halükarda müvekkili sigorta şirketinin yalnızca iskonto uygulanmış bedel üzerinden ve o bedelle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, müvekkili şirketin KDV’den sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, zarar görenin aracını onarırken KDV ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda hasara uğramayan parçaların oldukça yüksek bir fiyatlandırma ile hesaplamaya dâhil edilmesinin kabul edilemez olduğunu, sol sis farı ve sol ön kemer parçaları kaza sonucunda hasara uğramadığından bilirkişi raporunda hesaplamaya dâhil edilmesi hatalı olduğu gibi, hava yastığı kontrol ünitesi yerine hava yastığı parçasının hesaplamaya dâhil edilmesi gerektiğini, araçta değer kaybının tespiti yapılırken yasal mevzuata aykırı rapor düzenlendiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının 09.10.2020 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında bu tarihten sonra açılan davalar açısından uygulanacağının açık olduğunu, huzurdaki dava ise 23.01.2020 tarihinde ikame edildiğinden değer kaybı hesaplaması yapılırken ZMSS Genel Şartlarının esas alınması gerektiğini, itirazlarına halel gelmemek kaydıyla her halükarda piyasa rayiç değer esasına göre hesaplanan değer kaybı bedelinin fahiş olduğunu, 53.000,00 TL olarak tespit edilen araç rayiç değerinin kabul edilebilir olmadığını, herhangi bir emsal ilan gösterilmeksizin doğrudan TSB kasko değer listesine göre tespit yapıldığını, araç rayiç değerinin kaza tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, bilirkişiden beklenenin; aracın kaza tarihindeki değerine ilişkin ilanların araştırılarak denetime elverişli bir tespit yapması iken, rapordan rayiç değerin hangi tarihe ve aracın hangi özelliklerine göre tespit edildiğinin hiçbir şekilde anlaşılmadığını, dolayısıyla bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca davadışı kasko şirketinin hasar ekspertiz raporunda aracın kaza sırasındaki rayiç değerinin 36.000,00 TL olduğunun belirtildiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Mahkeme kararında yargılama giderlerine hükmedilirken, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/165 D.iş-2018/163 Karar sayılı tespit dosyasında hükmolunan tespit giderleri ile vekalet ücretinin sehven dikkate alınmadığını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; her ne kadar davalı tarafça kaza sırasında davacı ve davadışı sigortalı aracının kaza yerinde olmadığı ileri sürülerek hasar ödemesi reddedilmekte ise de, bu savunmanın dayandırıldığı sigorta şirketinin araştırma raporunda mobese kayıtları ve benzin istasyonu alımlarına göre detaylı araştırma yapılması gerektiği yönünde, kesin sonuç içermeyen bir görüşten ibaret rapor düzenlendiğinin görüldüğü, taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağının aksine dair somut bir delilin ortaya konulamadığı, kaza tarihi ve dava tarihine göre bu aşamada mobese kayıtlarının temini de mümkün olmadığı gibi, davalı tarafça bu yönde daha önce temin edilmiş herhangi bir delilin de sunulmadığının görüldüğü, davalının savunmasının soyut beyandan ibaret kaldığı anlaşılmakla, bu itirazın kabulü mümkün görülmemiştir.<br>Davacı tarafça davadan önce  İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/165 D.İş– 2018/163 Karar sayılı dosyasından tespit raporu alındığı, mahkemece yapılan yargılama sırasında da otomotiv bilirkişiden ayrıntılı bilirkişi raporu alındığı, hükme esas alınan bu raporun gerekçeli olup hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, piyasa araştırmasına dair açıklamalara raporda yer verildiği, aracın rayiç bedelinin önceki bir adet kaza durumu da gözetilerek değerlendirildiği, yine değer kaybı hesabının Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına uygun şekilde usulünce belirlendiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının da esastan reddi gerekmiştir.<br>Bununla birlikte, davacı vekilinin, tespit aşamasında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin işbu davada yargılama giderleri arasında değerlendirilmediğine dair itirazı ise yerinde görülmüş olmakla, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Dairemizce kararın kaldırılarak HMK 353/1-b-2.madde uyarınca gerekli düzeltmeler yapılarak yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.  <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/66 Esas - 2021/111 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davanın KABULÜ ile, 22.698,52 TL hasar bedeli ve 1.000,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 23.698,52 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 16.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.618,85-TL harçtan peşin alınan 404,72-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.214,13-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacının yapmış olduğu 62,20 TL dava açma ilk gideri, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 104,50 TL tebligat ve posta gideri, tespit dosyasında yapılan 253,80 TL keşif ücreti, 300,00 TL bilirkişi ücreti, 28,00 TL tebligat ücreti, 16,50 TL başvurma harcı, 59,10 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı ve 485,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.914,3‬0 TL yargılama giderinin ve ayrıca peşin yatırılan 404,72 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa  iadesine\",<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davacıdan alınan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>b-Davalıdan alınması gereken 1.618,85 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 404,72 TL'nin mahsubu ile kalan 1.214,13 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>IV-İSTİNAF İNCELEMESİ ESNASINDA;<br>a-Davacı tarafça yapılan 27,50 TL tebligat ücreti ve 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 189,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>b-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  14/12/2023<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f1fb79f64cad3ce","SID":"db8484a2fdde37f7"}}