{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1996 <br>KARAR NO: 2023/1991<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi  <br>TARİHİ: 30.09.2020<br>NUMARASI: 2018/482 Esas - 2020/482 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki  menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı vekili dava dilekçesi ile, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği müvekkil şirkete teslim ve fatura edilecek mallara istinaden 125.000USD üzerinden anlaşma imzaladıklarını, davalıya nakit ödemeler yanısıra 6 adet güven ilkesi gereği farklı vade ve miktarlarda çek verildiğini, çeklerden iki tanesinin müvekkil tarafından defalarca talep edilmesine rağmen borçlu şirket tarafından teslim edilmediğini iki çekin takasa verilerek yazdırıldığını, davalı şirketin sözleşme gereği malzemeleri teslim etmediğini, teslim edilen malların ise ayıplı ve farklı bedellere fatura edildiğini, izah edilen nedenlerle,  davalıya  verilen 14.03.2018 keşide tarihli 158.000 TL ve 06.04.2018 keşide tarihli 56.640 TL tutarlı çekler nedeniyle davacıya borçlu olunmadığının tespitine, 56.640,00 TL bedelli 06/04/2018 tarihli çek hakkında tedbir kararı verilmesini  talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin daha evvel davacı şirkete 05/12/2017 tarihli fatura ile 24.496,80-TL, 28/09/2017 tarihili fatura ile 207.019,20-TL, 28/02/2018 tarihli fatura ile 38.940,00-TL ve 15/12/2017 tarihli fatura ile 330.400,00-TL bedelli faturalar karşılığı ticari mal sattığını ve teslim ettiğini, davacıya tek ortak şeklinde müvekkiline ait dava dışı ... Ltd.'den kesilen 24/01/2018 tarihli fatura ile 110.153,00-TL. Bedelli mal satışının yapıldığını, söz konusu faturadan doğan alacağın müvekkiline temlik edildiğini, davacının bu borçlara karşılık müvekkiline bir takım çekler vermiş olduğunu, bu çeklerden 14/03/2018 tarihli 158.000-TL. Çekin karşılıksız çıktığını, ve çeki alan 3.kişi tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine icra takibine konulduğunu, bu çekin ödenmediğini, ödenmemiş olan başka çeklerinde olabileceğini, yapılacak yargılama neticesinde müvekkilinin faturaların ve temlik alacağının kapsamında davacıya borçlu olmadığının, tam tersine alacaklı olduğunun ortaya çıkacağının davacının satılan malların değerine veya ayıplı olduğuna ilişkin iddia ve beyanlarının gerçek dışı olduğunu ve kabul etmediklerini, haksız ve mesnetsiz açılmış olan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Alınan son bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya düzenlediği faturaların bedellerinin  KDV dahil 823.876,00 TL olduğu, ancak davalının defterlerine 245.959,20 TL'lik kısmını kayıt ettiği, davalı tarafından davacıya düzenlenen ve sunulan faturaların tamamını defterlerine işlemediği, davacı taraf ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden BA formunda beyan ettiği  2 adet fatura toplamı 300.760,00 TL + 54.136,80 TL= 354.896,80 TL olarak mal alışı yapıldığı,  Davacı tarafın dosyaya yeni sunduğu çek ve banka dekontları ile davalı tarafın sunduğu faturaları ile Vergi Dairesi tarafından gönderilen davacıya ait BA formları üzerinde yapılan ek inceleme sonucunda davacının davalıya dava dışı ... Ltd. Şti.'nin 2018 yılında davacıya düzenleyerek davalıya temlik edilen 24.01.2018 tarih ve ... seri nolu fatura tutarı 110.153,00 TL dahil edildiğinde davacının davalıya 465.049,80 -335.898,00 = 129.151,80 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Davacı taraf ek rapora itirazında,  dava dışı ... Ltd. Şti.'nin 2018 yılında davacıya düzenleyerek davalıya temlik edilen 24.01.2018 tarih ve ... seri nolu fatura tutarı olan 110.153,00 TL'nin hesaba dahil edilmemesi gerektiğini iddia etmiş ise de davacı tarafça usulüne uygun olarak yazılı olarak düzenlenmiş alacağın temliki sözleşmesi dosyaya sunulduğundan davacının bu itirazı yerinde görülmemiştir. Yine vergi dairesi tarafından gönderilen formda davacı tarafın itirazında belirttiği  54.136,80 TL nin BA formunda bulunmadığı itirazının incelenmesinde,  bu bedelin davacı tarafın BA formunda beyan ettiği  2 adet fatura toplamı 300.760,00 TL'nin %18 oranındaki KDV bedeli olduğu anlaşıldığından davcının bu itirazı da yerinde görülmemiştir.Davacı taraf her ne kadar ayıp iddiasında bulunmuş ise de süresinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığından ve teknik bilirkişi tarafından galvaniz saç kaplamanın kalınlığını açıklığa kavuşturacak dosya kapsamında malzeme hakkında faturaların dışında herhangi bir belge olmadığından ve faturada  saç kaplamanın kalınlığı belirli olmadığından panelin 0,50 mm ya da 0,45 mm galvaniz saç kaplamalı olduğunun tespiti yapılmasının mümkün olmadığı tespit edilmekle ayıp iddiası ispatlanamadığından davacının davalıya 129.151,80 TL borçlu olduğu mali bilirkişi raporuyla tespit edildiği...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafça gerçeğe aykırı ve farazi olarak düzenlenmiş faturalar söz konusu olduğunu, tarafların sunduğu faturalar ve ticari kayıtlar birbirleri ile çelişkili olduğunu, üstelik davalı tarafça sunulan faturaların hukuken de geçersiz ve bu faturalar hesaplamada dikkate alınamaz nitelikte olduğunu, davalı şirketin dosyaya sunduğu 28.09.2017 tarihli, 207.019,20-Tl değerinde ve 28.02.2018 tarihli, 38.940,00-Tl değerinde 2 adet fatura söz konusu olduğunu, bu faturalardan müvekkilinin haberi dahi olmadığı gibi müvekkilince bu faturalarda düzenlenmiş mallar da alınmadığını, 213 Sayılı VUK 231/5 maddesine göre fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenmesi gerektiğini, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayıldığını, herhangi bir malın tesliminden önce fatura düzenlenmişse bu faturaların geçersiz olduğunu, müvekkili ile davalı arasında değil malların teslimi aradaki ticari anlaşmaya dahi zaten 12.10.2017 tarihinde varıldığını, 28.09.2017 tarihinde, anlaşmadan önce düzenlenen ve tarafımızın haberinin dahi olmadığı bu faturanın geçerliliğinin kabulünün mümkün olmadığını, taraflarınca 05.12.2017 ve 15.12.2017 tarihli iki adet faturaların mahkemeye sunulduğunu, davalıya ait defter kayıtlarında taraflarınca sunulan bu faturaların dahi bulunmadığını, davalı tarafın Vergi Usul Kanunu'na muhalefet edecek şekilde davrandığı da bu durum ile açığa kavuştuğunu, taraflarınca sunulan faturaların defter kayıtlarında olmayıp farazi olarak düzenlendiğini ve geçerliliği bulunmayan faturaların defter kayıtlarında olması durumun ehemmiyetini gözler önüne serdiğini, faturaların, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme ile müvekkilinin yaptığı iş ile alakasız nitelikte bulunan  ''damla sulama borusu'' için düzenlenmiş olmasının da tüm durumu gözler önüne serdiğini, bu nedenlerle geçersiz faturaların hesaplamalarda dikkate alınamayacağını, Kendilerinin bilgi sahibi olmadığı ve dava dışı olan bir alacağın temliki sözleşmesinin çeklere karşılık borcunun bulunmadığının tespitine ilişkin bu davada dikkate alınmasıın mümkün olmadığını, üstelik yine farazi olarak düzenlenen bu irsaliyeli faturanın da hiç düzenlenmemiş sayılacak nitelikte olduğunu, bir faturanın karşı tarafa ulaştırıldığının, bunun kesinleştiğinin ispat yükü satıcı tarafta olduğunu, faturalarda bunları kabul ettiklerine ilişkin de bir imza veyahut beyan bulunmadığını, üstelik bu fatura irsaliyeli fatura olarak düzenlendiğini  ve 211, 164 211 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereğince söz konusu irsaliyeli faturanın bu usullere uygun olarak 3 nüsha şeklinde düzenlenmediği gibi zorunlu unsur olan düzenleyenin hesap numarasının da mevcut olmadığını, faturada kim tarafından düzenlenildiğinin, yetkili olan kişinin kim olduğunun ve hatta düzenleyen kişinin imzası ve kaşesinin de bulunmadığını, faturada açıkça teslim eden, teslim alan kısımlarının boş olduğunun görüldüğünü, bu sebeplerle düzenleme karşısında faturanın hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiğini, bu fatura bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada dikkate alınamayacağını, gerçeğe aykırı ve farazi düzenlenmiş bir fatura olduğunu, Davanın reddinin meali aleyhinde her tespit davası açılan şirketin davacının borcu olan birinden alacak devralarak davayı lehine sonuçlandırabilme kabiliyetine sahip olabilmesi sonucunu doğuracağını, üstelik dosyada alacak devri sözleşmesini iki taraf için de imzalayan kişinin aynı olduğunu, kişinin bu sözleşmeyi istediği tarihte, istediği şekilde düzenleyebileceğini, davalı tarafından kaydı tutulmuş 245,959.20-TL bedelli faturalara karşılık 335.898,00-TL ödeme yapıldığı tespit edilmesine rağmen sırf bu farazi devir sözleşmesi nedeni ile taraflarının şu an haksız konuma düştüğünü, Hukukumuza taraflarca getirilme ilkesinin hakim olduğunu ve BA formlarının delil olarak kullanılabilmesinin mümkün olmadığını, delil listelerinde BA formlarına dayanılmadığını, taraflardan biri tarafından da bu delil ile ilgili bir istemde bulunulmadığını, anılan formların bilirkişi tarafından incelenmesine muvafakat etmediklerini zaten dilekçelerinde bildirdiklerini, söz konusu formların bu dosyada delil olarak kullanılamaz olduğunu, davalı tarafından defterlere kaydedilmiş 254.959,20-Tl'lik faturalandırma olduğunun tespit olunduğunu, Dairemizce yukarıda yazılan savunmaların tamamen aksi kanaatinde olunsa dahi vekalet ücrei bakımından söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, açmakta  haklı bulundukları bu davada bu husus dikkate alınarak aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, Tüm iddiaların aksi bir anlık kabul edilse dahi, taraflarınca aleyhe hiçbir husus kabul edilmemekle beraber; davalının defterlerine göre 245.959,20-TL olan borca karşılık son bilirkişi raporunda 335.898,00-TL ödeme yapıldığının kabul edildiğini, taraflarının  borçlu olarak görülmesinin sebebinin dava dışı üçüncü bir tüzel kişi ile yapılan alacağın devri sözleşmesi olduğunu, keza bu sözleşmenin varlığının taraflarınca bilinebilmesinin zaten imkansız olduğunu, bu durumda hakkaniyete aykırı olarak vekalet ücretine hükmedildiği kanaatinde olduklarını, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2012/24121 E. - 2013/456 K.sayılı ilamında da yer verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca iki adet çeke karşı açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıya avans  çekler verildiğini, bir kısım çeklerin iade edildiğini, yine bir kısım ödemeler yapıldığını,  davacı tarafından taahhüt edilen malların tümünün gönderilmediğini, gönderilen mallarda ise anlaşmaya aykırı ayıplı mallar olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle  davalıya  verilen 14.03.2018 keşide tarihli 158.000 TL ve 06.04.2018 keşide tarihli 56.640 TL tutarlı çekler nedeniyle davacıya borçlu olunmadığını iddia etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında davanın reddine karar verilmiştir.Davacı delil listesinde fatura ve bilirkişi deliline dayanmış, davalı yan ise delil dilekçesinde diğer delillerle birlikte, tarafların ticari defter ve kayıtları ile fatura ve belgelere delil olarak dayanmıştır. Yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporlarına, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlendiği ileri sürelen faturalar ile mal teslimi  hususunda itirazların ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece 20.11.2019 tarihli  duruşma  ara kararı ile davalı BA kayıtlarının celbi ile tarafların bu yöndeki itirazlarının da karşılanması yönünde ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Davacının alınan bilirkişi raporuna faturalar ve mal teslimi yönünden itirazları da bulunmakla ve davada taraf ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanıldığı da gözetildiğinde, mahkemece BA kayıtlarının taraf ticari defter ve kayıtları kapsamında delil niteliği olduğu gözetilerek celbinde ve değerlendirilmesinde yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır.  Davacı vekilince davalı tarafın gerçeğe aykırı ve farazi olarak düzenlediği faturaların dikkate alınarak sonuca gidilmesinin doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Mahkemece davacının delil olarak dayandığı faturalar kapsamında davalının BA formları celp edilmiş, BA formları kapsamında davacının davalıdan toplam 2 adet fatura karşılığı KDV hariç 300.760 TL lik mal alışını beyan ettiği anlaşılmıştır. Yine davacının BA formaları kapsamında dava dışı 3. Kişi ... şirteki tarafından davalıya temlik edilen KDV hariç 93.350 TL lik mal alış faturasını da  beyan ettiği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporları kapsamında davalının alacak tutarı bu faturalar dikkate alınarak değerlendirilmiş, kanıtlanan davacı ödemeleri mahsubu ile ortaya çıkan sonuca göre değerlendirme yapılmıştır. Buna göre davacı vekilinin davalının gerçeğe aykırı ve farazi tanzim ettiği faturaların dikkate alındığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince, davalı alacak tutarı belirlenirken,  temlike konu  3. kişi ...Ltd Şti nin davacıdan alacağına ilişkin 93.350 TL lik faturasının dikkate alınmasının doğru olmadığı ileri sürülmüştür. Davalı savunmasında davacıdan alacak tutarı yönünden 3. Kişi ... Şirketinin davacıdan 93.350 TL lik fatura alacağının temlik alındığını ileri sürmüştür. Dosyaya celp edilen davacı BA kayıtlarında iş bu faturanın da mal alış olarak beyan edildiği görülmüştür. Davalı yanca 3. Kişi ... şirketi ile arasındaki bu fatura alacağının temlik alındığına dair yazılı temlik sözleşmesi de sunulmuştur. Buna göre davacı vekilinin temlik eden ve temlik alan şirketin yöneticilerinin aynı olması, bu nedenle temlik belgesinin her zaman düzenlenebilecek nitelikte olması ve temlik edilen alacağın esası yönünden gerekli araştırmanın eksik yapılması nedeniyle  sonuca gidilmesinin doğru olmadığı yönündeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davacı dava konusu çekler nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucu davalının kanıtlanan alacağı ile davalı ödemeleri kapsamında davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine karar verilmiş olmakla davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulması yasa ve usule uygundur. Buna göre davacı vekilinin temlik alınan  alacağın taraflarınca bilinmesi mümkün de olmadığından aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu yönündeki istinafı da yerinde değildir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru  ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına;bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2043da4c9550c0d0","SID":"d25ad136b2657875"}}