{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2016 <br>KARAR NO: 2023/1889<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/02/2018<br>NUMARASI: 2014/569 E. - 2018/195 K. <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, Bursa'da  yaşadığını ve ticaretle iştigal eden birisi olmadığını,  buna rağmen davacıdan habersiz ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kimliği belirsiz kişiler tarafından davacı adına kurulup işletildiğini, davalı bankanın, Kavacık Şubesi'ne davacının ismi kullanılarak, ismini kullanan kişinin davalı bankada, davacı adına hesap açtırdığını, hesap açılışından sonra davalı banka şubesinin ... ismini kullanan kişiye çek karnesi verdiğini, bu çeklere karşılıksız şerhi yazıldığın, davacının, ... Şirketi ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, bu çerçevede Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2010/764 Esas sayılı dosyası üzerinden bu durumun tespit edildiğini, davacının, kimlik bilgileri kullanılarak adı geçen şirketin kurulduğunun saptandığını, tüm bu hususların davacı tarafından tesadüfen öğrenildiğini, bu süreçte davalının, çek karnesi verirken gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davalının mağdur olduğunu, hapse girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, pek çok icra takibine maruz kaldığını,  göz altına  alındığını, davalının çek karnesi verdiği kişiye ilişkin gerekli araştırmayı yapmayıp özensiz davrandığını,  bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 8.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, çünkü davacının, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/764 Esas sayılı dosyasından verilen kararın tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, çek defteri veren bankaların yükümlülüklerinin nelerden ibaret olduğu hususu söz konusu somut olayın gerçekleştiği zaman yürürlükte bulunan ilgili kanunda açıkça düzenlendiğini,  davacı ... ve şirketi ... San ve Tic. Ltd.Şti.'nin müvekkil Bankanın Kavacık Şubesinde iki ayrı hesabı bulunduğunu, 3167 sayılı Kanunda bankaların çek karnesi verirken dikkat edecekleri hususların ayrıntılı olarak düzenlendiğini, buna göre çek hesabı açtırmak isteyenin, Merkez Bankası duyurularına göre yasaklılık ve engel durumu olup olmadığı, çek hesabı açtırmak isteyenin ekonomik ve sosyal durumunun uygunluğu konularının araştırılması gerektiğini ayrıca  çek hesabı açtıranlar gerçek kişiler için fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği ve yerleşim yeri belgesi, tacir olanlar için ayrıca ticaret sicil kayıtları, açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numarasının alınması gerektiğini, müvekkilinin bu gereklilikleri aynen yerine getirdiğini, müvekkilinin bunlar yanında şirket yetkilisi  ... şirketi adına çek hesabı açtırma/çek karnesi verilmesi talebi üzerine müvekkilinin, talep edenin yasaklılık durumu bulunmadığını tespit ettiğini ve  çek talep formunu, müşteri işlemleri sözleşmesini, vergi levhasını, imza sirkülerini, davacının ve diğer ortağın nüfus cüzdanını, ikametgah belgesini, ticaret sicil  tasdiknamesi ve gazete ilanını da aldığını, bu şekilde müvekkili  bankanın çek defterlerinin verilmesine ilişkin Kanunda öngörülen gerekleri ziyadesi ile yerine getirmek suretiyle çek defterlerini verdiğini, çek defterlerinin verilmesi işleminin resmi ve yetkili makamlar tarafından düzenlenmiş/ onaylanmış belgelere dayalı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle davalı bankaya herhangi bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davalı bankanın ibraz edilen belgelerle de yetinmeyerek ... bir işletmesinin bulunduğunu; fiilen ticari faaliyetinin varlığını teyit ettikten sonra belirli bir sürecin sonrasında çek defteri tahsis ettiğini, davacının faiz talebinin de kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; davacının kimliğini kullanan belirsiz kişinin, davalı banka nezdinde davacı adına çek hesabı açtırarak çek karnesi alıp kullanmasından dolayı davacının, maddi ve manevi zarara uğradığından bahisle,  maddi ve manevi zararların  tazmini istemine; ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.  Bilirkişi Yrd. Doç. Dr. ... ve ...  tarafından müştereken düzenlenen 24/03/2017 tarihli rapora göre; çek karnesi tahsisi yönünden bankanın kusurundan söz edebilmek için kanun çerçevesinde kendisine verilmiş inceleme ve araştırma görevini ihmal ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmuş olmasının gerektiğini; ancak, dosyaya sunulan evraktan bankaya yetkili mercilerce onaylanmış evrak ile müracaatının yapıldığını; bankanın da inceleme yükümlülüğü çerçevesinde gerekli belgeleri tedarik ederek çek karnesi verdiğinin anlaşıldığını; bu çerçevede davalı bankanın kusurunun ispatlanamadığı yönünde görüş bildirildiği; incelenen bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi raporu içeriğine göre; Taraflar arasında; davalı banka tarafından, davacının şirket yetkilisi olarak gözüktüğü ...Ticaret Limited Şirketi adına ilgili şubesi nezdinde çek hesabı açıldığı ve çek karnesi tahsis edildiği; çek karnesinde bulunan çeklerin piyasaya sürüldüğü; çeklerin karşılıksız çıktığı; çek hamilleri tarafından, şirket yetkilisi olduğundan bahisle davacı hakkında şikayette bulunulduğu; bu nedenle, davacının, adli soruşturma geçirdiği ve hakkında ceza davası açıldığı; bilahare davacının itirazı üzerine hakkındaki ceza kararlarının, davacının kimliği kullanılarak işlem yapıldığından bahisle, ilamların iptaline karar verildiği; Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/764 esas 2011/722 sayılı kararı ile bu dosyadan alınan bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre ilgili şirketin İTO kayıtlarındaki tüm belgelerde davacı ... adına atılmış imzaların adı geçenin eli ürünü olmadığı; imzası taklit edildiğinden bahisle;  davacının şirket kurma iradesi dahi olmadan davacıdan ortaklığı devam ettirmesi beklenemeyeceğinden; dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine karar verildiği; hususlarında; uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı bankanın Kavacık Şubesi'nde ... Ticaret Limited Şirketi adına şirket yetkilisi olarak davacının kimliği ve diğer belgeler kullanılmak suretiyle açılan çek hesabının yasal koşullara uygun bulunup bulunmadığı; davalı tarafından bu çek hesabından tahsis edilen çek defterindeki çeklerin piyasada kullanılması ve karşılıksız çıkması nedeniyle davacının, adli soruşturma geçirmesi ve akabinde hakkında ceza davası açılarak verilen kararların infazı sürecinde yaşadıklarıyla ilgili uğradığı maddi ve manevi zararlardan davalının sorumlu bulunup bulunmadığı; sorumlu ise uğradığı maddi zararın saptanması ile manevi zararının mahkemece takdiri noktalarında; toplanmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; kural olarak, çek karnesi tahsisi yönünden bankanın kusurundan söz edebilmek için kanun çerçevesinde kendisine verilmiş inceleme ve araştırma görevini ihmal ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmuş olmasının gerektiği; ancak, dosyaya sunulan  bilgi ve belgelerden davalı bankaya yetkili mercilerce onaylanmış evrak ile müracaatının yapıldığı; davalı bankanın da inceleme yükümlülüğü çerçevesinde gerekli belgeleri tedarik ederek çek karnesinin verildiği görülmekle; davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu maddi ve manevi tazminat davasının sübut bulmadığından reddine karar vermek gerekmiş olmakla; aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, davanın reddine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin  ticaretle ilgisi olmadığını, Bursada yaşadığını, çek karnesiyle herhangi bir işi olmadığını, buna rağmen müvekkilinden habersiz  ...Tic. Ltd. Şti.'nin kimliği belirsiz şahıslar tarafından müvekkili adına kurulup işletildiğini, davalı Bankanın Kavacık şubesine müvekkilinin ismini kullanılarak geldiği davalı tarafından beyan edilen kişinin, davalı bankada müvekkili adına hesap açtırdığını, banka kayıtlarından bu hesabın bilgilerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini, hesap açılışından sonra davalı banka şubesinin ... ismini kullanan kişiye çek karnesi verdiğini, bu şekilde verilen çekler karşılıksız yazıldığını, bu çekler sebebi ile müvekkilinin haksız yere soruşturmalar geçirip sonucunda beraat ettiğini,  açılan davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/764  Esas, 2011/722 Karar sayılı kararı ile bu dosyadan alınan bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre ilgili sirketin ITO kayıtlarındaki tüm belgelerde davacı ... adına atılmış imzaların adı geçenin eli ürünü olmadıgı, imzası taklit edildiginden bahisle davacının şirket kurma iradesi dahi olmadan davacıdan ortaklıgı devam ettirmesi beklenemeyeceginden dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Sti.'nin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini,  buna rağmen   davanın reddinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin böyle bir şirkete sahip olduğunu tesadüfen öğrendiğini, bu durum ile ilgili müvekkil borçlu olmadığına dair pek çok mercie itiraz ve mahkemelerde dava açtığını, onlarca ceza davası, yüzlerce çek ve icra takipleriyle müvekkil uğraşmak durumunda kaldığını,  müvekkilin bu sebeplerle  maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, Bursa’da yaşayan müvekkilini onlarca kez İstanbul’a bu işler için gelmek zorunda kaldığını, yanı sıra pek çok dava harç ve masrafı, icra takip ve cezalarına karşı masraf yapmak zorunda kaldığını, hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki 3167 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince bankalar, çek hesabı açmak maksadıyla bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını, TC. Merkez Bankası'nca 9. maddeye göre bankalara yapılan duyumlar çerçevesinde her birinin kendi nezdinde oluşturduğu kayıtlardan araştırıp bu kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermeleri gerektiğini, aynı Yasa'nın 3. maddesine göre ise bankaların çek hesabı açtıranların açık kimlik ve adreslerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı örnekleri ile yerleşim yeri belgelerini, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını almak, bunların açık kimliklerini, adreslerini, vergi kimlik numaralarını ve çek hesabının kapatılma hallerini onbeş gün içinde TC. Merkez Bankası'na bildirmek zorunda olduğunu, ayrıca Bankalar Yasası'nda da banka mudilerinin kimliklerinin gerçeğe uygun tespit edilmesi konusunda düzenlemesi bulunduğunu, davalının kanuni sorumlulukları çerçevesinde basiretli bir tacir gibi davranarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eğer davalı  3167 sayılı Yasa çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirse idi müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramayacak olduğunu,  bilirkişi raporunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hukuki değerlendirme yapıldığını,  Bankaların sorumluluğunun sadece kendilerine verilen evrakı incelemek değil aynı zamanda etkin araştırma yapmak olduğunu, aynı konuda davacın açtığı bir başka davada davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/552 Esas sayılı kararı ile onandığını,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tamamı yönünden kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının kimlik bilgileri kullanılarak kurulduğu iddia olunan  dava dışı şirkete verilen çek karnesi yapraklarının kullanılması ve karşılıksız  kalması  sebebiyle davacının uğradığı  maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, kimlik bilgilerinin kullanılarak  dava dışı ...Limited Şirketinin kurulduğunu, bu şirketle ilgisi bulunmadığını, davalı tarafça bu şirkete çek hesabı açıldığını, çek karnesi tahsis edildiği, çek karnesinde bulunan çeklerin piyasaya sürüldüğünü ve çeklerin karşılıksız çıkması üzerine hukuki ve cezai takibe maruz kaldığını, bu sebeple maddi manevi zarara uğradığını ileri sürmüş; davalı ise, ilgili mevzuat uyarınca tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunmuştur. Mahkemece, davalı bankanın Kanunda aranan yükümlüklerini, inceleme ve araştırma görevini yerine getirdiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamının incelenmesinden; ticaret sicil kayıtlarına göre davacının,  dava dışı ...Ticaret Limited Şirketinin kurucu ortağı ve 10 yıllık yetkili müdürü olarak göründüğü,  davalı banka tarafından söz konusu şirkete çek karnesi verildiği, bu kapsamda kullanılan çeklerin karşılıksız çıktığından bahisle çek hamillerinin şikayeti ile davacı hakkında ceza davaları açıldığı,  bu konuda davacının kimliği kullanılarak işlem yapıldığından bahisle davacının beraati yönünde kararlar verildiği, davacının kimliği kullanılarak işlem yapıldığından bahisle, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/764 Esas 2011/722 Karar sayılı kararı ile bu dosyadan alınan bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre ilgili şirketin İTO kayıtlarındaki tüm belgelerde davacı ... adına atılmış imzaların adı geçenin eli ürünü olmadığı,  imzası taklit edildiğinden bahisle  davacının şirket kurma iradesi dahi olmadan davacıdan ortaklığı devam ettirmesi beklenemeyeceğinden dava dışı ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine karar verildiği anlaşılmaktadır.  3167 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca, Bankaların, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler. Ayrıca, bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını ve açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması hâlinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren on yıl süreyle saklamakla yükümlüdür. Mahkemece hukukçu ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup söz konusu raporda her ne kadar,  çek karnesi tahsisi yönünden bankanın kusurundan söz edebilmek için kanun çerçevesinde kendisine verilmiş inceleme ve araştırma görevini ihmal ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmuş olmasının gerektiği,  ancak, dosyaya sunulan evraktan bankaya yetkili mercilerce onaylanmış evrak ile müracaatın  yapıldığı,  bankanın da inceleme yükümlülüğü çerçevesinde gerekli belgeleri tedarik ederek çek karnesi verdiği ve  bankanın kusuru bulunmadığı kanaati bildirilmiş ve bu rapora dayanılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki;Davacının tarafı olduğu İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/443 Esas, 2015/911 Karar sayılı kararı sayılı dava dosyasında davalının farklı bir banka olduğu ancak talebin eldeki dava ile aynı nitelikte olduğu, bu davada mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın da Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarih ve 2016/5552 Esas,  2017/7185 Karar sayılı kararı onandığı görülmektedir. Bu durumda, eldeki dava ile benzer taleplerin yer aldığı ve davacının da yine davacı olarak bulunduğu söz konusu dava dosyası getirtilerek davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, basiretli bir tacir gibi hareket edip etmediği hususlarında bir değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacının  maddi tazminat talepleri tek tek açıklattırıldıktan sonra dosyanın konusunda uzman yeni bir bilirkişiye tevdii ile  davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, basiretli bir tacir gibi hareket edip etmediği, kusurlu olup olmadığı konularında bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi iç,in ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre de; davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi sebebiyle bilirkişi ücreti gibi yargılama giderlerinin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşılmakta olup  HMK'nın \"Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili\" başlıklı 339. maddesinde yer alan  ''(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. (2) (Ek : 11/4/2013-6459/ 24 md.) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.'' hükmü  uyarınca suçüstü ödeneğinden yapılan bu yargılama giderlerine ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, davacı vekilinin vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf  harcı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığını, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.23.11.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d19d153725683c53","SID":"b7e5e3045939ccb9"}}