{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1739 <br>KARAR NO: 2023/1660<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/09/2023<br>NUMARASI: 2023/522 E. <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; icra takibine konu edilen senet ile müvekkilinin hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, senedin müvekkilinin isim/soyisminin ve sahte bir imza atılmak suretiyle doldurulduğunu, imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu durumun bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, ayrıca takibin mükerrer ve tebligatın da usulsüz olduğuna dair İstanbul Anadolu 19.İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/847 E.sayılı dosyasında dava açtıklarını belirterek öncelikle teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasına ve takip nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 21/09/2023 tarihli ara kararında özetle; \"Tüm dosya kapsamına göre, davacının menfi tespit (senet nedeniyle borcunun bulunmadığına dair) talebinin, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı savunmasına dayandığı, bu savunmanın ancak grafolog bilirkişi marifetiyle yapılacak teknik bir inceleme neticesinde tetkik edilebileceği, ayrıca aynı konuda icra hukuk mahkemesi nezdinde yapılan imzaya itiraz başvurusunun (başvurunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle) reddedildiği, anılı dosyanın istinafta bulunup kesinleşmediği, işbu haliyle davacının borçlu bulunmadığına dair savunmasındaki haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği, dolayısıyla tedbir talebinin kabulü bakımından yasanın aradığı şartların oluşmadığı anlaşıldığından\" ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece tedbir taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşı tarafın kötü niyetli şekilde müvekkil aleyhine icra takibi yaptığını, menfi tespit davasına konu olan icra dosyasına konu senet ile müvekkilin bir ilgisi bulunmadığını ve imzanın müvekkil tarafından atılmadığını, müvekkilin senetten haberi dahi olmadığını, sahte bir imza atılarak müvekkilin borçlu hale getirilmeye çalışıldığını, mahkemece müvekkilden imza örnekleri alınarak senet üzerindeki imza ile karşılaştırılması amacıyla imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, takibin mükerrer ve tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin İstanbul Anadolu 19 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/847 E. Sayılı dosyasında da dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, bu senede benzer şekilde daha önce da sahte imzalı senetle takip yapıldığını müvekkil tarafından bu senede de itiraz edildiğini ve söz konusu takibin durduğunu, icra takibine konu senedin batıl ve sahte olup imzanın müvekkile ait olmadığı gibi müvekkilin daha önce açılan takiplerde sahtecilik iddiasında bulunduğunu ve itiraz ettiğini, mahkemece dosyanın resmi evrakta sahtecilik iddiası nedeniyle suç duyurusunda bulunarak dosyanın savcılığa gönderilmesi ile takibin iptali gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece 21.09.2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davacı menfi tespit davasında, icra takibine konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüştür. 6100 Sayılı HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer almaktadır. Davacının iddiasının takibe konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesine dayandığı, bu iddianın bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilebileceği, davacının iddiasının bu aşamada yerinde olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar isabetlidir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21.09.2023 tarih ve 2023/522 E.,  sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/12/2023\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a6690abef92db94","SID":"e40ff05562d296ca"}}