{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1667 <br>KARAR NO: 2023/1217<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/02/2020<br>NUMARASI: 2018/890 Esas - 2020/87  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2009 yılında bireysel bayilik sözleşmesi akdedildiği, müvekkilin davalı şirket adına yürüttüğü işler için her ay hakkediş faturaları düzenlediği, davalı şirketin fatura alacaklarını ödemediği söz konusu fatura alacakları için davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğu, davalı şirketin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalının %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede cari hesap ilişkisinin kabul edildiği, bayilik sözleşmesinin Üsküdar ... Noterliğinin 22.11.2012 tarihli ihtarnamesi ile sona ermesi nedeniyle cari hesap ilişkisine dayanan işbu dava konusu talebin zaman aşımına uğradığı; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre asıl alacaklının müvekkili şirket olduğu; davacının sözleşmenin feshinden 6 yıl geçtikten sonra işbu davayı ikame etmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu; taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğundan faturaya dayalı alacakların tek tek talep edilemeyeceği; bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin davacı bayiden 200.792,05 TL cari hesap alacağı için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile davacı aleyhinde 18.03.2015 tarihinde takip başlatıldığı, davacının itirazı üzerine İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/309 E. sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı; işbu davaya konu talebe dayanak faturalar sözleşmenin sona ermesinden 5 yıl geçtikten sonra düzenlendiğinden Vergi Usul Kanununa aykırı olduğu; bayilik sözleşmesi ile taraftarın müvekkili şirketin ticari defterlerinin münhasır delil olacağı konusunda anlaştıklarını huzurdaki davanın taraftarı aynı olan ve aynı hukuki sebepleri doğan 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/309 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacın takibinin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20'den aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...davacı şirket tarafından faturadan kaynaklı asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.784,85 TL alacağın tahsili için  davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça borca itiraz edildiği, davacı vekili tarafından 11.02.2020 tarihli duruşmada 66.599,19 TL üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davacı vekili tarafından dava konusu icra takibinde takip sonrası yasal faiz talep edildiği görülmekle salt fatura düzenlenmesi, adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmaz.Faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Bu bağlamda mahkememiz tarafından yargılama sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 01.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin defter kayıtlarına göre davacı şirketin davalı şirketten 66,599,19 TL alacaklı iken, davalı şirketin defter kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı şirketten 64.396,06 TL alacaklı olduğu, aradaki farkın davacı şirket tarafından düzenlenen ve toplam tutarı 66.599.19 TL olan 10 adet faturanın davalı ve davacı defterlerinde kayıtlı olmasına karşın 13.02.2017 tarih ve ... sayılı 2.203,13 TL faturanın iadesi açıklaması ile davalı şirket defterlerine kayıt edilmesi ve buna karşılık davalı şirket defterlerinde bu iade kaydının yer almamasından kaynaklandığı; söz konusu 10 adet faturaların irsaliyeli fatura olduğu, faturaların açıklama kısmında ... hakkediş bedeli yazdığı ve tüm faturalarda teslim alan kısmında \"...\" adının yazdığı ve imza bulunduğu; dava dosyasında 13.02.2017 tarih ve 11295 sayılı 2.203,13 TL faturanın davalı tarafından davacıya iade edildiğine ve davacı tarafından da kabul edildiğine ilişkin bir belgeye rastlanmadığının tespit edildiği ve Yargıtay 19. HD'nin 10.12.2018 tarih, 2017/511 Es. Ve 2018/643 K. sayılı emsal ilamında da kabul edildiği üzere somut olayda davalı tarafından faturaların ticari defterlerine kaydedilmesi faturada belirtilen hizmetin alındığına karine teşkil edeceği, faturalara konu hizmetin alınmadığının ispat yükünün bu durumda davalıya ait olacağı, davalının bu hususu ancak yazılı delillerle ispat edebileceği ancak davalı tarafından faturalara konu hizmetin alınmadığının yazılı delillerde ispat edilemediği, anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında itirazının 66.599,19 TL üzerinden iptaline, takibin 66.599,19 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazla talebin reddine, alacağın likit olması nedeniyle davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece tarafından, cari hesap alacağı iddiasıyla kesilen faturalara, TTK madde 101 hükmüne rağmen genel zamanaşımı süresini uygulanması hatalı olduğunu, mahkemece taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve bu kapsamda mahsup hakkı bulunduğu gözetilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının sadece tek taraflı bir işlem olan fatura düzenleyerek alacak iddiasını ispatlandığını kabul etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra-inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve Sayın Yüksek Mahkemece re’sen dikkate alınacak hususlara binaen, istinaf ve tehiri icra talebimizin kabulü ile,İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.02.2020 tarihli 2018/890 E., 2020/87 K. sayılı kararın Müvekkil Şirket lehine istinaf incelemesi ile kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle, davacı ile davalı şirket arasındaki bayilik ilişkisinden kaynaklanan hak ediş alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca  iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın asıl alacak yönünden kabulüne, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık  davacının davalıdan faturaya dayalı alacağının bulunup bulunmadığı, zamanaşımı iddiasının yerinde olup olmadığı ve aynı taraflar arasındaki İstanbul 12. ATM'nin 2016/309 E sayılı dosyanın iş bu dosya ile birleştirilmesi yada bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği noktasındadır. Davacı yan, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 13/02/2017 tarihli 10 adet hak ediş faturasına dayalı asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 66.784,95-TL'nin tahsili amacıyla takip başlatmış,  davalının borç ve ferilerine itiraz etmesi sonucu takip durmuş,  süresinde itirazın iptali davasının açıldığı belirlenmiştir. Taraflar arasında 01/07/2010 tarihinde \"... Bayilik Sözleşmesi\" imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin 19. maddesinde; \"İşbu sözleşmenin süresi sözleşme imza edildiği tarihten itibaren 1 yıldır, sözleşme taraflardan birinin sözleşme süresinin sona ermesinden 1 ay önce yazılı bildirimi ile sona erdirilmediği takdirde, aynı koşullarda gelecek her yıl yürürlükte kalır, işbu sözleşme süresinin otomatik olarak uzaması halinde sözleşme süresi hiçbir şekilde 5 yıldan fazla olamayacak, 5 yılın sonunda sözleşme konusu işe devam etmek istedikleri takdirde aralarında anlaşarak yeni bir bayilik sözleşmesi imzalayacaklardır.\" Buna göre sözleşmenin süresi bir yıl olup, taraflarca bir ay önceden yazılı bildirimde bulunulmaması halinde sözleşmenin aynı koşullarla birer yıllık süreler halinde uzayacağı ve sözleşme süresinin hiç bir şekilde 5 yıldan fazla olamayacağı, 5 yıl sonunda tarafların sözleşme ilişkisine devam etmek istemesi halinde yeniden sözleşme imzalayacakları açıktır. Taraflar arasındaki sözleşme davacı yanın keşide ettiği Üsküdar ... Noterliğinin  22/10/2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarıyla, davacı tarafça feshedilmiştir. Davalı taraf diğer savunmalarının yanı sıra zamanaşımı define dayanmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap ilişkisi olduğu, bu hususta taraflar arasındaki sözleşmenin 20.8. maddesinde düzenleme bulunduğu, yine TTK'nın 101. maddesine göre, Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrarlar. Dolayısıyla davalı vekilinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 25. maddesi gereğince davalının ticari defter ve belgeleri münhasır delil olarak kabul edilmiş ise de bu düzenleme  HMK 197 maddesi uyarınca  davacının ispat hakkı kapsamında delilerini sunmasına engel değildir. Mahkemece, 25/10/2019 tarihli ara kararı ile, taraflara ticari defter ve belgelerini sunması için kesin süre verilmiş olup, ibraz edilen davacı ticari defterlerine göre davacının, davalı şirketten takip tarihi itibariyle fatura miktarınca 66.674,77-TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalı şirkete ait ticari defterlerde ise  davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkilerin 21/10/2010 tarihinde başladığı, 30/12/2014 tarihinde davalı şirketin davacı şirketten 190.444,19 TL alacaklı olduğu ve bu tarihte bu alacağın şüpheli alacaklar hesabına aktarıldığı, 13/02/2017 tarihinde ise davacı şirket tarafından düzenlenen ve toplam tutarı 66.599,19 TL olan 10 adet fatura ticari defterlere alacak, 13.02.2017 tarih ve 11295 sayılı 2.203,13 TL faturanın iadesi açıklaması ile 30.04.2017 tarihinde hesaba borç kaydettiği, taraf ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlığın bu faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Davalı dava dosyasında 13/02/2017 tarih ve 11295 sayılı 2.203,13 TL bedeli faturanını dayanağını ispata elverişli bir delil sunmamıştır.Buna göre mahkemece  davalı ticari defterlerinde kayıtlı iade faturası düzenleme koşulları oluşmadığı kabul edilerek davacının davalıdan  66.599,19 TL alacaklı olduğu kabul edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalının birleştirilmesini talep ettiği İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/309 Esas sayılı dava dosyasının ise eldeki davaya konu bayilik sözleşmesi nedeniyle davalının açtığı Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibine itiraz davası  olduğu, dava ve takibe konu cari hesaba konu alacağın ceza kesintisi faturaları dışında, sözleşmeden kaynaklanan diğer alacaklar için düzenlenen faturalar da bulunduğu davalı defterinde şüpheli alacaklara aktarılan alacaklara ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 166. maddesine göre, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir, davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Somut olayda eldeki itirazın iptali davası davacının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca 2017 yılındaki ve davalı tarafça da taraflar arasındaki ticari ilişki sona erdikten sonra kendi defterlerine işlenmiş faturalara dayalı olarak başlatılan takibe ilişkin olup  birleştirmeye konu davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının ise cari hesap tahsili için 2015 yılında başlatılan takibe ilişkin olması nedeni ile ayrı takip dosyalarından ve sebeplerinden kaynaklanan davaların birlikte görülmesine usul ekonomisi açısından gerek görülmemiştir.  Bu bağlamda davalı vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.082,95 TL ve 54,40 TL olmak üzere toplam 1.137.35 TL harcın  alınması gerekli olan 4.549,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.412 ,04 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4571013d985c5ae9","SID":"d883f0d6ae455d9a"}}