{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1734 <br>KARAR NO: 2023/1198<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2019<br>NUMARASI: 2014/1874 Esas - 2019/1371  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Takip borçlusunun, ... Bankası A.Ş. Tuzla şubesinden kredi kullandığını, müvekkili ...'ın da şirket ortakları ile olan kişisel yakınlığına istinaden davalının kullandığı bu krediye kefil olduğunu, kredi davalı tarafından kullanılmış olmasına rağmen geri ödemelerin zamanında yapılmadığını, ödemede temerrüde düşen davalının kredi sözleşmesinin ilgili banka tarafından kat edildiğini, kat ihtarına rağmen borç yine ödenmediğinden bu defa bakiye kredi borcunun tahsili için hem davalı hem de müvekkil hakkında yasal işlem başlatılmış olup müvekkiline ait gayrimenkullerin haczedildiğini, yapılan işlemler karşısında müvekkilinin davalının bankaya olan borcunu 18.07.2012 tarihi itibariyle nakden ödemek zorunda kaldığını, davalı adına ödemeyi yapan müvekkilinin, yapmış olduğu ödemeyi davalıdan defalarca talep etmesine rağmen olumlu cevap alamadığından önce İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile işlem başlatıldığını, bu icra takibine davalı tarafından yetki itirazında bulunulması sebebiyle dosyanın yetkili Pendik icra müdürlüklerine gönderildiğini ve Pendik ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile yeniden ödeme emri gönderilmek suretiyle, davalıdan rücuen talep edildiğini,müvekkilinin ödemeyi kefil sıfatı ile yaptığının ilgili bankanın bütün kayıtlarında sabit olduğunu, davanın rücuen alacak davası olduğunu,bu sebeple müvekkilinin, ödeme yaptığı bankanın davalıdan talep edebileceği tüm hak ve alacakları halefiyet hükümleri çerçevesinde talep etme hakkına sahip olduğunu, açıklanan nedenlerle itirazlarının tamamen iptali ile takibin aynen devamına, davalının takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile dava dışı ...'un bu şirketin kurucuları olup, ana sözleşme ile %50-%50 hisse ile eşit olarak ortağı olduğunu, davalı şirket, kuruluş amacı ve yapmış olduğu faaliyetlerle ilgili zaruret hasıl olduğundan teminat mektubu kullanabilmek için ... bankası Tuzla Tersane şubesi nezdinde kredi hesabı açtığını, bu kredi hesabından şirketin zaman zaman ihtiyaç olduğunda teminat mektubu olarak kredi kullandığını, ilgili banka da açılan bu kredi hesabına, şirket ortağı olan davacı ile dava dışı ...'un şahsi kefaletleri ile kefil olduğunu, davacının şirket ortağı olması ve şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili bulunması sebebiyle, şirket adına ... bankası Tuzla Tersane şubesi nezdinde açılan kredi hesabından zaman zaman kendi şahsi ihtiyaçları için diğer şirket ortağının bilgisi ve izni dışında nakit krediler kullandığını, bu durumun banka ve şirket kayıtları ile de sabit olduğunu, zira şirket kayıtlarında, ... bankası Tuzla Tersane şubesinden nakit olarak kullanılan kredi veya kredilerin şirket kayıtlarına yansımadığını ve şirket kayıtlarında gösterilmediğini, ayrıca banka kayıtlarında da bu kredilerin bizzat davacı tarafından kullanılıp kasa fişleri ile imza karşılığı alındığının sabit olduğunu, davacının kendi şahsi işleri için yetkisini de kullanarak, ortağı olduğu şirketi borçlu duruma düşürecek şekilde kullanmış olduğu nakit kredileri zaman içerisinde ödeyemediğini, bu aşamada şirket ortağı ve şahsi kefil olan ..., davacının bizzat kendi şahsi işleri için şirket üzerinden kullandığı nakit kredi nedeniyle ... bankası Tuzla Tersane şubesine şahsi olarak 29.05.2012 tarihinde 80.000 TL, 01.06.2012 tarihinde de 20.000 TL ödemede bulunduğunu, davacı bunun dışında, ... bankası Tersane şubesinden konut kredisi de kullandığını, bu konut kredisini de zamanında ödemeyerek temerrüde düşen davacı hakkında ilgili bankasının yasal takip başlattığını ve kredi ile satın almış olduğu konutu da satışa çıkardığını, davacının müvekkile ait olan bir borcu ödemiş olmadığını, bizzet kendi şahsi işleri için müvekkil şirket üzerinden yetkilerini kötüye kullanarak almış olduğu şahsi kredi borcunu ödediğini, açıklanan nedenlerle haksız mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller , banka yazı cevapları, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davanın davalı adına çekilen kredi bedelinin bir kısmının davacı tarafça ödenmesi sebebiyle alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu tespit edilmiş, her ne kadar davalı taraf, kredinin davacının şahsi işleri amacıyla şirket adına çekildiğini ve diğer ortağın bilgisi ve rızası dahilinde olmadığını iddia etmiş ise de; kredinin davacının şirketten ayrılmasından sonra çekilmesi de dikkate alınarak iddiasını ispatlayan somut delil sunulmadığı anlaşılmakla itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş, davacı ile dava dışı ...'un akdettiği protokol kapsamında yapılacak ödemenin davalı şirketi borçtan kurtaracak sulh/ibraname niteliğinde bulunmadığı eldeki dava ile ilgisinin de bulunmadığı hem Mahkememizce hem de kesinleşen İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/25 E. Sayılı dosyası ile tespit edilmiş, TBK 596. Madde uyarınca davanın kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki zımni anlaşmanın; \"Davalı müvekkilim şirket, davacı ...'ın ihtiyacı kadar krediyi, ... Bankası Tuzla Tersane şubesinden kullanacak, bu kredinin tamamı davacı ...'a verilecek, ... da bu kredi taksitlerini bizzat ödeyecektir.\" şeklinde olduğunu, tersane şubesinden kredi kullanmış, bu kredi sözleşmesinde asıl borçlu davalı ... Ltd. Şti., kefiller ise şirket yetkilisi ... ve davacı ... olduğunu, kullanılan kredinin, bankacılık mevzuatı gereği davalı şirketin bankada bulunan hesabına virman yapılmak sureti ile aktarıldığını ancak bu miktarın tamamının davacı ... tarafından alınıp kullanıldığını, zira, davalı şirketin banka hesaplarına mevzuat gereği zorunlu olarak aktarılan kredinin hiçbir zaman şirket defterlerinde gösterilmemiş ve şirkete mal edilmemiş olup sonraki aşamada davacı ...'ın bir kısım borçları taksitler halinde muhatap bankaya ödemiş ise de bir süre sonra ödemeler yapılmadığı için temerrüt oluştuğunu, bu nedenle müvekkilim şirket ile kefil olan şirket yetkilisi ...'a ait mal ve alacaklara, alacaklı banka tarafından haciz işlemi uygulanmış olup, tarafların zarar gördüğünü, bankaya olan borç gecikmelide olsa taraflar arasındaki zımni irade doğrultusunda, her ne kadar kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile imza bulunsa dahi, taraflar arasındaki zımni irade nedeniyle asıl borçlu olan davacı ... tarafından ödendiğini, davacının, ... Bankasına olan tüm borçları ödeyeceği ve tüm hacizleri kaldırılacağı, davalı ... Ltd. Şti. yetkilisi ...'un da ...'a 120.000 Türk Lirası (\"... adına, Aydın İli ... İlçesi ... parselde kayıtlı olan daire şahsım tarafından satılıp\") ödeyeceği kararlaştırıl olmakla davacı ..., 12/07/2012 tarihli borç tasfiye anlaşmasını delil göstererek önce davalı şirket aleyhine İstanbul Pendik ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası sonra İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başka bir icra takibi başlattığını her iki takibin de itiraz üzerine durdurulduğunu, her iki davanın birlikte görülmesi gerekirken, yerel mahkemelerin birleştirme talebini reddettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kefil tarafından ödemenin asıl borçludan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredinin ödemeyi yapan kefilin şahsi ihtiyaçları için kullanılıp kullanılmadığı noktasındadır. Davalı ... Ltd. Şti. Tarafından ... Bankası Tuzla Şubesinden 27/09/2010 tarihli sözleşmeye istinaden kullanılan krediye davacı 236.500,00 TL limitle kefil olmuştur. Söz konusu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun davacı kefil tarafından 18/07/2012 tarihinde ödendiği ihtilaf konusu değildir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"borçlu şirket adına ... Bankasına yapılan ödeme\" sebebine dayalı olarak 200.176,75 TL asıl alacağın 10.221,35 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 31/10/2012 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 596/1. Maddesi, kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur, şeklindedir. Kredi borcunun bankaya davacı kefil tarafından ödendiği ihtilafsız ise de, davalı tarafça, söz konusu kredinin davacının şahsi ihtiyaçlarına kullanıldığı, şirket defterlerine kredinin kaydedilmediği ve bankanın da borçların tasfiyesine ilişkin teklifi davacıya verdiğini ileri sürmüştür. Ancak dosya kapsamı itibariyle, söz konusu kredinin, davacı tarafından şahsi işleri için kullanıldığını ispata yarar bir delil bulunmamaktadır. Söz konusu kredinin şirket hesabına yatırıldığı sabit olup, bu kredinin şirket defterlerine işlenmemiş olması ve bankanın bankanın da borçların tasfiyesine ilişkin teklifi davacıya yapması, kredinin davacının şahsi ihtiyaçları için kullanıldığını ispata yeterli değildir. Davacı ile dava dışı ... arasında 16/07/2012 tarihinde imzalanan protokol ile,  \"12/07/2012 tarih ve ... sayılı T.... Bankası ile ... arasında yapılan anlaşma sonucunda ... Ltd. Şti, ... Ltd. Şti ve ... ile ilgili ... Bankasına olan tüm borçlar ödenecek olup bu ödemeler sonunda; ...Ltd. Şti yetkilisi ... ve ...Turizm ve Tic. Ltd. Şti eski ortağı ... üzerindeki tüm hacizler kaldırılacaktır. Hacizlerin kaldırılmasıyla birlikte ... adına kayıtlı olan daire şahsım tarafından satılıp alınacak para ...'a verilecektir. İş bu bedel 120.000,00-TL'dir\" hususları kararlaştırılmıştır. Bu protokole ilişkin davacı tarafından ayrı bir dava açılmış ve bu davada İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/25 E. Sayılı dosyasında, \"davalı tarafından, talep edilen bedelin ticaret mahkemesinde tekrar istendiğini iddia edilmiş ise de; bu hususun iki farklı konu olduğunu, birinin şirketten kaynaklanan işlerle ilgili olduğu, 27/09/2012 tarihli kefaletten kaynaklanan borç ilişkisi olduğu,\" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar safahattan geçerek kesinleşmiştir. Söz konusu protokolde, davacıya ödeneceği kararlaştırılan 120.000,00 TL'nin davacının ödediği kredi borcu karşılığında verileceği ya da bu ödeme karşılığında davacının ödediği krediyi rücuen istemeyeceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla bahsi geçen protokolün eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Sonuç olarak, davacı kefil yönünden rücu koşulları gerçekleşmiş olup, davalı tarafın iddialarını ispatlayamadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.594,4‬0 TL harcın, alınması gerekli olan 14.372,29 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.777,89 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.08/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6aca4fec2ad316aa","SID":"69a2a8928e6c13ae"}}