{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2064 <br>KARAR NO: 2023/1968<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/09/2020<br>NUMARASI: 2018/1320 E. -  2020/595 K. \t  <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin karşılıklı ticari ilişkileri sebebiyle kalan bakiye cari hesap alacağının tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek,  itirazın iptaline ve   %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından müvekkili şirkete kesilen takip konusu edilen faturalara dair mal ve hizmet alınmadığını, bu sebeple davacının faturanın ve faturada adı geçen mal veya hizmetin müvekkili şirkete teslim edildiği yönündeki iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, faturası kesilen mal veya hizmetin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını, hukuki açıdan fatura kesilmiş olmasına rağmen, gerçekte mal teslimi yapılmamış veya hizmet tamamlanmamış ise faturanın delil olabilme niteliğinden yararlanabilmenin mümkün olmadığını, sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtı olmadığı gibi malın teslimi veya hizmetin görüldüğünün de kanıtı olmadığını, bu nedenle sözleşmesel ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin ilişkinin varlığını ve malın teslimi veya hizmetin tamamlandığını kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini ve kötü niyetli davacının dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; Hukuki niteliği itibariyle davacı tarafça başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Müdrülüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasının davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar isteminden ibarettir. Başlatılan icra takibinde davalı yana ödeme emrinin 09/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça 7 günlük itiraz süresi içerisinde 16/10/2018 tarihinde itiraz edildiği, itirazın iptali davası açma şartlarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın tacirler arasında olması nedeniyle Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için gün verilmiş, her iki tarafın defter ve kayıtları incelenmiştir.  Bilirkişinin 31/01/2020 tarihli raporunda özetle: \"Her iki tarafın defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, iş bu davaya konu alacağa yönelik olarak, davacı şirket ve davalı şirket arasında gerçekleşen fatura ve ödeme işlemlerinin her iki şirketin ticari defterlerinde aynı tutarlarda kayıtlarının girildiği, davacının 2017 yılının başında mükerrer olarak oluşturduğu açılış kaydının iptaline ve davalının yaptığı bazı ödemelere ilişkin 01/12/2017 tarihinde oluşturduğu virmanın olması gerekenden 135,28-TL davalı aleyhine fazla oluşturduğu, buna göre davacının davalıdan iş bu dava konusu rakamının 2018 sonu itibariyle 76.817,88-TL olduğunun tespit edildiği, inceleme sonucu davacı .... Tic. A.Ş.'nin davalı ... Tic. A.Ş.'den talep edebileceği alacak tutarının 76.817,88 TL olduğu kanaatine varılmıştır\" şeklinde raporunu mahkememize sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı taraf fatura konusu hizmetlerin verilmediğini, faturası kesilen mal veya hizmetin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge olmadığını beyan ederek rapora itiraz etmiştir. Bilindiği gibi fatura tek başına alacağı ispata elverişli değildir. Fatura konusu hizmetin/malın karşı tarafa teslim edildiğine yönelik başkaca yazılı belgelerle desteklenmesi gerekir.Ancak davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmesi faturada belirtilen malın/hizmetin alındığına karine teşkil eder.Mal/Hizmet alınmadığının ispat yükü bu durumda davalıya aittir. Davalı bu hususu ancak yazılı delillerle ispat edebilir. Bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere her iki tarafın defter ve kayıtlarında cari hesaba konu fatura ve ödemelerin uyumlu olduğu ancak davacı tarafça sehven 2017 yılı açılış kaydının iki kez yapılması daha sonra bu açılış kaydının virman yoluyla iptali yapılırken davalı aleyhine 135,28-TL eksik yapılması sebebiyle davacının defterlerinde alacak miktarının 76.953,26-TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki defter ve kayıtlarında bunun dışında bir uyuşmazlık olmayıp, her iki tarafın defter ve kayıtları birbiri ile örtüşmektedir. Her ne kadar davalı tarafça fatura konusu hizmetin alınmadığı, sevk irsaliyesi bulunmadığı yönünde beyanda bulunulmuş ise de, defterlere kaydedilen faturaların iade edildiğine yönelik davalı defterlerinde kayıt da yer almadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle teslim olgusunun eksiksiz gerçekleştiği kabul edilmiştir. Hal böyle olunca ispat yükü davalı taraf üzerinde kalmış ve davalı taraf borçlu olmadığını, hizmet almadığını ispatlayamamıştır. Bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan 76.817,88-TL alacaklı olduğu anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde: Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı tarafa bu ticari ilişki kapsamında   faturalar düzenlendiği, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığından icra takibine geçildiği anlaşılmış, Mahkememizce alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir bulunmuş, faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle malın/hizmetin teslim alındığı kabul edilmiş, bu nedenle davanın kısmen kabulüne itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiş, alacak likit  ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiş, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu  ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 76.817,88-TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca değişen oranlarda işleyecek avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından da yapılan incelemede hizmetin verildiğine dair herhangi bir sevk irsaliyeye rastlanmadığını, tek başına fatura kesilmesi hizmetin verildiği anlamına gelmediğini, bilirkişi raporunda şirket muhasebe yetkilisinin beyanına yer verilmesinin, muhasebeciden beyan alınmasının  usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişiye verilen görevin tarafların ticari defterlerini incelemek olduğunu, muhasebe yetkilisinin faturalara konu işlerin mal sevki değil malzemelerin götürülerek istenilen yerde tadilat , logo, monte, elektrik aksamı işleri, cephe pano iç görsel çalışmaları ve benzeri şeklinde uygulamalı hizmetler olduğu, faturaların yalnızca işin bitiminde sonra kesildiğini ifade ettiğine dair beyanı alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki hizmet verildiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, faturası kesilen mal veya hizmetin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin  mevcut olmadığını, hukuki açıdan fatura kesilmiş olmasına rağmen, gerçekte mal teslimi yapılmamamış veya hizmet tamamlanmamış ise faturanın delil olabilme niteliği olmadığını, sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin  sözleşmese  ilişkinin varlığının kanıtı olmadığı gibi malın teslimi veya hizmetin görüldüğünün de kanıtı olmadığını, bu nedenle sözleşmesel ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin ilişkinin varlığını ve malın teslimi veya hizmetin tamamlandığını kanıtlaması gerektiğini, davacının faturası kesilen mal veya hizmetin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge  olmadığını, hukuki açıdan fatura kesilmiş olmasına rağmen, gerçekte mal teslimi yapılmamamış veya hizmet tamamlanmamış ise faturanın delil olabilme niteliğinden yararlanabilmenin mümkün olmadığını, Yargıtay’ın görüşünün de yalnızca faturanın alacak hakkı doğurmadığı yönünde olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2005/8011 K. 2005/8371 sayılı kararının da bu yönde olduğunu, davacının kestiği  faturaya ilişkin müvekkiline hiçbir şekilde teslimat gerçekleştirmediğinden icra takibine itiraz etme zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, ticari ilişki nedeniyle açık hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın  tahsili için başlatılan  ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki  kapsamında bakiye cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise davacının fatura konusu ettiği mal ve hizmeti alınmadığını, sadece fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını göstermeyeceğini savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 76.952,56 TL asıl alacak yönünden 25.09.2018 tarihinde icra takibi başlattığı, takip dayanağı olarak 25.09.2018 tarihli, 76.952,56 TL tutarlı cari hesap bakiye alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 16.10.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.   Mahkemece, taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacının düzenlediği faturaların davalı defterlerine kaydedilmiş olmasının mal ve hizmetin alındığına karine teşkil ettiği,  faturaların iade edildiğine dair davalı defterleri de bir kaydın da bulunmadığı,   mal ve hizmetin alınmadığını ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının bunu ispatlayamadığı, teslim olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, 2017 ve 2018 dönemi defter kayıtları uyarınca taraflar arasında  ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının defter kayıtlarına göre davacıya 76.817,88 TL borçlu bulunduğu,  davalının defterine kaydettiği faturalardan Şubat ayına ilişkin olan dışındakilere ilişkin BA formlarını düzenlediği görülmektedir. HMK'nın 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu düzenlenmiştir. HMK'nın 190.maddesind, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, fatura konusu mal ve hizmetin alınmadığı savunulmuştur.  Her ne kadar fatura tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı tek başına ispata yeterli olmaz ise de, somut olayda,  davalı şirket ticari ilişkiyi reddetmemiş olduğu gibi delil niteliğine haiz ticari defterlerinde davacı tarafça düzenlenen faturalar mevcuttur.  Bu durumda davalı tarafça kendi ticari defter ve kayıtlarında yer alan fatura konusu malları teslim almış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı tarafın aksine savunmaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 3.932,43‬ TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf459a838733d599","SID":"2b3c79bda1754877"}}