{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2083 <br>KARAR NO: 2023/1971<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2017/736 E. - 2020/531 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin şahıs  şirketi  olduğunu ve davalı şirketten cari hesap ve takip konusu faturalar nedeniyle 103.220,00 TL alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe  borcun ödendiğini belirterek itiraz ettiğini, ancak nasıl ödendiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığını, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının takibe konu ettiği fatura bedellerinin  davalı tarafından davacı tarafa posta çek hesabı ile gönderildiğini, fatura bedellerini müvekkili davalının tek hesaptan davalı çalışanı ... ait ... nolu posta çek hesabından farklı tarih ve tutarda davacıya ödediğini,  bütün ödemelerin  davacı ...'a ait ... nolu posta çek hesabına yapıldığını,  dava dilekçesinde müvekkilinin hiçbir şekilde ödeme yapmadığının  belirtildiğini, ödeme dekontları incelendiğinde davacı tarafça açılmış olan itirazın iptali davasının haksız ve kötü niyetli olduğunun ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddi ile kötüniyetli takip sebebiyle %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava hukuki niteliği itibariyle, İAA ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.  Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş,  icra dosyası mahkememiz dosyası içine alınmıştır. İtirazın iptali istemine konu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 18/05/2017 tarihinde başlatılan  takibin alacaklısının ... borçlusunun ... Ltd.Şti  olduğu;  takibin  105.073,70 TL asıl alacağın  tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 31/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından  süresinde 05/06/2017 tarihli dilekçe, borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunulduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı dolayısıyla 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı, davanın 04/07/2017 tarihinde ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, 103.220,00-TL asıl alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, davanın niteliği gereği Mali Müşavir tarafından 02/05/2018 tarihli rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; davacı şirketin işletme defteri tuttuğu, 27.02.2017 tarihinde ilk işe biişlama onayı ile defter tasdikinin yapıldığı, kapanış tasdikinin bulunmadığı, İşletme defterinin kapanış tasdikinin zorunlu olmadığı, İşletme defteri tarafların ticari borç ve alacaklarının detaylı olarak takip edildiği bir defter türü olmayıp, borç/alacak ilişkisinin tespitine imkan vermediği, bu nedenle delilin değerlendirilmesinin mahkeme takdirinde olduğu,Davacı şirketin işletme defterindeki kayıtlara göre davalı şirkete hitaben toplam 5 adet fatura düzenlendiği ve bu faturaların icra takibine konu yapıldığı, davalı tarafından ödeme yapıldığı noktasında bir kaydın bulunmadığı, Uyuşmazlığa konu faturaların 06.03.2017-16.03.2017 tarih aralığında düzenlenmiş olduğu, bu tarih aralığında dava dışı ... davacı ...  posta çeki hesabına toplam 131.800-TL para transferi yapıldığı, bu para transferlerinin ise uyuşmazlığa konu toplam 103.220,00-TL tutarlı 5 adet fatura karşılığı yapıldığına ilişkin tespite elverişli bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, dava dışı ...'nın davalı şirket çalışanı olduğu yönünde de bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, davalı şirketin savunmasında belirttiği .... tarafından gönderilen ödemelerin davalı şirket hesabına ilişkin olarak gönderilmiş olduğu yönünde tespiti olması halinde, davalı şirketin davacı işletmeye uyuşmazlığa konu faturalara istinaden borçlu olmayacağı, mahkeme aksi yönde kanaati olması ve davalı şirketin ödemelerinin uyuşmazlığa konu faturalara istinaden icra dosyasından takip 18/05/2017 tespiti gibi 103.220 TL borçlu olacağı ve itirazın iptali gerekeceği, faizin davacının davalıyı temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığından ve faturalar üzerinde de ödeme vadesinin belirlenmemiş olması nedeniyle takip öncesi faizin uygun olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin ticari olması nedeni ile miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere, davacı şirketin talebi gibi alacağa takip tarihi olan 18/05/2017 tarihinden itibaren değişen ve değişecek oranlarda ticari faiz işletmesinin uygun olduğu, icra inkar tazminatı ve davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin değerlendirilmesinin mahkeme takdirinde olduğunun  olduğunun sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür. Davalı defterlerinin incelenmesi için Derinkuyu Asliye Hukuk Mahkemesinden talimat yoluyla aldırılan 20/05/2019 tarihli raporda özetle;  davacı işletme düzenlemiş olduğu faturalara ilişkin davalı şirketin imzası bulunan irsaliyeleri ibraz edemediği, 06/03/2017 tarihli 14.860,00-TL tutarlı 6 faturada irsaliye üzerinde imza bulunmakta ise de tam olarak okunmamakta ve davalı şirket kaşesi bulunmadığı, 09,03,2017 tarihli 17,080.00-TL tutarlı, 12.03.2017 tarihli 18.954.00-TL tutarlı faturalara ilişkin irsaliyelerde ise teslim edildiğine ilişkin imza bulunmadığı,12.03.2017 tarih 23.166,00-TL imarlı ve 16.03.2017 tarih 29.160.00-TL tutarlı faturaların irsaliyelerinin ise ibraz edilmediği, davalı ...şirketinin muhasebe kayıtlarında ... nolu fatura olmadığı, 4 adet faturanın tutarlarının tamamı 2017 yılındaki 2017-03 kdv ve 2017-03 form BA beyannamelerinde olduğu, bu faturalara ilişkin ödemelerin kasa ve ortaklar cari hesabından ödendiği, ...şirketinin sigortalı işçisi  ...na ait ... nolu posta çek hesabından farklı tarih ve tutarlarda davacı ...'ın ... nolu posta çek hesabına para yatırıldığı ve bu ödemelerin dosyadaki PTT'nin 21/02/2018 tarihli dökümünden anlaşıldığı, ...  davacı ...'a 10/02/2017-20/02/2018 tarih aralığında toplam 309.345,00-TL tutarında para gönderdiği, bu gelirlerin hiçbirinin davacının işletme defterinde kayıtlı olmadığı ve ''elden alınan'' '' a '' gibi ifadeler kullanıldığı görüldüğü, elden açıklaması ile 239.845-TL, '' elden + alınan '' açıklaması ile toplam 66.500-TL '' A '' açıklaması ile toplam 3.000-TL olarak gönderilmiş olduğu görüldüğü adet faturaya karşılığı yapıldığına ilişkin tespite elverişli bir belge dosya kapsamında bulunmadığı, uyuşmazlığa konu toplam 103.220-TL tutarlı faturaların çok üzerinde 309.345-TL tutarında para transferi bulunmakta, bu para transferinin ticari bir faliyetten dolayı olup olmadığı ilişkilendirilmemiş olup, davacı işletme, davalı şirkete faturada bahsi geçen malları teslim ettiğini belgeleyemediği, davacı taraf ise bu para transferleri hakkında bir görüş bildirmediği görüldüğü, ... tarafından gönderilen ödemelerin davalı şirket hesabına ilişkin olarak gönderilmiş olduğu yönünde tespiti olması halinde davalı şirketin davacı işletmeye uyuşmazlığa konu faturalara istinaden borçlu olmayacağına ilişkin kanaatini bildirir rapor tanzim edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ile mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve Derinkuyu Asliye Hukuk Mahkemesince aldırılan raporlar hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket davalı şirket ile aralarında ticari ilişki bulunduğu bu kapsamda oluşan cari hesap ve 5 adet faturaya dayalı icra takibi yaptığı, davalı tarafça icra takibine ödeme yaptığı yönünde itiraz edildiği, bunun üzerine davacı alacaklının itirazın iptali davasını açtığı, mahkememizce tarafların ticari defter ve dayanakları üzerinde Mali Müşavir bilirkişi eşliğinde inceleme yaptırıldığı, yapılan incelemede davacının uyuşmazlığa konu 5 adet fatura ve bunların irsaliyelerinde 06/03/2017 tarih ve ... nolu irsaliyede teslim alan kısmında okunabildiği kadarıyla isim ve imzanın olduğu, ancak net olarak okunamadığı, 09/03/2017 tarih ve ... nolu ve 12/03/2017 tarih ve ... nolu irsaliyelerde ise teslim edildiğine dair imza olmadığı, ... nolu 23.166,00 TL tutarlı ve ... nolu 29.160,00 TL tutarlı faturaların ise irsaliyelerinin bulunmadığından ibraz edilemediği, böylece davacının davalı şirkete fatura konusu malları teslim ettiğinin ispatlanamadığı, ayrıca davalı şirketin merkezinin Derinkuyu/NEVŞEHİR'de olması nedeniyle talimat mahkemesi aracılığıyla davalının defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davaya konu 06/03/2017, 09/03/2017 ve 12/03/2017 tarihli faturaların defterlerine kaydedildiği, davacının dayandığı 16/03/2017 tarihli ve 29.160,00 TL faturanın kayıtlarda olmadığı, davalının fatura bedelini ''ödedim'' savunması karşısında ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği, ancak davacının düzenlediği faturaların ''kapalı fatura'' olarak kesildiği, davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde davaya konu 4 adet faturanın kayıtlı olmakla birlikte bedellerinin ödenmiş olduğu tespit edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01/12/2016 tarih ve 2016/757 esas, 2016/8777 karar sayılı, 21/11/2016 tarih ve 2015/15113 esas, 2016/9005 karar sayılı ilamlarında özetle; 'Ticari örf âdet gereği 'kapalı fatura'nın bedeli ödenmiş fatura olduğuna karine teşkil edeceği.. Faturanın altının faturayı tanzim eden tarafından kaşe vurularak imzalanması o faturanın kapalı fatura olduğuna ve fatura bedelinin ödendiğine karine teşkil eder. Bu durumda ispat yükü yer değiştirir, diğer bir ifadeyle ödeme savunması yönünden mevcut karine karşısında alacaklının fatura bedelini tahsil etmediğini kanıtlaması gerekir.' Türk Ticaret Kanununda yada Vergi Usul Kanununda 'kapalı fatura' kavramının tanımı olmamakla birlikte bu kavram ticari örf ve âdet hukukundan doğmuş olup fatura tanzim edildikten sonra faturanın altının faturayı tanzim eden tarafından kaşe vurularak imzalanması/imzalanması o faturanın kapalı fatura olduğuna ve fatura bedelinin ödendiğine karine teşkil etmekle bu durumda ispat yükü yer değiştirir, diğer bir ifadeyle ödeme savunması yönünden mevcut karine karşısında alacaklının fatura bedelini tahsil etmediğini kanıtlaması gerekmekle dosya kapsamına göre de davacının fatura tutarınca alacaklı olduğunu yeterli delillerle ispat edemediği nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir. \" gerekçesiyle, davanın reddine, yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatının reddine,  karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamındaki itirazın haksız olduğunu, zira takip konusu faturaların  davalı tarafından  sunulan cevap dilekçesi ile kabul edildiğini, ilk yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı tarafından müvekkiline belirli zamanlarda ödeme yapılmışsa da söz konusu ödemelerin 5 adet fatura karşılığı yapılmadığı ve böylesi bir kaydın bulunmadığının da tespit edildiğini, davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin uzun zaman devam ettiğini,  bu nedenle de davalının müvekkiline bir kısım ödemeler yaptığının ticari defterleri ile zaten ortada olduğunu, ancak dava dilekçesinde belirttiği üzere davaya konu fatura bedellerinin ödenmediğini, davalının haksız ve kötü niyetli bir şekilde daha evvel yahut başkaca satış işlemlerine dair yapılan ödemeleri sanki söz konusu fatura alacaklarına yapılmış gibi göstermeye çalıştığını, bu cihetle, davalının müvekkile yapmış olduğu bir kısım ödemelerin fatura alacaklarına karşılık geldiğinin kabul edilmesinin taraflarınca kabul edilemeyeceğini, davalının, dava dışı ... tarafından müvekkili şirketin PTT hesabından ödeme yapıldığını iddia etmişse de bilirkişi raporunda  da davalı tarafından iddia edilen ödemelerin 5 adet faturaya karşılık yapıldığına ilişkin tespite elverişli bir delil niteliğinde olmadığının beyan edildiğini, kaldı ki müvekkili şirketin hesabına yapılan ödemelerin ...  isimli şahıs hesabından yapıldığını, davalı tarafından faturalara karşı yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, dava dışı birinin yaptığı ödemelerin iş bu davada taraflar arasındaki faturalara dair ödemeler olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına, usul ve yasaya aykırı olduğunu,  ...  yaptığı ödemelerin açıklamasız olması, bugüne kadar bizzat fatura bedellerine yönelik ödeme yapıldığının tespitine ilişkin elverişli bir belgenin dosya kapsamına sunulmaması, hem ödemeyi dava dışı bir kişinin yaptığı iddiası hem de faturaya dair yapıldığı yönünde herhangi bir açıklamanın bulunmamasının  mahkemece nazara alınması gerektiğini, davalı defter incelemesi neticesi alınan raporda davalının muhasebe kayıtlarında her ne kadar 06/03/2017, 09/03/2017, 12/03/2017, 12/03/2017 tarihli 4 adet fatura kaydına ulaşılıp  16/03/2007 tarihli faturanın muhasebe kayıtlarında olmadığı tespit edilmişse de, davalı tarafından  takibe konu 5 adet faturanın kabul edilip  hatta ödemelerinin yapıldığının iddia edildiğini, davalının faturaya konu malların teslim alınmadığına dair yahut fatura bedellerine yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığının da açık olduğunu,  davalı tarafından, faturaların içeriğine hiç itiraz edilmediğini, kapalı fatura olduğuna da hiç dayanılmadığını, ancak  mahkeme yine de, davaya konu faturaların kapalı fatura olması gerekçesi ile  davanın reddedildiğini, açık ve kapalı fatura ayrımının kanunlarda olmayan bir uygulama olduğunu, kaldı ki müvekkili tarafından kesilen faturaların  uygulamaya göre kapalı fatura da olmadığını, kapalı faturada, faturanın altında şirket yetkilisinin imzası ve şirket kaşesi olması gerektiğini, oysa ki davaya konu faturalarda, imza ortalara atıldığını ve şirket tarafından da kaşelenmediğini, doğal olarak faturaya ilk bakıldığında bu faturanın kapalı fatura olmadığının alenen ortada olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilamın bozulmasına karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari satıma ilişkin fatura bedelinden  kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine, davalı tarafça yöneltilen itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı taraf, davalı adına düzenlenen  takip konusu 5 adet faturanın davalı tarafça ödenmediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise fatura bedellerinin ödendiğini savunmuş, mahkemece,  davacının fatura konusu malları teslim ettiğini ispatlayamadığı,  dört faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bir faturanın kayıtlı olmadığı, davalının ticari defterlerinde bu dört adet faturanın ödenmiş olduğu, ödedim savunması sebebiyle ispat yükünün davalıya geçtiği, ancak davacının düzenlediği faturaların  kapalı fatura olduğu, kapalı faturanın fatura bedelinin ödendiğine karine teşkil ettiği, bu nedenle ispat yükünün ters çevrildiği, alacaklının fatura bedellerini tahsil etmediğini ispatlaması gerektiği, ancak ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 103.220,00 TL asıl alacak, 1.853,70 TL işlemiş faiz  yönünden 18.05.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 5 adet  faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 31.05.2017  tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 05.06.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile fatura konusu bedellerin ödendiği belirtilerek borca itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı ve davalı defterleri incelenmiş olup alınan bilirkişi raporlarında; davacının işletme defteri tuttuğu, takip konusu 5 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu,  bunlardan 4 adedinin ise davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, BA formlarının bulunduğu, 16.03.2017 tarih ve 29.160,00 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde yer almadığı, BA formunun da bulunmadığı, ... posta hesabından davacının posta çeki hesabına  takip konusu faturaların ilk ve son tarihleri olan 06.03.2017-16.03.2017 tarihlerinde 131.800,00 TL para transferi yapıldığı, bu ödemelerin takip konusu faturaya ilişkin yapıldığına dair bir bilginin bulunmadığı, takip konusu faturaların davacı tarafından altı imzalanmak suretiyle kapalı olarak düzenlendiği tespitlerine yer verilmiştir. TTK'da ve Vergi Usul Kanununda kapalı fatura kavramının tanımı bulunmamakta olup  bu  kavram ticari örf ve âdet hukukundan doğmuştur. Fatura tanzim edildikten sonra, faturadaki rakamların altının iki çizgi ile kapatılıp fatura tanzim eden tarafından imzalanması, o faturanın bedelinin ödendiği anlamına gelir. Ankara Ticaret Odasının 21/12/1948 tarihli 6 nolu teamül kararı da  açık-kapalı fatura uygulamasının bir örf adet hukuk kuralı haline gelmesini sağlamıştır. 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde, Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkimin, örf ve âdet hukukuna göre karar verebileceği, yine TTK'nın 1.maddesinin  ikinci fıkrasında, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde,  ticari örf ve adete  bu da yoksa genel hükümlere başvurulacağı ifade edilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/11/2016 tarihli, 2016/757 Esas, 2016/8777  Karar sayılı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 14/02/2017 tarih, 2016/2789 Esas, 2017/1125 Karar, 13/11/2018 tarih ve 2017/5197  Esas,  2018/5724 Karar sayılı kararları ile YHGK'nın  22/04/2015 tarih ve  2013/19-1950 Esas,  2015/1251 Karar sayılı kararları ) Somut olayda, davacı tarafından takip konusu  edilen beş adet fatura incelendiğinde açıklama kısmının hemen altında davacı satıcının imzasının bulunduğu, dolayısıyla faturanın kapalı fatura olarak düzenlendiği görülmektedir. Her ne kadar davacının kaşesi bulunmamakta ise de, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin  13/11/2018 tarih ve 2017/5197  Esas,  2018/5724 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere imzasının bulunması yeterli olup davacı tarafından da imzaların kendisine ait olmadığı ileri sürülmemiştir. Kapalı fatura borcun ödendiğine karine teşkil eder. Aksini iddia eden davacı alacaklı iddiasını yazılı delillerle ispatla yükümlüdür.  Ancak somut olayda, davacı bu fatura bedelinin ödenmediği yönündeki iddiasını yazılı delille ispat edememiştir.Davacı, davalının faturaların kapalı fatura olduğuna dayanmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak davalı faturaların ödendiğini ileri sürmüş olup  kapalı fatura da faturanın ödendiğine ilişkin karine teşkil ettiğinden davalının ödeme itirazının faturanın kapalı olarak düzenlendiği itirazını da kapsadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, ödeme itirazının yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün olduğundan savunmanın genişletilmesi niteliğinde de  değildir. Bu sebeplerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"764749ae29654b05","SID":"88cacafd44df85e8"}}