{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/1491 Esas 2023/1664  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1491 <br>KARAR NO\t: 2023/1664<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ... \t     ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 2017/880 Esas 2019/340 Karar<br>NUMARASI\t\t: 18/04/2019 <br>DAVACILAR \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 19/12/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 22/12/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulması üzerine duruşma açılarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğu dönemde davalı şirkete borç para verdiklerini, şirketin paraları geri ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek davalının takibe  itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, davacıların müvekkiline borç para vermediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacıların ortağı oldukları davalı şirkete borç para verdiklerini ispata yarar herhangi bir belge ve delil sunmadıkları,  davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacıların şirketten her hangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dava dışı ... A.Ş.'nin davalı şirket ile birleştiğini, bu şekilde her iki şirketin alacakları ve borçlarının da birleştiğini, faiz başlangıç tarihi 01/01/2004 olan bir alacağın bu tarihten sonra değil, bu tarihten önceki bir ilişkiye dayandığının açık olduğunu, davalının tüm ticari defterlerinin incelenmesi halinde davanın kabulüne karar verileceğini, davalı şirket ile birleşen ... A.Ş. adına kayıtlı taşınmaz üzerine inşaat yapılması sırasında müvekkillerinin ... A.Ş.'ye nakit para verdiğini, müvekkillerinin verdiği para ile inşaat maliyetinin karşılandığını, müvekkillerinin alacaklarını ... A.Ş.'nin tüm borç ve alacakları ile birlikte birleşme ile davalıya geçtiğini, icra takibinde faiz başlangıç tarihinin 01/01/2004 yazılmasının nedeninin müvekkillerinin ... A.Ş.'ye hangi tarihte ne kadar para verdiklerini hatırlamamaları olduğunu, 2003 ile 2005 tarihleri arasında inşaat devam ederken verdiklerini, toplam verdikleri meblağı hatırladıklarını, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunun delilleri arasında bulunduğunu, mahkemece bu delillerinin değerlendirilmediğini, bunun gerekçesinin açıklanmadığını, delillerinin toplanmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; ortağı olunan şirkete verilen ödünç paranın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/582 Esas sayılı dosyasında mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 22/03/2017 tarihli bilirkişi raporu, davalı şirket tarafından davacı ...'a gönderilen ihtarname, davacı ... tarafından davalıya gönderilen cevabi ihtarname, davacılar tarafından davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve denetçisi aleyhine Cumhuriyet savcılığına yapılan şikayete ilişkin şikayet dilekçesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/61811 sr. sayılı takipsizlik karar sureti, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/196 Esas 2015/641 Karar sayılı karar sureti, davalı şirket yevmiye ve mizan kaydı, muavin defter sureti, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2017/8331 sayılı takip dosyası, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 02/01/2019 tarihli bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\t Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2017/8331 sayılı takip dosyasında, davacı alacaklılar tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 3.037.645,70 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 25/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 27/04/2017 tarihinde icra takibinde yer alan borca ve ferilerine itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 19/12/2017 tarihinde açıldığı görülmüştür. <br>\tDava Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 2017/238 Esas 2017/326 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine davacılar vekilinin süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.  <br>\tDavacı yan ortağı oldukları şirketten verilen borç para nedeniyle alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı ortaklardan alınan herhangi bir borç para bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında davalı şirket defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacıların borcun sebebi olarak takipte belirtilen yıllardan kaynaklı davalı şirketten mevcut bir alacaklarının bulunmadığı tespit edilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacıların davalı şirket ortağı oldukları hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacıların tahsilini talep ettikleri alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, alacak zaman aşımına uğramamış ise davacıların ortağı oldukları davalı şirketten verilen borç nedeniyle herhangi bir alacaklarının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalının icra takibine itirazlarının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tİlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 04/11/2021 tarih 2019/1394 Esas 2021/1259 Karar sayılı kararıyla davalıların zaman aşımı itirazının bulunduğu, alacağın kaynağı olarak 01/01/2004 tarihinden önce şirket ortakları tarafından şirkete verilen borç para gösterildiğinden anılan tarih ile dava konusu icra takip tarihi olan 24/04/2017 tarihi arasında TBK'nun 14/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, zaman aşımı nedeniyle davanın reddi kararının davanın esastan reddi kararına göre sonuçları itibarıyla davacının daha lehine olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tDairemiz anılan kararına karşı davacılar vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup, <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05/07/2023 tarih ve 2022/1062 Esas 2023/4170 Karar sayılı bozma ilamı ile \"....6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde \"İncelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği\" düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada davalının zamanaşımı def'inin reddi ile davanın esastan reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekilince temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, İlk Derece Mahkemesi kararını zamanaşımı yönünden istinaf etmedikleri gibi zamanaşımı hususu kamu düzeni ile ilgili de bulunmamaktadır. Davalılar da İlk Derece Mahkemesi kararını gerekçe yönünden istinaf etmemişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddi kararının, davanın esastan reddi kararına göre sonuçları itibariyle davacı yanın lehine olduğu gerekçesiyle re'sen zamanaşımı incelemesi yapılması ve yazılı şekilde karar verilmesi 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden kararın bozulması gerekmiştir.\" denilmek suretiyle dosya Dairemize gönderilmiş olup, Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. <br>\tDavacılar vekilinin istinaf itirazları kapsamında Dairemizce yeniden yapılan inceleme ile davacı yan davalı şirkete borç para verdiğini, şirketten verdiği borç para nedeniyle alacaklı olduğunu, alacağının ödenmemesi üzerine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır. İddianın ileri sürülüşü karşısında davada ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacılar üzerindedir. Bir başka anlatımla davacılar davalı şirkete 01/01/2004 tarihinden önce borç para verdiğini usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. <br>\tDavacı yan ispat külfeti kapsamında dosyaya yazılı herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemiştir. Yargılama aşamasında davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda da davalı şirket kayıtlarında davacıların iddia ettiği yıllardan kaynaklı mevcut bir alacaklarının bulunmadığı tespit edilmiştir. <br>\tDavacı delilleri arasında yemin deliline açıkça dayanılmamıştır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece ispat yükü üzerinde bulunan davacının davalı şirketten alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, yemin deliline açıkça dayanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yemin deliline açıkça dayanılmadığı gerekçede belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında gerekçe yönünden isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş,  istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE,<br>\t2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/04/2019 tarih 2017/880 Esas 2019/340 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın ESASTAN REDDİNE,<br>\t4-Alınması gerekli olan 269,85 TL karar ilam harcının peşin alınan 51.875,40 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 51.605,55 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, <br>\t5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Davalı tarafından yapılan 22,00 TL posta ve tebligat giderinin davalı yanın karara karşı istinaf itirazında bulunmadığı gözetilerek, davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>\t7-Davalı yargılama aşamasında vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından, kararın kaldırma gerekçesi, aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek, AAÜT uyarınca hesaplanan 95.576,46 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tB)1-Davacılar tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, <br>\t2-İlk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırıldığı gözetilerek davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-Bozma ilamı sonrasında Dairemizce açılan duruşma nedeniyle taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  \t<br>\tDair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/11/2023<br>Başkan - ...     Üye - ...              Üye - ...                      Zabıt Katibi - ...<br>...     ...       ...     ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f5e48810f0f10b3","SID":"c61e9063dc8bd878"}}