{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/777 Esas 2023/1779  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/777<br>KARAR NO\t\t: 2023/1779<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/517 Esas 2021/822 Karar <br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 06/09/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 14/12/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın husumet ve zaman aşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ticaret sicil numarası ile Ankara Ticaret Odası'na kayıtlı olduğunu, 23/01/2014 tarihli ve 28/01/2014 tarihinde ilan edilen karar ile müvekkilinin sicil kaydının resen terkin edildiğini, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kararın kaldırılması için başvurulduğunu, cevap verilmemesi üzerine Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2015/544 esas sayılı davanın açıldığını, şirketin husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddedildiğini, şirket ortaklarının Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/456 esas sayılı davanın açıldığını ve sicil kaydının silinmesi kararının iptal edildiğini, kararın 10/09/2019 tarihinde kesinleştiğini, kaydın sicilden silinmesi nedeni ile şirket organlarının yetkisiz kaldığını, tüm faaliyetlerin engellendiğini, şirketin yeniden 24/10/2019 tarihinde faaliyete geçtiğini, şirketin kapalı kaldığı dönemde müvekkilinin zararı oluştuğunu iddia ederek şimdilik 150.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle;  açılan davayı kabul etmediklerini, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 11. maddesi uyarınca müvekkilinin husumet ehliyeti bulunmadığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı'na davanın ihbarının gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, sürecin davacının kusuru ile uzadığını, terkin öncesinde de davacının ticari faaliyetinin aktif olmadığını, davacının işi bırakma açıklaması ile terk olduğu, faaliyetlerine devam ettiğine ilişkin başvuruda bulunması halinde vergi kayıtlarının faal hale getirileceğini, ancak davacının başvuru yapmadığını, şirket sermayesinin yasa gereği değiştirilmediğini, 5 yıl olağan genel kurulun toplanmadığını, terkin öncesinde şirketin aktif yönetim kurulu bulunmadığını, zararla eylem arasında illiyet bağı bulunmadığını, terkinin mevzuat gereği yapıldığını, hukuka uygunluk sebebinin bulunduğunu, davacının sorumluluğa konu bir zararının bulunmadığını, manevi zarar talep edilemeyeceğini, bu nedenlerle  davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Ankara Ticaret Odası vekili cevap dilekçesinde özetle;  açılan davayı kabul etmediklerini, Hazine ve Maliye Bakanlığı'na davanın ihbarının gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, sürecin davacının kusuru ile uzadığını, terkin öncesinde de davacının ticari faaliyetinin aktif olmadığını, davacının işi bırakma açıklaması ile terk olduğu, faaliyetlerine devam ettiğine ilişkin başvuruda bulunması halinde vergi kayıtlarının faal hale getirileceğini, ancak davacının başvuru yapmadığını, şirket sermayesinin yasa gereği değiştirilmediğini, 5 yıl olağan genel kurulun toplanmadığını, terkin öncesinde şirketin aktif yönetim kurulu bulunmadığını, zararla eylem arasında illiyet bağı bulunmadığını, terkinin mevzuat gereği yapıldığını, hukuka uygunluk sebebinin bulunduğunu, davacının sorumluluğa konu bir zararının bulunmadığını, manevi zarar talep edilemeyeceğini, bu nedenlerle  davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı, terkin işlemi nedeni ile ihalelere katılamadığı, kredi temin edemediği, derdest davalarını sonuçlandıramadığı, açılması zorunlu davaları açamadığı, lehine verilen kararları icra edemediğinden bahisle zararının oluştuğunu iddia ettiği, bu zarar kalemlerinin tümünde, davacı en geç terkin işleminin iptali talebi ile ilk davayı açtığı 20/08/2015'te zarardan ve tazminat yükümlüsünden haberdar olduğu,  husumet yokluğundan reddedilen davalara ilişkin olarak ise taraf ehliyeti dava şartlarından olup zarara sebep olduğu iddia edilen ve delil olarak bildirilen tek davanın açıldığı tarih itibari ile şirket terkin edildiğinden husumet ehliyetinin  bulunmadığı belirgin olup, bu durumda da zararın kaçınılmaz olduğu ve en geç davanın açıldığı tarih itibari ile doğmuş kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki davacının bu davayı yüksek mahkemeye de taşımadığı ve şirket ortakları ile yeniden dava açtığı, davacı tarafça, husumet nedeni ile reddedildiği iddia edilen başkaca bir dosya da bulunmadığı, terkin işleminin iptaline ilişkin Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/456 esas sayılı dosyası husumet nedeni ile reddedilmediği, açıklanan gerekçelerle, eldeki davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı, ve davalı Ticaret Odası vekilinin süresinde itirazda bulunduğu gözetildiğinde bu davalı yönünden davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiği  anlaşıldığından davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine, davalı Ticaret Odası aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tDavalı Oda tarafından davaya cevap vermek için cevap süresinin uzatılması talebinde bulunulduğunu, ancak uzatma talep dilekçesinde zaman aşımı def'inde bulunulmadığını, mahkemenin zaman aşımı def'ini re'sen dikkate alamayacağını, ticaret odasıyla sicilin aynı vekil tarafından temsil edildiğini, iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın bu yönüyle dahi kaldırılması gerektiğini, davanın Hazineye ihbar edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı  Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı Ticaret Odası vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  ticaret sicilden haksız terkin nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.\t<br>\tDavacı şirketin sicil kaydının incelenmesinde; Ankara Ticaret Odası'nda ... sicil numarası ile kayıtlı olduğu, 03/10/2013 tarihinde odaca kaydı silindiğinden bahisle terkin edildiği, terkin kararının 28/01/2014 tarihinde ilan edildiği, <br>\tAnkara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2015/544 esas 2015/702 Karar sayılı ilamının incelenmesinde;  davacısının ... ...Limited Şirketi, davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü olup, ihyaya yönelik açılan davanın aktif dava ehliyeti yönünden reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/2270 Esas 2016/3946 Karar sayılı ilamıyla kararın onandığı, karar düzeltme talebinin isteminin 13/11/2018 tarihinde reddedilmesi ile kararın kesinleştiği, \t<br>\tAnkara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/456 esas 2017/36 sayılı ilamının incelenmesinde; davacılarının ... ...Limited Şirketi, ..., davalısı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü olup, sicil kararının iptaline yönelik dava açıldığı, mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verildiği, davacıların istinafı üzerine Dairemizin 2017/338 Esas 2017/400 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/4424 Esas 2019/10037 Karar sayılı ilamıyla davacı şirket yönünden verilen kararın onanmasına, davacı gerçek kişiler yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince 2019/180 Esasını aldığı, yargılama sonunda davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verildiği, kararın temyiz edilmemesi üzerine 10/09/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\t Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin \"Sorumluluk\" başlıklı 11. maddesinde; Sicilin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumlu olacağı, Devlet ve Oda zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu edeceği, Müdür ve müdür yardımcıları ile diğer personelin, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı ve bunlara karşı işlenmiş suçların kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılacağı, sicilin tutulmasından doğan zarar nedeniyle Oda aleyhine açılan davaların, müdürlük çalışanlarının görevleri ile ilgili soruşturma ve kovuşturmaların Oda tarafından yazılı olarak derhal Bakanlığa bildirileceği, Müdürlükçe verilecek kararlara karşı mahkemeye yapılacak başvurularda, müdürlüğün Odanın yetkilendireceği avukat tarafından temsil olunabileceği, Sicile ilişkin fiziki ortamdaki her türlü belge ve kayıtların güvenliğini sağlamak<br>üzere Odaca gerekli tedbirler alınacağı, Sicil işlemlerinden doğabilecek zararları karşılamak amacıyla Oda tarafından müdür, müdür yardımcıları ve tescil işlemlerinde görevli müdürlük personeline mesleki sorumluluk sigortası yaptırılabileceği, <br>\tTBK'nun 72.maddesinde; tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanacağı, haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar görenin, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabileceği düzenlenmiştir. \t<br>\tDüzenleme ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde davacı yanca ticaret sicilinden haksız terkin edilmesinden kaynaklı olarak oluşan maddi ve manevi zararın tahsiline yönelik olarak işbu dava açılmış olup, ilk derece mahkemesince davalı Ticaret Odası yönünden açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tDava ve karar tarihi itibariyle 6100 Sayılı HMK yürürlükte olup, HMK'nun  50 ve 51. maddeleri gereğince, tüzel kişilerin de taraf ve dava ehliyetlerinin bulunması gerekmektedir. Aynı Kanun’un  52. Maddesine göre, tüzel kişilerin davada yetkili organları tarafından temsil edileceği, TMK’nın 48. Maddesinde ise,  tüzel kişinin hak ehliyetinin; 49. maddesi hükmüne göre de fiil ehliyeti belirlenebilecektir. Somut olayda, davacı şirketin  tüzel kişiliği  ticaret sicilinden terkini  üzerine son bulduğuna göre davada taraf ve dava ehliyetine ancak ihya edilmekle kavuşabilecek olup, davacı şirketin 03/10/2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, davacı yanca  Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/456 esas 2017/36 sayılı dosyasında açılan ihya davasının mahkemece kabul edildiği, kararın Yargıtay aşamasından geçerek 10/09/2019 tarihinde kesinleşmesi sonucu davacı şirketin dava ve taraf ehliyetini bu tarih itibariyle kazandığı dosya kapsamıyla sabittir. Eldeki davada maddi ve manevi tazminat  davası açılmış olup, maddi ve manevi tazminata yönelik zaman aşımı süresi ise TBK'nun 72.maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı Ankara Ticaret Odası aleyhine açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davacı şirketin dava ve taraf ehliyetine 10/09/2019 tarihinde kavuştuğu, eldeki davanın 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan 06/09/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davanın zaman aşımı nedeniyle reddi kararı bu hale göre usul ve yasaya aykırıdır. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın \"Duruşma yapılmadan verilecek kararlar\" başlıklı 353/(1)-a.6.maddesinde de (Değişik: 22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlenmiştir.\t<br>\tAçılan davada zaman aşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürülen deliller toplanıp, toplanan deliller kapsamında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden Dairemizce  denetim yapılmamıştır.<br>\t  Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikte davaya konu delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  30/11/2021 tarih ve  2021/517 Esas 2021/822 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya tarafa iadesine, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/12/2023<br><br><br>Başkan-             Üye                      Üye -               Zabıt Katibi -<br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6948a39fc61dd2db","SID":"8977cc8d1b0666ce"}}