{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2308 <br>KARAR NO: 2023/1977<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31.07.2023 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2023/451E.<br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali <br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı ... torunu ve şirkette pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 19.04.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, toplantıda alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 numaralı kararların usul  ve yasaya uygun olmadığını, 4 no'lu kararda şirketin finansal tabloların onaylandığını, ancak bu tabloların gerçek ve tarafsız şekilde düzenlenmediğini, şirketin gerçek durumunu yansıtmadığını, 5 no'lu kararda yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, ancak ibra edilen yönetim kurulu üyelerinin şirketi ağır borç yükü altına soktuklarını, satılması gereken varlıkları satamadıklarını, varlıkları verimli kullanamadıklarını, kur dalgalanmalarına karşı hassas yapıyı değiştirmediklerin, borçların düşürülemeyerek ağır faiz  ödemeye devam edildiğini, bu sebeplerle şirketi  kötü yöneten, başarısız olan  yönetim kurulu üyelerinin ibrasının doğru olmadığını, 6 no'lu kararda kar dağımı önerisinin kabul edildiğini, ancak şirketin mali durumunun  olumsuz olduğunu,  sundukları mali verilere göre şirkette ciddi kredi sorunu olduğunu, temettü verimliliğinin düşük olduğunu,  sermaye yapısının güçlü olmadığını, bu sebeplerle kar dağıtımı kararının yerinde olmadığını, 7 no'lu karar ile eski yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçildiğini, mali haklarının karara bağlandığını, ancak bu yönetim kurulu üyelerinin şirketi kötü yönettiklerinin ortada olduğunu, 8 no'lu karar ile ... AŞ'nin mali tabloları ve finansal raporları denetlemesinin kararlaştırıldığını, ancak bu şirketin uzun yıllardır davalı şirketi denetlediğini, tam bağımsız ve şeffaf  denetim yapma imkanının bulunmadığını, bu firmanın denetimle görevlendirilmesinin yerinde olmadığını, 12 no'lu karar ile TTK'nın 395, 396.maddelerine göre  yönetim kurulu üyelerine iş ve işlem yapma izni verildiğini,  şirket yönetim kurulu üyelerinin asli görevlerini yapmayıp  şirketi yönetmekte yetersiz kaldığının sabit olduğunu, buna rağmen  şirketle borçlanma, şirketle işlem yapma  gibi sınırlamaları kaldırmanın da hatalı olduğunu, müvekkilinin alınan bu kararlara muhalif kalıp muhalefet şerhini tutanağa yazdığını, alınan kararların, usule, yasalara ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 19.04.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ( 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 ) sayılı kararların dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmalarının geri bırakılmasına, 19.04.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ( 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 ) sayılı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 31.07.2023  tarihli ara kararında; \"Talep:19.04.2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan  4,5,6,7,8 ve 12 nolu kararlarının yürütülmesini geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talep edildiği görüldü. İhtiyadi tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunun 389/1 maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakim elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi  bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde  asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığının yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Burada sözü edilen ispatın ölçüssü ise \"yaklaşık ispat\" kuralına göre belirlenir.Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.Bu  nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkaten alınarak talepte bulunandan kurul olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyadi tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbir kararı verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacının gözetilmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gekçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nun 389. maddesindeki şartlarının mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. TTK'nun 449. Maddesi uyarınca genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davacı açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütmenin geri bırakılmasına karar verilebilir. Davacı vekilinin somut uyuşmazlıktaki talebin incelenmesinde kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talebi davanın henüz dilekçeler teati aşamasında olduğu, yönetim kurulunun 28.07.2023 tarihli dilekçeleri ile olumsuz görüşte bulundukları ve iptali istenen kararlar niteliği de göz önüne alındığında davacının haklılığına ilişkin HMK'nun 389 maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun henüz yerine getirilmediği sonucuna ulaşılarak ihtiyati tedbir isteminin şu aşamada reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurumuştur.\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından reddine   karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden dav Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali  ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı ...nın torunu ve şirkette pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 19.04.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, toplantıda alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 numaralı kararların usul  ve yasaya uygun olmadığını, 4 no'lu kararda şirketin finansal tabloların onaylandığını, ancak bu tabloların gerçek ve tarafsız şekilde düzenlenmediğini, şirketin gerçek durumunu yansıtmadığını, 5 no'lu kararda yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, ancak ibra edilen yönetim kurulu üyelerinin şirketi ağır borç yükü altına soktuklarını,  satılması gereken varlıkları satamadıklarını, varlıkları verimli kullanamadıklarını, kur dalgalanmalarına karşı hassas yapıyı değiştirmediklerin, borçların düşürülemeyerek ağır faiz  ödemeye devam edildiğini, bu sebeplerle şirketi  kötü yöneten, başarısız olan  yönetim kurulu üyelerinin ibrasının doğru olmadığını, 6 no'lu kararda kar dağımı önerisinin kabul edildiğini, ancak şirketin mali durumunun  olumsuz olduğunu,  sundukları mali verilere göre şirkette ciddi kredi sorunu olduğunu, temettü verimliliğinin düşük olduğunu,  sermaye yapısının güçlü olmadığını, bu sebeplerle kar dağıtımı kararının yerinde olmadığını, 7 no'lu karar ile eski yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçildiğini, mali haklarının karara bağlandığını, ancak bu yönetim kurulu üyelerinin şirketi kötü yönettiklerinin ortada olduğunu, 8 no'lu karar ile ... AŞ'nin mali tabloları ve finansal raporları denetlemesinin kararlaştırıldığını, ancak bu şirketin uzun yıllardır davalı şirketi denetlediğini, tam bağımsız ve şeffaf  denetim yapma imkanının bulunmadığını, bu firmanın denetimle görevlendirilmesinin yerinde olmadığını, 12 no'lu karar ile TTK'nın 395, 396.maddelerine göre  yönetim kurulu üyelerine iş ve işlem yapma izni verildiğini,  şirket yönetim kurulu üyelerinin asli görevlerini yapmayıp  şirketi yönetmekte yetersiz kaldığının sabit olduğunu, buna rağmen  şirketle borçlanma, şirketle işlem yapma  gibi sınırlamaları kaldırmanın da hatalı olduğunu, müvekkilinin alınan bu kararlara muhalif kalıp muhalefet şerhini tutanağa yazdığını, alınan kararların, usule, yasalara ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 19.04.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ( 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 ) sayılı kararların dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmalarının geri bırakılmasına, 19.04.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan ( 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 ) sayılı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 31.07.2023  tarihli ara kararında; \"Talep:19.04.2023 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan  4,5,6,7,8 ve 12 nolu kararlarının yürütülmesini geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talep edildiği görüldü. İhtiyadi tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunun 389/1 maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakim elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi  bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir . İhtiyati tedbirde  asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığının yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Burada sözü edilen ispatın ölçüssü ise \"yaklaşık ispat\" kuralına göre belirlenir.Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.Bu  nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkaten alınarak talepte bulunandan kurul olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyadi tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbir kararı verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacının gözetilmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gekçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nun 389. maddesindeki şartlarının mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. TTK'nun 449. Maddesi uyarınca genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davacı açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütmenin geri bırakılmasına karar verilebilir. Davacı vekilinin somut uyuşmazlıktaki talebin incelenmesinde kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talebi davanın henüz dilekçeler teati aşamasında olduğu, yönetim kurulunun 28.07.2023 tarihli dilekçeleri ile olumsuz görüşte bulundukları ve iptali istenen kararlar niteliği de göz önüne alındığında davacının haklılığına ilişkin HMK'nun 389 maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun henüz yerine getirilmediği sonucuna ulaşılarak ihtiyati tedbir isteminin şu aşamada reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurumuştur.\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı,  ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin ret kararının  formül karar nitelikli ve olayın gerçeklerine uygun  olmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyelerinin İbra edilmemeleri istikametinde oy kullanmış ve çoğunluğun oyu ile alınan ibra kararının iptalini dava ettiğini, haklarında ibra kararlarının kaldırılması yolunda dava açılmış bulunan yönetim kurulu üyelerinin dava hakkında olumlu görüş beyan etmeleri beklenemeyeceğinden , yönetim kurulu üyelerinin dava hakkında menfi görüş serdetmiş olmalarının ihtiyati tedbir kararının reddine haklı ve yeterli bir gerekçe olamayacağını,  iptali istenen kararların niteliklerinin genel kurul kararlarının uygulanmasının geri bırakılması talebinin reddi için yasal ve yeterli sebep teşkil etmeyeceğini, ibraya müstahak olmayan ve haklarındaki ibra kararının iptali istenmiş ve gerekçeleri delillendirilmiş bulunan yönetim kurulu üyelerinin iptal davası süresince görevi sürdürmelerinin önlenebilmesinin   esas olması gerektiğini,  iptal edilebilir bir kararın uygulanması hem şirket hem de yönetim kurulu üyeleri açısından telafisi güç olan sonuçlar doğurabileceğini, TTK m.449'da hakkında iptal davası açılan genel kurul kararlarının yürütülmesinin geriye bırakılmasına imkan tanındığını, dava dilekçesinde yönetim kurulu üyelerinin neden ibra edilmemeleri yolunda oy kullanıldığı ve diğer muhalif oy gerekçeleri ait delillerin  sunulduğunu, icraatlarının ibraya müstahak olmadığının sergilendiğini, delillerin sunulduğunu, yönetim kurulu üyelerinin vazifeye devam etmeleri halinde alacakları kararlar ve icraatların şirket ve ortaklarının daha ileri zarar-ziyana uğramalarına yol açacağını, yaklaşık ispatın sağlandığını,  dosyaya sunulan Uzman-YMM Raporu ve kamuya açık kaynaklardan toplanan bilgi ve belgelerin  müvekkilinin olumsuz oy kullanmasını  ve dava açmasının  ne kadar yerinde olduğunu açıkça gösterdiğini, ibraz olunan YMM raporunda, davalı şirketin ne denli kötü yönetildiğinin ortada olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin değerlendirmesi aşamasında  adeta tüm delillerin ibrazının tamamlanmasını bekler ve işin esasını çözer şekilde karar verilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dava konusu genel kurul kararlarının icrasının geriye bırakılmasına karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  19.04.2023  tarihli genel kurul toplantısında alınan   4, 5, 6, 7, 8 ve 12 sayılı kararların iptali istemine; istinaf, genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen 31.07.2023  tarihli ara  karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince,  genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir  talebinin reddine karar verilmiş; bu  ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı  vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı şirketin 19.04.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan   4, 5, 6, 7, 8 ve 12  sayılı kararların usul ve yasaya  aykırı olduğunu ileri sürerek, alınan kararların iptalini talep etmiş, ayrıca genel kurul toplantısında alınan bu kararların yürütülmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, 31.07.2023 tarihli ara kararla genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu başkanına görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin vekilince beyanda bulunulduğu görülmüştür. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının  iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak  HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.19.04.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 12 numaralı kararların bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, kar payı dağıtımına,  denetim firması seçilmesine ve TTK'nın 395 ve 396.maddeleri uyarınca  yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine  ilişkin olduğu, davacının  anılan kararlara karşı olumsuz oy kullandığı, muhalefet şerhinin bulunduğu görülmektedir.Dava dilekçesinde, 19.04.2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararlarının iptali ile bu kararların icrasının geri bırakılması talep edilmiş, bu taleplere ilişkin iddialar ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesi tarafından somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.Yukarıda da belirtildiği üzere, tedbir talep eden taraf,  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda, dava konusu  19.04.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan  kararlar yönünden ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında sunulacak deliller ışığında yaklaşık ispatın gerçekleşmesi halinde, yargılamanın her aşamasında  yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesi ve mahkemece yeniden yapılacak değerlendirme sonucu verilen karara karşı kanun yolunun açık olması karşısında, mahkemenin bu aşamada tedbirin reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve  391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu 31.07.2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50163c5b75288235","SID":"27093cfac26d5282"}}