{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2333 <br>KARAR NO: 2023/1978<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ASIL KARAR TARİHİ: 16/05/2023 <br>EK KARAR TARİHİ:  16.08.2023 <br>NUMARASI: 2023/492 E.   2023/502 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat, Tapu İptal Tescil, Yöneticinin Azli <br>Taraflar arasındaki tazminat, tapu iptal ve tescil ile yöneticinin azli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından, ihtiyati tedbir kararına  yönelik  itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıların dava dışı ... Ticaret Limited Şirketi'nin müdürleri olduğunu, şirkete ait 21 adet taşınmazın ve ... ve ... plakalı araçların satışından elde edilen paranın ve yine 17.15.2017 tarihli danışmanlık sözleşmesi ile verilen danışmanlık hizmetinin karşılığında şirkete ödenen 731.029,36 ABD dolarının şirket hesaplarında mevcut  olmadığını, bu nedenle işbu taşınmazların ve araçların satışından ve yine danışmanlık hizmetinden elde edilen paranın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, şirket müdürlerinin muvazaalı işlemleri ve şirket genel kurulunun onayı alınmadan şirkete ait baz taşınmazları ...  ve oğlu ...  adına muvazaalı olarak tapuda tescil ettirdiklerini,  dava dışı ... Ticaret Limited Şirketinin  öz kaynaklarıyla 2017-2019 yılları arasında “... MH. ... CD. ... SK. No:... Büyükçekmece/İstanbul” adresinde bulunan “...” adlı, 12 dubleks ve 32 adet apartman olmak üzere toplam 48 meskenden sonradan dubleks daireye çevrilmiş 6 adet bahçe katı ile toplamda 18 adet dubleksten oluşan bir site inşa ettiğini, müvekkilinin yurt dışında yaşadığını, gayrimenkullerinin akıbetini öğrenmek için Türkiye’ye geldiğini,  şirket müdürü olan ...'ın şirket gayrimenkullerini kardeşi ... adına devrettiğini öğrendiğini, davacının yaptığı görüşmede işbu taşınmazları şirkete iade etmesini talep ettiğini, ancak talebinin davalılarca reddedildiğini, davalıların şirketi tasfiye edeceğini, malları ayırdığını, kendi paylarına düşen taşınmazları almalarını söylediğini, müvekkilinin eğer bu talebinde ısrarcı olursa işbu kalan taşınmazları da üçüncü kişilere devredeceği şeklinde tehdit ettiğini, ortakların  şirketin kasasında olması gereken paranın mevcut olmadığını öğrendiğini, mevcut taşınmazların da ellerinden gitmesinden duydukları endişe nedeniyle kalan taşınmazları tapuda devir aldığını, 21 adet dairenin satışından  elde edilen 3.675,000 ABD dolarının şirket hesaplarında bulunmadığını, şirket adına kayıtlı ... ve ... plakalı araçların satışından elde edilen gelirlerin de şirket hesaplarında bulunmadığını, şirketin 07.12.2015 tarihli danışmanlık hizmeti ile elde ettiği gelir olan 731.029,00 ABD dolarının şirket hesaplarında bulunmadığını, taşınmazların genel kurulundan onay almadan, muvazaalı bir şekilde şirket adına kayıtlı  liste şeklinde detayları verilen 11 adet taşınmazın çeşitli tarihlerde peyderpey kardeşlerden ... adına tapuda devrettiklerini, yine ... ada, ... Parsel ... blok ... No’lu bağımsız bölümün ...’ın oğlu ... adına tapuda devredildiğini, muvazaalı olarak devredilen taşınmazlardan elde edilen kira gelirinin  (kiraya verilen taşınmazlar: ... ada ... parsel daire no:..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ada ... parsel daire no:...) şirkete aktarılmadığını, davalıların fikir birliği içinde hareket ederek şirketi zarara uğratıp içini boşalttıklarını ileri  sürerek, daha önce Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 Değişik İş kararıyla verilen ihtiyati tedbir kararının işbu huzurdaki davalar kesinleşinceye kadar devamına, davalı ...'ın oğlu ... adına  devredilen İstanbul, ... ... ... Mahalle,  ... ada, ... Parsel, ... blok, ... no’lu bağımsız bölüm hakkında üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine,  ... adına tapuda tescilli kiraya verilmiş taşınmazlardan İstanbul, Büyükçekmece ... ... Mahalle,  ... ada,  ... parsel daire no:..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile İstanbul, ... ... ... Mahalle,  ... ada  ... parsel daire no:...'den elde edilen kiraların işbu huzurdaki davalar kesinleşinceye kadar şirkete veya mahkeme  adına açılacak bir banka hesabına ödenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, şirkete ait 21 adet taşınmazın ve ... ve ... plakalı araçların satışından elde edilen gelirin şimdilik 1.000,00 TL'sinin  davalı şirket müdürlerinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine, şirketin 07.12.2015 tarihli danışmanlık hizmeti ile elde ettiği gelirin şimdilik 1.000,00  TL'sinin kısmi dava kapsamında davalı müdürlerden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine, davalı ... adına devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek şirket adına tesciline, herhangi bir sebeple bu talebin kabulünün mümkün olamaması halinde ise taşınmazların gerçek değerinin bilirkişi tarafından hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine, davalı  ... adına devredilen ... ili, ... ilçesi, ... ... Mahalle,  ... ada, ... parsel, ... blok, ... no’lu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek işbu taşınmazın şirket adına tesciline, davalı müdürlerin azline ve şirketi temsille ilzama yetkili olmak üzere davacının kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilince eldeki dava açılmadan önce Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 Değişik İş sayılı dosyasında karşı taraf ...'a yöneltilen ihtiyati tedbir talebinde; talep edenin ... Ticaret Limited Şirketi’nde pay sahibi olduğunu, karşı taraf ... ve kardeşi ..., ... Limited Şirketi’nde pay sahibi ve işbu şirketi temsile münferiden yetkili sorumlu müdürler olduğunu, iki kardeşin aralarında anlaşarak muvazaalı bir şekilde şirket adına kayıtlı 11 adet taşınmazı; İstanbul/... ... Mah. ... Ada ... Parsel ... Blok ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ... blok ... numaralı  bağımsız bölümlerin çeşitli tarihlerde peyderpey kardeşlerden ... adına tapuda devrettiklerini, gelinen noktada şirket adına kayıtlı hiçbir malvarlığı kalmadığını, karşı taraf ...'ın, işbu taşınmazları karşılıksız olarak kendisi adına tapuda devrettiğini, işbu taşınmazların değerinin tapuda belirtilen bedellerinden çok daha fazla olduğunu, kaldı ki tapuda gösterilen bu düşük bedellerin dahi şirkete ödenmediğini, TTK m. 395 hükmüne göre müdürlerin genel kuruldan izin almadan şirketle kendisi adına işlem yapamayacağını, bu tür işlemlerin batıl olduğunu, şirketin içini boşalttıklarını ileri sürerek, açacakları sorumluluk davalarından evvel bu taşınmazların tapu kayıtlarına dava sonuna kadar cebri icrayı da kapsar şekilde üçüncü kişilere devredilmesini engeller mahiyette bir ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, daha sonra sunduğu dilekçesi ile şirkete ait ... ve ... plaka sayılı araçlar üzerine üçüncü kişiye devri önleyici tedbir konulmasını istemiştir. Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 Değişik İş, 2023/52 Karar sayılı 16.03.2023 tarihli kararı ile;  ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile İstanbul ili ...  ilçesi, ...- ... Mahalle, ... Ada, ... Parsel, ... Blok ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ... blok, ... no'lu ve ... parsel ... bloktaki ... no'lu  taşınmazlar üzerine, değer olarak gösterilen 5.800.000.00 TL'nin %15' üzerinden hesap edilen 870.000,00 TL nakti teminat veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz edildiğinde taşınmazların halen karşı taraf ... adına kayıtlı olması halinde üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin ... ve ...6 plakalı araçlara ihtiyati tedbir konulması talebinin karşı taraf dışındaki kişiler adına kayıtlı olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili,  ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde; HMK'nın 397/1 maddesi uyarınca davacının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 Değişik  İş sayılı dosyasına dava açtığına dair herhangi bir evrak sunmadığını, yalnızca arabuluculuğa başvurduğuna ilişkin evrak sunmuş olup sürenin durduğunu ileri sürdüğünü, arabululucuğa başvuru ile süre durmuş ise de arabuluculuk sürecinin bitmesiyle sürenin tekrar başladığını, 09.05.2023 tarihli arabuluculuk  son toplantı tutanağı ile arabuluculuk sürecinin sona erdiğini,  arabuluculuk süreciyle süre durmuş olsa da 6325 sayılı yasa 18/a-15 bendi uyarınca 09.05.2023 tarihinde dava açma ve dava açıldığına dair evrakı mahkemenize sunma süresi tekrar başladığını, ancak davacı taraf arabuluculuk sürecinin bitmesinden sonra iki hafta içerisinde mahkemenize dava açtığına dair bir evrak sunmadığından ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayıldığını, müvekkili ...'ın sahibi olduğu taşınmazlar hakkında Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı verilse de dava konusu taşınmazların müvekkil adına tescilinin yolsuz olmadığını, müvekkil tarafından şirketin müdürlük görevinin yerine getirilmediğini, şirketin müdürünün ...  olduğunu,  diğer şirket ortakları gibi ortak olan müvekkilinin de müşteri olarak bedelini ödeyerek taşınmazları satın aldığını, diğer ortakların da bu şekilde aldığını,  herhangi bir yolsuz tescil olmadığını ileri sürerek, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir. Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2023/52 D.İş, Karar sayılı ek kararı ile itirazın esası hakkındaki davanın açıldığı mahkemece yani Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/492 Esas sayılı dosyasında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek dosyanın bu mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ASIL VE EK KARARININ  ÖZETİ  İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 16.05.2023 tarihli asıl kararı ile; \"6102 Sayılı TTK 'nun  5/A maddesi (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) \"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.\"  şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. İşbu davanın alacak tahsil talepli olarak açılmış olup arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, 6102 Sayılı TTK'nun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesinin 1.fıkrasına aykırı olarak arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmadan açılmış olması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın reddi ile aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, 7155 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar  verilmiştir.  İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbire itiraz talebini değerlendirdiği 16.08.2023 tarihli ek kararında; \"Davacı tarafın başvurusu üzerine, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/52 D.iş, 2023/52 Karar sayılı ve 16/03/2023 karar tarihli değişik iş karar ile yukarıda belirtilen taşınmazlar üzerine tedbir koyulduğu; süresi içerisinde arabuluculuğa başvurulduğu ve akabinde arabulucuk görüşmelerinin olumsuz neticelenmesi sonrasında yine süresi içerisinde mahkememizdeki davanın açıldığı, mahkememiz hükmü kapsamında davanın usulden reddine karar verildiği, verilen tedbir kararı ile hükümde herhangi bir karar oluşturulmadığı; aksi belirtilmediği takdirde verilen tedbirin nihai hüküm kesinleşinceye kadar devam edeceğinin 6100 sayılı HMK' nın 397/2. maddesinin amir hükmü olduğu, dosya kapsamında bu aşamada hükümle birlikte tedbirin kaldırılmaması sebebiyle tedbir kararının devam ettiği anlaşılarak, yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, davalılar vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik yapmış olduğu itirazın reddine, karar vermiştir.Mahkemece verilen 16.05.2023 tarihli asıl karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece verilen 16.08.2023 tarihli ek karara karşı,  ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, 16.05.2023 tarihli asıl karara yönelik  istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  01.04.2023 tarihinde ... No'lu Bakırköy Arabuluculuk Bürosu dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, işbu arabuluculuk sürecinin 09.05.2023 tarihinde \"ANLAŞAMAMA\" şeklinde sonuçlandığını, bu nedenle 15.05.2023 tarihinde sorumluluk davası açıldığını, arabuluculuk son tutanağının arabulucu tarafından aslı gibidir yapılmış nüshasının bu tarihte henüz kendilerine ulaşmadığından mahkemece verilecek süre içinde bu eksikliğin giderilmesinin planlandığını, dava açılırken UYAP sistemine işbu arabulucuk başvurusu yapıldığına ve başvuru numarasına dair bilgi girişi yapıldığını, nitekim dava açılırken, arabulucuk başvurusunun dava şartı olarak düzenlendiği davalarda, UYAP sistemi arabuluculuk dosya numarası bilgisini girilmediği takdirde dava açılışına izin vermediğini, ilk derece mahkemesi tarafından 6325 sayılı Yasanın 18/A-(2)maddesine  göre tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiği halde  süre verilmeden dava şartı noksanlığından ret kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı ... ve ... vekili, 16.08.2023 tarihli ek karara yönelik  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; HMK'nın 397/1 maddesi uyarınca davacının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 Değişik  İş sayılı dosyasına dava açtığına dair herhangi bir evrak sunmadığını, yalnızca arabuluculuğa başvurduğuna ilişkin evrak sunmuş olup sürenin durduğunu ileri sürdüğünü, arabululucuğa başvuru ile süre durmuş ise de arabuluculuk sürecinin bitmesiyle sürenin tekrar başladığını, 09.05.2023 tarihli arabuluculuk  son toplantı tutanağı ile arabuluculuk sürecinin sona erdiğini,  arabuluculuk süreciyle süre durmuş olsa da 6325 sayılı yasa 18/a-15 bendi uyarınca 09.05.2023 tarihinde dava açma ve dava açıldığına dair evrakı mahkemenize sunma süresi tekrar başladığını, ancak davacı taraf arabuluculuk sürecinin bitmesinden sonra iki hafta içerisinde mahkemenize dava açtığına dair bir evrak sunmadığından ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayıldığını,  müvekkilinin dava konusu taşınmazların bedelini ödeyerek hukuka uygun şekilde satın aldığı ispatladığını, tedbirin esasına yönelik devam etmesini gerektirir hiçbir sebep olmadığını, dava konusu taşınmazların bedelinin müvekkil tarafından şirkete ödendiğinin dekontlarda açıkça yer aldığını, davacı tarafın da aynı bedelleri ödeyerek taşınmaz satın aldığını, müvekkilinin ortağı olduğu ... Limited Şirketi tarafından \"... İli, ...  ... Mah. ... Ada ... Parsel\" bilgilerine sahip taşınmaz üzerinde 48 meskenden oluşan \" ...\" isimli inşaat yapıldığını, müvekkili ... tarafından 2020 yılında bu meskenlerden 10 tanesinin bedeli ödenerek satın alınmak istendiğini, bu noktada müvekkilinin şirket ortağı olmasının taşınmazları müşteri olarak satın almasında hiçbir etkisi bulunmadığını, nitekim diğer müşteriler gibi müvekkilinin de şirkete taşınmaz bedellerini ödeyerek \"..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., (... blok) ...,(... Blok) Bağımsız bölüm numaralı; ... Parsel ... Bağımsız bölüm numaralı\"  olmak üzere 10 adet taşınmazı satın aldığını, dekontların bulunduğunu, muvazaa olmadığını, diğer ortakların da  benzer şekilde şirketten taşınmaz satın aldıklarını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına karar  verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı limited şirketin yöneticisi olan davalı yöneticilerin kusurlu davranışlarıyla dava dışı şirketin uğradığı iddia olunan zararların tazmini, davalı müdürlerin azli  ile dava dışı şirkete ait olup da davalı yöneticiler tarafından diğer davalı ...'a muvazaalı şekilde taşınmaz devri yapıldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 16.05.2023'te davanın usulden reddine, 16.08.2023'te ise ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine dair ek karar verilmiş; bu asıl karara karşı, davacı vekilince, 16.08.2023 tarihli ek karara karşı ise davalı ... vekilince  yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dosya kapsamının incelenmesinden; davacı ve davalıların dava dışı ... Limited Şirketi’nin hissedarları olduğu, davalıların ayrıca şirket müdürü olduklarının belirtildiği, davacının, davalıların şirketi zarara uğrattığını, şirkete ait satılan araçların ve verilen danışmanlık hizmeti bedellerinin şirket kasasına girmediğini, yine kira gelirlerinin de davalılarca tahsil edilip şirkete yatırılmadığını, şirket taşınmazlarının muvazaalı şekilde davalı ...'a satılıp devredildiğini, bedellerinin de şirket kasasına girmediğini  ileri sürerek, şirkete ait 21 adet taşınmazın ve ..., ... plakalı araçların satışından elde edilen gelirin şimdilik 1.000,00 TL'sinin, şirketin 07.12.2015 tarihli danışmanlık hizmeti ile elde ettiği gelirin şimdilik 1.000,00  TL'sinin kısmi dava kapsamında davalı müdürlerden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine, davalı ... adına devredilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek şirket adına tesciline, bu talebin kabulünün mümkün olamaması halinde ise taşınmazların gerçek değerinin bilirkişi tarafından hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine, davalı ... adına devredilen ..., ... ilçesi, ... Mahalle,  ... ada ... parsel ... blok ... no’lu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek işbu taşınmazın şirket adına tesciline, davalı müdürlerin azline ve şirketi temsille ilzama yetkili olmak üzere kendisinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. TTK’nın 5/A maddesiyle, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla talebe ilişkin olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise parasal olmayan taleplere ilişkin olması halinde, yani HMK'nın 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK'nın 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de Anayasa uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkemenin yargılaması  olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan,  miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir. Somut olayda davacı vekili,  davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketi kötü yönetmesi nedeniyle bir miktar paranın yöneticilerden alınarak şirkete ödenmesine ilişkin sorumluluk (tazminat) davası yanında, davalı yöneticilerin TTK'nın 630. maddesi uyarınca azli talebi ile davalılara muvazaalı olarak devredildiğini iddia ettiği şirket taşınmazlarının  tapu kaydının iptali ile şirket adına tescilini de  ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, ilk derece mahkemesince davacının talebinin sadece para alacağının tahsili, diğer bir deyişle tazminat talebi olduğu tespiti ile  uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine  karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin   04/11/2020 tarihli ve  2019/3611 Esas, 2020/4734 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.   Bu durumda, somut olayda talep yığılması olduğu ve taleplerden birinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Kabule göre de; davacı tarafça Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... büro, ... arabuluculuk sayılı dosyasında 01.04.2023 tarihinde her üç davalı yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu,  09.05.2023  tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede de son tutanağın  arabulucu tarafından elektronik imza ile imzalandığı,  eldeki davanın da bu tarihten sonra  16.05.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmakta olup buna rağmen  mahkemece davacı tarafa 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmü uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunmak için kesin süre verilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu açıklamalar göre, davanın arabuluculuğa tabi olmaması  sebebiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya  aykırı olduğundan, davacı vekilinin asıl karara yönelik istinaf isteminin kabulü ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 16.08.2023 tarihli ek karara yönelik davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;Öncelikle; her ne kadar ek kararda mahkemece, her üç davalıya ek karar başlığında yer verilerek ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş ise de, dava açılmadan önce davacı vekilince Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 D.İş sayılı dosyasından sadece davalı  ...'a yönelik olarak bir kısım taşınmazlara ihtiyati tedbir konulması talep edildiği ve mahkemenin 16.03.2023 tarihli kararı ile de bu davalı yönünden ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verildiği ve davalı ... vekilinin 26.07.2023 tarihli dilekçesi ile bu davalı adına itiraz dilekçesi sunduğu dikkate alındığında, istinaf konusu ek kararın davalı ... yönünden  verildiği anlaşıldığından ek karara yönelik istinaf başvurusu bu kapsamda incelenmiş, mahkemece diğer iki davalıya da ek karar başlığında yer verilmesi her zaman düzeltilebilecek maddi hata olduğundan bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır. Davacı tarafından, eldeki dava dosyası açılmadan önce  Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/52 D.İş sayılı dosyası kapsamında, davalılardan ...'a yönelik olarak ihtiyati tedbir talebinde bulunularak, İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, ... Bloktaki ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı taşınmazlar ile  aynı ada parseldeki ... blok, ... numaralı  bağımsız bölümler ile ... ve ... plakalı araçlara ihtiyati tedbir konulmasını talep edilmiş, mahkemenin 16.03.2023 tarihli kararı ile  ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile ... ili,  ... İlçesi, ... Mahalle, ... Ada, ... Parsel, ... Bloktaki ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı taşınmazlar  ile aynı ada ve parseldeki ... blok, ... numaralı ve ... parsel, ... bloktaki ... numaralı  taşınmazlar üzerine teminat karşılığı ihtiyati tedbir konulmasına, araçlar yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekilince itiraz edilmiş, davacı vekilince bu süreçte esas hakkında dava açıldığından eldeki dava dosyası kapsamında mahkemenin 16.08.2023 tarihli ek kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar itirazın reddine karar verilmiş ise de; mahkemece itirazın reddine dair ek kararında, davalının itirazlarına ilişkin inceleme yapılmadığı, itiraz sebeplerinin karşılanmadığı, sadece tedbirin devam ettiğine ilişkin bir tespitle itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde  ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Somut olayda istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi  ek kararında gerekçe bulunmamaktadır. Karar, bu haliyle istinaf incelemesine elverişli değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu  ek kararının da kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin asıl kararının usul ve yasaya aykırı olması  sebebiyle   HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca;  ek kararın ise  bu haliyle istinaf denetimine elverişli bulunmaması sebebiyle HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca,  tarafların esasa ilişkin  istinaf sebepleri incelenmeksizin  kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, taraf vekillerinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.07.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"631bdc433fb5503e","SID":"f4eecb3c65976a0a"}}