{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2338 <br>KARAR NO: 2023/1979<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01.09.2023 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2023/550 E.<br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali <br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile  dava dışı ...ve ...'nin  diş hekimi olup Kadıköy ... Noterliği'nin 6 Şubat 2013 tarih ve ... yevmiye numarası ile diş hekimliği hizmetleri uğraşı konusunda aralarında adi ortaklık sözleşmesi akdettiklerini, daha sonra 17.04.2019 tarihinde 9811 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin ...-... sayfasında yayınlanan ...'ni kurduklarını,  her üç ortağın da aksi karar alınıncaya kadar ''şirket müdürü'' seçildiklerini, ancak davalı şirketin 12.09.2022 tarihli genel kurulu ile müvekkilinin şirket müdürlüğü yetkisinin sona erdiğini, müvekkilinin ortaklıktan uzaklaştırılmak istenmesi, diğer ortakların davranışları sebebi ile müvekkilin diğer ortaklara duyduğu güvenini yitirmesi ve davalı şirket hesabından müvekkilinin izni ve bilgisi olmaksızın çekilen ve dava dışı 3. kişiler hesabına aktarılan yüksek meblağlı tutarların olması gibi çeşitli sebeplerle taraflarınca  davalı şirketin fesih ve tasfiyesi talebi ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/499 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dava ile  arasında bağlantı bulunması sebebiyle her iki davanın birleştirilmesini talep ettiklerini, davalı şirket tarafından gönderilen Kadıköy ... Noterliği'nin 08.06.2023 tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile 23.06.2023 tarihinde saat 11.00'de yapılacak genel kurul toplantısına müvekkilinin davet edildiğini, davalı şirketin 23.06.2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile şirketin uğradığı zarara istinaden sermaye artırımı yapılarak davalı şirketin sermayesinin 1.320.000,00 TL'ye çıkarılmasının talep edildiğini, ancak davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarını davacının incelenmesine müsaade edilmemesi sebebiyle talepleri üzerine genel kurul toplantısının 01.08.2023 tarihine ertelendiğini,  01.08.2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile \"Şirket sermayesinin TTK'nın 376. Maddesine göre 1.320.000,00 TL'ye çıkartılmasına 1.600 adet ret oyuna karşılık 3.200 adet kabul oyuyla ve oy çokluğuyla karar verildi.\" şeklinde belirtilerek davalı şirketin sermaye artırımına karar verildiğini, davacının karara muhalefet şerhi koyduğunu,  söz konusu sermaye artırımı ile müvekkilinin hisse payı oranının düşürülmesinin amaçlandığını, sermaye artırımının şirketin sermaye ihtiyacından ziyade, müvekkilini zarara uğratmak ve müvekkilinin davalı şirketteki kâr, tasfiye payı ve oy oranlarını azaltmak amacıyla yapıldığını, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/499 Esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve tasfiyesi talepli davanın açılmasından itibaren ve öncesi de dahil olmak üzere geçen süreçte müvekkiline ait kar payının ödenmediğini, müvekkilinin davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile banka hesaplarına erişiminin  mümkün olmadığını, yapılacak olan genel kurul toplantısı nedeniyle davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi talep edilmişse de taraflarına  sadece davalı şirkete ait mizan ve muavin defter sureti incelenmek üzere teslim edildiğini,  ilgili evraklar üzerinde kısıtlı bir inceleme yapılabildiğini, yapılan inceleme neticesinde şirketin kasasında ve şirkete ait banka hesaplarında para olduğu, davalı şirketin hesabından yüklü miktarlarda para çekildiği ve faturalar olmadan ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, davalı şirketin hesabında olan paralar ile müvekkilinin izni ve bilgisi dışında davalı şirket hesaplarından dava dışı 3. kişilerin hesaplarına yapılan para transferleri dikkate alındığında davalı şirketin sermaye artırımını zorunlu kılan bir durum bulunmadığını, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olması halinde iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olduğunu,  TTK’nın 445.maddesin ve TMK'nın  2.maddesi gereği de genel kurul kararının iptali gerektiğini, sermaye artırımlarının, şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmayıp  çoğunluk pay sahiplerine yarar sağlarken münferit ve azınlık pay sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet veriyorsa dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, artırım kararlarının konusu ve amacı itibariyle dürüstlük kuralına aykırılığının genellikle bu durumda yani çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarını azınlık pay sahiplerinin zararına olarak kötüye kullanmaları şeklinde ortaya çıktığını,  ortaklığın mali durumu gerektirmediği halde veya gerektiğinden fazla artırım yapılarak azınlık pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesini amaçlayan sermaye artırımı kararları ile artırımda vergisiz olarak kullanılabilecek iç kaynaklar varken, bedelli yeni pay alma haklarını kullanamayacakları bilinen azınlık pay sahiplerinin ödemesiz pay alma oranlarını düşürmek amacıyla sırf dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasına ilişkin genel kurur kararı alınarak çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarını kötüye kullandıklarını,  TTK'nın  446.maddesinin \"Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.\" denildiğini, davalı şirketin 01.08.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile sermaye artımına karar verilmesi müvekkil açısından telafisi güç ve imkansız zararların meydana gelmesine neden olacağını ileri sürerek, davalı şirketin 01.08.2023 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptaline ve kararın yürütülmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 01.09.2023  tarihli ara kararında; \"Dava: Genel Kurul Kararının İptali davasıdır.6102 sayılı TTK'nun Kararın Yürütülmesinin Geri Bırakılması başlıklı 449. Maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açtığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Mahkemenin bu konudaki taktir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389vd. Maddelerinden yararlanmak gerekir.İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1 maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya geçikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır.HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, \"yaklaşık ispat\" kuralına göre belirlenir.Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtayit tedbire karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir.Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtayit tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse, veya yaklaşıkda olsa ıspatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.HMK'nun 389. Maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir.Bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibarı ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanılmadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı gibi ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilinde bulunmadığı gözetildiğinde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden davacının kararların yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin  ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; söz konusu sermaye artırımı ile müvekkilinin hisse payı oranının düşürülmesinin amaçlandığını, bu durumun müvekkilinin zarar görmesine sebebiyet vereceğini, davalı şirket tarafından sermaye artırımının şirketin sermaye ihtiyacından ziyade, müvekkilini zarara uğratmak ve müvekkilinin davalı şirketteki kâr, tasfiye payı ve oy oranlarını azaltmak amacıyla yapıldığını, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/499 Esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve tasfiyesi talepli davanın açılmasından itibaren ve öncesi de dahil olmak üzere geçen süreçte müvekkiline ait kar payı ödenmediğini, davacı tarafından davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile banka hesaplarına erişimin mümkün  olmadığını, yapılacak olan genel kurul toplantısı nedeniyle davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi talep edilmişse de t sadece davalı şirkete ait mizan ve muavin defter sureti incelenmek üzere teslim edildiğini, ilgili evraklar üzerinde kısıtlı bir inceleme yapıldığını, yapılan inceleme neticesinde şirketin kasasında ve şirkete ait banka hesaplarında para olduğu, davalı şirketin hesabından yüklü miktarlarda para çekildiği ve faturalar olmadan ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, davalı şirketin hesabında olan paraların ile müvekkilinin izni ve bilgisi dışında davalı şirket hesaplarından dava dışı 3. kişilerin hesaplarına yapılan para transferleri dikkate alındığında davalı şirketin sermaye artırımını zorunlu kılan bir durum bulunmadığını, şirketin sermaye artırımının şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmadığını, kararın çoğunluk pay sahiplerine yarar sağlarken münferit ve azınlık pay sahibi olan müvekkilinin  zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini,  davalı şirketin 01.08.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile sermaye artımına karar verilmesinin müvekkili açısından telafisi güç ve imkansız zararların meydana gelmesine neden olacağını,  bu sebeple, ihtiyati tedbirin reddine ilişkin olarak verilen hukuka aykırı kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin  kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ilgili kararın uygulanmasının dava süresince geriye bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine  karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, limited  şirket genel kurul kararının TTK'nın  622.madde yollaması ile TTK'nın 445 vd maddeleri gereğince iptali istemine; istinaf, genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı limited  şirketin 01.08.2023 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısına alınan  sermaye arttırım kararının şirketin sermaye ihtiyacından ziyade, kendisini zarara uğratma, davalı şirketteki kâr, tasfiye payı ve oy oranlarını azaltmak amacıyla alındığını  ileri sürerek, toplantıda alınan kararın iptalini  talep etmiş, ayrıca söz konusu genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece, 01.09.2023  tarihli ara karar ile genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebin reddine karar verilmiştir. TTK'nın genel kurul kararlarının butlanı ve iptali başlıklı 622. maddesinde, bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının  iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Ancak somut olayda, mahkemece, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görüşünü almadan ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verdiği görülmektedir. Kanunun açık hükmü uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmadan  eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin  yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 01.09.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında talebin yeniden değerlendirilmesin için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.07.12.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7460428489fe84be","SID":"aac2a2e3a3753f77"}}