{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/877 <br>KARAR NO: 2023/3898<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2021<br>NUMARASI: 2021/136 Esas -  2021/834 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının ...Televizyonu yayın hakkı sahibi olup, birçok yazılı ve görsel basın kuruluşunu bünyesinde bulunduran, sektöründe önde gelen kuruluşların başında olan ... kanalı,.. gazetesi olmak üzere birçok yayın organının sahibi olduğunu, davalının ise www...com.tr internet sitesi yayın hakkı sahibi olduğunu, söz konusu sitede ABD'de yapılan seçimlerin sonuçlarının daha sonuçlanmadan davacı tarafından açıklandığını ve bununla sosyal medyanın gündemine oturduğunu ve alay konusu olduğunu iddia eden tamamen davacıyı küçük düşürmeye yönelik mesnetsiz bir haber yayınlandığını, yayınlamış olduğu haberde davacının ABD seçimlerine dair anlık haber verdiği videodan bir kesit yayınlayarak altında dava konusu haberin yapıldığını, bunun tamamen kasıtlı ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirketi toplum nezdinde küçük düşürmeyi hedefleyen dayanaktan  yoksun bir yayın olduğunu, davalının paylaşmış olduğu haberin milyonlara ulaşarak davacının imajını zedelediğini beyanla, davacıya yapılan haksız saldırının tespiti ve halen yayında olan işbu haberin yayınına dolayısıyla saldırıya son verilmesini, davacının ticari itibarını zedeleyen davaya konu haber sebebi ile 100.000TL manevi tazminatın dava konusu haberin yayınlanma tarihi olan 04/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu haberin hukuka aykırılığının tespiti  ve masrafı davalıdan alınmak sureti ile kararın tirajı en yüksek ulusal iki gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;  Davalının yayın kuruluşun internet sitesinde yapılan haberde...Medya Yayın Hiz AŞ ...televizyonu yayın hakkı sahibi olan davacının ABD seçimlerine ilişkin yaptığı programın konu edindiğini, dava konusu programda davacının yayın politikasının eleştirildiğini, bunu yaparken de eleştiri sınırları dışına çıkmadığını, davalı şirketin basın ile ilgili bilgiler ve sektörel özel bilgileri yayınlayan bir site olduğunu, haberin incelendiğinde görüleceği üzere davalı tarafça yapılan haberde yer alan ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında  olup davacı tarafın ABD'deki seçim sonuçlarına ilişkin oranları yabancı haber ajansındaki web sitesinden almış olmasının bu gerçeği değiştirmediğini,  yapılan haberin yayın tarihine göre var olan bilgi ve belgelere uygun olmasının yeterli olduğunu, karşı tarafa hareket etmek gibi bir kastın ise söz konusu olmadığını, davalının yaptığı haberin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, ayrıca manevi tazminat davalarında zarar karşılığı olarak talep edilen miktarın talepte bulunanı zenginleştirecek oranda olması gerektiğini beyanla, haksız davanın ve fahiş tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları,  tanzim olunan bilirkişi raporu ve  tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  taraflar arasındaki uyuşmazlığın,  davalıya ait www.m...com internet sitesinde 04/11/2020 tarihinde yayınlanan haberin gerçek dışı olduğu iddiası ve davacının manevi hakları ile ticari itibarına tecavüz ettiği iddiasına dayalı olarak manevi tazminat talebine noktasında toplandığı, davalıya ait www....com haber sitesinde \"A haber'in seçim yayını gündemi salladı! Oy sayılı başlamadan...\" başlığı ile haber yapıldığı, haber içeriğinde özetle sandık başından fiziki oy atma işlemleri devam ederken seçim sonuçları hakkında haber yapılmasının sosyal medya gündemine oturduğu ve alay konusu olduğundan bahsedildiği, dosyaya sunulu belgelerden haberin henüz oy verme işlemleri tamamlanmadan verildiği,  haberin alay konusu olduğuna dair dosyaya bir delil sunulmamış olsa da haberin asıl yoğunlaştığı konunun oy sayım işlemleri devam ederken  seçim sonuçlarının verilemesinin eleştirilmesi noktasında olduğu, gerek davacı gerekse davalının basın kuruluşu olması sebebiyle yapılan eleştiri şiddetli olsa da açıkça kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı müddetçe buna katlanılması gerektiği, aksi durumda hem anayasa hem uluslararası hukuk nezdinde korunan basın özgürlüğünün zarar göreceği, buna göre haber başlık ve içeriğinin davacının manevi haklarına ve ticari itibarına tecavüz etmediği kanaatine varılarak davanın reddine\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;  Dava konusu haberin eleştiri sınırlarını aşan mesnetsiz bir haber olduğunu,  hakaret içeren bir ifade ile haber yapılmasını kanunun korumayacağını, ortaya bir cümle atılarak haber yapılamayacağını ve bu şekilde itibarsızlaştırma çalışmalarının basın ve ifade özgürlüğü kisvesi altında korunamayacağını ve yerel mahkemece verilen kararın usule aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda  davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçeli kararda; \"Davalı tarafın zorunlu arabuluculuk görüşmelerine katılmaması sebebiyle davalı lehine  vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına'' gerekçesine yer verilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini, kararı vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, uyuşmazlığa ilişkin zorunlu arabuluculuk görüşmesinin 10.11.2020 - 15.12. 2020 tarihleri arasında davalı tarafın yokluğunda gerçekleştiğini, müvekkilinin bu arabuluculuk görüşmesinden haberdar olmadığını,  arabuluculuk tutanağı incelendiğinde anlaşılacağı üzere zorunlu arabuluculuk görüşmesi için  davet mektubunun davalı tarafa ulaşmadığını, müvekkilinin arabuluculuk görüşmesinin yapılacağından hiç haberi olmadığını, Arabuluculuk Kanunu'nun 18/11. Maddesinde; \"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.\" hükmünün yer aldığını, yerel mahkemece bu madde doğrultusunda vekalet ücretine hükmedilmediğini, mahkemece  maddenin yanlış yorumlanarak hatalı hüküm kurulduğunu, vekalet ücretine hükmedilmemesi için taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmelerine katılmaması gerektiğini, somut olayda arabuluculuk son tutanağında da müvekkili şirkete hiç ulaşılamadığı hususuna yer verildiğini,  bu sebeple geçerli bir mazeret olmaksızın görüşmelere katılmama gibi bir durumun söz konusu olmadığını ve mahkemece vekalet ücreti yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: inceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı Vekilinin İstinaf  Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; Dosya kapsamına, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici sebeplere, davaya konu; \"A Haber'in seçim yayını gündemi salladı! Oy sayımı başlamadan...\" başlığıyla verilen  haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı  başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına, kullanılan ifadelerin   hakaret niteliği taşımamasına, özle biçim arasındaki dengenin korunmuş olmasına, davacının kişilik haklarına saldırının hedeflenmemesine, dava konusu haberde kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.  Davalı Vekilinin İstinaf  Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlığında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 7. fıkrası gereğince arabulucu, elindeki bilgiler itibariyle her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Aynı maddenin 11. fıkrasında;\"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.\" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda davacı tarafça dava şartının yerine getirilmesi için kanunun emredici hükmü gereğince arabulucuya başvurulmuştur. Arabulucu tarafından düzenlenen son tutanakta davalı şirkete gönderilen tebligatın iade edildiği, şirketin resmi sitesinde yer alan adresine mail gönderildiği ancak dönüş yapılmadığı ve telefonları da açan olmadığı belirtilmiştir.  Arabulucu tarafından iletişim vasıtaları kullanılarak davalı tarafın görevlendirme konusunda  bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. Buna göre geçerli bir mazeret göstermeksizin arabulucu görüşmesine katılmayan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2021 tarih,  2021/136 Esas -  2021/834 Karar sayılı kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 189,15‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu  istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 189,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/12/2023\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78c2fec550547d24","SID":"3ac735a45621c4a3"}}