{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/672 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1901<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.02.2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/1336 E. - 2020/131 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 21.12.2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21.12.2023<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.02.2020 tarih 2016/1336 E. - 2020/131 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA: Davacı vekili, davalı tarafça müvekkili hakkında İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12287 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, takibe konu çekin altındaki imza ve yazının müvekkiline ait olmadığını, müvekkilin adı ve imzasının taklit edilerek işlem yapıldığını, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını iddia ederek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP: Davalı vekili, müvekkili banka tarafından dava dışı .... Şti.'ne genel kredi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, kullanılan kredinin geri ödenmesi amacıyla takip konusu çekin ciro edilerek müvekkili bankaya teslim bordrosu ile verildiğini, karşılığı ödenmeyen çek nedeniyle borçlular aleyhine icra takibi başlattıklarını, müvekkili bankanın çeki ciro yolu ile devraldığından cirantaya yönelik imza incelemesi yapma gibi bir imkânının bulunmadığını savunarak davanın reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına ve alacağın % 10’undan aşağı olmamak üzere para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait mukayeseye esas nitelikte imza örnekleri ile dava konusu çek aslı üzerinde ATK Fizik İhtisas Dairesinden alınan rapor içeriğine göre, çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, ATK Fizik İhtisas Dairesi raporundaki işbu tespitin aksine, imzanın davacı eli ürünü olduğu ve çekten dolayı davacının borçlu olduğunu gösterir davalı tarafça kanıt sunulamadığı, davalının takibe konu çekteki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığını bilecek konumda olmadığı, bu nedenle takipte ağır kusuru ve kötü niyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının takibe konu alacak ve takibe konu çekten dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde, davaya konu çekin bankaya ibrazında, gözle yapılan tetkik ve mukayese sonucu imzanın müvekkiline ait olmadığının muhatap banka tarafından tespit edildiğini ve durumun şerh edildiğini, çeki ibraz eden davalı bankanın sıradan bir şahıs olmadığını, uzman ve ehil bir kambiyo taciri olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken davalı bankanın kötü niyeti ispat olmadığı gerekçesiyle tazminat verilmemesinin yasaya ve içtihatlara aykırı olduğunu belirterek kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı (Temlik alan ... A.Ş.) vekili, temlik eden bankanın çeki ciro yolu ile devraldığından cirantaya yönelik imza incelemesi yapma imkânının bulunmadığını, ciranta yerindeki imzanın cirantaya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, eğer keşidecinin çeki sonradan ödeme niyetinden caymak veya bu hususu kanuna karşı hile gibi kullanarak alacaklılarını mağdur etmek yöntemi olarak kullanmayı düşünüyor ise, bu hususun hukuken korunmayacağını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t:  Dava, icra takibine konu çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2016/12287 E. sayılı takip dosyasında, davalı (temlik eden banka) tarafından keşidecisi davacı ... olan, ...bank İzmir/Kemeraltı Şubesi 0050362 seri nolu, 23.11.2015 keşide tarihli, 32.400,00 TL bedelli çek bedelinin tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış, davacı tarafça çekteki imza ve yazının davacı eli ürünü olmadığı iddia edilerek eldeki menfi tespit davası açılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince  ATK Fizik İhtisas Dairesinden alınan 18.12.2019 tarihli raporda, dava konusu çekte davacı ... adına atılı keşideci imzası ile davacının mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar bulunduğu, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı ...'ün eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne, davacı menfi tespit davası açmakta haklı olduğundan davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>\tDava dilekçesinde kötü niyet tazminatı istemi bulunmamakla birlikte, dava konusu imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden, davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi de yerindedir. Davacı vekilinin istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 269,85 TL'den peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 215,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>\t3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.213,24 TL'den peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.158,84 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"657298f6060e9f06","SID":"431ab8cc19d351f0"}}