{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1817 <br>KARAR NO: 2023/1239<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/07/2020<br>NUMARASI: 2019/606-2020/401<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalıya ürün sattığını, fatura kestiğini, ürünleri teslim ettiğini, davalının borcunu ödemediğini açılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek asıl alacağa yönelik  itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya herhangi bir borçları olmadığını belirterek davanın reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..tarafların bilirkişi marifetiyle incelenen ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olup dava konusu asıl alacak olarak bakiye verdiği, bu bakiyenin taraflarca vergi dairesine yapılan BS-BA form bildirimleri ile uyumlu olduğu, sadece 3 adet faturanın vergi dairesine bildiriminin yapılmadığı ancak bunların tutarlarının yasal bildirim tutarının altında oldukları, her ne kadar davalı cari hesap kayıtlarında 13/12/2019 tarihli 5.000 TL tutarlı ödeme görünse de bu ödemeye dayanak kayıtların bilirkişiye sunulmadığı ve bu kaydın sehven yapıldığının bilirkişiye bildirildiği, dolayısıyla davalı tarafın kendi ticari defter ve belgelerine göre takip tarihi itibariyle davacıya icra takibinde talep edilen asıl alacak meblağını borçlu olarak bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile itirazın kısmen iptaline, davalının itirazında haksız çıkması ve alacağın likit olması nedeni ile davacını icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne, asıl alacağa takipten itibaren avans faizi uygulanmasına  ...\"  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili hakkında Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 2019/395 Esas sayılı dosyası tahtında konkordato kararı verildiğini, İİK'nın 294.maddesinde de açıkça belirtildiği üzere konkordato mühletleri içerisinde açılmış olan tüm takiplerin durması gerektiğinden müvekkili hakkındaki konkordato mühleti devam ederken Mahkemenin takibin devamına karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu kararda da açıkça belirtildiği üzere söz konusu konkordato kararının ticaret siciline tescil edildiğini,  bu durum kamu düzeninden olduğundan Mahkemenin bu durumu resen nazara alarak takibin devamına karar vermemesi gerekirken takibin devamına karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkeme yine her ne kadar takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar vermişse de mahkemenin bu kararında da konkordato kararını göz önünde bulundurmayarak takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar vermesinin ve konkordato mühletlerini göz önünde bulundurmamasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda da değinildiği gibi icra takibinin konusunu oluşturan 21 adet faturanın hiçbirinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, icra takibinin konusunu oluşturan tüm faturaların üzerinde teslim eden kısmı yalnızca imzalı olup teslim alan kısımların boş olduğunu, söz konusu faturaları inceleyip itiraz etme hakkı dahi tanınmamışken tek taraflı olarak hazırlanan bu faturalarla takibe başlanmasının hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple de icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafın söz konusu faturaların tebliğ edildiği ve müvekkilinin de davacı borçluya borçlu olduğunu ispat etme yükü altındayken hiçbir ispatta bulunamadığını, dava esasıyla ilgili ileri sürmüş oldukları beyan ve itirazların dikkate alınmayarak mahkeme tarafından karar verilmiş olmasının da hukuka aykırı olup, davanın esas bakımından da reddedilmesi gerektiğini, kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının alacaklı olup olmadığı, konkardato davasının eldeki davaya etkileyip etkilemeyeceği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap\" sebebine dayalı olarak 29.276,26 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 29.03.2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden takibe devam olunmuş ancak itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen  ticari defterlerine göre, tarafların 2018-2019 yıllarına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttukları, faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine veya faturalara itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında herhangi bir ihtarname, evrak ya da belgeye rastlanılmadığı ancak davacı şirketin davalı şirkete 2018 yılında düzenlediği cari hesaba konu olan 21 adet faturanın taraflarca ticari defterlere işlendiği, tarafların BS-BA form bildirimlerinin (bildirim sınırının altında kalması nedeniyle 3 adet fatura haricinde)  uyumlu olduğu, taraf defterlerine göre davacı şirketin 29.276,26 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. -  2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Somut olayda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Sonuç olarak, davalının ticari defterine işlediği ve vergi dairesine bildirdiği faturalarla ilgili borcun doğmadığı yani kendi ticari defter kayıtlarının aksini ispat yönünde yazılı delili bulunmadığı gözetildiğinde  mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar  mahkemece davanın kabulüne karar verilip, sehven  davalının Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline karar verilmiş ise de bu husus sonuca etkili görülmemiştir. İİK'nun 294 maddesinde mühlet içinde borçlu aleyhine takip yapılamayacağı ve evvelce yapılan takiplerin duracağı belirtilmiş, derdest davalara etkisinden söz edilmemiştir. Bu durumda davalı hakkında açılan itirazın iptali davası görülüp hüküm kurulabilir. Ancak verilecek hükmün infazı konkordato devam ettiği taktirde konkordato hükümleri, konkordato süreci sona ermişse genel hükümlere göre infazı yapılır.(Postacıoğlu, Konkordato, s. 54; Kuru, İcra IV, s. 3659; Pekcanıtez/Atalay/ Sungurtekin Özkan/Özekes, s. 789; Timuçin Muşul, İcra ve İflâs Hukuku, C. II, 6.B, Ankara 2013, s. 1683) Eldeki davaya konu icra takibinin 29.03.2019 da başlatıldığı, davanın ise 08.08.2019 tarihinde açıldığı, konkordato davasının ise 18.12.2019 tarihinde açıldığı, 14.08.2020 tarihinde Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince kesin mühlet kararı verildiği gözetildiğinde konkordato davası ile İİK'nın 294.maddesi uyarınca mühlet kararı verilmesinin davalı hakkında itirazın iptali davası açılmasına veya açılan davanın yürütülmesine engel teşkil etmeyeceği anlaşılmakla  davalı vekilinin bu yönlere  ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.  HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 499,96 TL harcın, alınması gerekli olan 1.999,86 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.499,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"940bc95e6b2fe43f","SID":"c1e3ac783eba8efe"}}