{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1868 <br>KARAR NO: 2023/1243<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DAVA: Ticari Ünvanın Korunması<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/08/2008 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek faaliyetine başladığını, faaliyet alanın inşaat sektöründe ve aynı adla tescil ettirdiği markasıyla özellikle enerji sektöründe elektrik alt yapı ve üst yapı tesislerinin inşasında olduğunu, davalı şirketin İstanbul ilinde kurmuş olduğu limited şirketi \"... Ticaret Ltd. Şti\" unvanı ile 30/03/2017 tarihinde tescil edildiğini,  durumun ticari dürüstlüğe aykırı olduğunu, ticaret ünvanın TTK 52. maddesi uyarınca başkası tarafından kullanılmasının yasaklanması gerektiğini beyanla davalının ticaret ünvanı tescilinin iptali ile kanuna uygun şekilde değiştirilmesi veya silinmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin İTO kayıtlarına göre 46 koduyla İnşaat Taahhüt grubunda faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin İTO kayıtlarına göre 29 kodlu Mimarlık ve Mühendislik meslek grubunda enerji projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyeti gösterdiğini, müvekkilinin enerji sektöründe faaliyet gösteren bir mühendislik şirketi olduğunu, müvekkel şirketin isim kararı alma sürecinde aynı isimde kurumsal internet sitesi varlığı sorgulandığında ...com veya ....com.tr adlarında internet sayfalarının mevcut olmadığını, ticaret unvanı terkinini talep eden davacının davasını belirli ve makul bir süre içinde açması gerektiği halde uzunca bir zaman dava açmadığından bu davanın dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, zamanaşımı itirazlarının bulunduğu ayrıca 14.02.2014 tarihli Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 5. maddesinin 3. fıkrasına göre \"Daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebilir\" denildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Davalı şirketten yaklaşık 9 yıl önce kurulan  davacı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin hatırda kalıcı ve sıra dışı olan “...” sözcüğü ile zaman içinde elde etmiş olduğu tanınırlık ve davalı şirket unvanı zikredildiğinde üçüncü kişiler nezdinde davacı şirketin anımsanma ihtimalinin büyüklüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının uzun yıllardır kullandığı ticari unvanındaki \"...\" ibaresinin davalı yanca kullanılmasının unvan tecavüzünü oluşturduğu, iştigal konuları ile bu ibare yan yana geldiğinde benzerliğin iltibasa yol açacak düzeyde olduğu, TTK’nun 52. maddesi yasal koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, davaya cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri tebliğ maddesini tartışmadan ve dikkate almadan karar verdiğini, verilen kararın, ticaret unvanları hakkında tebliğ'in 5. maddesinin 3.fıkrasına aykırı olduğunu, şirketlerin nace kodlarının birbirinden farklı olması hususunun dikkate alınmadığını, müvekkilinin basiretli tacir gibi hareket ettiğini, müvekkilinin, TTK m.52'yi ihlal eden pasif veya aktif bir eylemde bulunmadığını, karşı tarafın bunu ispatlayacak bir delili ortaya koyamadığını, istinaf başvurularının kabulü ile istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, haksız ve hukuka aykırı sonuçlar doğurmaya mahkum olan kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticaret unvanın korunması talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ticaret unvanının, davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratacak nitelikte olup olmadığı noktasındadır. Davacı şirket mevcut ticaret unvanıyla 01/08/2008 tarihinde, davalı şirket ise mevcut ticaret unvanıyla 30/03/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Davacı tarafından, davalı muhatabına çekilen Beyoğlu ...Noterliği'nin 21.06.2017 tarih ve ... sayılı İhtarnamesi ile \"...\" unvanının kullanımına son verilmesi ihtar edilmiştir. Davacı tarafça, davalının kendi kullandığı \"...\" içeren ticaret unvanının tescilinin  Türk Ticaret Kanununun 52.maddesi uyarınca iptali ile kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi veya silinmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 40/1. maddesine göre, her tacir, bir ticari işletme seçmek ve seçtiği ticaret unvanını ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır.  Seçilen ticaret unvanının tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte olmaması, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. TTK'nın 44.maddesine göre ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adları olup, TTK'nın 45.maddesine göre bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır.TTK'nın 50.maddesine göre usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olup, TTK'nın 52/1. Maddesi uyarınca  ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.  Somut olayda ticaret sicil kaydına göre, davacının ticaret unvanı ... Mühendislik Sanayi Ticaret Ltd. Şti, davalının ticaret unvanı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti şeklindedir. Tarafların beyanlarına göre, davacı inşaat sektöründe özellikle enerji sektöründe elektrik alt yapı ve üst yapı tesislerinin inşasında, davalı mühendislik ve enerji sektöründe faaliyet  göstermektedirler. Taraf şirket ünvanlarının asıl unsurları \"Yapı İnşaat Taahhüt ve Mühendislik\", \"Mühendislik Enerji İnşaat\" ibareleri olup, \"...\" ibaresi ektir. \"...\" ibaresi  her iki taraf ünvanlarında ortak çekirdek unsurdur. Ünvandaki diğer ibarelerin ayırt edicilik unsuru ise bulunmamaktadır. ... ibaresinin davalı tarafından kullanılması  görsel ve işitsel olarak iltibasa neden olabilecek niteliktedir.Buna göre davalı tarafından mevcut ticaret unvanının kullanımı ticari dürüstlüğe aykırıdır Tarafların ticaret ünvanında baskın ve göze çarpan unsurun “... ” ibaresi olduğu, davacının “...” ibaresini sicile önceden tescil ettirmesi nedeniyle tescilde öncelik ilkesi gereği kullanım hakkının bulunduğu gözetildiğinde  mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 14.02.2014 tarihli Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ'in 5. maddesinin 3. Fıkrasında yer alan \"daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanının, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebileceğine\" dair hüküm,  ünvanın tescil işlemine dair idareye yönelik bir düzenleme olup, tescil edilmiş ünvanın iptaline dayanak teşkil etmeyeceğinden bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2023 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20a27bce9a585497","SID":"7dbd0637c81fee09"}}