{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1777 <br>KARAR NO\t: 2023/1649<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/370 E.  -  2021/284 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/09/2021 Tarih ve 2020/370 Esas - 2021/284 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkili şirketin kurucusunun 2002/33606 sayılı “...” ana unsurlu markasını .... Şti. adına tescil ettirdiğini, ... markasının tanınırlığı artınca şirketinin ticaret ünvanını da 2004 yılında ... olarak tescil ettirdiğini, sonrasında 2016/02649 sayılı “...” markasını yeni ticaret unvanlı şirketi adına tescil ettirdiğini, dolayısıyla 2003 yılından bu yana “...” markasının tek ve yasal hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasını emek ve çabasıyla stenografi, raportörlük, tercüme (yazılı/sözlü), ses kayıtlarının çözümü alanlarında bilinen ve aranan bir marka haline getirdiğini, www.desifre.com.tr, www...com adreslerinin de 2004 yılından beri müvekkiline ait olduğunu, davalının hükümsüzlüğü talep edilen 2018/51575 sayılı \"...\" markasının, müvekkilinin markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, kapsadığı mal ve hizmetlerin de aynı olduğunu, davalı markasının tasarım olarak ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, davalının “....com” ana unsurlu diğer markasının müşterilerce karıştırılarak müvekkili şirketin arandığını, dolayısıyla “....com” markasının da karıştırılacağının aşikar olduğunu, müvekkilinin dava konusu markası üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının markasının aynı zamanda müvekkiline ait ticaret unvanı bakımından da benzerlik yaratarak iltibas oluşturduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2018/51575 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı şirket vekili,  müvekkilinin 1953 yılında faaliyetine başladığını, 1999 yılında televizyon ve radyo takip sonuçlarını internet üzerinden raporlamaya başladığını, müşterilerine daha hızlı ve hatasız hizmet vermek amacıyla “...” uygulamasını devreye aldığını, bu kapsamda yapay zeka teknolojisi esaslı yazılım sayesinde Türkçe dilindeki dijital video ve ses dosyalarından youtube videolarına, televizyon ve radyo kayıtlarından konferans ve röportaj verilerine kadar birçok ses dosyasının, saniyeler içerisinde yüksek başarı oranıyla metne çevrilebildiğini, yapay zeka sistemine bağlı olarak işleyen müvekkilinin hizmetiyle davacının hizmetinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, ayrıca hizmetin içeriği, alıcı grupları ve çalışma mekanizmasının farklı olduğunu, her iki tarafça da verilen hizmetin “...” hizmeti olmasına rağmen yapılışlarının farklı olduğunu, “...” verilen hizmetin kendisini tanımlamasına rağmen, piyasada yıllardır birçok firma tarafından marka olarak kullanıldığını, ancak yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığını, \"...\" ibaresinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde \"... - ... ...\" markası ile karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 bendi anlamında işaretler ve hizmet sınıfları bakımından benzerlik olduğu, davalı markası kapsamındaki, “41.Sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. ....” yönünden SMK'nın 6/1. Maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,  davalı markası kapsamında yer alan 41. Sınıftaki “...” yönünden SMK’nın 6/6. Maddesi yönünden de hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği, davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle , davanın kısmen kabulüne, davalının 2018/51575 sayılı markasının 41. sınıf “eğitim ve öğretim hizmetleri. sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. fotoğrafçılık hizmetleri. ....” emtiası ile sınırlı olarak kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/44 E. Sayılı dosyasında dava konusu edilen müvekkili Şirkete ait markanın \"....com Yeni Nesil Yapay Zeka\" iken, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava konusu edilenin müvekkil Şirkete ait \"...\" markası olduğunu, dava konusu edilen markalar arasında iyelik ekinden başka bir fark bulunmadığını, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi müvekkili Şirket markası ile davacı markası arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulmazken, yerel mahkemenin markaların  anlamsal, fonetik ve görsel açıdan benzer olduğuna hükmettiğini, davacı markasının, kanunun 4. Maddesinin mutlak olarak aradığı \"ayırt edicilik\" unsurundan yoksun ve 5. Maddeye aykırı şekilde hizmeti ifade eden bir nitelik taşıdığını, yerel mahkemenin ise bu hususları irdelemeden, açıkça eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı hüküm kurduğunu, “....com” ibaresindeki “D” harfinin grafik tasarımı ve bu ibarenin altında hizmeti diğerlerinden ayıran “...” sloganı olduğunu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkili şirkete ait \"...\" markasının davacı şirket markası olan ve ancak açıkça hiçbir ayırt edicilik içermeyen \"... - ... ...\"nden ayrıştığını, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin tüketici algısında yarattığı etkinin, \"...\" kelimesi itibariyle örtüştüğünü, taraf markalarında ortak işitsel ve anlamsal unsur olarak bulunan \"...\" kelimesinin ... hizmetinin adı olduğunu, müvekkili şirketin markasının “...” kelimesinden ibaretmiş gibi hareket edildiğini, oysa müvekkili şirketin tescilli markasının \"...\" olduğunu, davacının markasının zayıf marka olduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı şirketin işbu dava ile markasını korumaktan ziyade ... hizmetlerini yalnızca kendisinin verebileceği bir ortam yaratmaya çalıştığını, verilen hükümsüzlük kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının  davaya mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere ... kelimesinin “Çözülmüş, açıklanmış” anlamına geldiği, \"transkripsiyon\" olarak da bilinen <br>... hizmetinin genellikle tamamı yazıya dökülmesi zahmetli olan, uzun ve birden çok konuşmacının <br>söz aldığı programlarda ihtiyaç duyulan sesi yazıya dönüştürme hizmeti olduğu ve 41. sınıf “eğitim ve öğretim hizmetleri. sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. fotoğrafçılık hizmetleri. ....” bakımından doğrudan tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceği, dava konusu başvuruda, vurgunun \"...\" ibaresi üzerinde toplandığı ve bu ibareye ilave edilen iyelik eki ile diğer tali unsurların başvuruyu, davacı markalarından yeterince ayırt edici hale getirmediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davalı vekilinin bilirkişi raporunun emsal dosya ile çelişkili olduğuna ilişkin istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, her somut olayın kendi öznel koşullarına göre değerlendirileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı Şirketin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket tarafınca istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55‬-TL bakiye harcın davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan tarafın uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42e10e90ac9bc798","SID":"12c1fb3c1ce29e3f"}}