{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1773 <br>KARAR NO\t: 2023/1647<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t                          : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/169 E.  -  2020/386 K.<br><br>DAVACI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/12/2020 Tarih ve 2020/169 Esas - 2020/386 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkili şirketin  T/02251, 2019/37185, 2019/18045, 2018/81393, 2018/62624, 2018/29987, 2018/100159, 2017/110151, 2017/110135, 2017/05650, 2016/76390, 2015/94141, 2015/94138, 2015/94126, 2014/100160 sayılı ve  “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/38621 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin  markaları ile benzer olduğunu, davalının başvurusunun iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, tüketicilerin başvuruyu, müvekkili şirketin seri markalarından birisi olarak algılayacağını,  davacının yaptığı reklam ve yatırım faaliyetler ile ... markasını tanınmış hale getirdiğini,  davalı şirketin, söz konusu markasını müvekkilinin aynı ürün gamında yani 35. sınıfta tescil ettirdiğini,  davalı şirketin kötü niyetle müvekkiline ait firmanın tanınırlığından yararlanmaya çalıştığını, tüm bu nedenlerle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2020-M-1989 sayılı YİDK kararının iptaline,  2019/38621 sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne kararı verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davalı adına tescili talep edilen işaretin birden fazla sözcük ve şekil unsurundan oluştuğunu, belirtilen kompozisyon içinde herhangi bir unsurun ön plana çıkmadığını, işaretin bir bütün olarak algılandığını, bu sözcüklerden “...”nun “Bir arada ve bir komuta altında bulunan savaş gemilerinin veya uçaklarının bütünü.” ve “Toplu olarak aynı hizmeti yapan ve bir merkezden yönetilen kara, deniz ve hava taşıtlarına verilen ad.” anlamlarına geldiğini, iddialara mesnet markalarda yer alan benzer unsur “...”nun ise herhangi bir anlamı bulunmadığını, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacı vekilinin, başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar ve hizmetler bakımından davacının eskiye dayalı kullanımının ispatlanamadığını, mallar bakımından aynılık ya da benzerlik söz konusu olmadığı için, davacılar vekilinin SMK'nın 6/4. maddesi bağlamında ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddesi koşullarının oluşmadığını savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar dava konusu markanın kapsamında yer alan  bir kısım  hizmetler ile redde gerekçe markaların kapsamlarındaki mallar aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olsa da davacının redde gerekçe markalarıyla davalının “...” ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, belli bir bilinirlik elde etmiş de olsa bir markanın kendisinin aynısı veya benzerine karşı korunabileceği, oysa davacı markaları ile davalı başvurusu arasında bu yönde bir benzerlik bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirketin  marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, .... A.ş.’nin “...” markasının, müvekkili firmaya ait marka ile iltibas oluşturacak derece benzer olduğunu kabul edip, 35. sınıftaki tescil başvurusundan vazgeçme talebinde bulunduğunu ancak bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, müvekkiline ait markaların, hem yurtiçinde hem de yurtdışında tanınmış firma/markalar olduğunu, davaya konu \"... ...\" markasının halk nezdinde markayı kullanan işletmelerin aynı olduğu yanılgısına düşmesine neden olacağını,  davalı .... ve Tic. A.ş.’ nin, markasını tescil ettirdiği sınıftan da anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin faaliyet alanı ile aynı alanda olduğunu, markaların tescil edildiği emtiaların aynı/benzer/ilişkili olduğunu, aynı zamanda iki marka arasında hem görsel hem de işitsel benzerlik bulunduğunu ve iltibas oluştuğunu, müvekkili firmaya ait markalarda,  turuncu, turuncu tonları ve kırmızı, kırmızı tonları kullanıldığını, aynı zamanda müvekkili firmanın yapmış olduğu reklamlarda da kırmızı rengi kullandığını, davalı marka olan \"...\" markasının hem okunuş olarak hem de görsel olarak müvekkili firma markaları ile birebir aynı olduğunu, bu haliyle davalı markasını gören tüketicide, müvekkili firmanın yeni bir marka ürettiği yahut yeni bir alanda mal ve hizmet sağladığı algısı oluşacağını ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali, hükümsüzlük<br> istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, TPMK web sitesi üzerinden yapılan sorgulamada dava konusu başvuru halen tescilli olduğundan, davacı tarafın markanın geri çekildiğine dair iddialarının sonuca etkili bulunmadığı,  tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurudaki şekil ve renk unsurları ile davacı markalarında yer almayan \"...\" ibaresiyle yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,  marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55‬-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f98811996c5d95aa","SID":"294f7dad72851700"}}