{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2269 <br>KARAR NO: 2023/1261<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/02/2020<br>NUMARASI: 2018/1087 Esas - 2020/197 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirkete ait tüm mal varlığının 2012 yılında İzmir ... İcra Müdürlüğünün dosyalarında icra yolu ile satıldığını ve tüm borçlarının karşılandığını, sonrasında işlerin kötü gitmesi ile ... Bankasından borç para alındığının ancak ödenemediğini, bu nedenle şirkete ait 2 adet dükkanın satıldığını, bu aşamadan sonra ticari faaliyetlerinin sonlandığını, buna rağmen önceki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalıya 10.000-TL lik çek verdiğini, davalı firmanın 01/10/2012 tarihinden sonra düzenlediği fatura içeriklerindeki malların kime, nereden ve ne zaman teslim edildiğine dair bir kayıt bulunmadığını, ticari defter kayıtlarına göre davalıya borçlu olmadığını, bahse konu dükkanların satılması ile 03/06/2013 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şti adında başka bir şirket kurulduğunu, dolayısıyla 01/10/2012 tarihinden sonraki faturaların ne amaçla kesildiğini bilmediğini, ticari faaliyetlerinin sonlandırılmasına rağmen davalı ile aralarında ticari faaliyetler devam ediyormuş gibi bir durum oluşturulduğunu, düzenlenen hukuka aykırı faturalar nedeniyle cari hesaba dayalı olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla yapılan icra takibinden kesinleştikten sonra haberdar olduğunu, cari hesap dökümünün 5. sayfasında yer alan ... numaralı fiş açıklamasında BDR sevkiyat yazmasına rağmen kendilerini cari hesap ekstresine kayıt ettiklerini belirterek yapılan icra takibi kapsamında davalıya borçlu olmadıklarını tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı bu kapsamda davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Dava menfi tespit davasıdır. Davaya konu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, davalı firma tarafından davacı firmaya yönelik cari hesap alacağından kaynaklanan 31.202,99.-TL bedelli asıl alacak yönünden icra takibi yürütüldüğü görülmüştür. Dosya, tarafların sunduğu deliller ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması amacıyla bilirkişiye gönderilmiş olup, sunulan 26/03/2019 havale tarihli kök rapor ile 06/02/2020 tarihli ek rapor tarafların iddia ve savunmalarını karşılar mahiyette olup, denetime elverişli görülmüştür. Gerek Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası, gerek sunulan 26/03/2019 havale tarihli kök rapor ile 06/02/2020 tarihli ek rapor ve gerekse taraflarca sunulan bilgi ve belgeler tüm dosya kapsamıyla birlikte incelendiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap bulunduğu, icra takibine konu alacağın faturalardan kaynaklı cari hesap alacağına ilişkin olduğu, davalının incelenen resmi defterlerinde takip konusu yaptığı ilgili faturaların kayıtlı olduğu, davacı yanın cari hesabına 31.202,99.-TL borç bakiyesi olarak devrettiği, davalı tarafça davacı adına düzenlenen faturaların her iki tarafın resmi defterlerinde de birebir kayıtlı olduğu, bu nedenle cari hesabın kaynağını oluşturan faturaların davacı tarafın kabulünde olduğu, böylelikle davacının davalıya takip miktarı kadar 31.202,99.-TL borçlu olduğu kanaatine varılmış olup, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca her ne kadar davalı tarafça kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de; davacı tarafın kötü niyetini ispata yarar dosyaya yansıyan bir bilgi, belge ve delil bulunmaması nedeniyle bu yöndeki talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda dava dışı üçüncü kişi/şirketlerin carilerinin müvekkile borç olarak yansıtıldığı ve müvekkilinin fazladan borçlandırıldığını, söz konusu raporda hukuka aykırı şekilde hesap yapıldığı kendilerince bildirilmesine rağmen mahkemenin itirazlarını dikkate almadığını, bilirkişi raporunda yer alan davalının ticari defter kayıtlarında müvekkilinin 80.609,21 TL'lik ödeme yaptığının sabit olmasına rağmen müvekkilinin borçlu çıkarıldığını, davalı tarafın cari hesap ve sevk irsaliyelerine bakıldığında davalının kağıt üzerinde müvekkili ... Ltd. Şti. adına düzenlediği teslimat irsaliyelerine ilişkin malın aslında dava dışı ... Ltd. Şti’ne teslim edildiğini, yine davalının cari defterlerine bakıldığında davalının müvekkili şirket ... Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. olmak üzere üç farklı şirketin cari hesabını hukuka aykırı bir şekilde aynı yerde tuttuğunun görüldüğünü, söz konusu hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda ki çelişkiler giderilmeksizin hukuka aykırı bir şekilde karar verildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli bir şekilde alacak takibi başlatan davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hukuken şirketinin usulüne uygun bir şekilde tasfiye işlemlerini gerçekleştirmediğini, davacı tarafın bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmeleri şahsi görüşleri ile yorumlayarak davacı şirketin aynı adreste, aynı ticari iş kolunda, ... firması adı altında ticari faaliyetlerine devam etmekte olduğunu gizlemeye çalıştığını, menfi tespit davasındaki bilirkişi raporunda davacı ve davalı tarafların alacaklı ve borçlu olduğu miktarların açıkça zikredildiğini, davacı tarafın hem kendi ticari defter kayıtlarına göre hem de müvekkilin ticari defter kayıtlarına göre borçlu çıktığını, ayrıca davacı firmanın istinafa konu menfi tespit iddiasını ispat edecek başkaca hiçbir belge ibraz edemediğini, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın haksız ve dayanaksız istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibin nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının dava konusu açık hesaptan kaynaklı takip miktarı kadar borcunun bulunup bulunmadığı  noktasındadır. Davalı alacaklı  tarafından, davacı  hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \"10/06/2015 cari hesap alacağı\" açıklamasıyla ve takip talebine cari hesap ekstresi eklenerek 31.202,99 TL asıl alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun süreside itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, bilahare eldeki menfi tespit davasının açıldığı görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalı ile alacak borç ilişkisini inkar etmemekte, kendisinin davalıya olan bir kısım borcunu düzenlediği çek ile ödediğini, davalı firmanın 01/12/2012 tarihinden sonra düzenlediği fatura içeriği malları kime teslim ettiğine yönelik bir kaydın bulunmadığını, ticari defter kayıtlarına göre davalıya borçları bulunmadığını, cari hesap ekstresinin 5.  Sayfasındaki ... numaralı fişte BDR  sevkiyat yazmasına rağmen kendilerinin borçlu gösterildiğini belirterek borçlu olmadıklarını  iddia etmektedir.  Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı borçlu, davalı  alacaklının varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin  varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu  m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; davalının açık hesabına kaydettiği tüm faturaların davacı ticari defterlerinde de kaydedilmiş olduğu, davacı tarafça davalı adına kesilen iade faturalarının da davalı ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, davacının davalıya yaptığı bir kısım ödemenin ise davalı ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, davacı ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı, ticari defterlere göre davacının davalıya takip tarihi itibariyle 72.256,25 TL borçlu olduğu, davalının ticari defterlerine göre bu miktardan daha az olan 31,202,99 TL davacıdan alacaklı olduğu denetime elverişle bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Eldeki uyuşmazlıkta davacı taraf; kendi ticari defterlerine kaydedilen davalı faturalarından dolayı borcun doğmadığını ya da borcu ödediğini ispat yükü altındadır. Davacı tarafça bu yönde bir ispat ve delil dosyaya ibraz edilmemiş, kendi ticari defterlerinde ki kayıtlara göre de davalı tarafa borcu olduğu anlaşılmış olmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac5d18e739965253","SID":"2c5c81cf2c263d04"}}