{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>                                                              TÜRK MİLLETİ ADINA  \t<br>                  T.C.<br>\tANKARA<br>\t4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2020/256 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/223<br><br>HAKİM\t:... ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI \t: ... -  <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -...<br>\t  Av. ... -...<br><br>DAVALI\t: ... - ... ...<br><br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 30/01/2006<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 06/04/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: <br>Davacı vekili,davalının bankanın ...şubesinde veznedar olarak çalışmakta iken 27/08/2004 tarihinde bankanın ihtiyacı olarak gönderilen 300 milyar TL tutarında parayı teslim aldığını, ancak aynı gün toplam 60 milyar TL'nin kasada bulunmadığının tespit edildiğini, teftiş kurulunca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda söz konusu paranın davalı tarafından zimmetine geçirildiği sonucuna varıldığından, ... yapılan soruşturma sonunda hakkında ... kamu davası açıldığını, mahkemece davalının parayı zimmetine geçirdiği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırıldığını, banka zararı olan 60 milyar TL'nin davalı tarafından ödenmesine karar verilmiş ise de; karar temyiz edildiğinden banka zararının karşılanmadığını belirterek, olay tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte 88.738,20-TL banka zararının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP\t:<br>Davalı, ...mahkemesinde aleyhine açılan davada mahkümiyet ve banka zararının ödenmesine karar verildiğini, açılan bu davanın da aynı meblağın tahsiline ilişkin olduğunu, derdest bir dava olduğunu, davanın derdest'lik ve ceza mahkemesi kararının temyiz sonucuna göre kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, şubenin ihtiyacı olan paranın .. Merkezinden geldiği ve 300 milyar TL 'nin kendisi ve Md.Yrd. ... tarafından teslim alınarak vezneye konulduğunu, Doğal gaz tahsilatı yapan kişinin izinli olması dolayısı ile veznedarlık yanında şahsının vezne yanında bulunan doğal gaz servisine geçerek buraya da bakmak durumunda kaldığını, geçmeden önce ... kendisine bir sigara iç de gel başla demesi üzerine vezneyi ...'ye bırakarak görev yerinden ayrılarak mutfağa oradan da lavaboya gittiğini, bu sırada dava konusu paranın kaybının meydana gediğini, paranın kim tarafından alındığının belli olmadığını, olay günü vezneden 1 veya 2 kişiye ödeme yaptığını, bu meblağı şube içerisinde almasının mümkün olmadığını, banka soruşturma raporunda faillerin tespit edilemediğinin beyan edildiğini, teftiş raporu neticesi kendisine kınama cezası verildiğini, teftiş kurulu raporunda, “sorumluluğum altırda bulunan vezneden ayrılırken gerekli güvenlik tedbirlerini almamam nedeniyle o sırada veznede bulunan 60 milyar TL nin kimliği tespit edilemeyen kişi ya da kişilerce çalınmasına sebep olduğumun belirtildiği.ni” raporda dava konusu parayı zimmetine  geçirmediğinin belirtildiğini,   tam aksine başkalarınca çalındığı kanaatinin dile getirildiğin,  paranın kaybının 27.08.2004 tarihi saat 11.30 sularında anlaşıldığını, teftiş raporunda bazı banka personelinin ifadelerinde de belirtildiği üzere, olayın meydana geldiği anda kendisince ve bazı banka personelince hemen polise müracaat edilerek o anda bankada bulunan tüm müşteri ve personelin sorgulanması eşya ve üzerlerinde arama teklif edilmişse de buna riayet edilmeyerek 31.08.2004 günü olayın üzerinden 4 gün geçtikten sonra olayın emniyete bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>GEREKÇE\t:<br>Dava, haksız fiile dayanılarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. <br>Mahkememizce 29/09/2015 tarihinde ... Esas sayılı dosya üzerinden verilen .... sayılı karar ile \"..  delil yetersizliğine dayalı  beraat kararı hukuk mahkemesini  bağlamaz ise de; beraat kararındaki tespitler mahkemeyi bağlayıcı niteliktedir. Ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde,  paranın kasada bulunmamasının sebebi tespit edilemediği gibi banka zararının davalının sorumlu olmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, ... sayılı ilamı ile \"...Dosya kapsamından; davalı hakkında .... sayılı kararı ile zimmet suçundan verilen  mahkumiyet kararının, ... tarafından “davalının yüklü miktarda para bıraktığı vezne kapısını kilitlememesi nedeniyle kusurlu olduğu ancak yapılan değerlendirmede zimmet suçu yönünden olayın şüpheli olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince davalının beraatine karar verilmesi gerektiği” şeklinde bozulması üzerine, mahkemenin...sayılı kararı ile delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği, 818 sayılı BK’nın 53. maddesi (6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi) uyarınca hukuk hâkiminin, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı anlaşılmaktadır.<br>\tSomut olayda, davacı bankada veznedar olarak görev yapan davalının, 27/08/2004 tarihinde bankaya gönderilen 300.000 TL parayı teslim aldığı, gün içerisinde sigara ve tuvalet ihtiyacını karşılamak üzere kasayı kilitlemeksizin vezneden ayrıldığı, akabinde üç balyaya isabet eden 60.000 TL paranın kasada bulunmadığının tespit edildiği, davalının kasayı kilitlememesine bağlı ihmali davranışı ile zarara neden olduğu anlaşılmıştır.            <br>  Şu durumda, mahkemece tarafların kusur durumlarının belirlendikten sonra, davalının kusurlu bulunması durumunda belirlenecek olan tazminattan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddeleri gereğince uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir \" gerekçesi ile bozulmuştur.<br>Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, yargılamaya devam olunmuştur.<br>Dava konusu olayla ilgili olarak; ... esas sayılı dosyası üzerinden  yapılan ceza yargılamasında davalının zimmet suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından CMK nın  223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 7. Ceza dairesinin 09/07/2015 günlü ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.  <br>Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda, somut olayda, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan  818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 53. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74.] maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.<br>Olay tarihinde ve  davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan  818 sayılı BK’nın “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde; “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” şeklindeki bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.<br>Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda,  ceza yargılamasında davalı hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca kesin ve yeterli delil elde edilememesi sebebiyle beraat kararı verilmiş olup, maddi vakıaya yönelik olarak bir tespit yapılmamıştır. Bu nedenle verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı açıktır. <br>Bu doğrultuda; bozma kararında belirtildiği üzere, tarafların kusur durumlarının belirlenmesi için, bilirkişiden 31/01/2022 tarihli rapor alınmış ve bu raporun yeterli olmadığı, bozma ilamında bahsi geçen hususları aydınlatmadığı anlaşıldığından; 26/04/2022 tarihli celsede tesis edilen ara karar uyarınca dosyanın, HMK nın 31. Maddesi dikkate alınarak  hukuki değerlendirme mahkememize bırakılarak ceza dava dosyası kapsamı ve işbu davadaki tarafların sav ve savunmaları değerlendirilerek tarafların kusur durumu (müterafik kusur durumu dahil) değerlendirilerek rapor tanzimi  istenmiştir. Bu ara karar uyarınca hazırlanan 16/12/2022 tarihli rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuştur. Bu raporda yapılan tespitlere göre;  Dava konusu olan kayıp paraları kendisinin ve/veya üçüncü bir kişinin aldığı konusunda yapılmış bir tespit bulunmamakla birlikte; davalının olayda ağır kusurunun bulunduğu, kusur oranının  %75 oranında olabileceği, Buna karşın, Ana Veznenin olduğu bölümün diğer personelin giriş çıkışı yapabildiği bir yer olması ve kamera bulunmamasının dava konusu olayın gerçekleşmesini kolaylaştırdığı sebebiyle de  davacı Bankanın da % 25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu bildirilmiştir. <br>Bu bilgiler ışığında somut olay ve tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamındaki hususlar  değerlendirildiğinde; somut olayda davalının olay günü, paraların bulunduğu ve kendi sorumluğunda bulunan ana vezne kapısını kilitlemediği ve/veya kilitlemekle birlikte anahtarı kapının üzerinde bıraktığı; bu suretle, paraların çalınmasına sebebiyet verdiği, bu doğrultuda  olayda ağır kusurunun bulunduğu, davacı banka yönünden ise , davalının sorumlu olduğu Ana Veznenin olduğu bölümün diğer personelin giriş çıkışı yapabildiği bir yer olduğu  ve kamera bulunmadığı bu durumun olayın gerçekleşmesini kolaylaştırdığı gibi, olay sonrasında da sorumlunun ortaya çıkarılmasını zorlaştırdığı, bu kabullere göre de davacının kusurunun yüzde 25, davalı kusurunun ise yüzde 75 olduğu ve bu olay nedeniyle davacı bankanın zararının toplam 88.738,20 TL olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Öte yandan; uyulan bozma ilamında davalının kusurlu bulunması durumunda belirlenecek olan tazminattan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddeleri gereğince uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmesi de belirtilmiş olup, mahkememizce ceza yargılamasında verilen hükmün  CMK’nın 223/2-e maddesine dayalı olarak verildiği de değerlendirilerek davalı lehine yüzde 25 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış ve neticede tarafların meydana gelen olayda yüzde 50 şer oranda kusurlu bulunduğu sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>HÜKÜM   \t: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;<br>Davanın KISMEN KABULÜ İLE,<br>44.369,10-TL alacağın 30/01/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-Alınması gerekli 3.030,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacının bozma öncesinde ile bozma sonrasında  sarf ettiği Toplam 2213,00 TL yargılama giderinin  haklılık oranına göre belirlenen 1106,05 -TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davacıya iadesine, <br>4-...Ü.T. uyarınca belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>Dair; davacı vekilinin ve davalının  yüzüne karşı,  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde verilecek dilekçe ile ... Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup  usulen anlatıldı. 21/03/2023<br><br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır. <br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalıdır.<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c6a02169e64c479","SID":"4ab64423a5ec3dc5"}}