{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1707 <br>KARAR NO\t: 2023/1621<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/208 E.  -  2021/138 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın <br>\t\t  Hükümsüzlüğü)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2021 Tarih ve 2020/208 Esas - 2021/138 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Hayat Holding’in ev bakım ürünleri kategorisinde \"...\" ve ... lokomotif markasının müvekkili şirket tarafından yoğun emek ve yapılan reklam ve tanıtım kampanyaları neticesinde toplum nezdinde tanınmış bir marka haline gelmiş olduğunu, söz konusu tanınmışlığın ... nezdinde tanınmış markalar kapsamına alındığını, bu tanınmışlığın ayrıca mahkeme kararlarıyla da tespit edildiğini, davalı şirketin, tescil başvusurunda bulunduğu \"...\" ibareli marka ile müvekkili şirket adına tescilli bulunan markalar arasında gerek şekil ve görünüş gerekse fonetik ve işitsel olarak benzerlik ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ... ibareli marka tanınmış olduğundan, bu marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer \"...\" markasının, farklı sınıflarda da olsa tescil edilmesinin, müvekkili şirket markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanmasına yol açacağından, markanın itibarına zarar verebileceğinden veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceğinden ... markasının farklı mal veya hizmet grupları için de tescil edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2020-M-3841 sayılı kararının iptaline ve 2019/40022 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunuyor olması koşulunun sağlanamadığını ve “tam isabet” anlamına gelen “...” sözcüğünün ayırt edici vasfının düşük olduğunu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ortalama tüketici nezdinde iltibasın ortaya çıkmayacağını, SMK m. 6/5 hükmünün uygulanabilmesi için  markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarının zarar görmesi, markanın ayırt edici karakterini zedelenmesi ihtimallerden en az birinin de gerçekleşme ihtimalinin bulunması gerektiğini, tescili talep edilen dava konusu işaretin, tanınmışlığı iddia edilen “...” ibaresini esas ya da münhasır unsur olarak içeren markalar ile söz konusu durumları doğuracak bir ilişki içinde olduğu iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin tescilini aldığı markanın ... olduğunu ve davacı tarafın tescilli markasının aksine 03. sınıfa değil, 32. sınıfta yer alan içecek grubuna dahil bir marka olduğunu, davacı tarafın 32. Sınıfta bir marka tescilinin bulunmadığını, marka tescillerinin büyük çoğunluğunun 03. Sınıfa dahil deterjan sektörüne ait markalar olduğunu, davacı tarafın tüketici tarafından tanınırlığının yalnızca deterjan sektöründe mevcut olduğunu, diğer sektörlerde bir tanınmışlığı, tescil almış markası ve kullanımının söz konusu olmadığını, markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, markaların görsel olarak benzerlik ihtiva etmediğini, davacının markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, ... ibaresini taşıyan ulusal ve uluslararası  pek çok  marka kaydının bulunduğunu, davacının ... ibaresi üzerinde bir tekel hakkının bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın iddialarının aksine 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesindeki koşulların somut olayda oluşmadığını, dava konusu markanın davacı firmaca tescili alınmış olsaydı dah 5 yıl içerisinde kullanılması gerektiğini, oysa davacı tarafın içecek sektöründe konu markayı kullanımı ve faaliyeti bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar markaların esas unsurları müşterek olarak \"...\" ibaresinden oluşsa da, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olmadığı, aralarında bağlantı, birbiri yerine ikame ya da rekabet ilişkisi bulunmadığı, SMK m.6/1 hükmü uyarınca markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğundan söz edilebilmesi için markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin en azından benzer olmaları gerektiği, davaya konu 32.sınıf emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici nezdinde, dava konusu marka ile davacıya ait itiraz markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, dava dosyasına \"...\" markasının geçmiş yıllarda kabul edilen tanınmışlığının dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle halen devam ettiğini destekler güncel herhangi bir delil sunulmadığı, tanınmışlığının devam edip etmediği, devam ediyorsa bu  tanınmışlık seviyesinin tespiti ve bu doğrultuda davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağladığı, davacı markasının itibarına zarar verdiği ya da ayırt ediciliğini zedelediği iddialarının davacı tarafından dava konusu marka başvurusunun yapıldığı 19.04.2019 tarihi itibariyle ispatlanamadığı, bu nedenle SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin \"...\" markasının birçok ülkede tescilli olup \"...\" markalı ürünlerin birçok ülkeye ihraç edildiğini, hemen hemen her satış noktasında satışına sunulmuş olan müvekkili şirket ürünlerinin tanınmışlığına dair herhangi bir şüphe bulunmadığını, müvekkili şirketin tanınmışlık düzeyine ulaşmış ... (ve türevi) markaları ile benzer olan \"...\" markasının sonradan davalı adına tescil edilmesinin, müvekkili şirketin markasının iktisadi değerinden ve tüketici nezdindeki itibarından faydalanmak sureti ile davalı marka lehine haksız bir yarar sağlayacağını, müvekkil şirketin \"...\" (ve türevi) markalarının itibarına zarar verip ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, \"...\" (ve türevi markaları) ile davalı tarafın \"...\" markası arasındaki farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda, iki marka arasında karıştırılma ihtimalini bütünüyle bertaraf edecek düzeyde farklılıklar olmadığını, davacı markası tanınmış olduğundan, yerel mahkemenin markalar arasında karıştırma ihtimalinin oluşabilmesi için gerekli olan emtia benzerliğinin somut olayda gerçekleşmediği yönündeki kabulünen yerinde olmadığını, başvurunun açıkça kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali - markanın hükümsüzlüğü) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin \"...\" ibaresinin 32. sınıfta tescili için davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacı yanca bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından 05/05/2020 tarih, 2020-M-3841 sayılı kararla nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır. <br>\t6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında yapılan değerlendirmede; dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 32.sınıftaki mallarla, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında bir benzerlik bulunmamaktadır.<br>\tMarka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu \"...\" ibareli marka beyaz zemin üzerinde <br>siyah renkte düz kitap harfleriyle yazılmış \"...\" ibaresinden meydana gelmekte, şekil unsuru ihtiva etmemektedir. İngilizce \"...\" ibaresi Türkçe’de “taze, serin” gibi anlamlara gelmekte olup, <br>başvuru kapsamında yer alan içecek malları için yaygın olarak kullanım sonucu ortalama tüketici tarafından anlamı bilinen, tanımlayıcı nitelikte, markaya ayırt edicilik katmayan bir ibaredir. Dava konusu markanın esas unsuru Türkçe’de “tam isabet, tombala” anlamlarına gelen ve 32. Sınıfta yer <br>alan mallar bakımından ayırt ediciliği bulunan \"...\" ibaresidir. <br>Davacı Şirket <br>markalarının esas unsurunun da \"...\" ibaresi olduğu, bu ibarenin markanın tescilli olduğu mal/hizmetler <br>bakımından ayırt ediciliği haiz bulunduğu,  söz konusu ibareye eklenen diğer kelime ve şekil unsurlarının markalarda tali unsur niteliğinde olduğu ve markaya ayırt edicilik katmadığı, davacı şirketin ayrıca ilk kez hükümsüzlük davasında öne sürülen birebir \"...\" ibareli <br>marka tescilinin de bulunduğu, taraf markalarının ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak <br>yaratacağı algı ve izlenim itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu kanaatine varılmıştır.<br>\tDavacı taraf, hem davalı Kurum nezdindeki itirazında hem de yargılama sırasında,  \"...\" ibareli markalarının tanınmış olduğunu, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi koşulllarının bulunduğunu ileri sürmüştür<br> 6769 sayılı SMK’nın marka tescilinde nispi ret nedenlerine ilişkin 6/5. maddesi gereğince; tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.     <br> Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen;  tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. Sayılı ilamı).    <br>Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2007 tarih, 2007/19 Esas, 2007/301 Karar sayılı kararında, \"... ...\" ibaresinin 29,30,32.sınıflarda tescili için yapılan marka başvurusunda \"...\" ibaresinin esas unsur olduğu, \"...\" ibaresinin benzerliği kaldırmaya yetmediği, davacı markasının tanınmış marka olduğu, farklı sınıflarda da olsa davalının tescilinin, davacı markasının itibarını zedeleyeceği, ondan haksız yararlanma sağlayacağı, zira taraf ürünlerinin aynı markette birbirine yakın konumlarda tüketicilere sunulduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, başvurunun davalı adına yapılan tescilinin  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, bu karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/09/2009 tarih, 2008/5130 Esas, 2009/9635 Karar sayılı ilamı ile onanmış, karar düzeltme istemi de reddedilerek kesinleşmiştir. <br>O halde, somut olay bakımından dava konusu \"...\" ibareli başvurunun, davacının itirazına mesnet tanınmış markalarının esas unsuru olan \"...\" ibaresini aynen barındırdığı, markada yer alan \"...\" ibaresinin Türkçe'de “taze, serin” gibi anlamlara geldiği, <br>başvuru kapsamında yer alan içecek malları için tanımlayıcı ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, bu haliyle taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığı da gözetildiğinde, dava konusu marka kapsamında   yer alan 32. sınıf  mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların davacı yararına oluştuğu, zira, davacı markalarının yüksek tanınmışlığı dikkate alındığında, dava konusu başvurunun belirtilen mal ve hizmetlerde kullanılması halinde, davacının tanınmış markalarını bilen tüketicinin, bildiği ve güvendiği markanın davacı tarafından farklı alanlarda da kullanıldığını düşünerek, dava konusu markayı taşıyan mal ve hizmetleri satın alabileceği, davacı markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanılmasına, sonradan tescil olunan dava konusu marka sahibinin, davacı markası ile aynı kalite ve güveni tesis eden malı ve hizmeti sunamaması durumunda ise davacının tanınmış markalarının itibarının sarsılmasına neden olabileceği, öte yandan dava konusu markanın fazla sayıda farklı mal ve hizmetlerde kullanılmasının davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğine de zarar verebileceği, bu nedenlerle somut olayda SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının davacı yararına gerçekleştiği nazara alınarak, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 24/03/2021 gün ve 2020/208 Esas - 2021/138 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'nin 05/05/2020 tarih ve 2020-M-3841 sayılı kararının İPTALİNE<br>3-Davalı Şirket adına tescilli 2019/40022 sayılı ve \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, <br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile kalan 215,45‬-TL'nin davalı şirket ile davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı şirket ile davalı ... alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.400,00-TL bilirkişi ücreti, 122,50-TL tebligat ve posta gideri ile istinaf aşamasında yapılan 81,00-TL tebligat ve posta ücreti, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.765,6‬0-TL yargılama giderine, 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.874,4‬0-TL'nin davalı şirket ile davalı ... alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı şirket ile davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2023<br><br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1c41e59a5b6f1b6","SID":"821d1ea3b59c08e5"}}