{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/411 Esas<br>KARAR NO: 2023/1915<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/12/2020<br>NUMARASI: 2019/210 Esas -  2020/178 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 20/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin adına TPE nezdinde tescilli ... ibareli ve esas unsurlu markalarının aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan ... ibaresinin müvekkilinin herhangi bir izin ve icazeti olmaksızın davalı yanlar tarafından kullanılarak oluşan haksız tecavüzün giderilmesini, müvekkilinin adına TPE nezdinde tescilli ... İbareli ve esas unsurlu markalarının aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan ...  ibaresini ticari faaliyetlerinde ve her türlü tanıtım vasrtalannda kullanan davalıların işbu haksız ve hukuka aykın eylemleri nedeniyle müvekkilinin telafisi zor zarara uğradığından fazlaya ilişkin hakiarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10.0000 TL maddi, 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 20.000 TL tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin adına TPE nezdinde tescilli  ... ibareli ve esas unsurlu markalarının aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  ... ibareli markanın davalı yana ait http://... com.tr/... web sitesinin, httos://www...com/ ... ve https://www....com/... ve diğer sosyal medya adreslerinin engellenmesini, haksız ve hukuka aykırı kullanımına dair davalı yana ait ürün, katalog, broşür vb. ve bu emtialara adreslerinde el konulmasına, davaya konu 19.04.2018 tarih ve ... no ile haksız ve hukuka aykırı surette tescil edilen ... ibareli markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi adına tedbir talebinin mahkemenin kararının kesinleşinceye kadar devam etmesine, ... İbareli markanın SMK'nın 4., 6., 7,, 9., İB. Ve ZS.maddeleri ile kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının markasının ... değil ... sayılı ... olduğunu, şeklinin olduğunu, müvekkilinin markasının ... numaralı ... ve ŞEKİL olduğunu,  markaların bir bütün olarak düşünüldüğünde şekilleri, kullanımları vs. iki markanın birbirleri ile benzerliği olmadığını, bu nedenden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddinin gerektiğini, davacının tazminat taleplerinin tümüyle yersiz ve kötü niyetli olduğunu, davacının kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını ve gerçeklerle bağdaşmadığını; Anayasaya aykırılık iddiaları ile ilgili olarak mahkemenin gerekli işlemleri başlatmasını, işbu iddia çözümleninceye kadar mahkemenin bu durumu bekletici sebep yapmasını, davacının açmış olduğu haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/12/2020 tarih ve 2019/210 Esas - 2020/178 Karar sayılı kararıyla; \"... İncelenen dosya kapsamı, d.iş dosyasından ve mahkememizden alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ... numaralı \"...\" davalının ise ... numaralı \"...+ şekil  \"markalarının sahibi olduğu, mahkememizce daha önce aldırılan mahkememizin 2019/31 D.İş sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı, değerlendirilmek üzere alınan bilirkişi raporunda davalının internet ortamında ve işyerinde yapılan incelemede marka kullanımının tescil olduğu hali ile değil de, şekil olmaksızın sadece ... olarak kullanıldığının tespit edildiği, her iki kullanımında 41.sınıfta tescilli ve spor salonu olarak benzer faaliyet ve alanlarda kullanıldığının belirtildiği, bu şekilde taraf markalarının aynı sınıfta ve aynı hizmet alanında kullanılması nedeni ile bu yönü ile benzer olduğu, taraf markaları arasında yapılan benzerlik değerlendirmesi yönünden ise, davacı markası içerisinde yer alan \"...,...,...\" kelimelerinin küçük ve silik olarak yazılıp bu hali ile tescil edildiği, bu nedenle öne çıkan ibarenin \"...  \" olduğu, davalı markasının ise şekil unsurunun  görsel bakımından spor hizmetleri alanında tanımlayıcı olduğu, bu nedenle davalı markasının asli unsurunun ise \"...\"olduğu, kelimelerin gerek yazılış gerek okunuş gerekse görsel açıdan kelime yapısı itibari ile benzediği yönünde mahkememizde kanaat oluşmuş, yine markaların kullanıldığı spor merkezlerinin faaliyet alanının aynı olması nedeni ile hem markaların fonetik olarak hem de sektörel yönden benzemesi nedeni ile ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği sonucuna ulaşıldığı, bu nedenle davacı markasının, önceki kullanım ve tescil tarihli olması nedeni ile davalı markasının SMK'nun 7/2.b maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği, yine SMK'nun 155.1.maddesi uyarınca tescilli marka kullanımının tecavüz davalarında önceki hak sahibine karşı savunma olarak kullanılamayacağı hükmü gereğince, hem markaların asli unsur yönünden benzemesi, hem de aynı sektörel alanda kullanması nedeni ile tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açtığından SMK'nun 29.maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu, haksız rekabet yönünde ise her iki marka kullanımınında spor merkezi olan işyerlerinde gerçekleştiği, her iki iş yerinin de aynı ilçede faaliyet gösterdiği, davalının basiretli bir tüccar olarak aynı ilçede aynı alanda faaliyet gösteren davacı markasını bilmemesinin olanaklı olmadığı, buna rağmen davacı markasına benzer marka seçerek ve markayı da tescilli olduğu halinden farklı kullanarak davacı markasına benzeterek kullandığı, bu nedenle davalının bu kullanımının  haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğu  yönünde mahkememizde  kanaat oluştuğundan davanın kabulüne\" karar verilmiştr. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"Davacının markasının ... olmayıp, “...” ibareli marka olduğunu, oysa davacının  haksız ve kötü niyetli bir şekilde, sadece ... ibareli bir markası varmış gibi işbu davayı ikame ettiğini, Markalar bir bütün olarak düşünüldüğünde, şekilleri, kullanımları ile bakıldığında iki markanın birbiri ile benzerliğinin bulunmadığını,  Müvekkil, usulüne uygun bir biçimde başvuru yaparak ... ibareli markasına sahip olduğunu, müvekkilin devletin kendisine sağladığı bir mülkiyet hakkını kullanmasından ötürü kendisinden tazminat gibi yükümlülük yüklenemeyeceğini, aksi durumun Anayasaya aykırılık teşkil edeceğini, SMK’nin 155. maddesinin bu anlamda da anayasaya akırı olduğundan iptal edilmesi gerektiğini, Müvekkil tarafından ... ibareli markanın kullanıldığını, bu markanın müvekkilin önceki markası olan LIFE EXPRESS CLUB’ın ilk harflerinin yan yana getirilmesi ile oluşturulduğunu, davacı markasının ise ... olduğunu, bu iki markanın karışmasının mümkün olmadığını,   Kabul etmemekle birlikte, tescilli markanın hükümsüzlüğü talep edilmeden, tecavüz iddiasının dinlenemeyeceğini, bu hususla ilgili istikrar kazanmış Yargıtay içtihatları bulunduğunu,  Spor Salonu üyeliği, belli bir eğitimden geçmiş ve belirli bir gelir seviyesine ulaşmış kişilerin elde edebileceği, Türkiye’de her vatandaşın karşılayamayacağı orta-üst sınıf bir ihtiyaç olduğunu, hitap edilen kitle düşünüldüğünde,  iki markanın karıştırılmayacağını, Müvekkilin markasında görsel olarak sağda ve solda bir kadın bir de erkek bulunduğunu, davacının markası ise sadece yazıdan ibaret olduğunu,; renkleri, fontları, şekilleri başta olmak üzere her şeyin farklı olduğunu,  Davacının markası da ...’tir. ...’s ibaresi, ingilizcede “hadi” anlamına gelmekte olup, hadi anlamına gelen ibaresinin de bir ayırt ediciliği bulunmadığını, ... ibaresinin zaten ayırt ediciliği olmadığını, dolayısı ile davacının  let’s club ibaresinin zayıf bir marka olduğunu,  Alınan bilirkişi raporunun, eksik, kusurlu ve yanlı gibi yazılmış bir rapor olduğunu, rapora   itirazlarımızın mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, dolayısıyla sadece rapora dayanılarak verilen kararın hatalı olduğunu, Mahkemenin, neredeyse kendi yetkisi ve bilgisi dahilinde olan bu çekişme ile ilgili olarak bilirkişi raporu alınması dahi kendi başına hukuka aykırı bir yargılamaya sebep olduğunu,En başından mahkeme tazminat talepli olarak açılan işbu davayı re'sen tazminat ve hükümsüzlük olarak ikiye ayırarak tazminat talebini reddettiğini, tefrik edilen tazminat talebinin arabuluculuğa başvurulmamış olması sebebi ile reddedilip kesinleştiğini; bu davanın da aynı şekilde dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i  talebine ilişkindir. Mahkemece tazminat talepleri yönünden tefrik kararı verilmiştir.  İlk derece mahkemesi tarafından, \"Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, -Davacıya ait ...  markasına davalının ... markası ile tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, DURDURULMASINA ve ÖNLENMESİNE, -Davalıya ait ... markasının kullanıldığı her türlü katalog, broşür, etiket, ambalaj, tabela ve tanıtım metaryeline, EL KONULMASINA, muhafaza altına alınmasına, ve karar kesinleştiğinde İMHASINA, -Davalının ... markasının her türlü sosyal medya ortamında kullanmasının YASAKLANMASINA, davalıya ait ... web sitesi davalıya ait www.....com/...  ve www.....com/...  isimli sosyal medya hesaplarına ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE.\" karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacının ... numaralı \"...\" davalının ise ... numaralı \"...+ şekil\" markalarının sahibi olduğu, mahkemenin 2019/31 D.İş sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı ve bilirkişi kurulu raporu ile; davalının internet ortamında ve işyerinde yapılan incelemede marka kullanımının tescil olduğu hali ile değil, şekil olmaksızın sadece ... olarak kullanıldığının tespit edildiği, bu şekilde taraf markalarının aynı sınıfta ve aynı hizmet alanında kullanılması nedeni ile benzer olduğu, davacı markası içerisinde yer alan, \"...\" kelimelerinin küçük ve silik olarak yazılıp bu hali ile tescil edildiği, bu nedenle öne çıkan ibarenin \"... \" olduğu, davalı markasının ise şekil unsurunun görsel bakımından spor hizmetleri alanında tanımlayıcı olduğu, bu nedenle davalı markasının asli unsurunun ise \".... , kelimelerin  yazılış, okunuş ve görsel açıdan kelime yapısı itibari ile benzediği, yine markaların kullanıldığı faaliyet alanının aynı olması nedeni ile hem markaların fonetik olarak hem de sektörel yönden benzemesi nedeni ile ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği anlaşıldığından davalı markasının SMK'nun 7/2.b maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. SMK 155.maddesi uyarınca, tescilli marka kullanımının tecavüz davalarında önceki hak sahibine karşı savunma olarak kullanılamayacaktır. Davalı vekili bu kanun hükmünün  Anayasa'ya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi tarafından maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği ileri sürülmüş ise de; Anayasamızın  152.maddesindeki,  “Bir dâvaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar dâvayı geri bırakır.\" hükmü uyarınca aykırılık iddiasının mahkemece ciddi bulunmasının gerektiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi'ne başvuru konusunda mahkemenin zorlanamayacağı, dolayısıyla da mahkemenin mevcut normlara göre karar vermesinde usule aykırılık bulunmamaktadır. SMK.155. maddesi  gereğince, yukarıda açıklandığı şekilde taraf markaları arasındaki benzerlik nedeniyle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun tespit edilmiş olması karşısında, mahkemece marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin varlığı gerekçesiyle davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi de yerinde olmakla; davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.366,20 TL harçtan, peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1024,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89ad70cd39590372","SID":"2a83c9baed63f639"}}