{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/478 <br>KARAR NO: 2023/1828<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI: 2017/224 Esas - 2020/480 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; <br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin, davalıdan satın aldığı ... plakalı otomobilin 03/02/2016 tarihinde seyir halinde iken aniden stop ederek bir daha çalışmadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından aracın davalı şirketin bayisi ve yetkili servisi olan ...AŞ'nin yetkili şubesine çekildiğini, yapılan inceleme sonucunda üretim hatasından kaynaklı olarak aracın triger zincirinin kopması sebebiyle aracın motorunun zarar gördüğünün müvekkiline bildirildiğini, davalı şirketin servis yetkililerinin aracın yenisi ile değiştirileceğini müvekkiline bildirdiklerini, daha sonra bundan vazgeçerek arızayı gidereceklerini bildirdiklerini,onarım için gereken maliyetinin bir kısmının müvekkili tarafından karşılanması gerektiğinin söylendiğini, ancak müvekkilinin davalı şirketten aldığı aracın üretim hatasından doğan gizli ayıplı olduğunu, aracın onarımından kaynaklı olarak 45.951,77-TL, değer kaybı nedeniyle 15.000-TL, ikame araç için 5.498,80-TL, çekici masrafı nedeniyle 150-TL ve 1.298,80-TL olmak üzere 67.898,57-TL zarar oluştuğunu belirterek öncelikle dava konusu ... marka aracın aynı marka ve nitelikte yeni bir araç ile değiştirilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla müvekkilinin uğradığı maddi zararın tazmini için 67.898,57-TL'nin 03/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep  etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; dava konusu ihtilafın ticari satım ilişkisinden kaynaklandığını, garanti süresinin geçtiğini, bir aracın ayıplı olarak nitelendirilebilmesi için maldaki eksiklik yada özrün önemli olması ve maldan yararlanmayı önemli ölçüde azaltacak ya da ortadan kaldıracak nitelikte olması gerektiğini, yetkili serviste iddia edildiği gibi üretimden kaynaklanan bir arıza bulunmadığının tespit edildiğini ve araç üzerinde gerekli incelemeler yapılarak aracın onarıldığını, araçta meydana gelen arızanın kullanıma bağlı olarak gerçekleştiğini belirterek davanın ihbar süresine uyulmaması, zamanaşımı ve esasa ilişkin diğer nedenlerle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; bilirkişi raporlarına göre davacının aracında meydana gelen arızanın hatalı üretimden kaynaklandığı, aracın gizli ayıplı olduğu, meydana gelen arızada kullanıcının kusuru bulunmadığı, araçta 45.951,75-TL onarım bedelinin tespit edildiği, davacının aracın tamirde kaldığı süre içerisinde 5.498,80-TL araç kiralama bedeli talep edebileceği, araçta mevcut ayıp nedeniyle sıfır kilometre yeni motor takıldığı için aracın değer kaybına uğramadığı gerekçesiyle aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi talebinin reddine, 45.951,77-TL onarım bedeli, 1.448-TL araç çekme bedeli ve 5.498,80-TL araç kiralama bedeli olmak üzere 52.898,57-TL'nin 03/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; davanın terditli açılması nedeniyle aracın misliyle değiştirilmesi talebinin reddedilmesinin bu miktar üzerinde karşı tarafa vekalet ücreti hükmedilmesini gerektirmediğini, davanın red kabul oranının yanlış değerlendirildiğini, tespit dosyalarında yapılan gider ve vekalet ücretlerinin, ihtar masrafının hüküm kurulurken dikkate alınmadığını, aracın gizli ayıplı olması nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesi talebinin reddinin doğru olmadığını, ayrıca aracın üst segment bir araç olduğunu, motorunun değiştirilmesinin araçta değer kaybı yaratacağını, bu kısım yönünden davanın reddinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; aracın davacıya tesliminden itibaren 3 yıldan fazla zaman geçtiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, araçtaki ayıbın hile ile gizlendiğine ya da müvekkilinin ağır kusurlu olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığını, mahkemece gizli ayıp ile gizlenmiş ayıp kavramlarının karıştırıldığını, dava konusu ihtilafın ticari satım ilişkisinden kaynaklandığını ve 2 yıllık garanti süresinin dolduğunu, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, araçta ayıp olarak kabul edilecek herhangi bir hata bulunmadığını, davacının arızadan önce aracı 4 yıl 2 ay süre ile kullandığını, kiralama ve çekici masrafları yönünden verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde araçtaki ayıp nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı vekili tarafından yasal süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Dava konusu aracın satış ve teslim tarihi olan 24.10.2011 tarihi itibariyle zamanaşımı bakımından somut olayda 6762 sayılı TTK ve 818 sayılı BK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 818 sayılı BK'nın 207. maddesinde, satıcının daha uzun süre için sorumluluk üstlenmedikçe satılanın ayıbından kaynaklanan her türlü davanın, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile satılanın alıcıya tesliminden itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüş olup, 6762 sayılı TTK'nın 25/4 maddesinde ise ticari satışlarda bu sürenin 6 ay olduğu hükme bağlanmıştır. Bunun dışında 818 sayılı BK'nın 207/3 maddesinde satıcının müşteriyi iğfal etmesi halinde bir senelik zamanaşımından yararlanamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda; dava konusu aracın 24/10/2011 tarihinde davacıya satılarak teslim edildiği, araca davalı tarafça 2 yıl süre ile garanti verildiği, aracın davacıya tesliminden 4 yıl 2 ay sonra araç 93.217 km'de iken 03/02/2016 tarihinde triger zincirinin kopması ve dişlisinin kırılması nedeniyle motor aksamının zarar gördüğü, servis kayıtlarının incelenmesinde daha öncesinde triger zincir sistemi ile ilgili herhangi bir arıza kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Garanti süresinin 2 yıl olduğu gözetildiğinde ise zamanaşımı süresi 24/10/2013 tarihinde dolmuştur. Bilirkişilerce gizli ayıptan kaynaklandığı belirtilen arıza 03/02/2016 tarihinde ortaya çıkmıştır. Satının iğfal niteliğinde bir davranışı bulunmadığı gibi arızanın 4 yıl 2 ay gibi bir süre sonra ve araç 93.217 km'de iken meydana geldiği dikkate alındığında davalının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Diğer taraftan, davalının ücretsiz onarımı kabul ettiği iddia edilmekte ise de bu husustaki tanık beyanlarının ayıp olgusunun davalı tarafından benimsendiğini kabule tek başına yeterli olmadığı gibi davalının ayıbı benimsediğine dair dosyada bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda zamanaşımı süresi dolduğundan, davacı tarafça ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurulması mümkün olmayıp, davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacının 28/06/2017 tarihli dilekçesiyle ayıpsız benzeri ile değişimini talep ettiği aracın değerini 166.156-TL olarak bildirmiş olup harcı da ikmal ettiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirinde bu miktar dikkate alınmıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/224 Esas - 2020/480 Karar sayılı 24/09/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,\"  İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gerekli 269,85-TL karar harcının; davacı tarafından yatırılan 1.159,54-TL peşin ve 1.677,99-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.837,53-TL harçtan mahsubu ile 2.567,68‬-TL fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,  Davalı tarafından yapılan 40-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için takdir edilen 26.584,96-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\" Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,4‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 904-TL peşin istinaf karar harcının kendisine iadesine,Davalı tarafından yapılan 54,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c1148e01b445757c","SID":"2ff70f0dc5889a41"}}