{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2055 <br>KARAR NO: 2023/1557<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/02/2020<br>NUMARASI: 2017/545 E. - 2020/110 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Kullanmama Nedeni ile İptali ve Sicilden Terkini <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili  ..., pek çok farklı sektörde faaliyet gösteren Türkiye’nin önde gelen şirketler topluluğundan olduğunu, müvekkili holdingin temellerinin 1950 yılında atıldığını, finans, otomotiv, inşaat, medya, turizm, gayrimenkul, enerji, yeme-İçme, teknoloji, spor ve eğlence gibi birçok sektörde faaliyetlerinin bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan “...\" ibaresinin marka başvuruları ile müvekkili adına tescil edildiğini, davalı şirket adına ... numara ile tescilli \"...\" markasının kullanılmadığının tespit edildiğini, davalının ... İbaresini tescili kapsamındaki emtialarda kullanmadığını, bu nedenle dava konusu markanın kullanmamaya bağlı iptalinin gerektiğini, markanın 3.kişilere devrinin engellenmesi yönünden tedbir karan verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu davadan önce 18/03/2016 tarihinde İstanbul 2.FSHHM nin 2016/67 Esas sayılı davasının açıldığını, davanın konusunun, taraflarının ve istemlerinin aynı olduğunu, davacının aynı davayı ikinci defa açtığını, derdestlik itirazının kabulü ile davanın derhal reddine karar verilmesi gerektiğini, 556 sayılı KHK'nın 42/a bendine göre markanın hükümsüz sayılabilmesi için markanın tescilinden itibaren beş yıl içerisinde hükümsüzlük davasının açılması gerektiğini, ... başvuru numaralı 10/08/2001 tescil tarihli \"...\" isimli markanın tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmekle hak düşürücü süre geçtiğinden dava açılma şartlarının ortadan kalktığını, esas yönünden ise  Anayasa Mahkemesi kararı ile kullanmamanın hükümsüzlük sebebi olmaktan çıkarıldığını, bununla birlikte davacının iddia ettiği gibi markanın kullanılmaması gibi bir durumun olmadığını, müvekkili şirketin 1982 yılından bu yana hizmetlerini sunduğunu ve yatırımlar yaptığım, Türkiye’nin birçok yerinde iş gördüğünü ve binlerce çalışanının olduğunu, “...” ve “... ” markasının temizlik, güvenlik, inşaat ve sair işlerde fasılasız kullanıldığını ve İstanbul’da birçok saygın projede yer aldığını, müvekkilinin ilgili markayı zamanında usulüne uygun olarak yenilediğini, markaların kullanıldığı hususunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, markaların koruma süresinin de devam ettiğini, koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olduğunu, markayı müvekkilinin tescil ettirdiğinden kullanma hakkı ve korunma hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, davacı yanın markasının müvekkilinin markası ile iltibas oluşturduğunu, bu nedenle davacının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini bu nedenle davanın reddine, marka tescilinin korunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacısı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; Davalı adına ... başvuru no ile tescilli \"...\" markasının 43.sınıftaki mal ve hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle 6769 sayılı SMK'nun hükümleri gereğince hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosya davalısı vekili birleşen cevap dilekçesinde özetle; Bu davadan önce 18/03/2016 tarihinde İstanbul 2.FSHHM nin 2016/67 Esas sayılı davasının açıldığını, davanın konusunun, taraflarının ve istemlerinin aynı olduğunu, davacının aynı davayı ikinci defa açtığını,derdestlik itirazının kabulü ile davanın derhal reddine karar verilmesi gerektiğini,  556 sayılı KHK'nın 42/a bendine göre markanın hükümsüz sayılabilmesi için markanın tescilinden itibaren beş yıl içerisinde hükümsüzlük davasının açılması gerektiğini, ... başvuru numaralı 10/08/2001 tescil tarihli \"...\" isimli markanın tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmekle hak düşürücü süre geçtiğinden dava açılma şartlarının ortadan kalktığını, davanın esası yönünden ise müvekkili şirketinin 1982 yılından bu yana markayı kullandığını, \"...\" ve \"... \" markasını temizlik, güvenlik, inşaat ve sair işlerde sürekli ve fasılasız kullanılmakta ve İstanbul'da en saygın projelerde yer aldığını, başka İstanbul olmak üzere ülkenin birçok şehrinde müvekkil şirketin bu markaları kullandığını, TPE nezdinde ... numarası ile kayıtlı bulunan markasını birçok hizmet sınıfında kullandığını bildirerek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere: Davalı şirketin sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış onayına sahip olduğu, kapanış tasdiklerini ihtiva eden son sayfaların ibraz edilmemesi nedeniyle kapanışların yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davalı şirketin ticari defterlerine dayanak teşkil eden belgeler üzerinde yapılan incelemede; Şirketin önceki unvanının   ... Limited Şirketi olduğu, davalı tarafça sunulan fatura, irsaliye ve makbuz örneklerinde şirketin unvanını değiştirmeden önce \"...\" ibaresini kullandığı, 2006 ve 2007 yıllarına ait ibraz edilen fatura ve tahsilat makbuzları üzerinde \"...\" ibaresinin kullanılmadığı, bu ibare ile satılan herhangi bir emtianın örnekleme yolu ile incelenen fatura içeriklerinde rastlanmadığı bu nedenle davaya konu davalı şirket adına ... numara ile tescilli markanın dava tarihinden önceki son beş yılda kullanılmadığı kanaatine varıldığından kullanmama nedeni ile markanın iptaline ve sicilden terkinine\" gerekçesiyle, asıl dava ve birleşen davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının kullanmama nedeni ile iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının açılmış olduğu davada talebinin marka iptali ve sicilden terkin olup davanın yasal dayanağı olan KHK 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi 14.12.2016 tarihli kararı ile iptal edildiğini, davanın dayanağı kalmadan davanın reddini talep ettiklerini, dava konusu işlemle ilgili İstanbul 2. FSHHM'nin 2016/67 E. sayılı dosyanın dava devam ederken derdest olarak açılan bu davanın derdestlik itirazı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu ... ibareli marka başvurusunun ... numara 2000 yılında tescil edildiğini, müvekkil şirketin fiilen bu markayı kullandığını, davacı şirketin müvekkilden daha büyük ciroya sahip olmasının ... ismini tekel olarak kullanmasına imkan ve cevaz vermeyeceğini, dava ve birleşen davadaki talepler aynı olduğundan vekalet ücretine iki defa hükmedilmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücretlerinin kaldırılmasını, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davalı şirketin huzurdaki davanın dayanağının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen KHK 14 maddesi olduğundan bahisle davanın hukuki dayanağının ortadan kalktığını iddia ettiyse de bu iddianın tamamen kesinleşme süresini uzatmak amacıyla ortaya atılmış ve mesnetsiz olduğunu, yerel mahkemenin 2 defa vekalet ücretine hükmetmesi nedeniyle bu vekalet ücretlerinin kaldırılması talebinin hatalı olduğunu, halihazırdaki her iki davacı şirketin birbirinden farklı ve bağımsız vekiller tarafından temsil edilmekte olup tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davalı şirketin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın davanın kesinleşme sürecini uzatmaya dönük istinaf başvurusunda bulunduğunu, davanın yasal dayanağı olmadığı iddiasının da derdestlik itirazının da yerinde olmadığını, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın konusu davalı adına kayıtlı ... tescil no'lu \"... şekil\" markasının SMK 9 maddesi uyarınca kullanmama sebebiyle iptali, birleşen davanın konusu davalı adına ... tescil no'lu \"... şekil\" markasının 43. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle SMK hükümleri gereğince hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasıdır. TPMK kaydına göre, ... tescil no'lu markanın 35, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 sınıflarında davalı adına tescilli olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinin açılış onayının bulunduğu, kapanış tasdiklerini ihtiva eden son sayfaları ibraz edilmediği için kapanışlarının yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davalı tarafın ticari defterlerine dayanak teşkil eden belgeleri üzerinde yapılan incelemede şirketin önceki unvanının ... San ve Ltd. Şti olduğu, şirketin önceki yıllara ait (2006 ve 2007) ibraz edilen fatura ve tahsilat makbuzları üzerinde \"...\" ibaresini kullanmadığı ve bu ibare ile satılan herhangi bir emtianın örnekleme yolu ile incelenen fatura içeriklerinde rastlanmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK 9. maddesine göre tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarına kullanılması, markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Davalı istinafında davanın yasal dayanağı olan KHK'nin 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edildiğinden davanın dayanağı kalmadığından davanın reddi gerektiğini talep etmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 14.12.2016 gün, E.148, K.189 sayılı kararı ile 556 sayılı KHK'nin 14. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş olup, 6769 sayılı SMK'nin yürürlük tarihinin 10.01.2017 tarihi olduğu, davanın 31.05.2017 tarihinde açıldığı, 6769 sayılı SMK hükümleri uygulanması gerektiğinden davalının bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davalı istinafında İstanbul 2. FSHHM'nin 2016/67 E. sayılı dosyası ile derdestlik itirazında bulunmuş ise de İstanbul 2. FSHHM'nin 02.02.2017 gün, 2016/67 E. 2017/25 K. sayılı dosyasında asıl davadaki tarafların aynı olduğu, dava konusunun marka iptali ve sicilden terkini talebi olduğu, Anayasa mahkemesi tarafından KHK'nin 14. maddesinin iptal edilmesi sebebiyle bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, işbu kararın 06.04.2017 tarihinde kesinleştiğinin belirtildiği, davanın kesinleşmeden sonra 31.05.2017 tarihinde açılması sebebiyle derdestliğe yönelik istinafı da yerinde görülmemiştir.Davalı istinafında dava ve birleşen davadaki talepler aynı olduğundan vekalet ücretine iki defa hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiş ise de asıl dava ve birleşen davaların farklı davalar olduğu, ayrı ayrı yargılama masrafı ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden mahkemece asıl dava ve birleşen davada ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasalara uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/02/2020 tarih ve 2017/545 E., 2020/110 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b037b1e6b53eb7e","SID":"3f1113b29746b74a"}}