{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2054 Esas<br>KARAR NO: 2023/1571<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/01/2020<br>NUMARASI: 2016/138 E. - 2020/46 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin “...\" firma ismiyle gıda sektöründe faaliyet göstermekte olup, “...” tanınmış markasının sahibi olduğunu, yurtiçi ve yurt dışında Franchiseler verdiğini, bu cümleden olmak üzere müvekkilinin '‘...” markası altında 8 ülkede (Türkiye, Almanya, Hollanda. İsviçre. İngiltere. Fransa, Belçika, Avusturya) 300'ün üzerinde Franchise verdiği şubesi mevcut olduğunu, özellikle Avrupa Birliği sağlık standartlarına uygun ürettiği ürünleri ile sektöründe Avrupa’da en fazla şubesi olan firma olduğunu, davalı ...'ın ise müvekkili ile aynı sektörde çiğköfte sektöründe faaliyette bulunduğunu, 17.12.2009 yılında akdettikleri Franchise sözleşmesi ile müvekkilinin markası olan ...’in Erzincan sınırları dâhilinde üretici bayiliğini yapmakta ve ayrıca kendi adına iki de şube işlettiğini, müvekkili  firma  ile  davalının  işlettiği  bu 2 şubenin her birinin ayrı ayrı sözleşmesi bulunmakta olup, her biri için de sözleşme hükümlerinin ayrı ayrı uygulanacağını, davalı taraf, müvekkili firma haricindeki yerlerden ürün alışı yaptığından sözleşmenin 12.3 maddesi uyarınca beher şube için 50.000 USD’den toplam 100.000 USD’nin HMK m.109 uyarınca şimdilik 40.000,00 TL cezai şartın dava açıldığı tarihten itibaren uygulanacak en yüksek ticari avans faiziyle birlikte cezai şart ödemesine, davalının, müvekkilinin markası altında faaliyet gösteriyorken kullanmaya başladığı ve halen daha kullanmaya devam ettiği sipariş telefonlarının kullanmasının engellenmesine, davalı tarafın akde aykırılığı açık olduğundan, dava sonunda alacaklarımızın teminat altına alınabilmesi davalının adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi. ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel İle ... İli, ... İlçesi. ...  Mahallesi, ... Ada, ... Parselde bulunan taşınmazları üzerine ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı konulmasını, fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan ve çoğunluğu hukuka aykırı maddelerden oluşan franchising sözleşmesinin bir kısım maddelerini dayanak yaparak davacının mevcut davayı açtığını, sözleşmenin 19.3 ve 19.4. maddelerinde “ sözleşmenin feshi halinde Franchıse alan Franchıse verene ya da gösterdiği üçüncü bir kişiye tüm ürünleri teslim edeceğini, ayrıca ''Franchıse alanda bulunan tüm malzeme bedelsiz olarak alınır'' ibareleri yer aldığını, öncelikle davalıda  davacının herhangi bir nesnesi bulunmadığını, müvekkilinin  beş yıl boyunca davacıdan almış olduğu tüm ürünlerin ücretini davacıya ödediğini, aynı ürünler için tekrar cezai şart hükmü konmasının hukuka aykırı olmakla beraber davacı lehine sebepsiz zenginleşme hükümleri doğuracağını, ayrıca davacı tarafından müvekkiline, fesihten sonra iddia ettikleri ürünlerin teslimi konusunda bir ihtarname gönderilmediğini, ayrıca 19.3 maddesinde teslim ibaresi yer almakta iken 19.4. maddesinde ise alınır ifadesi yer aldığını, iki madde arasında çelişki mevcut olup hükümsüz olduğunu, ilgili maddelerde teslim alınacak ürünlerin çeşitleri ayrıntılı bir şekilde belirtilmediği gibi, teslim alma şekli de belirtilmediğini, talep edilen tazminatın dayanaksız olup reddi gerektiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; \" taraflar arasındaki sözleşmenin TBK m. 27 kapsamında hükümsüz olduğu, davacının huzurdaki davadaki  talebinin marka hakkı ihlaline dayalı olarak  açılmadığı, sözleşmenin ihlali iddiasıyla cezai şartın tahsili kapsamında açıldığı, sözleşmeye dayalı taleplerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişinin hukuki mütala veremeyeceğini, mahkemenin alınan bilirkişi raporundaki hukuki görüşe dayalı olarak hüküm tanzim etmesinin HMK’ ya aykırı olduğunu, Somut olayda müvekkili ile davalı arasında, 17.12.2009 tarihli iki ayrı Franchise sözleşmesi akdedilmiş, böylelikle franchise alan davalının, müvekkilinin tanınmış “...” markasının yanı sıra, müvekkilinin ticari bilgilerini, know-how ve üretim, pazarlama yöntemlerini kullanma imkanına kavuştuğunu, davalının müvekkili ile imzaladığı iki sözleşme ile faaliyette bulunduğu 2 dükkanı haricinde, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 2015/3120 Sor. Numaralı dosyasından yapılan arama ve el koyma faaliyetleri ve alınan ifadeler neticesinde, davalının dava dışı 3. kişi  ... adına açtığı 3. bir dükkanının daha bulunduğunu, davacının böylelikle taraflar arasındaki Franchise sözleşmesi hükümlerini delerek tam 3 adet dükkan işlettiğini, iki tarafının tacir olduğunu, iş bu sebeple de huzurdaki davada TTK’ nın tacirler için öngördüğü hukuk rejiminin uygulanması gereken, ticari bir dava olduğunu,bir tacirin mesuliyeti ile, alelade bir hukuk kişisinin mesuliyetinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, tarafları tacir olduğu ve eşitler arasında sözleşme yapıldığı nazara alındığında, taraflara uygulanacak hukuk kurallarının tüketici hukuku kuralları yahut adi sözleşmelere uygulanacak kurallar olamayacağını, 3 dükkanı bulunan bir tacir davalının, korunmaya muhtaç durumdaki zayıf taraf olduğuna yönelik mahkeme kabulünün, olaya uygun olmadığını, İki ayrı sözleşme imzalanarak davalının faaliyete başladığı 17.12.2009 tarihinden, sözleşmenin haksız biçimde  feshedildiği 05.06.2015 tarihine kadar, aradan geçen uzun süre boyunca, sözleşmenin davalının hiçbir itirazı olmadan uygulandığını, yıllar boyunca sözleşmenin kendisine bahşettiği haklardan istifade eden davalı iradesinin sakatlandığı, sözleşme hükümlerinin herhangi bir sebepten dolayı geçersiz olduğu gibi bir beyan ve itirazda bulunulamayacağını, müvekkilinin markası altında, müvekkilin tedarik ettiği malzeme ve know how’ ı, müvekkiline ait yöntemlerle, müvekkilinin kalite standartları ile çiğköfte ticareti yapan davalının, çok kısa zamanda Erzincan ilinde ciddi bir müşteri potansiyeline, yüksek ciro ve karlılıklara ulaştığını, Davalının, Nisan 2015’den itibaren müvekkilin üretim politikalarını eleştirmeye, maliyetlerden şikayet etmeye başladığını, üretici bayi olmasına rağmen müvekkilden “...” adlı hammaddeyi almayı kesmesine rağmen her nasılsa üretim yapmaya devam ettiğini, müvekkili bayilerini müvekkiline karşı kışkırtmak gibi taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine aykırı eylemlerde bulunmaya başlandığını, davalı tarafın müvekkiline Bakırköy .... Noterliği vesilesiyle keşide ettiği 05.06.2015 tarihli ... yevmiye numaralı “Fesihname ve İhtarname” başlıklı ihtarname ile taraflar arasındaki iki ayrı sözleşmeyi, haksız ve hukuka aykırı biçimde feshettiğini, sözleşlmeyi fesh eden davalının, aynı işyerinde ve aynı sektör üzerine, kendi adına ve “...” ibareli tescilsiz marka altında faaliyet göstermeye devam ettiğini, Erzincan Sulh Hukuk mahkemesinin 2015/1 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile davalının taraflar arasındaki sözleşmenin bir çok hükmünü ihlal eder ve müvekkilin ticari haklarını da ihlal eder bir biçimde faaliyetine devam ettiğinin belgelendiğini, ayrıca davalının, müvekkil ile imzaladığı iki sözleşme ile faaliyette bulunduğu 2 dükkanı haricinde, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 2015/3120 Sor. Numaralı dosyasından yapılan arama ve el koyma faaliyetleri ve alınan ifadeler neticesinde, davalının dava dışı 3. kişi ... adına açtığı 3. Bir dükkanının daha bulunduğunu, davacının böylelikle taraflar arasındaki Franchise sözleşmesi hükümlerini delerek tam 3 adet dükkan işlettiğinin anlaşıldığını, bu sebeple davalının imzaladığı iki ayrı franchise sözleşmesi hükümlerini, kasten ihlal ederek müvekkiline zarar verdiğini,  Dava konusu iki ayrı sözleşmede, şayet sözleşme serbestisi ilkesi dışında kalan, “ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı” düzenleme bulunduğu iddiası var ise, sözleşmenin her bir hükmünün ve her bir düzenlemesinin ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutularak, gerekçeli biçimde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, Yıllardır çekişmesiz biçimde ifa edilmiş sözleşmenin geçersizliğinin ileriye sürülmesinin TMK 2’ye aykırı oluşu gözetilmeden tesis edilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, ifa edilmiş bir sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu,Sözleşmelerin 12.1 maddesinde, Üretici Franchise, çiğköfte yapımında kullanılan tüm ürünleri Franchise Veren’den almak zorunda olduğu düzenlendiğini, 12.3 maddesinde bu maddede belirtilen yasaklara uyulmadığı takdirde, Franchise Alan’ın 50.000 USD cezai şart ödeyeceğinin öngörüldüğünü, davacının üretici bayi sıfatı ile, müvekkilinin üretim yöntemlerini en iyi bilen, geçmişte diğer bayilere çiğ köfte satmış biri olarak, dışarıdan malzeme tedarikinin müvekkili yönünden oluştuğu zararları en iyi bilen kişi olduğunu, davacı her nasılsa müvekkilden çiğ köfte hammaddesi satın almadan, aylar boyunca çiğköfte üretimine devam ettiğini, böylece, müvekkilinin “...” markası altında faaliyette bulunduğu dönemde, müvekkilinin ticari itibarına zarara verecek sözleşmenin açık hükmünü ihlal edecek biçimde kalitesiz ve standart dışı üretimde bulunduğunu, davalının, dışarıdan malzeme alarak çiğköfte üretip üretmediği, bu yolla taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal edip etmediğinin anlaşılabilmesi için, muhasip bilirkişi yanı sıra heyete çiğköfte konusunda uzman bir sektör bilirkişisinin de ilave edilerek; mal alış faturalarının incelenmesi, davalının, müvekkilinden en son hangi tarihte hammadde aldığının incelenmesi, davalının, müvekkilinden hammadde almamasına karşılık ürün satışına devam edip etmediğinin yine davalının ticari kayıtlarından tetkiki, davalının, müvekkilinden değil de başka bir yerden hammadde alımının yahut davalının müvekkilinden hammadde almamasına rağmen, halen çiğköfte satışları devam ediyor ise bunun ne şekilde yapıldığı, gerekli olan hammaddenin ne şekilde, kimden temin edildiği, hususları incelenmesi talep edilmiş ise de, maddi gerçeği açıklığa kavuşturacak biçimde teknik bilirkişi raporu alınmamakta ısrar edildiğini,\tüstelik alınan bilirkişi raporunda, yapılan eksik ve kısıtlı incelemeye rağmen, davalının sebze, içecek v.s maddeleri dışarıdan aldığının açıkça ifade edildiğini, davacının, haksız kazanç elde etmek adına sözleşmeyi en ağır biçimde ihlal ettiğini ve müvekkiline zarar verdiği sabit olmasına rağmen, ilgili sözleşme hükmünün işlevsiz kılınmasının hukuka aykırı olduğunu, Sözleşmenin 14.6 maddesi uyarınca franchise alanın (davalı tarafın) aynı işyerinde kendi adına faaliyette bulunmayacağı düzenlenmiş olup, bu maddeye aykırı hareket edildiğinde 150.000 USD cezai şart ödeneceğinin öngörüldüğünü, nitekim söz konusu madde de; “Franchise Alan’ın açmış olduğu şubede sonradan, kendisine ve/veya üçüncü kişilere ait, aynı sektör (çiğköfte) üzerine farklı marka adı altında faaliyet göstermesi, buna teşebbüs etmesi durumunda Franchise Veren’e 150.000 USD ceza uygulanır ve sözleşmesi Franchise Veren tarafından herhangi bir tazminat ödenmeksizin derhal iptal ve fesih edilir.” denildiğini davacının aynı adreste, üstelik müvekkil ile iltibas oluşturacak ... markası ile, aynı işi yaptığı Erzincan Sulh Hukuk mahkemesinin 2015/1 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile sabit iken, sayın mahkemenin ilgili sözleşme hükmünün işlevsiz kılınmasının hukuka aykırı olduğunu, Franchise sözleşmesinin 19.3 ve 19.4 maddelerinde ise, sözleşmenin feshi halinde davalının Franchise veren müvekkiline ait markayı taşıyan tabela, afiş, broşür ve benzeri tüm malzemelerin davalı tarafından iade etmesi, kullanmaya devam etmemesinin kararlaştırıldığını, aksi takdirde davalının bu iadeyi geçekleştirmediği her gün için 5.000USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Franchise Sözleşmesi’nin 1. maddesinde her iki tarafın da adreslerinin açıklandığını, sözleşmenin 21.4 hükmünde ise noter kanalı ile adres değişikliği bildirimi yapılmadığı sürece, sözleşmede belirtilen bu adreslerin sözleşmenin uygulanması bakımından geçerli olacağının hüküm altına alındığını, buradan da anlaşılacağı üzere, müvekkilinin davalıya ayrıca teslimat yapacağı adresi bildirmek gibi bir zorunluluğu da olmadığını, davalının sözleşme hükümlerini bilmediğini ileriye süremeyeceğini, davacı tarafın Bakırköy ... Noterliği vesilesiyle keşide ettiği 05.06.2015 tarihli ... yevmiye numaralı “Fesihname ve ihtarname” başlıklı ihtarname ile taraflar arasındaki iki ayrı sözleşmeyi feshetmesine rağmen, sözleşmedeki emtia teslim edimini yerine getirmemiş, müvekkil ile iltisaklı olduğu zannını uyaracak şekilde ticarete devam etmiş olduğunu, Hüküm altına alınan yargılama giderinin de fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davanın şayet usulden reddi hallerinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının dava değerini (40.000 TL+40.000 TL+20.000 TL=) olmak üzere toplamda 100.000 TL olarak gösterdiğini  ve bu miktar üzerinden harç yatırmış iken davanın reddi nedeniyle 2020 Yılı AAÜT tarifesi uyarınca lehlerine 13.450,00 TL vekalet ücreti yazılı olması gerekirken sehven hesap hatası ile 6.000,00 TL yazılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, vekalet ücretinin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesine  dayalı olarak şimdilik 40.000 TL cezai şartın davanın açıldığı tarihten itibaren uygulanacak en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ilişkin alacak davası olup, davacı; davalının müvekkili firma haricindeki yerlerden ürün alışı yaptığından sözleşmenin 12.3 maddesi uyarınca cezai şart ödemesi gerektiğini, davalının müvekkilinin bilgisi dışında herhangi bir sözleşme akdetmeksizin üçüncü bir şube işlettiğini, sözleşmenin davalı tarafından feshinden sonra davalının aynı işyerinde ''...'' adı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait tabela, broşür ve tezgahların iadesi yükümlülüğünün yerine getirilmediğini iddia etmiş, Mahkemece; sözleşmenin TBK'nun 27.maddesi uyarınca geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, bu karar yukarıda açıklanan nedenlerle taraflarca istinaf edilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri incelendiğinde; Taraflar arasında ki adet Franchise sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşmelere davalı yanca keşide edilen ihtarname ile;  ''Müvekkil şirkete satılan ürünleriniz (çiğköfte üretiminde kullanılan) 2015 Nisan ayından itibaren yaklaşık %100 zamlı olarak satılmıştır. Bununla birlikte satılan ürünlerinizde çiğköfte üretiminde kullanılan bulgur ve baharatın birbirine karışımından dolayı %1 olan bulgurun KDV si ... lehine 8 olarak yansımıştır Ayrıca muhteva ve ürünleriniz zamlı olmasına rağmen yeni ve zamlı sunduğunuz çiğköfte üretiminde kullanılan ürünlerden nedense daha az çiğköfte yapılmaktadır. Bu durum müvekkil şirketin zaten aşırı yüksek fiyata tedarik ettiği karışımdan eskisine göre daha az çiğköfte üretmesine ve dolayısıyla karlılığın yüksek oranda düşmesine neden olmaktadır.''  şeklinde gerekçeyle feshedilmiştir. Uyuşmazlık konusu sözleşme  17.12.2009  tarihli olup, 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu zamanda düzenlendiğinden, prensip itibariyle genel işlem koşulları ile ilgili herhangi bir düzenleme içermeyen 818 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olduğu ilk bakışta söylenebilir ise de, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun “Geçmişe etkili olma-kamu düzeni ve genel ahlak” başlıklı 2.maddesine göre \"Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır'. Yine aynı Kanunun “Görülmekte olan davalara ilişkin uygulama” başlıklı 7.maddesine göre \"Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76 ncı, faize ilişkin 88 inci, temerrüt faizine ilişkin 120.nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138 inci maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır\". Bu düzenlemelerden anlaşılmaktadır ki, eski kanun zamanında meydana gelen fiil ve işlemler eğer kamu düzeni ve genel ahlak ile ilgili bulunmakta ise, bu takdirde geçmişe etkili olmama kuralı işlemeyecek ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu olaya uygulanacaktır. Ancak, TBK'nun 27.maddesi hükmü uyarınca, sözleşmenin içerdiği hükümlerden birinin hükümsüz olmasının diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceği anlaşılmakla ahlaka aykırılık iddiasının her bir cezai şart hükmü yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arsında uzun yıllardır devam eden sözleşmenin çekişmesiz bir biçimde ifa edilmesinden sonra, bir kısım hükümler gerekçe gösterilerek, sözleşmenin tümden geçersiz olduğunun kabulünün yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Zira her ne kadar sözleşmenin fesih gerekçesi olarak, davalının başkasından ürün tedarik ettiği ileri sürülmüş ve feshe bağlı olarak cezai şart koşullarının gerçekleştiği ileri sürülmüş ise de, bir kısım cezai şart hükmünün sözleşmenin sona ermesinden sonraki koşullara bağlı olarak düzenlendiği, ancak her bir madde yönünden belirtilen koşulların ayrı ayrı araştırılıp değerlendirilmediği görülmüştür. Sözleşmenin 12.1 maddesinde, franchise çiğköfte yapımında kullanılan tüm ürünlerin franchise verenden alınması gerektiğinin kararlaştırıldığı, mahkemece Erzincan Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak davalı defterlerinin incelenerek rapor alındığı anlaşılıyorsa da, sözleşme maddesinin ihlal edilip edilmediğinin, alınan bilirkişi raporu kapsamında değerlendirilmese gerektiği anlaşılmıştır.<br>Sözleşmenin 14.6 maddesinde, franchise alanın, aynı işyerinde faaliyette bulunamayacağı hususunun düzenlendiği, her ne kadar Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1 değişik iş sayılı dosyasında bir kısım tspit yapılmış ise de, davalı eylemlerinin sözleşme ilişkisi içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği, bu kapsamda davalının aynı iş yerinde farklı bir marka ile faaliyette bulunmak suretiyle haksız rekabet gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin 19.3 maddesinde, davalının, sözleşmenin sona ermesinden itibaren franchise verenin adı ve tescilli markasını hiç bir şekilde kullanamayacağı, markayı taşıyan tüm ürünlerin franchise alan tarafından franchise verene veya gösterdiği üçüncü kişiye teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, ancak franchise verenin bu konuda seçim hakkı bulunmasına rağmen, bu hakkını kullanıp kullanmadığı, bu kapsamda, gerekli bildirimde bulunup bulunmadığı, yer gösterip göstermediği ve franchise verenin seçim hakkını kullanmamasının sonuçlarının tartışılmadığı  anlaşılmıştır.Yine sözleşmenin 19.6 maddesinde sözleşmenin feshi halinde davacıya ait broşür ve tanıtım malzemelerinde belirtilen sipariş telefonlarının üçüncü şahıslara satılamayacağı ve kullandırılamayacağı, franchise verene devredileceği veya 6 ay süreyle kapatılacağı hususunun kararlaştırıldığı, belirtilen hüküm yönünden cezai şart koşulunun sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmediği anlaşılmıştır.Diğer yandan, cezai şart bedelinin ödenmesine kanaat getirildiği takdirde, davalı tarafça talep edilen cezai şartın ekonomik mahvına sebep olacağı ileri sürülmekle, bu hususun tartışılması gerektiği  sonucuna varılmıştır.Sonuç olarak, sözleşmenin bir kısım hükümlerinin ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle TBK'nun 27.maddesi kapsamında sözleşmenin hükümsüz sayılarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, sözleşmede ahlaka aykırı olan cezai şart hükümlerinin sözleşmeyi tümden geçersiz kılmayacağı gözetilmek suretiyle, davacının iddiaları tek tek araştırılıp, sözleşmedeki her bir cezai şart hükmü yönünden koşulun sağlanıp sağlanmadığı denetlenerek varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/01/2020 tarih, 2016/138 E. 2020/46 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6-Davalı vekilinin istinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı vekili tarafından  yatırılan istinaf karar ve başvurma harcının talebi ve isteği halinde davalı tarafa iadesine,7- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e458529a7d28cff2","SID":"2c70a83a6c703ef0"}}