{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2048 <br>KARAR NO: 2023/1534<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/02/2020<br>NUMARASI: 2017/1175 E. - 2020/50 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin, davalı personel servis hizmeti sağladığını, bu hizmetin bedeli olarak da e-faturalar tanzim ettiğini, işbu e faturalar davalı borçluya gönderildiğini, e faturaların davalıya tebliğinden sonra yasa süresi içinde faturalara ve içeriklerine yapılmış herhangi bir itiraz bulunmadığını, ancak içeriğine itiraz edilmeyen bu faturaların bedelleri müvekkil şirkete ödenmediğini, bu nedenle de tarafınca borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası üzerinden 29.736,00-TL tutarında icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibin ardında davalı tarafından yasal süresi içerisinde yetkiye ve borca itiraz edildiğini ancak söz konusu itirazlar haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilin alacağını elde edememesini sağlamaya yönelik olduğunu beyan ederek, davalının itirazlarının iptaline ve takibin devamına, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalının alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibinde yetki itirazında bulunduğunu, takibin yetkili İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünde başlatılması gerektiğini, zira müvekkili şirketin adresinin Pendik/İSTANBUL olduğunu, bu nedenle icra takibine ilişkin yetki itirazı olduğundan takip yetkili icra müdürlüğünde başlatılmadığını, bu husus itirazın iptali davasında dava şartı olduğunu, bu nedenle icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde açılmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, dosyanın aynı sözleşme nedeni ile ana firma aleyhine açılan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1167 esas sayılı dosyayla birleştirilmesine, müvekkil şirket hakkında açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; \"davanın kabulüne;İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında davalı yanın itirazının iptali ile, takibin 29.736,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden ödeninceye kadar yasal faiz uygulanmasına, Alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 5.947,20-TL icra inkar tazminatının davalı yandan alınarak davacı tarafa verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, taraflar arasında bağlayıcı yazılı sözleşmenin yok sayılarak hatalı karar tesis edildiğini, taraflar arasındaki yazılı sözleşme ilişkisinin varlığının hem davalının ve hem de mahkemenin kabulünde olduğunu, davacının faturalardaki artış tutarlarını yazılı sözleşmenin 5.maddesindeki hükme göre yaptığını ileri sürdüğünü, davanın, taraflar arasındaki yazılı sözleşme hükümlerine göre karara bağlanılması gerekirken, aksi yazılı delil ile ispat edilen karine kapsamında davanın tamamen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacının cevaba cevapta \"sözleşmenin 5.1. Maddesine uygun olarak akaryakıta gelen zammın 1/3'nün faturalara yansıtılarak yeni fatura bedellerinin belirlendiğini\" ileri sürerek faturalardaki tutarların sözleşmeye göre belirlendiğini ileri sürdüğünü, davacının da verdiği cevabı ile fatura bedellerinin, yazılı sözleşme hükmü doğrultusunda motorine gelen zammın 1/3'nün uygulanarak yeni fatura bedellerinin belirleneceğini açık ve seçik olarak mahkeme önünde kabul edildiğini, bunun ikrar sayılması gerektiğini, taraflar arasında yazılı sözleşme olmasa dahi, davacının mahkeme önünde yapmış olduğu fatura bedellerinin motorine gelen zammın 1/3'nün uygulanarak yeni fatura bedellerinin belirlendiği ikrarının davacıyı bağladığını ve bu ikrarından dönemeyeceğini, mahkeme ara kararı gereğince, motorin fiyatlarının ihtilaf tarihleri uyarınca dosyaya geldiğini, buna göre petrol mühendisi bilirkişiden rapor aldırıldığını, raporun seçenekli sunulduğunu, Mahkemenin 1.seçeneğe göre hüküm kurması gerektiğini, Zira, ... gelen motorin fiyatları üzerinde 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporu ile; Davacının faturalarda yazılı sözleşmenin 5.1. Maddesine uygun artış yapmadığı, takip ve daya konusu edilen fatura tutarlarının 22.684,48-TL olması gerektiği yönünde tespit yapıldığını, böylelikle davacının yazılı sözleşmenin ve mahkeme önünde yaptığı ikrarının aksine faturaları fazla tutar üzerinden düzenlediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini,Davadaki diğer itirazlarının ise hizmet verilmeyen güzergahlara hizmet verilmiş gibi servis faturası düzenlenmiş olması hususundan kaynaklandığını, Mahkemece bu konuda inceleme yapılmadığı gibi, servis hizmetinin verilmiş olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı gerekçesinin son derece hatalı olduğunu, davalının hizmet vermediği güzergaha servis hizmeti verdiğini ispatlaması gerektiğini, Ayrıca dava ve takip konusu tutarın yargılama sonucunda ortaya çıktığından alacağın likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatının da kaldırılması gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Davacı; taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacı şirketçe, davalı yana personel servis hizmeti sağlandığını, bu hizmetin bedeli olarak da bir kısım faturalar düzenlendiğini, söz konusu faturaların ödenmediğin, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia etmiş, davalı; takibe dayanak faturaların, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı düzenlendiğini, hizmet verilmeyen güzergahlara hizmet verilmiş gibi servis faturası düzenlendiğini savunmuş, Mahkemece, ticari defterlere ve bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra takibinin dayanağının 31/07/2017, 31/08/2017 tarihli ve 31/10/2017 tarihli toplamda 29.736,00-TL tutarlı faturalar olduğu,  denetime elverişli bulunan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/19 talimat sayılı dosyası aracılığıyla alınan aldırılan 15/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; davalı yanın incelenen 2017 ve 2018 yılı ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, davalının yasal defterlerinde takip tarihi itibarı ile davacıya olan borcunun takipte olduğu gibi 29.736,00-TL olarak tespit edildiği, 31/12/2017 tarihinde 2 adet faturanın da defterlere kayıt edilmesiyle 2017 yılı sonunda bakiye borcunun 49.560,00-TL olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin icra takibinden sonra ve 2018 yılında da devam ettiği, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip tarihi olan 07/12/2017 tarihi itibarı ile davalının davacıya olan borcunun 29.736,00-TL olarak tespit edildiği anlaşılmış, denetime elverişli 06.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise;  davacı şirketin kanuni defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacı yanın, davalı şirketten takip tarihi olan 07/12/2017 tarihi itibariyle 39.648,00-TL fatura alacaklısı olduğu, 31/07/2017, 31/08/2017 ve 31/10/2017 tarihli faturalar toplamı olan 29.736,00-TL fatura alacağının icra takibine konu edildiği, davalı şirketin kanuni defter ve kayıtlarında takip tarihi olan 07/12/2017 itibariyle 39.648,00-TL fatura borçlusu olduğu tespitlerinde bulunulduğu, sonuç olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı yanın takibe konu; 31/07/2017, 31/08/2017 ve 31/10/2017 tarihli faturaları kayıtlarına aldığı ve takip tarihi itibariyle takip miktarındaki gibi davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği, bu nedenle  30.04.2017 tarihinden sonra düzenlenen faturaların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiği iddia edilmişse de; gerek yukarıdaki tespitler ve gerekse davalı yanın 30.04.2017 tarihinden sonra aynı şekilde düzenlenen iki adet faturayı da rapordaki tespitlere göre ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin ödeyerek bu faturaları bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmiş olması dikkate alındığında, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, Mahkemece verilen karara bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Diğer yandan, alacağın faturalara dayanması nedeniyle likit ve belirlenebilir olması, davalının takibe itirazında haksız olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, Mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2020 tarih ve 2017/1175 E., 2020/50 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.031,27 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 507,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.523,46 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1928374592bdaa0d","SID":"259b12d6af2d3ad8"}}