{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2139 Esas<br>KARAR NO: 2023/1632<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/10/2019<br>NUMARASI: 2017/128 E. - 2019/317 K.<br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1982 yılından beri her türlü aydınlatma malzemesinin ithalat ve ihracatını yaptığını, başlangıçtan bugüne bütün imalatlarını “...” tescilli markası ile yaptığını, müvekkillerine ait dava konusu tasarımların ... tescil numarası ile “...” ismi ile tescilli olduğunu, ancak hal böyel iken davalıların, müvekkili tasarımı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ürünler üreterek satışa sunduğunu bu durumun müvekkili tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ve davalıların haksız kazanç sağladığını, söz konusu durumun Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/25 D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalılardan ...’nın tecavüz mahsulü ürünleri diğer davalı Kural Metal firması için ürettiğini, Kural Metal'in de söz konusu ürünleri başka firmalara sattığını, davalıların bu eylemleri nedeni ile müvekkilinin maddi ve manevi kayıplar yaşadığını iddia ederek, tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men ve ref'ini, mümkün olduğu takdirde tecavüze konu ürünler ile kalıplar üzerinde müvekkillerine mülkiyet hakkı tanınmasını, aksi halde ilgili ürünlerin imha edilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 Euro manevi tazminatın, tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini hükmün ilanını ve değişik iş dosyasında yapılan masraflar ile birlikte yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yabancı para cinsinden manevi tazminat istenmesi mümkün olmadığından, ön inceleme duruşmasında davacı vekiline dilekçesini açıklaması için kesin süre verilmiş ve davacı vekili manevi tazminat talebini 755.740,00 TL olarak düzelterek harç ikmali yapmış ve bu tutarın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Ayrıca maddi tazminat talebini de bilirkişi raporu doğrultusunda 59.068,80 TL olarak artırıp yoksun kalınan kazanç olarak tahsilini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Dava konusu edilen ürünlerin dava dışı ...  San.Tic.Ltd.Şti.’nin tek seferlik siparişi üzerine faturalı olarak üretilen 320 adet tamamlanmamış metal ürün ve 1 adet kalıp olduğunu, ... firmasının 02.09.2016 tarihinde müvekkillerinden ... ’e bir adet ham numune ürün parçası getirdiğini ve bu parçanın üretimi hakkında çalışma yapılarak teklif verilmesini talep ettiğini, ürünlerin imal edilerek ... firmasına teslim edildiğini, yapılan işlemlerin tamamının evraklarının bulunduğunu ve tek seferlik satıştan ibaret olduğunu, devam eden bir tecavüz durumunun mevcut olmadığını, tek sorumluluk ve mülkiyetin ... firmasına ait olduğunu, müvekkillerinin bu malları satışa çıkarmadığını ve üzerinden kazanç sağlamadığını, davanın tek muhatabının ... firması olduğunu, müvekkillerinin ürettikleri ürünün tescilli bir tasarım hakkının koruması altında olduğunu bilmediklerini, müvekkillerinin tamamen kusursuz olduğunu, endüstriyel tasarımlarda tazminatın kusura bağlı olduğunu, bu nedenle Müvekkillerinden tazminat talep edilemeyeceğini ve talep edilen miktarların da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalıların davacı adına tescilli ... tescil başvuru nolu tasarımdan doğan haklarına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, giderilmesine, tecavüz suretiyle imal edilen ürünlere ve bu ürünlerin imalatında kullanılan kalıplar ile tanıtım evrakı ve kataloglara el konularak imhasına,Davacının fazlaya dayalı ve tazminat taleplerinin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  hukuka aykırı bütün  eylemerin subüt bulduğunun mahkemece  kabul edildiği halde taleplerinin tümden kabul edilmemesinin  \" herkes her türlü eylemi isteyen istediği gibi yapabilir bunun için sadece tespit yapılabilir ancak tazminat yada zarar karşılanmasına karar verilemez\" tarzındaki yaklaşımının  açıkça  hukuka aykırı olduğunu, davacının , kendine ait tasarımları kullandığını ve  TPE nezdinde tescil ettirdiğini, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/25 D. İş sayılı tespit dosyası nezdinde 23.02.2017 tarihinde yapılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporunda tespite konu ürünlerin müvekkili adına ... numara ile tescilli “...” isimli çoklu tasarımları ile iltibas oluşturacak nitelikte benzer tasarım uygulaması olduğu, seçenek özgürlüğü olmasına rağmen tescilli tasarıma benzer olarak üretim yapıldığı görüş ve kanaatine varıldığını, müvekkile ait tasarımların taklit etmek suretiyle imal edilen ürünler sayesinde davalıların satışları büyük oranda artmış ve bu sayede adil olmayan bir şekilde büyük çıkarlar elde ettiğini, müvekkil şirket 3 4 yıldır hukuki süreç çerçevesinde davalılar  ile mücadele ederken, öncesinde gizli imalat yapan davalıları  tespit etmek için onca zaman maddi ve manevi uğraş vermiş, delilleri toplamak için onca çalışma ve uğraş sonucunda ciddi zarara uğramış ve davalı tarafından sahte olarak üretilen ve piyasada dava dışı firmalara faturalı ve faturasız  satışları nedeniyle  ciddi zararlara maruz kaldığını, kusurun varlığının ortada olduğunu kararda  tecavüzün varlığı kabul edilmiş olup durdurulması ve giderilmesi yönünde karar vermişken tazminata hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının red edilen kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  tüm hak ve sorumlulukları ferbakır firmasına ait olacak şekilde ham bir ürünün- yani henüz aksamları ile tamamlanmamış bir ürünün- fason üretimini  yaptığını, tamamlanmış halinde ne şekilde olacağını bile bilmesinin  mümkün olmadığını, malların ve kalıbın ferbakır a ait olduğunu, davalıların   üretim, satış, dağıtım vb. Yapmadığını,  dava konusu olan  fason üretim dışında daha öncesinde ve sonrasında da hiçbir üretim, satış, dağıtım yapmadığını, verilen kararın haksız olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; önceki dilekçelerinin içeriğini tekrarla,  aslında davalının bütün hukuka aykırı eylemlerinin subüt bulduğunu, yerel mahkemenin kısmi kabul kısmi red olan bu kararına karşı tarafca tazminat taleplerinin reddedildiğini için istinaf kanun yoluna başvurulduğunu,  davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvurusu haksız ve mesnetsiz olduğunu, yerel mahkeme davayı tamamen kabul etmesi gerekirken kısmi kabul ederek zaten hatalı bir karar verdiğini, davalı taraf ise kabul edilen kısmın reddedilmesi amacıyla istinafa başvurmuşsa da bu talebi yerinde ve doğru olmadığını,  davalı tarafın  müvekkiline ait ürünlerin neredeyse aynısını üretip  bundan gelir elde ettiğini,  bu yol ile ticari alanda faaliyet gösterdiklerini tasarıma konu ürünlerinin aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer ürünlerini üretmek kullanmak suretiyle taklit etmekte ve böylelikle haksız rekabete yol açarak haksız kazanç sağladıklarını, bu sebeplerle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: Dava, tescilli endüstriyel tasarıma vaki tecavüzün ve haksız rekabetin  tespiti ,meni, refi ile endüstriyel tasarıma vaki tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Davacı vekili  müvekkillerine ait dava konusu tasarımların ... tescil numarası ile “...” ismi ile tescilli olduğunu, ancak  davalıların, müvekkili tasarımı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer ürünler üreterek satışa sunduğunu beyanla eldeki davayı açmıştır. TPMK  kayıtlarına göre,  ... sayılı \"....\"  adlı çoklu tasarımın 10/07/2008 tarihinde davacı adına tescil edildiği görülmektedir. SMK  59. Maddesi hükmüne göre \"Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz.\" şeklinde düzenlenmiş aynı kanunun 81.maddesinde,   tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak ,  tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında gösterilmiştir. 17/04/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacıya ait tescilli tasarımın 1-2-3 nolu çoklu tasarım oldığunu, karşılaştırması yapılan  tescilli tasarım ile davalıya ait ürününlerin aydınlatma armatürleri olduğunu, gövde, ampul ve duy bölümünden oluştuğunu, aydınlatma armatürlerinin çoğunlukla gövde(A) bölümündeki tasarım değişiklikleri ile farklılaştığını, davalı iş yerinde ürünün gövde kısmının bulunduğunu incelemenin gövde üzerinden yapıldığını buna göre davacıya ait 2 ve 3 nolu  tasarım ve davalı ürünün gövde kısmının birbirine çok yakın ve benzer olduğunu, davacının yoksun kaldığı kazancın  59.068,80 TL olduğu belirtilmiştir. Ek raporda ise  dava konusu ürünlerin 320 adet olarak davalı firmada tespiti üzerine birim kar üzerinden yoksun kalınan kazancın ise sorumluluk açısından ... 59.068,80 x %11,86 = 7.005,56, Kural Metal 59.068,80 x %88,14 = 52.063,24 şeklinde sorumlulu oldukları belirtilmiştir. Davacı vekili tazminat talebini bu miktara göre arttırmış, ticari faiziyle tahsilini talep etmiş, Manevi tazminat  755.740,00 TL olarak yasal faiziyle  talep edilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalıların  sipariş üzerine  dava konusu ürünlerin üretimini yaptıkları ve   dava dışı ... firmasına teslim edildiği, iş yerinde ele geçirildiği belirtilen dava konusu aydınlatma armatürlerine ait yarı mamül ürünler üzerinde inceleme yapılarak bu  ürünlerin  davacı adına tescilli 2 ve 3 nolu  tasarıma göre farklılık içermediği ve genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzer  oldukları bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de, davacıya ait  tescilli tasarımın  gövde, ampul ve duy bölümünden oluştuğu, davalı iş yerinde ele geçirilen ve tescilli tasarımla kıyaslanan  ürünlerin ise,  sadece gövde kısmı olduğu, incelemenin gövde üzerinden yapıldığı dikkate alındığında  yarı mamül olması nedeniyle bütünlük arz etmeyen , tescilli tasarımın sadece bir bölümünü içeren  bu parçaların davacı adına tescilli tasarım ile genel izlenimde yapılacak kıyaslamaya elverişli olmadığı , bu hali ile  TMK 6. ve HMK 190/1 maddeleri  gereğince ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafından  tasarım sahibi davacının izni olmadan koruma kapsamındaki tasarımın   uygulandığı ürününün genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini  ticari amaçlı üretmek şeklinde tasarım hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin davalılar tarafından gerçekleştirildiğinin mevcut delillerle ispatlanmış olmadığı anlaşıldığından davanın tümden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. (Yargıtay 11. H.D 2015/12277 -2016/8884), Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan  reddine, Davalılar   vekilinin İstinaf başvurusunun  kabulü ile HMK 353/1-b- 2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,  Davacının sübut bulmayan  davasının  REDDİNE,  dair yeniden hüküm kurulmasına temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN  REDDİNE, 3-Davalılar vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,4-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/10/2019 tarih, 2017/128 E. 2019/317 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,5-Davacının sübut bulmayan  davasının  REDDİNE,6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu  ile 238,45-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 2.100,00-TL bilirkişi ücretinin davanın red  edilmiş olması sebebiyle, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafınca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 100,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 248,60- TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 7/c-İstinaf talebi red edildiğinden alınması gereken 269,85-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesi 7/ç-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bıkarılmasına  7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b4abf78beb1f08c","SID":"e3c4fff423327c6f"}}