{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/768 Esas 2023/1767  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/768<br>KARAR NO\t\t: 2023/1767<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : 14/06/2021<br>NUMARASI\t\t : 2018/760 Esas<br> 2021/521 Karar <br>DAVACILAR \t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Ticaret Sicil Müdürlüğünün Kararına İtiraz <br>DAVA TARİHİ\t: 13/06/2017<br>KARAR TARİHİ\t:  13/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  13/12/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki ticaret sicil müdürlüğünün kararına itiraz istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı ... A.Ş'nin 25/05/2017 tarihli yapılan Genel Kurul Toplantısında ... İnşaat ve Ticaret A.Ş olarak bölünmesine karar verildiğini, bölünme işleminin tescili için Ankara Ticaret Sicil Memurluğuna başvurulduğunu, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... İnşaat A.Ş'ye hitaben yazmış olduğu 02/06/2017 tarihli yazısı ile tescil talebinin reddedildiğinin öğrenildiğini, ret kararının 05/06/2017 tarihinde müvekkili ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.'ye tebliğ edildiğini, ret kararının gerekçesinde şirketin ticaret sicil dosyasında ... ve Ticaret A.Ş.'nin alacaklılarından ... ... Şubesinin Ankara 6.Noterliği vasıtasıyla keşide edilen 23/05/2017 tarih ve 7392 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile müvekkili olan şirketten alacaklıların alacaklarını teminatlandırılmadığı sürece bölme işleminin tescil edilmemesi yönünde şerhin mevcut olduğunu, TTK'nın 174, 175.maddeleri ile 16/09/2003 tarihli 25231 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anonim ve Limited Şirketlerin Kısmi Bölünme İşlemlerinin Usul ve Esaslarının Düzenlenmesi Hakkındaki Tebliğin 5.maddesi gereğince bölünme işleminin tescil edilemeyeceğinin belirtildiğini,  bağımsız denetçi tarafından hazırlanan 31/12/2016 tarihli ... A.Ş'nin bilançosına göre bölünmenin alacak haklarına herhangi bir halel getirmediği, bölünme olmasında bir sakınca görülmediğinin tespit edildiğini, şirket aktif varlıklarının borçlarını ödeme kabiliyetinde olduğunu, ... ve Ticaret A.Ş'ye ait ödenmemiş sermayenin yalnızca 50.000,00 TL'sinin ... İnşaat ve Ticaret A.Ş'ye aktarılacağını, ... Bankasının bahse konu alacağının kesinleşmiş bir alacak olmadığını, müvekkilinin alacakları teminat altına alma yükümlülüğünün ortadan kalktığını, red kararının gerekçesinde atıf yapılan tebliğin 5. maddesinin TTK'nın 175/(2). maddesine açıkça aykırı olması nedeniyle somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, 6102 sayılı TTK'na aykırılık teşkil edilen tebliğ hükümlerinin yok hükmünde olduğunu, mülga kanun zamanıda çıkarılmış olan tebliğ hükmü gerekçe gösterilerek tescil taleplerinin red edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davalı  Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 02/06/2017 tarihli \"tescil talebinin reddi\" kararına karşı TTK'nın 34. maddesi uyarınca itirazlarının kabulüne, red edilen hususların tesiciline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı Ankara Ticaret Müdürlüğünce davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. <br>\tFeri Müdahil ... vekili dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile davacı ... ve Ticaret A.Ş arasında bu şirkete kullandırılan kredilerden dolayı ayrıca davacı şirketin kefil olduğu dava dışı ....A.Ş'ye kullandırılan kredilerden dolayı müvekkili bankanın nakdi ve gayri nakdi alacağının bulunduğunu, hesapların kât edildiğini, ihtarlara rağmen ödemelerin yapılmadığını, borç ödenmediğinden davalı şirketin TTK'nın 157 ve 175. maddelerine göre teminat göstermek zorunda olduğunu,  davacı şirketin bölünmesine muvafakat etmediklerini bildirmiş, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; alacaklıların alacaklarını bölünen şirketten talep edebilmeleri için TTK'nun 176.maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde mümkün olacağı, belirli koşulların varlığında ikinci dereceden sorumlu şirkete başvurulabileceği, ... A.Ş' nin alacaklarının bu şirketten ancak ikinci  derecede ve belirlenen koşulların varlığı halinde alacaklarını talep edebilecekleri, bölünme ile alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşeceği, bu nedenle de teminat altına almak yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı kanaatine varılarak TTK 34. Maddesi kapsamında yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tKısmi Bölünme İşlemi, Faaliyet Konusu (İş Kolu) bazında olup, maddi unsurlara ilişkin olmadığından ve tek başına ekonomik değeri olmayan şirkete ait uzmanlık belgelerini kapsadığından alacaklıların haklarını zarara uğratacak nitelikte bulunmadığını, <br>\tKısmi bölünme ile  sadece 35.000.000,00 TL olan ana şirket sermayesinin 50.000,00 TL'lik kısmının bölünmeye aktarılacağı, yeni kurulacak şirketin geri kalan sermayesinin ana şirket ortakları tarafından hisseleri oranında tamamlanacağı kararlaştırıldığını, <br>\tToplam ana sermayenin 1/700'ünün bölünmeyle kurulacak şirkete aktarılmasının ne sermaye kaybına ne de şirketten alacaklı olan firmaları alacak kaybına uğratmayacağı da ortada olduğunu, <br>\tDosyada bulunan bağımsız denetim raporunda ve mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde Kısmi Bölünmenin maddi unsurlara ilişkin olmadığı, alacaklıların haklarına zarar vermeyeceği, aynı zamanda külli halefiyet ilkesi gereği alacaklıların haklarını koruduğu belirtilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince aksi kanaatle taleplerinin reddine karar verilmesinin  hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tFer'i müdahil vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  Ticaret Sicil Müdürlüğünün bölünme işleminin tescil talebinin reddine dair kararına TTK 34. maddesi uyarınca itirazdır.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>\tTürk Ticaret Kanununun Alacakların teminat altına alınması başlıklı 175. Maddesinde; \"Bölünmeye katılan şirketler, 174 üncü maddede öngörülen ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, istemde bulunan alacaklıların alacaklarını teminat altına almak zorundadırlar.<br>\tBölünme ile, alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin, ispatı hâlinde, teminat altına almak yükümü ortadan kalkar. <br>\tDiğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, şirket, teminat göstermek yerine borcu ödeyebilir. \"  hükmü bulunmaktadır.<br>\tTürk Ticaret Kanununun Bölünmeye katılan şirketlerin ikinci derecede sorumluluğu başlıklı 176. Maddesinde;\" Bölünme sözleşmesi veya bölünme planıyla kendisine borç tahsis edilen şirket, bu suretle birinci derecede sorumlu bulunan şirket, alacaklıların alacaklarını ifa etmezse, bölünmeye katılan diğer şirketler, ikinci derecede sorumlu şirketler, müteselsilen sorumlu olurlar.<br>\tİkinci derecede sorumlu olan şirketlerin takip edilebilmeleri için, alacağın teminat altına alınmamış ve birinci derecede sorumlu şirketin;<br>\ta) İflas etmiş,<br>\tb) Konkordato süresi almış<br>\tc) Aleyhinde yapılan bir icra takibinde kesin aciz vesikası alınmasının şartları doğmuş,\t<br>\td) Merkezi yurt dışına taşınmış ve artık Türkiye'de takip edilemez duruma gelmiş veya<br>\te) Yurt dışındaki merkezinin yeri değiştirilmiş ve bu sebeple hukuken takibi önemli derecede güçleşmiş, olması gerekir.\" hükmü bulunmaktadır. <br>\t6102 sayılı TTK'nın \"İtiraz\" başlıklı 34.maddesinde; ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri, bu itirazın mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanacağı, ancak, sicil müdürünün kararının, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişinin de dinleneceği, bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verileceği, düzenlemesi yer almaktadır. <br>\tTicaret Sicil Yönetmeliğinin \"Bölünme\" başlıklı 128/5.maddesinde; bölünmeye katılan şirketlerin her biri tarafından, alacaklılarına yedişer gün ara ile üç defa yapılan ilanların yayımlandığı sicil gazetelerinin birer örneği müdürlüğe verileceği düzenlenmiştir. <br>\tMali müşavir bilirkişiden alınan raporda özetle;  şirketin bölünme işlemlerinin yasada belirlenen şekil ve şartlarda gerçekleştiğini, bağımsız denetçi tarafından verilen raporların mali kayıtlar ve prosedürlere uygun gerçekleştiğini, bu kapsamda bölünme ile alacaklıların alacaklarını almasının tehlikeye düşmesinin söz konusu olmadığını, sermayeye konu işlemin TTK 175/2 maddesi kapsamında teminatlandırma kapsamında bulunmadığını, sermayeye konu unsurun iş bitirme ve deneyim belgesi olması sebebiyle aktif değer bilançosunda mevcut haliyle aktif değeri bulunmadığından alacaklıların menfaatini etkileyecek bir unsurun bulunmadığını, parayla satılacak bir değer olmadığını, Ticaret Sicil Memurluğunca tescil işleminin red edilmesinin yapılan değerlendirmeler ve dosya içeriği bağımsız denetçi raporundaki tespitler nedeniyle haksız olduğunu belirtmiştir.<br>\tNitelikli Hesaplama uzmanı bilirkişiden alınan raporda özetle; şirketin bölünme işlemlerinin yasada belirlenen şekil ve şartlarda gerçekleştiğini, bağımsız denetçi tarafından verilen raporların mali kayıtlar ve prosedürlere uygun gerçekleştiğini, bu kapsamda bölünme ile alacaklıların alacaklarını almasının tehlikeye düşmesinin söz konusu olmadığını, sermayeye konu işlemin TTK 175/2 maddesi kapsamında teminatlandırma kapsamında bulunmadığını, sermayeye konu unsurun iş bitirme ve deneyim belgesi olması sebebiyle aktif değer bilançosunda mevcut haliyle aktif değeri bulunmadığından alacaklıların menfaatini etkileyecek bir unsurun bulunmadığını, hesap bilirkişinin sunduğu raporda özetle; bölünme sonucunda, ... A.Ş.'nin devrettiği iş koluna ilişkin faaliyeti sona ererken payları ve hakları bölünen ... A.Ş. Ortaklarına ait olacak ... A.Ş. Nin devraldığı iş kolunda ... A.Ş. İş bitirme belgeleri ile kamu ihalelerine katılarak gelir elde edeceği,  ... A.Ş' nin alacaklarının bu şirketten ancak ikinci  derecede ve belirlenen koşulların varlığı halinde alacaklarını talep edebilecekleri ve bunun uzun bir süreç gerektirdiği tespit edilmiş, bölünme ile alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşeceği, bu nedenle de teminat altına alma yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı  belirtmiştir. <br>\tSomut olaya gelince, davacı yanca 25/05/2017 tarihinde ... A.Ş.'nin yapılan genel kurul toplantısına şirket faaliyet alanına göre kısmi bölünme ile  ... ...A.Ş. olarak bölünmesine karar verildiğini, bölünme işleminin tescili için davalı sicile müracaat edildiğini, sicil tarafından bölünme işleminin tescil isteminin reddedilmesi nedeniyle TTK'nun 34.maddesi gereğince sicil kararının iptali ile tescile yönelik olarak işbu dava açılmış olup, dosya kapsamında alınan nitelikli hesap uzmanı bilirkişinin raporunda belirtildiği, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere, bölünme tarihi itibariyle davacı ... ...A.Ş'nin muaccel hale gelen ve icra takibine de konu olan borçları bulunduğu, Fer'i müdahil ... tarafından davacı ... ...AŞ.'nin dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden kaynaklı olarak kefaletten kaynaklı nakdi ve gayri nakdi alacağın bulunduğu ve hesapların kat edildiğinden davacı şirketin TTK'nun 157 ve 175.maddeleri kapsamında teminat göstermek zorunda olduğu, bu nedenle davacı şirketin bölünmesine muvafakat etmediği, TTK'nun 176.maddesinde bölünmeye katılan şirketlerin ikinci dereceden sorumluluğuna ilişkin  düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre  alacaklıların alacaklarını bölünen şirketten talep edebilmeleri için TTK'nun 176.maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde mümkün olacağı, belirli koşulların varlığında ikinci dereceden sorumlu şirkete başvurulabileceği, ... ...A.Ş'nin alacaklarının bu şirketten ancak ikinci  derecede ve belirlenen koşulların varlığı halinde alacaklarını talep edebileceği, bu hale göre davacı ... ...AŞ.'nin bölünmesi ile alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşeceğinden, alacaklıların alacağını teminat altına almak yükümlülüğünün bulunduğu, davacı şirket tarafından teminat yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden açılan davanın TTK'nun 174 ve devamı ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 128.maddesi gereğince  reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılardan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/12/2023<br><br><br><br><br>Başkan-            Üye -                     Üye -                 Zabıt Katibi<br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10b704c12da33ba6","SID":"535bc972861416ac"}}