{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2021/1692 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2023/1587<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/405 E - 2021/763 K<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: .<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 30/11/2023<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/12/2023<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br> Davacı vekili,  müvekkil ile davalı arasında, 23.01.2019 tarihinde, ... plaka sayılı aracın, 23.500,00 TL bedel ile alım satımı konusunda, haricen düzenlenen geçersiz sözleşmeyle anlaştıklarını, müvekkilinin, bu satış işlemi için, davalıya, 2.500,00TL kapora verdiğini,  geri kalan 21.000,00 TL için de, 15/12/2018 düzenleme tarihli, 15/03/2019 ödeme tarihli ve 21.000,00TL bedelli bir senet verdiğini, müvekkilinin, kalan borcunu ödeyemeyeceğini anlayınca, ... plaka sayılı aracı davalıya iade ettiğini ve kendisinden almış olduğu senedin ve kaporanın iadesini istediğini, davalı tarafın senedi ve kaporayı iade etmediğini ve müvekkili aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2019/10057 Esas sayılı dosyası ile haksız icra takibi başlattığını, akit geçersiz olduğundan ve aracın devri yapılmadığından senedin karşılıksız kaldığını, aksine müvekkilinin, davalı taraftan alacaklı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin takibe konu 21.000,00 TL'lik karşılıksız senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitine ve takibe konu senedin ve takibin iptaline, kapora olarak ödenen 2.500,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınıp müvekkiline ödenmesine, alacağın en az %20'si oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>  Davalı vekili, davanın süresi içerisinde açılmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya konu bononun geçerli bir bono olduğunu,  icra takibinin haklı olduğunu, bono yazılı belge olduğundan bu yazılı belgeye karşı ancak ve ancak yazılı ödeme belgesi vs. ile ispat mümkün olmadığını, davacı tarafın bu bonoya karşı ödeme vs. hakkında yazılı belge sunamadığını belirterek davasının reddine, davacının % 20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ<br>Mahkemece, taraflar arasında araç satışından kaynaklı harici satış sözleşmesinin düzenlendiği kabul edildiği, sözleşme geçersiz olduğundan tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca  karşılıklı olarak iade etmekle yükümlü oldukları, aracın devrinin yapılmadığı bu bağlamda davacının 15/12/2018 düzenleme tarihli 15/03/2019 ödeme tarihli, 21.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığı ve 2.500,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği, söz konusu protokolün HMK 202. maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı kapsamında değerlendirilmeyecek olsa dahi , davacı yemin deliline dayandığı,  yemin davetiyesinin HMK 229. maddesi gereğince  usulüne uygun tebliğ edildiği görüldüğünden yemin konusu ikrar etmiş kabul edilerek;<br>-Davanın KABULÜNE, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2019/10057 esas sayılı dosyası ile takibe konulan 15/12/2018 düzenleme tarihli 15/03/2019 ödeme tarihli, 21.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, <br>-2.500,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Senet miktarı olan 21.000,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından; Davacı tarafın yemin metnini sunması için 2 haftalık kesin sürenin bitiş tarihinin 20.07.2021 tarihi olduğu, ancak davacı tarafın yemin metnini 27.07.2021 tarihinde (yani süresinden sonra) sunduğu, bu tarihin adli tatile denk gelmiş olsa da basit yargılamaya tabi davalarda sürelerin adli tatilde de işleyeceği, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/2 maddesine göre; \"miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda \"basit yargılama\" usulü uygulanır.\" denildiği, basit yargılamaya tabi ticari davalarda adli tatilde de sürelerin işlediği, bu durumda, davacı tarafın yemin metnini süresinden sonra sunduğu; bununla birlikte, müvekkili davalıya yemin için duruşma gününün \"doğrudan Mernis adresine Tebligat Kanunun 21/2 maddesi şerhiyle muhtara tebligat yapılmak suretiyle\" gerçekleştirildiği, bundan önce, davalının en son bilinen adresine normal tebligat gönderilmediği, tebligatın usulsüz olduğu;  tanıkların dahi usule uygun dinlenmediği, dava konusu senet geçerli ve gerçek bir bono olup, davacı tarafın müvekkili davalıya borçlu olduğundan, ayrıca davacı tarafın davası haksız olup, davacı taraf davasını ispat edemediğinden, davanın reddedilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin kanuna ve hukuka aykırı  olduğu bildirilmiştir. \t<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Mahkemece eksik incelemeye dayalı karar verip vermediği hususu uyuşmazlık konusudur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE\t<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Ankara Batı İcra Dairesinin  2019/10057 Esas  sayılı dosyasında; ... tarafından ... aleyhine 21.000,00TL   Asıl Alacak 44,88TL   İşlemiş Faiz,63,00TL   Komisyon, 21.107,88TL   Toplam Alacak için  21.000,00 TL Miktarlı 15/12/2018 Tanzim Tarihli,15/03/2019 Vade Tarihli Senet<br>:<br> 21.000,00 TL Miktarlı bonoya dayalı olarak 20.03.2019 tarihinde kambiyo takibi yapıldığı anlaşılmaktadır.<br>Dava konusu senedin incelenmesinde; keşidecinin davacı ... lehtarın davalı ... olduğu, keşide tarihinin 15.12.2018 tutarının 21.000,00 TL ihdas nedeninin boş bırakıldığı, vade tarihinin 15.03.2019 olup, takibin derdest olduğu anlaşılmaktadır.<br>Taraflar arasında düzenlenen belgenin incelenmesinde; Alıcı ... satıcı ... denilmek suretiyle adiyen düzenlenen belgenin incelenmesinde ... plakalı aracın 23.500,00TL bedel karşılığında ...'a 23.01.2019 tarihinde borçsuz şekilde sattığını kapora olarak  28.01.2019 tarihinde elden 2.500,00 TL peşinat verdiğini geri kalanı 15.03.2019 tarihinde geri kalan 21.000,00 TL elden senet karşılığı verilerek aracın devri alınacaktır denildiği ...'in tanık olarak imzaladığı görülmüştür.<br>Dosya içeriğinden davacı taraf, dava konusu senedin araç satım sözleşmesi nedeniyle verildiğini, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle senedin bedelsiz kaldığını ileri sürüp borçlu olmadığının tespitini istemiştir.<br>Öyle ise davacı taraf senedin bedelsiz kaldığını aracın iade edildiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davacı tarafa aittir. Davacı taraf senedin bedelsiz kaldığını kesin delillerle kanıtlamalıdır .<br>Bu kapsamda taraflar arasında düzenlenen tarihsiz sözleşmenin incelenmesinde aracın 23.01.2019 tarihinde satıldığı kaporanın 28.01.2019 tarihinde elden alındığı kalan tutar için 15.03.2019 tarihinde elden senet karşılığı verilerek aracın devri alınacaktır denildiğine göre, senedin en erken kaporanın verildiği tarihte düzenlenebileceği,dava konusu senedin 15.12.2018 tarihinde düzenlendiği gözetildiğinde sözleşmeden önce düzenlenmiş olduğu, iddiasını kesin delillerle kanıtlamak zorunda olan davacının senedin sözleşme nedeniyle düzenlendiğinin kanıtlanabilmesi, böylece senedin sözleşmeye bağlanabilmesi için davacı tarafça yemin deliline dayanılmış olduğu anlaşılmakla iddiasını kanıtlayabileceği anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece davacı yanın dava dilekçesinde yemin  deliline dayandığı gözetilerek 06.07.2021 günlü celsede davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı ile ilgili beyanda bulunmak ve dayanılacak ise yemin metnini hazırlayıp ibraz etmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde bu delile dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına(ihtarat yapıldı), Yemin metni sunulduğu takdirde yemin metninin ihtarlı şekilde davalıya tebliğine,\" dair ara karar verilmiştir. <br>Davacının yemin delilini kullanmak üzere dosyaya sunmuş olduğu 27.07.2021 tarihli yemin metninde; \"Davaya konu tarihsiz sözleşme tarafından imzalanmamış olup takibe konu senedin bu sözleşme ile ilgisi olmadığına sözleşme gereğince davacıdan 2.500,00 TL kapora almadığıma yemin ederim şeklinde yemin metninin düzenlendiği davalıya \"Davacı vekilinin 27.07.2021 tarihli yemin metninde bahsi geçen hususlar hakkında tarafınıza yemin eda ettirileceğinden belirlenen gün ve saatte mahkememiz duruşma salonunda hazır bulunmanız gerektiği, geçerli bir özrünüz olmaksızın duruşmaya gelmediğiniz takdirde yemin metnindeki hususları kabul etmiş sayılacağınız ihtar ve tebliğ olunur\" denilmek suretiyle 09.08.2021 tarihinde \" adresin kapalı olması nedeniyle adresin mernis adresi olduğu Tebligat Kanunu 21/ 2 madde gereği  mahalle muhtarı imzasına teslim edilip 2 nolu haber kağıdı kapısına yapıştırılmıştır\" denilerek mahalle muhtarının imzaladığı görülmüştür. Ayrıca tebligat metni üzerinde mernis adresidir 7201 sayılı kanun 21/2 gereğince tebliği rica olunur açıklaması da bulunmaktadır. <br>Davalı tarafça istinaf itirazı olarak davacıya yemin metni sunması için verilen iki haftalık kesin sürenin 20.07.2021 tarihinde dolduğu, süreden sonra yemin metninin sunulduğu ileri sürülmüşse de  kesin sürenin 20.07.2021 günü son günü olduğu, bu tarihin adli tatil başlangıcı olduğu, hakim tarafından verilen sürelerin de kanun gereği verilen sürelerden olup adli tatilde kesileceği, dolayısıyla davacının 27.07.2021 tarihli yemin metninin süresinde verildiği anlaşılmaktadır.Davalının buna yönelik itirazı yerinde değildir.<br>Ancak davalının yemin metnindeki hususları kabul etmiş sayılacağı benimsenerek mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de davalıya usulüne uygun bir yemin metni tebliğinden söz edilemez.<br> 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun \"Bilinen Adreste Tebligat\" başlıklı  10/1. maddesine göre  ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.'', 11.01.2011 tarihinde 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle eklenen 10/2.maddesine göre; '' Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.''. Aynı yasanın Tebliğ İmkansızlığı Ve Tebellüğden İmtina başlıklı 21.maddesine 6099 Sayılı Kanunun 5.maddesiyle eklenen 21/2.maddesine göre;'' Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' Aynı yasanın Usulüne Aykırı Tebliğin Hükmü başlıklı 32.maddesine göre ''Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.'' <br>Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 16/2.maddesine göre; \"Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.\"<br>6099 Sayılı Kanunun genel gerekçesinde; ''... Uygulamada yaşanan sorunları önlemek üzere Tasarıda yer verilen en önemli değişiklik, 25/4/2006 tarihli ve 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda kabul edilen \"adres kayıt sistemi\"nin Tebligat Kanununa intibakının sağlanmasıdır. Hatta bu yolla, bazen on-onbeş tebligatla dahi sonuç elde edilemeyen durumlarda (ilânen tebligatın gerektirdiği istisnaî hâller hariç), en fazla iki veya üç tebligatla sorun çözülebilecektir.<br>        Tebligat Kanunun 10.maddesine ek fıkra eklenmesiyle ilgili 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesinin gerekçesinde; ''Tebligat Kanununun 10.maddesine eklenen ikinci fıkra ile tebligata ilişkin sorunların belki de en önemli kısmının çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. ..Yapılan yeni düzenlemeyle, önce yine bilinen en son adrese tebligat yapılacaktır. Böylelikle, muhataba daha kolay ulaşılabilecek bir adres biliniyorsa oraya tebligat yapılması imkânı açık tutulmuştur. Ancak, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanuna göre adres kayıt sistemindeki adresi bilinen son adresi olarak kabul edilerek, tebligat buraya yapılacaktır. Hiç kimse, adres değişikliğini bildirmemek suretiyle ihmali veya adresini belirsiz hâle getirecek kötü niyetli davranışlarıyla hak elde etmemelidir. Hukuk düzeni, kişinin açık ihmal veya kötü niyetini korumaz. Adres kayıt sistemi dışında ayrıca bir adres araştırması yapılmayacaktır. Bu açıdan, adres kayıt sistemindeki adres, başkaca araştırma yapılmasını gerekli kılmayan son adres olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, ne tebligatı çıkartan merciin ne de posta memurunun başkaca bir adres araştırması yapmasına gerek bulunmamaktadır.Adres kayıt sistemiyle ilgili olarak yapılan bu düzenlemenin sonucu olarak gereksiz zaman, işgücü ve maddî kaybın önüne geçmek için, bilinen adrese yapılan tebligatın karşılıksız kalması halinde adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağı kabul edilmiştir. ''21.maddeye ek fıkra eklenmesiyle iligi 4.maddesinde;''Tebligat Kanununun 21. maddesi çok sık uygulanan bir hükümdür.  Bu maddede, muhatap veya kendisine tebliğ yapılabilecek kimselerden hiçbiri tebliğ adresinde bulunmaz veya bulunduğu hâlde tebellüğden imtina ederse, hangi yolun izleneceği belirtilmiştir. Bu durumda maddenin birinci fıkrasındaki yol izlenerek tebligat yapılacaktır. Bu maddeye ikinci fıkra eklenmiş, eklenen fıkrayla adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması hâlinde izlenecek yöntem belirtilmiştir. Zira, 10.maddede yapılan değişiklikle birlikte, bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, adres kayıt sistemindeki adres esas alınacak, başkaca araştırma yapılmadan tebligat o adrese yapılacaktır.''denilmiştir.<br>         Tebligat Kanunu'nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir:<br> Muhatabın  adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. İlk defa  bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adreste Tebligat Kanununun 10/1.maddesi kapsamında bilinen adrestir.  Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre  çıkarılacaktır.         \t<br>Somut olayda; davalı adına bu usule uyulmadan doğrudan TK 21/2.maddeye göre mernis adresi olduğu belirtilerek tebligat yapılması doğru olmamıştır.Yemin metninin usule uygun olarak davalıya tebliği gerekir.<br> Açıklanan nedenle dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/405Esas, 2021/763Karar ve 12/10/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 30/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imza<br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Katip ...<br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73fd322764e06b30","SID":"fc5600dde99f3c12"}}