{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/718 - 2023/2486<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t           T.C.<br>ADANA<br>\t BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>   3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/718<br>KARAR NO\t: 2023/2486<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:  <br>ÜYE\t:  <br>ÜYE\t:  <br>KATİP\t:  <br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ...  2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: 2018/...  Esas, 2021/...  Karar<br><br>DAVACILAR \t: 1- ... <br>\t2- ... <br>\t3- ... <br>\t4- ... <br>\t5- ... <br>\t6- ... <br>\t7- ... <br>\t8-Müteveffa davacı ...  mirasçıları davacılar;<br>\tA-... <br>\tB-... <br>\tC-... \t<br>\tD-... <br>\tE-... <br>\tF-... <br>\t9-Müteveffa davacı ...  mirasçıları davacılar;<br>\tA- ...  <br>\tB- ...  <br>\tC- ... <br>\tD- ...  <br>\tE- ...  <br>\tF-...  <br>\tG- ...  <br>\tH-... <br>\tI- ... <br>\tJ-Müteveffa davacı ...  mirasçısı müteveffa davacı ...  mirasçıları;<br>\tJ-1)...  <br>\tJ-2)... <br>\tJ-3)... <br>\tJ-4)... <br>\tJ-5)... <br>\tJ-6)... <br>DAVACILAR VEKİLİ\t: Av. ...  - [... ] Uets<br>DAVALI\t: 1- ...  Sigorta Anonim Şirketi <br>VEKİLİ\t: Av. ...  - Uets<br>DAVALILAR\t: 2- ... <br>\t3- ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>İHBAR OLUNAN\t: ...  Sigorta Anonim Şirketi - [... ]  <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 21.12.2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21.12.2023<br><br><br>...  2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.11.2021 tarih ve 2018/...  Esas, 2021/...  Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ...'nın 01/02/2018 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte iken davalı ...'nun sevk ve idaresindeki  ... plakalı minibüsün çarpması sonucu vefat ettiğini, kazada sürücünün tam kusurlu olduğunu, müteveffanın aylık gelirinin 4.000,00 TL olduğunu ve annesi ...'nun her türlü ihtiyacını kendisi karşıladığını, evli olmadığı için kardeşlerine de destek olduğunu, kız kardeşi ...'ın kızı ...'ın okuması içinde destek olduğunu,  davalı sigorta şirketi tarafından 12.987,00 TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik anne ... için 1.000,00 TL, kardeşleri için ayrı ayrı 100,00'er TL  olmak üzere toplam 1.800,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının araç sahibi ve araç sürücüsü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile, manevi tazminat yönünden ise anne ... için 30.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı ve 15.000,00'er TL   manevi tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. <br><br><br>CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa ...'nın iddia edildiği gibi aylık maaşının 4.000,00 TL olduğuna dair belge sunulmadığını, müteveffanın sabit geliri ile çektiği krediler arasında dengesizlik olduğunu, kredinin aylık ödemesinin maaşının üzerinde olduğunu, davacılardan ... ve kızının eğitim masraflarını üstlendiğine dair belge ve bilginin bulunmadığını, kaza nedeniyle sigorta tarafından davacılara toplam 12.987,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkillerinin ... poliçe numaralı ... Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta güvencesi altına alındığını, bu nedenle ilgili sigorta şirketine davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, tazminat ile ilgili sorumluluğun ... Sigorta A.Ş.'de olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle;  kaza nedeniyle davacı ... na ibraname karşılığında 28/06/2018 tarihinde 12.987,00 TL'nin  ödendiğini,  bu nedenle bakiye destek tazminat talebinin yerinde olmadığını, sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, kardeşlerinin destekten yoksun kalma tazminat haklarının bulunmadığını, davacı tarafından müracaatı üzerine ödeme yapıldığı için müvekkilinin temerrüde düşmediğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden; davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...' dan 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'nun  ...   . Noterliğinde düzenlenen 16/05/2019 tarihli ...  yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre mirasçılarına (karar başlığında gösterilmiştir) ödenmesine, davacılardan  ..., ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00'er TL (toplam 60.000,00 TL) manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan 01/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsil edilerek davadan sonra vefat eden ...  yönünden taktir edilen 10.000,00 TL nin ... . Noterliğinde düzenlenen 13/06/2019 tarihli ...  yevmiye numaralı mirasçılık belgesi gereğince mirasçılarına (karar başlığında gösterilmiştir) ödenmesine, diğer davacılar ..., ..., ..., ..., ve ...   için ayrı ayrı taktir edilen 10.000,00'er TL manevi tazminatın ise kendilerine ödenmesine, davacılardan ...  ile  ... 'nun manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olduğu görüldü.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacılardan ...'nun dava açıldıktan sonra 29.04.2018 tarihinde vefat ettiğini, davanın açıldığı tarihteki mevcut durumuna göre maddi tazminata hak kazanmış olduğunu, dosyadaki 16.02.2020 tarihli hesap bilirkişi raporunda da bu davacı yönünden 14.027,14 TL maddi  tazminat alacağı hesaplandığını ancak yerel mahkemenin davacının, dava süresince vefat etmiş olmasından dolayı maddi tazminat talebini reddedip karşı vekalet ücretine hükmetmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar için talep ettikleri maddi tazminatın kişi başı 100,00 TL olup, kardeşlerin cenaze ve defin gideri için çok daha fazlasını yaptıklarını bu nedenle yerel mahkemenin belirli bir masraf takdir etmesi gerekirken, davacı kardeşler maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, manevi tazminat talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.<br>Karara karşı davalılar ... ve ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacılardan ...’nun talep etmiş olduğu manevi tazminat talebinin yine aynı kardeşlerininki gibi reddedilerek, lehlerine 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde iş bu davacı yönünden herhangi bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, müvekkillerinin davalı muhatap olarak gösterilmelerinin hatalı olduğu kanaatinde olduklarını,  müvekkillerinin kazaya konu olan araçlarının halihazırda davalı ... Sigorta Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından ZMM sigorta poliçesi ile sigorta güvencesi kapsamına alınmış durumda olduğunu ve bu nedenle maddi ve manevi bütün zararların sorumlusunun bu sigorta şirketi olduğunu, müvekkillerinin ayrıca ... Sigorta ile genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında ihtiyari mali mesuliyet poliçesi yaptırdıklarını, ihtiyari mali mesuliyet  poliçesi doğrultusunda 02.11.2018 tarihli cevap dilekçelerinde poliçeyi düzenleyen ... Sigorta Şirketine de davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini ancak mahkemenin bu taleplerini değerlendirmediğini, dosyada mevcut 12.06.2019 tarihli trafik polis memuru tarafından düzenlenen rapora itiraz ederek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini ancak mahkemenin haklı taleplerini 03.10.2019 tarihli celsede raporun, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasında alınan raporlarda uyumlu olduğundan taleplerinin reddine karar verilmiş ise de hukuk mahkemesindeki davada, davacının zararı ile olay arasındaki nedensellik bağının baştan araştırılması ve kusur derecesinin buna göre belirlenmesinin gerektiğini, manevi tazminat talebinde bulunabilmek için ölen kişinin mirasçısı olmanın şart olmadığı gibi ölenle duygusal yakınlığı bulunmayan ve vefatından acı ve üzüntü duymayan, manevi olarak sarsılmayan bir kişi hakkında ölenin mirasçısı olması halinde dahi manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, bu nedenle vefat eden kişinin yasal mirasçılarının zorunlu olarak manevi tazminat haklarının olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını ve bu nedenle kardeşlerin manevi tazminat taleplerinde, yaşlarına, birlikte veya ayrı yaşadıklarına, aralarında husumet olup olmadığının göz önüne alınarak karar verilmesinin gerektiğini, davacının annesi yönünden hükmedilen 25.000,00 TL manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Kararı, davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili istinaf etmiştir.<br>Davalılar vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna ilişkin  yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Somut olayda, 01.02.2018 günü saat 15 55 sıralarıtda sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile ...  bulvarını takiben ...  istikametinden gelip ... Bulvarı istikametine sol şeridi takiben seyir ettiği sırada ... mah. ... sokak kavşağında bulunan yaya geçidine geldiğinde otomobilinin sağ ön kısımları ile, seyir yönüne göre yolun sağ kısmından ... sokak köşesinden “trafik işaret levhaları ile belirlenmiş yaya geçidini kullanarak” orta refüj istikametine doğru yolu karşıya geçmekte olan ve yolun büyük bir bölümünde geçişini tamamlayan yaya ...  na çarpması neticesi yaralanmalı, daha sonra ... 'ın bu kazaya bağlı 08.02.2018 tarihinde tedavi gördüğü hastanede eks olması ile ölümle sonuçlanan trafik kazası meydana geldiği tespit edilmiştir.<br>Dava dosyası içerisinde kaza anını gösterir kamera kaydı bulunup, CD çözme tutanağı şeklinde dosyaya konulduğu, söz konusu kamera kaydının kolluk güçleri tarafından yapılan izlenmesinde, yayanın yaya geçidi olan bölümden karşıdan karşıya geçiş yaptığı sırada sol şerit üzerinde seyreden otomobilin yaya ...'na çarpma anının görüldüğü anlaşılmıştır.<br>Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 74. “Görevli Bir Kişi Veya Işıklı Trafik İşareti Bulunmayan, Ancak Başka Bir Trafik İşareti İle Belirlenmiş Yaya veya Okul Geçitlerine Yaklaşırken Araçlarmı Yavaşlatmamak ve Bu Geçitlerden Geçen veya Geçmek Üzere Bulunan Yayalara ve Öğrencilere İlk Geçiş Hakkını Vermemek” maddesi ile aynı kanuna bağlı yönetmeliğin 95. maddede bahsedilen “Araç sürücüleri yolu kullanırken trafik işaret levhaları, tertipleri ve yer işaretlemelerine uymak zorundadırlar.” hükümlerine aykırı hareket ettiği, sevk ve idare ettiği otomobil ile seyir ettiği yol üzerinde sürücüleri uyarıcı trafik işaret levhaları ile belirlenmiş “yaya geçidi” bulunduğu ve yaya geçidine yaklaşan tüm sürücülerin bu geçitlerden karşıdan karşıya geçiş yapan yayaların varlığını öngörerek hızlarını azaltmaları, yaya geçidinden geçiş yapan yayalar var ise ilk geçiş hakkını yayalara verip güvenli durumun oluştuğuna emin olduktan sonra seyirlerine devam etmeleri gerektiği, bu hususun 2918 sayılı kanunda bir trafik kuralı gereği olduğu gibi yaya geçitlerine yaklaşan sürücülerin hızlarını azaltmalarının da aynı kanun gereği bir zorunluluk olduğu, bu nedenle sürücünün yaya geçidine yaklaştığı sırada karşıdan karşıya geçiş yapmakta olan destek ... algıladığında ve yaya geçidine yaklaşırken aracının hızını yavaşlatarak gerekiyorsa durması, yayanın geçişini tamamlamasını bekleyerek güvenli durumun oluştuğunda seyrine devam etmesi gerekirken sürücünün bu dikkat ve özeni göstermediği, meskun mahal içerisinde yaya geçidine yaklaşırken hızını gerekli şartlara uydurmayarak kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Öte yandan destek Yaya ... levhalarla belirlenmiş, yayaların karşıdan karşıya geçmesi için ilgili kurumca tahsis edilmiş yaya geçidinden” normal olarak karşıdan karşıya geçişi esnasında geçişini bitirmek üzere iken, gündüz vakti görünürlüğün net olduğu yolda yaya geçidine dikkatsiz, hızlı ve kontrolsüz giriş yapan sürücünün çarpması neticesi meydana gelen kazada kusurlu hareketinin bulunmadığı görüş ve kanaati oluşmuştur. Bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>Davacılar vekilinin, davacı ... yargılama sırasında vefat ettiğinden bahisle tazminat talebinin reddedilmesinin hatalı olduğuna ilişkin yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davacı ..., dava tarihinde davacının sağ olduğu, ancak yargılama kesinleşmeden dava dilekçesi ile destek olan kızı ... 'in vefatından dolayı destekten yoksun kalınmasından kaynaklı olarak tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tazminat hesaplaması yapılırken bilinen gerçek bir durum ortaya çıktığında tazminat miktarının buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Dosyadaki nüfus kayıtlarından tazminat isteyen davacı ...'nun 29.04.2018 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının ölüm tarihi, yani gerçek durum bilindiği halde farazi olarak davacının muhtemel ölüm tarihine kadar tazminat hesabı yapılması mümkün olmadığından, ölüm tarihi dikkate alınarak aşağıdaki gibi tazminat hesaplanmıştır.<br>Buna göre; dosya içinde mevcut hesap bilirkişisi ... 'nun 26/07/2021 havale tarihli ek raporunda; müteveffanın annesi davacı ...'nun ölüm tarihine kadar hakkettiği destekten yoksunluk tazminatının 1.506,06 TL olarak hesaplandığını, davalı sigorta şirketinin yaptığı 12.987,00 TL ödeme nedeniyle bakiye zararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle ölü davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olması ve buna bağlı olarak karar tarihinde yürürlükte bulunun A.A.Ü.T. tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmekle, davacılar vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>Davacılar vekilinin desteğin kardeşi olan davacıların reddedilen maddi tazminatta ilişkin  yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı BK'nın 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup; \"Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir\" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı BK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.<br>    Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.<br>O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.<br>  Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa,  ihtiyaç  bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun  kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).<br>Somut olayda, dosya içinde mevcut bilgi, belge ve kayıtlarından, destek ... 'in kardeşleri olan ..., ... , ... , ... , ..., ..., ..., ... ve ...  isimli davacılara maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, davacılar vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>Davacılar vekilinin reddedilen cenaze ve defin giderine ilişkin tazminatta ilişkin  yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı, davacının meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarını tazmin ile sorumlu olup, davacının kendi milli değerlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Yargıtay 4. HD'nin yerleşik içtihatlarına göre cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar. Bu bağlamda; taziye teşekkür giderleri, yemek giderleri, mevlit gideri v.s gibi zorunlu olmayan cenaze merasimi giderlerinden sorumlu değildir. <br> Yargıtay 17. H.D'nin 24/02/2020 gün 2019/4050 E. 2020/2033 K. sayılı ilamında; \"Mahkemece, davacının gerçek cenaze ve defin gideri zararının ne kadar olduğunun saptanması için, ilgili belediye mezarlıklar şube müdürlüğünden 2009 yılında cenaze ve defin hizmetlerinin (ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezar tahtası, kefen, cenaze levazımatı, araç-gereç, ücretleri vb.) ne kadar olduğunun sorularak belirlenmesi, gerekiyorsa müftülükten araştırma yapılarak defnedilmesi için makul miktarda cenaze ve defin giderleri belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği...” şeklinde belirtilmiştir.<br>Dosyadaki mevcut delil durumu dikkate alındığından, ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezar tahtası, kefen, cenaze levazımatı, araç-gereç, ücretleri dışında cenaze ve defin gideri talebinin ıspatlanamadığından reddine karar verilmesi yerinde görülmekle davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalılar vekilinin, davalılar ... ve ...'nun davalı olarak gösterilmesinin hatalı olduğuna ilişkin  yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>2918 Sayılı KTK'nun 85 /1 maddesinde; \" Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adıaltında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" <br><br><br> 2918 Sayılı KTK'nun 88 /1 maddesinde; \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.\"<br>2918 Sayılı KTK'nun 90 /1 maddesinde; \" Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.\"<br>2918 Sayılı KTK'nun 91 /1 maddesinde;  - (Değişik madde: 17/10/1996 - 4149/33 md.) \"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.\"<br>Yukarıdaki yazılı kanun normları karşısında, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. 50. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. 51. maddesi uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Bu nedenle davanın sadece araç işleteni davalı ... ve araç şöförü  davalı ...'ya yöneltilmesi yasal hakkın kullanılmasından ibaret olup, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız  bulunmuştur.<br>Davalılar vekilinin, ... yönünden hükmedilmeyen vekalet ücretine ilişkin  yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Her ne kadar, davalılar vekili davacılar arasında ...  TC kimlik Numaralı ...  ve ... ’den olma ...’nun da bulunduğunu ve (...’nun) kardeşleri olan ...  ve ...  tarafından açılan manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği ve yine ...’nun talep etmiş olduğu manevi tazminat talebinin de yine aynı kardeşlerinin ki gibi reddedilerek, davalı vekil edenler lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtilerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de; davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça ve tereddüte yer vermeyecek biçimde davacı sıfatı ile ...  TC kimlik Numaralı ...  ve ... ’den olma ...’nun bulunmadığı ve ... yönünden de birleşen bir davanın bulunmadığı anlaşıldığından, ... yönünden bir hüküm kurulmaması ve yine buna bağlı olarak davalılar vekili lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi yerinde görülmekle davalılar vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>Davacılar vekili ve davalılar vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin  yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Somut olayda 01.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ... 'ın sürücüsü, diğer davalı ... 'nın işleteni olduğu aracın, davacılar murisine çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalılar ve davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br><br><br><br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla,  davacılar vekili ve  davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 189,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... ve ...'dan alınması gereken 5.806,35 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 1.025,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 4.781,35‬ TL harcın davalılar ... ve ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>4-Taraflarca yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Kesin olan işbu kararın davacı, davalılar ve ihbar olunana tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekin bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 21.12.2023<br><br>     <br>      Başkan                  Üye                   Üye                      Katip  <br><br><br><br><br><br>  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3a340abfea85f7d","SID":"0dd92b0f79091339"}}