{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1479 <br>KARAR NO: 2023/1116<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/03/2020<br>NUMARASI: 2015/1565 Esas - 2020/206  Karar<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;  müvekkilinin 5015 Sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Pisasası Düzenleme Kurumu'nun tanzim ettiği \"Dağıtıcı lisansı\" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda, kendi marka ve logosu altında, ... standartlarında kurulacak/kurulu akaryakıt istasyonlarında akaryakıt, LPG ve madeni yağ satış faaliyetini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 26/09/2010 tarihli Ön Protokol akdedilmek suretiyle, mutabakat sağlandığını, davalı yan ile \"Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi\" imzalanmak suretiyle davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis ettiğini, bayilik sözleşmesi ile birlikte ek olarak imzalanmış olan 26/09/2010 tarihli \"Taahhütname\" uyarınca yıl esasına göre akaryakıt bayilik sözleşmesinin devamı müddetince geçerli olmak üzere, sözleşmenin devamı müddetince her yıl için 750 m3 müvekkili şirketçe dağıtımı yapılan beyaz ürün, 1 ton madeni yağ satmayı, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %5 inin şirkete cezai şart olarak ödeyeceğini, ödenmemesi halinde teminatlardan tahsil edileceğini davalı yanın kabul ve taahhüt ettiğini, anılan satış taahhüdünün ihlali nedeniyle davalı yana 30/06/2015 tarihinde ihtarname tebliğ edildiği, ancak davalı yanca, ihtarname, sözleşme, protokol ve taahhütnameye aykırı davranıldığı, tonaj taahhüdüne uyulmadığı, davalı yanın satış taahhütleri gereği satın almayı vaat ettiği ürünlerden hem beyaz ürün hem de madeni yağ ürünlerini almadığından sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini hakları ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları ile ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla hesaplanacak kar mahrumiyetinden ve cezai şarttan doğan alacaklarının, şimdilik bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 26/09/2010 tarihinden 26/09/2014 tarihine kadarki dönem için 25.000 TL lik kısmının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı olarak aylık %7 akdi faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava, hukuki niteliği itibari ile taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki taahhütname nedeniyle kar mahrumiyeti nedeniyle cezai şart alacağının tahsili talebidir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmıştır.Taraflar arasında 26/09/2010 tarihinde yürürlüğü girmek üzere 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve 26/09/2010 tarihli ön protokol ve taahhütname imzalandığı, davacının davalının sözleşmede belirtilen alım taahhütlerine uymadığından gönderilen ihtarname ile her yıl eksik alınan ürünün ve cezai şartın belirlenerek davalıdan talep edildiği, davalı tarafça ihtarname gereği bildirilen cezai şart karşılanmadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.Davalı tarafça devam eden ticari ilişki içinde davacıya gönderilen Kadıköy ... Noterliğinin 26/06/2015 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 26/09/2010 tarihli taahhütname uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4 taahhüt periyodu için eksik ürün alım miktarı karşılığı toplam 279.809,08 TL cezai şart talep edildiği, yine tahakkuk eden 850,00 TL cari hesap borcunun da ödenmesinin talep edildiği görülmüştür.Taraflar arasındaki ticari ilişkide davalının davacıya ihtarname ve dava tarihi itibariyle davalıdan cezai şart isteyip isteyemeyeceğinin belirlenmesi bakımından her iki tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir ve akaryakıt-lpg sektörü alanında uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak ayrı ayrı rapor alınmıştır. Taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi 26/09/2010 başlangıç tarihli olup, 26/09/2015 bitiş tarihidir. Yine 26/09/2010 tarihli taahhütname ile de davacı bu sözleşme kapsamında her yıl için 750 m³ beyaz ürün, 1 ton madeni yağ alıp satmayı kabul ve taahhüt etmiş, sözleşme tarihinden itibaren yılda 750 m³ beyaz ürün, 1 ton madeni yağ satma taahhüdünü yerine getirememesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5'ini davalıya cezai şart olarak ödeyeceğini kabul etmiştir. Davacı taraf ihtarnamedeki cezai şart istemini bu hükme dayandırmaktadır.Davacı taraf kayıtlarında Mersin ATM'ye talimat yoluyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesi alınan raporda her ne kadar davalının davacıdan cezai şart talep edebileceği açıklanmış ise de akaryakıt bayilik sözleşmeleri ve taahhütnameler uyarınca taraflar arasında ticari ilişkinin başladığı 2010 yılından itibaren her bir yıl için taahhütle belirtilen asgari alım taahhüdüne uyulmaması durumunda davalı sağlayıcı firmanın izleyen yılda henüz mal vermeden önce davacıya ihtirazı kayıt bildirip bildirmediği, taahhüde aykırı davranılan yılı takip eden yeni yıldaki ilk mal faturasında yada irsaliyede bu konuda şerh düşüp düşmediği hususlarının değerlendirilmesi zorunludur. Bilirkişi tarafından bu hususlarda inceleme yapılmadığı görülmüştür. Mahkememizce davacı kayıtlarında inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda 2010 yılından itibaren davalının her bir yıl için taahhüt ettiği ürün alımlarını gerçekleştiremediği belirlendikten sonra, davacı sağlayıcının izleyen yılda düzenlediği ilk fatura veya irsaliyeye bu konuda şerh düşmediği de açıklanmıştır. Davacının 26/06/2015 tarihinde gönderdiği ihtarnameden önce 5.dönemin başlangıcında düzenlediği ilk faturada da ihtirazi kayıt bulunmadığı, ihtarnamenin sözleşmenin bitiminden 3 ay önce davalıya gönderildiği bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Davacının taahhüde aykırı davranılan yılı izleyen yılda davalıya mal vermeden önce ihtirazi kayıt bildirdiğine dair bir savunması olmadığı gibi delil de sunulmamıştır. Bu durumda davacının ihtarnamede sözleşmenin başlangıcından itibaren 4 dönem için cezai şart talep edemeyeceği gerekli koşulların oluşmadığı, davacının, davalıdan talep edilen cezai şart alacağı bakımından talep edebileceği bir tutar olmadığının anlaşılması üzerine davacının davasının reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davamızın reddine dair gerekçesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, Yerel Mahkeme gerekçesinde “davacının bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren her bir yıl için davalının satış taahhüdü gerçekleştirmediğin tespit ve belirlenmesine rağmen faturalara şerh düşmediğini, davalıya mal vermeden önce ihtirazı kayıt bildirmemesi nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceğine” dayandığını Yerel Mahkeme dosyada mevcut olan bilirkişi raporlarını hükme esas almadan ve değerlendirmeden karar verilmiş olduğunu yasaya aykırılığını, yerel mahkemenin aleyhe olan değerlendirmelerini kabul etmemekle birlikte son yıla ilişkin cezai şart miktarı yönünden dahi karar vermemiş olması da hukuka aykırı olduğunu, yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz nedenlerden dolayı; İstinaf talebimizin kabulü ile Usul ve yasaya aykırı bulunan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05.03.2020 tarihli, 2015/1565E., 2020/206K. Sayılı ilamının ortadan kaldırılması suretiyle, davamızın kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini saygılarımızla talep ve arz ederiz.<br>GEREKÇE: Dava, ürün alım taahhüdüne aykırı davranıldığından bahisle cezai şart talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 26/09/2010 tarihli ön protokol, 26/09/2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin düzenlendiği, yine aralarında düzenlenen 26/09/2010 tarihli taahhütnamesinde davalının yılda 750 m3 beyaz ürünü(benzinler ve motorinler olmak üzere) ve 1 ton madeni yağ  satın almayı aksi halde her yılda eksik alınan ürün bedelinin cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın % 5 ini şirkete cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından Kadıköy ... Noterliği 25/06/2005 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname çekildiği ihtarnamenin 30/06/2015 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, 7 gün süre verildiği, özellikte tahakkuk eden cezai şart 279.809,08 TL'nin fiili ödeme tarihine kadar işleyecek akdi temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi istendiği görülmüştür.Mahkemece yargılama sırasında taraf şirketlerin ticari defterleri incelenmiş, sektör ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınarak alım miktarları belirlenmiş, sektörel değerlendirmeler ve belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Belirtilmelidir ki akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğu yerleşik içtihatlarda benimsenmiştir (Yargıtay 19 HD 2018/3380 E-2019/5428 K). TBK'nin 179/II. maddesine göre; “Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi”  hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. md. değil, 179/I. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nin 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. TBK.'nin 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere aksi taraflarca kararlaştırılabilecektir. Taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütte buna ilişkin aksi bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen  sözleşme 26/09/2010 tarihli olup bu durumda yıllık alım taahhüdüne uyulmaması halinde cezai şart tutarlarının hesap edileceği dönemler;1.Dönem :26/09/2010-26/09/2011,2.Dönem:26/09/2011-26/09/2012,3.Dönem:  26/09/2012-26/09/2013,4.Dönem:26/09/2013-26/09/2014,(ilk 4 dönem davaya konu edilmiştir.) 5.Dönem 26/09/2014-26/09/2015,şeklinde kabul edilmelidir. Davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen taahhütname başlıklı sözleşme asgari alım taahhüdüne ilişkindir. Bu sözleşmelere göre kar mahrumiyeti (cezai şart) istenilebilmesi için taahhüdünün ihlal edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir. Davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur Davacı şirketin davranışları ile davalı şirkette yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen kâr kaybını talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez(Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, 2017/(19)11-917 E. - 2020/985 K. Sayılı Kararı). Davacı vekili her ne kadar son yıla ilişkin cezai şart miktarı yönünden değerlendirilme yapılması gerektiğini savunmuş ise de davacının davaya konu talebinin 26/09/2010-26/09/2014 tarihlerini kapsadığı, son yıla ilişkin cezai şart talebinin dikkate alınmasının taleple bağlılık ilkesine bağdaşmayacağı ıslah talebi de olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince  cezai şart alacağının doğmadığının kabulüyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c43c8c248df049c2","SID":"e5d403799ef57321"}}