{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/910 Esas<br>KARAR NO: 2023/1433<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/03/2022<br>NUMARASI: 2021/165 E. - 2022/92 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dünyaca meşhur \"...\" markası ve ilgili şekil, logo, yazı sözcüklerin TPMK nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin \"...\" markasını tüm ayakkabılarında kullanarak tanınmış hale getirdiğini, müvekkili markasının ayırt edici unsuru ve logosu olan \"...\" kelimesi, sıçrayan kedi ve yan şerit şekilli markaların TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalının ticaret unvanından ayakkabıcılık sektöründe faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, özellikle müvekkili firma gibi ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren davalının, müvekkiline ait şekil markalarından ve bu markalı spor ayakkabı ürünlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalının TPMK nezdinde ... tescil numaralı markayı tescil ettirdiğini ve davalının söz konusu markayı tescil ettirdiği şekliyle kullanmasının tüketiciyi yanıltacak ve müvekkilinin tescilli, tanınmış markalarıyla benzerlik arz ettiğini, davalı yanın bu yolla haksız kazanç sağladığını ve davalının bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğünü, davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli olan ... tescil numaralı markanın, davacı markaları ile bir ilgisi ve benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili adına kayıtlı olan \"...\" markasının uzun yıllardır Türkiye'de ve Avrupa nezdinde tescilli ve tanınmış bir marka olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin tanınmış markası olan \"...\" kelimesinin ilk harfi olan  \"J\"nin bir versiyonu olan dava konusu markanın tescilinin kötü niyetli olduğu iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, davacının müvekkilinin dava konusu markayı tesciline karşı kurum nezdinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, sessiz kaldığını ve müracaattan bunca zaman sonra işbu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Bakırköy 1. FSHHM 27/09/2016 tarih, 2015/220 Esas, 2016/146 Karar sayılı kararı ile; davacı ve davalı markaları karşılaştırıldığında davalı markasının farklı ve ayırt edici nitelikte olup karıştırılma ihtimali bulunmadığından yerinde olmayan hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir.İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi 15/04/2021 tarih 2020/223 Esas 2021/432 karar sayılı kararı ile; \"Tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 1. ve 2. maddedeki istinaf sebeplerinin reddine, 3. ve 4. maddedeki  istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kabulü ile  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/220 esas ve 2016/146 karar sayılı kararının kaldırılmasına,\"  inceleme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı deliller, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve bu karar doğrultusunda aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; her iki taraf markası da şekil markasıdır. Davalıya ait şekil markasının tescil başvuru tarihi itibariyle davacının davaya dayanak  yaptığı şekil markalarının tanınmışlığı söz konusu değildir. Davacı markaları ile davalı markası arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik arz etmediği, markalar arasında karıştırılma ihtimalini içeren düzeyde benzerliğin bulunmadığı, davalı markasının tescilli halinin, davacı markalarına yakınlaştırarak, ilişkilendirme ihtimali içeren iltibas tehlikesi taşımadığı, zira farklılıkların algılanabileceği, aralarında bağlantı bulunduğuna ilişkin algı yaratmayacağı, kaldı ki taraf ürünleri üzerinde davalı ve davacı tarafın “...” ve “...” lafzi markalarının bulunması nedeniyle tüketicinin, ürünün (ayakkabının) kaynağı/markası noktasında yanılgıya düşmeyeceği, dolayısıyla karıştırma veya bağlantı/ilişkilendirme ihtimali yaşamayacağı, markalar benzemediğinden tanınmışlık unsurunun sonuca etkili olmadığı, ayrıca seri marka algısı oluşturabileceği iddia edilen davacının diğer markası olan ... tescil nolu şekil markasının da herhangi bir tanınmışlığının olduğuna dair dosyada herhangi bir belgenin yer almadığı, hükümsüzlük davalarında incelemenin markanın sicile tescil edilmiş hali üzerinden yapılabileceği, markanın tescilli halinden farklı kullanımının ise hükümsüzlük davasında değil markaya tecavüz noktasında değerlendirilmesinin mümkün olabileceği, davacının seri marka olarak algılanacağını ileri sürdüğü ... tescil nolu şekil markasının, davacının kendine ait diğer şekil markaları ile de benzer olmadığı ve kök marka olarak kabul edilebilecek, tanınmışlığı kabul edilen şekil markasının, bir serisi olarak değerlendirilemeyeceği ve seri marka olma özelliği göstermediği, keza davacıya ait ... tescil nolu marka ile davalıya ait ... tescil nolu markanın benzer olmadıkları ve farklı olarak algılandıkları ve seri marka algısı oluşmayacağı\" anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava hakkında tek bilirkişi raporuna dayanarak ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, rapora kısmi itirazda bulunduklarını, itirazlarını karşılayan ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, hükümsüzlük nedenlerinin varlığını kabul etmeyen bilirkişi raporunun sadece bu hususları ile yanlış olduğunu, bu raporu esas alan mahkeme kararının kabul edilemeyeceğini, davalının tescilli markasını tescil edildiği gibi kullanmadığını, müvekkil markasına yakınlaştırarak kullandığını, dava konusu markanın müvekkil markası arasında seri marka algısının oluştuğunu, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 15/04/2021 Tarih, 2020/223 Esas ve 2021/432 Karar sayılı ilamı ile, \"Davacı vekili davalının markasını müvekkilinin markasına yakınlaştırarak kullandığını, müvekkiline ait ... tescilli marka ile davalı markasının, seri marka algısı oluşturduğunu iddia etmesine rağmen, bilirkişi tarafından, yakınlaştırarak ilişkilendirme ihtimalini de içeren iltibas tehlikesi ve haksız yararlanma amacını taşıyıp taşımadığı, dava konusu markaların seri marka algısı oluşturup oluşturmadığı konusunda yargı denetimine açık karar vermeye yeterli rapor verilmediğinden davacı vekilinin bu sebebe ilişkin istinaf talebinin de kabulü ile  Bakırköy 1.FSHHM nin  2015/220 esas ve 2016/146 karar sayılı kararının kaldırılmasına\" karar verilmiştir.  08/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı markaları ile davalı markası arasında iltibasa sebebiyet verecek düzeyde benzerlik arz etmediği, markalar arasında karıştırılma ihtimalini içeren düzeyde benzerliğin bulunmadığı, davalı markasının tescilli halinin, davacı markalarına yakınlaştırarak, ilişkilendirme ihtimali içeren iltibas tehlikesi taşımadığı, zira farklılıkların algılanabileceği, aralarında bağlantı bulunduğuna ilişkin algı yaratmayacağı, kaldı ki taraf ürünleri üzerinde davalı ve davacı tarafın “...” ve “...” markalarının bulunması nedeniyle tüketicinin, ürünün (ayakkabının) kaynağı/markası noktasında yanılgıya düşmeyeceği, dolayısıyla karıştırma veya bağlantı/ilişkilendirme ihtimali yaşamayacağı,Markalar benzemediğinden tanınmışlık unsurunun sonuca etkili olmadığı, kaldı ki tanınmış marka olarak kabul edilen davacı şekil markasının tanınmışlığının 2021 yılı olduğu ve davalı şekil markasının tescil tarihi itibariyle tanınmış olduğunu gösterir dosya içinde herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, ayrıca seri marka algısı oluşturabileceği iddia edilen davacının diğer markası olan ... tescil nolu şekil markasının da herhangi bir tanınmışlığının olduğuna dair dosyada herhangi bir belgenin yer almadığı, hükümsüzlük davalarında incelemenin markanın sicile tescil edilmiş hali üzerinden yapılabileceği, markanın tescilli halinden farklı kullanımının ise hükümsüzlük davasında değil markaya tecavüz noktasında değerlendirilmesinin  mümkün olabileceği, davacının seri marka olarak algılanacağını ileri sürdüğü ... tescil nolu şekil markasının, davacının kendine ait diğer şekil markaları ile de benzer olmadığı ve kök marka olarak kabul edilebilecek, tanınmışlığı kabul edilen şekil markasının, bir serisi olarak değerlendirilemeyeceği ve seri marka olma özelliği göstermediği, keza davacıya ait ... tescil nolu marka ile davalıya ait ... tescil nolu markanın benzer olmadıkları ve farklı olarak algılandıkları tespit edilmiş olmakla, seri marka algısı oluşturmayacakları belirtilmiştir. Somut olayda, davanın konusu  davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü, davalının bu markayı kullanmaktan men edilmesi talebi olup mahkemece bilirkişi raporu aldırılmış ise de davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmesine rağmen itirazları karşılayacak şekilde bilirkişi raporu aldırılmadan eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına dosyanın yeni bir heyete tevdii ile itirazları karşılayacak şekilde rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması için dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih, 2021/165 E. 2022/92 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9af664e7f356f63","SID":"e70f69903b79b226"}}