{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1061 Esas<br>KARAR NO: 2023/1434<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/03/2023<br>NUMARASI: 2022/329 E. - 2023/250 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/01/2017 tanzim tarihli, 30/01/2017 vade tarihli, 44.000 TL bedelli senedin (bononun) ve protokol başlıklı belgenin ihtiyaten haczedilen malların muhafazası sırasında ve işyerinin fiilen iş yapamaz hale getirilmesi tehdidi ve baskısı altında düzenlendiğini ve müvekkillerine imzalatıldığını, rızaen borçlanma iradesi olmadığını, söz konusu senetten ve protokol başlıklı belgeden dolayı müvekkillerinin borçlu bulunmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle 44.000 TL bedelli senetten ve protokol başlıklı belgeden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ile senedin ve protokol başlıklı belgenin iptaline, haczedilen malların muhafazası sırasında icra baskısı ve tehdidi altında ödenen 5.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilleri yararına 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, kambiyo senedine dayanan alacağının tahsili amacıyla borçlu ... San.ve Tic. Ltd. Şti.aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini, haciz işlemi sırasında davacıların istihkak iddia ettiklerini, İstanbul 13. icra Hukuk Mahkemesinin 2017/9 E-122 K sayılı kararı ile takibin devamına karar verildiğini, akabinde haciz işlemleri için aynı adrese yeniden gidildiğini, sonrasında davacılar ile takip dosya borcuna istinaden protokol yapıldığını ve 30/01/2017 vade tarihli 44.000 TL bedelli senedin müvekkiline verildiğini, bononun vadesi geldiği halde ödenmediğinden alınan haciz kararı ile borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından takip başlatıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, davacıların kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 26/04/2018 tarih 2017/102 Esas 2018/404 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.İstanbul BAM 44. H.D. Tarih, Esas, Karar sayılı ilamı ile; \"Mahkemece gerekçesi açıklanmadan 26/04/2018 tarihli son oturumda; tahkikatı gerektirecek başka husus kalmadığı anlaşıldığından, dosya kapsamı ile yetinilmesine, davacı tarafın tanık dinletme isteminin reddine, tahkikatın bitirilmesine karar verildiği, gerekçeli kararda davacı tarafın tanık dinletme talebi yönünden bir açıklama olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili davaya konu 26/01/2017 tanzim, 30/01/2017 vade tarihli, 44.000 TL bedelli bononun ve protokol başlıklı belgenin ihtiyaten haczedilen malların muhafazası sırasında, işyerinin fiilen iş yapamaz hale getirilmesi tehdidi ve baskısı altında düzenlenerek imzalatıldığı, rızaen borçlanma iradesi olmadığı iddiası ile dava açmış olup, zor durumundan faydalanıldığını ileri sürmüştür. Davalı taraf yasal hakkını kullanarak başlattığı icra takibinde davalı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğundan bahisle davacı tarafa ait işyerinde haciz işlemi yaptığı sırada protokol ve senet düzenlemiştir. Bu hali ile iddia irade bozukluklarının düzenlendiği TBK 38/2 maddesindeki Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutması ile sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması halinde korkutmanın varlığı kabul edilir hükmü kapsamında kalmaktadır. HMK 203/1-ç.maddesi uyarınca hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları  senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında olduğundan, davacı tarafça tanık deliline dayanılarak dinleneceği konular ve tanık isimleri bildirildiği halde, mahkemece gerekçesi açıklanmadan davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi usule aykırı olmakla istinaf sebebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacılar vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK’nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına\" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 29/03/2023 tarih 2022/329 Esas 2023/250 Karar sayılı kararı ile; \"Dinlenen tanık beyanlarından; davacıların malların muhafaza altına alınarak iş yerinden götürüleceği endişe ve korkusu ile hareket ettiklerine kanaat getirilmiş ise de TBK'nın 38/2 fıkrasının uygulanabilmesi için bu şartın yeterli olmadığı,  ayrıca davalının aşırı bir yarar elde etmesinin de gerektiği, ne var ki alınan ve denetime elverişli olması sebebiyle benimsenen bilirkişi raporuna göre nakden ödenen 5.000,00TL ile 44.000-TL bedelli bononun toplamının protokol tarihi itibari ile toplam borç miktarından az olduğu, bu nedenle TBK'nın 38/2 fıkrasının eldeki davada  uygulanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın tüm talepler yönünden reddine ve icra takibi başlatılmasının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden İİK'nın 72/4 fıkrası uyarınca davalı lehine tazminata hükmedilmesine\" karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, eldeki uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hususların protokol ve bononun korkutma etkisi altında verilip verilmediği, korkutma etkisi altında verildi ise bunun davalı yararına aşırı yararlanma teşkil edip etmediği olduğunu, dinlenen tanık beyanlarından; davacıların malların muhafaza altına alınarak iş yerinden götürüleceği endişe ve korkusu ile hareket ettiklerine kanaat getirilmiş ise de TBK'nın 38/2 fıkrasının uygulanabilmesi için bu şartın yeterli olmadığını, ayrıca davalının aşırı bir yarar elde etmesinin de gerektiğini,  alınan ve denetime elverişli olması sebebiyle benimsenen bilirkişi raporuna göre nakden ödenen 5.000,00TL ile 44.000-TL bedelli bononun toplamının protokol tarihi itibari ile toplam borç miktarından az olduğunu, bu nedenle TBK'nın 38/2 fıkrasının eldeki davada  uygulanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın tüm talepler yönünden reddine ve icra takibi başlatılmasının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden İİK'nın 72/4 fıkrası uyarınca davalı lehine tazminata hükmedilmesine dair hukuka ve olaya aykırı kararın verildiğini, istinafa konu yerel mahkeme kararında da yazılı olduğu üzere davacıların malların muhafaza altına alınarak iş yerinden götürüleceği endişe ve korkusu ile hareket ettiklerine kanaat getirilmiş olduğu dikkate alınarak baskı sonucu irade sakatlanmak sureti ile davaya konu yapılan senet ve ödemelerin verilmek zorunda bırakıldığını, davaya konu senet ve protokol başlıklı belgenin ihtiyaten haczedilen malların muhafazası sırasında icra baskısı – tehdidi ve işyerinin fiilen iş yapamaz hale getirilmesi Tehdidi ve baskısı altında düzenlenmiş ve imzalatılmış olmasından ve rızaen yapılmış bir borçlanma iradesi  olmadığından dolayı, davacıların  borçlu bulunmadığının  tespiti  ile    senedin ve protokol başlıklı belgenin iptali ve ödenen 5000,00 TL’nin istirdatı istemli bir dava olduğunu, dava konusu olayın hukuka aykırılıklar silsilesinden oluştuğunu, davalı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile dava dışı ... Ltd.Şti., ... Tic.Ltd.Şti. ve ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. hakkında  05/12/2015 keşide tarihli 35000,00TL bedelli çek dayanak alınmak sureti ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan bu icra takibi dosyası üzerinden gönderilen talimat sonrasın da 18/01/2017 tarihin de Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden borç ve borçlu ile hiçbir ilgisi bulunmayan , icra dosyasına taraf dahi olmayan üçüncü kişi durumundaki müvekkillerinden ...’ın işyeri adresi olan; ... Mahallesi ... Sokak No:... Küçükçekmece/ İSTANBUL” adresine hacze gelindiğini ve dosyada mevcut faturalar ve yoklama tutanakları ile müvekkile ait olduğu sabit olan menkuller arasında yer alan 6 adet singer marka dikiş makinesi, 3 adet reşme dikiş makinesi, 1 adet bre makinesi  ve bir adet toplama bilgisayarın haczedildiğini, davalı tarafından yapılan bu haksız haciz işlemine dayanak olarak gösterilen olgunun organik bağ olduğunu, ancak bahse konu iddia edilen organik bağın mevcut olmadığını, ilgili işe giriş bildirgesi incelendiğinde belgenin ... adlı kişinin müvekkilin eşi olan ... yanında 18.01.2010 tarihinde işe girdiğini gösterir iş bildirgesi olduğunu, aynı bildirgede 24.05.2013 tarihinde işten ayrıldığının görüldüğünü, o tarihten sonra müvekkili nezdinde herhangi bir çalışması olmadığının SGK kayıtları ile sabit olduğunu, ... adlı kişinin ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. Şirketindeki ortaklığının 20.03.2013 tarih 8282 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi 1144 no'lu sayfada yayınlandığı üzere sona erdiğini, bu hususun 14.03.2013 tarihinde tescil edildiğini, ... müvekkili ... yeğeni olduğunu, icra takibi borcun doğumundan uzun yıllar önce salt borçlu ...Şti adlı şirketin eski ortağı ve müvekkilinin yeğeni olması gerekçe gösterilerek haciz işlemi yapılmasının ve dava konusu senet ve protokolün tehdit ve baskı altında rıza dışı imzalanmasına neden olan işlemin yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iş yerini kapatacak ve iş yapamaz duruma gelmesi sebebiyle alacaklı vekilince bu elzem durumdan yararlanılarak müvekkillerinden ... 5.000,00 TL nakit ödeme tahsil edildiğini,  nakliyeye yüklenen mahcuzların götürülmemesi için müvekkillerinin hiçbir  bağı ve alakası olmayan dosya borcuna dair müvekkillerinden  davaya konu 30/01/2017 vade tarihli 44000,00TL bedelli senet alınarak  protokol başlıklı bir metin imzalatıldığını, sonra mahcuzların nakliye aracından indirilerek iş yerine geri bırakıldığını, ihtiyaten uygulanan haciz ve muhafaza işlemi nedeniyle muhafaza altına alınan eşyaların götürülmemesi ve iş yerinin fiilen iş yapamaz hale gelmemesi için baskı altında yapılmış senet ve protokol metninin ve ödemek zorunda kaldıkları 5.000,00 TL'nin rızaen ödenmediğini, senet ve protokolün örneklerinin bile müvekkile verilmediğini, takip dosyası borçlusu  ... dair haciz talimat adreslerinin ... mah. ... Sk. No:... Sefaköy/İstanbul olmasına rağmen hiçbir yasal dayanağı olmadığı halde haciz işlemlerinin müvekkil iş yerine ait olan ... mah. ... Sk. No:...  Küçükçekmece/İstanbul adresinde infaz edildiğini, borçlu şirketle bir bağı ve ilgisi olmayan 5 yıl önce müvekkilin eşi ... yanında çalışması sona eren... ait işe giriş bildirgesi örneğine rastlanması dayanak alınarak haciz ve muhafaza işlemi yapılmasının ve baskı ve tehditle söz konusu ödeme ve protokol imzalattırılmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı, dava dışı üçüncü kişinin borcuna dayalı olarak kendi mahallinde haciz yapıldığını, haciz baskısı altında protokol tanzim edilerek 44.000,00 TL senet ve 5.000,00 TL nakit verildiğini, söz konusu senetten ve protokol başlıklı belgeden davacıların borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve protokol başlıklı belgenin iptaline, ödenen 5.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte istirdatına ve 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, kötü niyetli davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece verilen davanın reddi kararının istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 2020/981 Esas, 2022/659 Karar sayılı iade kararında TBK 38/2 uyarınca protokol tarihi itibariyle dosya borcunun ulaştığı miktar ve verilen bono nazara alındığında aşırı yararlanmanın var olup olmadığının tespiti ve HMK 203/1.ç maddesi uyarınca hukuki işlemlerde irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddialarının senette ispat zorunluluğunun istisnaları arasında olduğundan davacı tarafça tanık deliline dayanılarak dinleneceği konular ve tanık isimleri bildirildiği halde mahkemece gerekçesi açıklanmadan davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış olmakla istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 14.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında 26.01.2017 protokol tarihi itibariyle toplam borç miktarının 52.382,73 TL olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Mahkemece dinlenen tanık beyanlarında haciz esnasında makinelerin elinden alınmaması için alacaklı vekiline senet + 5.000,00 TL verildiğini beyan ettikleri, mahkemece dinlenen tanık beyanlarında davacıların malların muhafaza altına alınarak iş yerinden götürüleceği endişe ve korkusu ile hareket ettiklerine kanaat getirilmiştir. Somut olayda, Davacılar icra dosyasında takip borçlusu olmayıp 3. kişi konumundadırlar. Küçükçekmece icra müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasında 26.01.2017 haciz tarihinde haczedilen menkullere ilişkin olarak açılan istihkak davasının görüldüğü İstanbul 13. İcra Mah. 2017/251 E. 2023/114 K. sayılı kararında, davacısının, davamız dosyasının davacısı ... olduğu, davanın kabulü ile 18.01.2017 ve 26.01.2017 tarihinde haczedilen mahcuzlara ilişkin istihkak iddiasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına, 21.02.2023 tarihinde kesin olarak karar verildiği görüldüğünden davacı tarafından yapılan ödemenin, üçüncü şahsın borcunu üstlenme mahiyetinde olmadığı, haciz baskısı altında yapılan ödeme olduğu ve davalı alacaklının sebepsiz zenginleştiği anlaşılmış olup davanın kabulü gerekir iken anılan gerekçe ile davanın reddine dair verilen karar isabetli değildir.Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne davacıların davalıya 44.000,00 TL bedelli senetten ve protokolden borçlu bulunmadıklarının tespitine ödenen 5.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline icra inkar tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2023 tarih, 2022/329 E., 2023/250 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın KISMEN KABULÜNE,-Davacıların davalıya 26/01/2017 tanzim tarihli, 30/01/2017 vade tarihli, 44.000 TL bedelli  senetten ve protokolden borçlu bulunmadıklarının tespitine-Ödenen 5.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 26.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,-İcra inkar tazminatı talebinin ve manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.005,64 TL karar harcından peşin alınan 1.518,41‬ TL'nin mahsubu  ile 1.487,23‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 751,41 peşin harç, 767 TL tamamlama harcı 4,60 TL vekalet harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 374,88 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.429,29 TL'nin, kabul ve red oranına göre %52 oranında 1.783,23 TL'sının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden, 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre davanın red edilen kısmı üzerinden, 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 130,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 622 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7c1348a83aa1199","SID":"7412004cb586ef10"}}