{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1563 <br>KARAR NO: 2023/1325<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/10/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/490 Esas (Derdest)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep edenler vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>TALEP: İhtiyati tedbir talep edenler vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 19/04/2023 tarihli Genel Kurul Kararı'nın 5., 7. ve 10. maddelerinin uygulamasının durdurulması ve dava sonuna kadar şirket paylarının devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda iddia, savunma ve dosya kapsamında mevcut deliller değerlendirildiğinde,  ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin  önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde  ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, ayrıca dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı tarafın haklılığının yaklaşık olarak ispatının sağlanmamış olduğu, taraf menfaatleri de gözetildiğinde ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin iki genel kurul toplantısı nedenini anlatmakta zorlandıkları gerekçeler ile yapılmadığını, davalı şirket hisselerinin devrine yönelik anlaşmanın feshi durumunun da davalı şirketin nedenini anlatmakta zorlandıkları tutarsız ve yetersiz yönetimine dayandığının şirket hisselerinin devrine dair KAP bildirimi ile sabit olduğunu, davalı şirketin sevk ve idaresinde bir sorun olduğu ve bu sorunun şirkete ve şirket ortaklarına zarar verdiğinin açık olduğunu, gerek şirketin gerekse ortaklarının daha fazla zarara uğramaması amacıyla davalı şirkete kayyum atanmasına karar verilmesi gerektiğini, yönetimsel yetersizlik ve belirsizliğe ilişkin bir diğer emarenin ise davalı şirketin yönetim kurulunda görünen üç kişinin olması ve bu yönetim kurulu üyelerinin hissedar olmaması olduğunu, Sigortacılık Kanunu'na tabi bir şirketin yönetim kurulunun sürekli değiştirilmesinin dahi şirket içinde bir yönetim zafiyeti olduğunun en somut kanıtı olduğunu, müvekkillerinin ellerinden alınan hisselerin bir an önce elden çıkartılması ve haksız bir kazanç elde edilmesi amacı güdüldüğünün açık bir şekilde ortada olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde 19/04/2023 tarihli genel kurul kararının 5.,7. ve 10. maddelerinin uygulanmasının durdurulması ve dava sonuna kadar şirket paylarının devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yerel mahkemenin tedbir talebinin reddine yönelik ara kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.  Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların tedbir talebinin reddi kararının yerinde olduğunu, tamamen şirkete zarar verme kastıyla talep edildiğinin açık olduğunu, davacıların daha önce açtığı ve kaybettiği davalar nazara alındığında bu davayı da dava açma süresinin son günü açtıklarının açık olduğundan tedbir taleplerinde de samimi olmadıklarının açık olduğunu, davacıların sermaye arttırımına katılmış olduklarını, oranlarında herhangi bir değişiklik olmadığını, davacıların istinaf dilekçelerinde bahsetmiş olduğu ve tedbir talebine dayanak yapılmaya çalışılan davaların huzurda yer alan genel kurul kararlarının iptali davası ile bir ilgisinin bulunmadığı gibi yüksek mahkemenin de yanıltılmaya çalışıldığını, belirtilen sebepler neticesinde davacıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep; şirket genel kurul  kararlarının iptaline ilişkin davada; genel kurul kararlarının uygulanmasının tedbiren durdurulması ve şirket hisselerinin devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik kararın  istinaf incelemesidir. Davalı şirketin 19/04/2023  tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında alınan 2022 yılı finansal tablolarının okunması müzakeresi ve onaylanmasına ilişkin 5., yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 7. Ve şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin 10. Maddelerinin genel kurulda finansal tabloların görüşülmesi esnasında verilen bilgilerin yanıltıcı olduğu, dürüst hesap verme ilkesine  aykırı olduğu, dava dışı şirket ve müvekkillerinin davalı şirketle devam eden davaları sonuçlanmadan sermayenin artırılmasının  müvekkillerinin haklarını zedelediği gerekçeleri ile iptalinin talep edildiği görülmektedir. İlk derece mahkemesince 6102 sayılı TTK'nın 449 maddesi gereğince davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin yazılı görüşü alınarak değerlendirme yapılmıştır.  Genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması talebinin reddine yönelik istinaf talebi yönünden yapıla değerlendirmede; TTK'nın 449. Maddesine göre, genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 389/1. maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nun 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; İhtiyati tedbir isteyen davacılar ile davalı şirket ve davacıların bir şekilde alakadar oldukları anlaşılan dava dışı  ... Ltd. arasında şirket içi uyuşmazlıktan kaynaklanan davalar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça anılan genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması ileride telafisi güç ve imkansız zararların doğmasını önlemek gerekçesi ileri sürülmüştür. Ancak davalı şirketin sigorta şirketi olup  sigortacılık mevzuatı gereği sıkı denetime tabi olduğu, sermaye artırımına ilişkin talebin denetim kurumu ... tarafından gönderildiği anlaşılmaktadır. Davacının ihtiyati tedbir talebine dayanak olarak ileri sürdüğü hususlar sunulan deliller ile davacının iddialarını yaklaşık olarak ispata elverişli değildir. Bunun yanı sıra HMK'nın 389. Maddesinde düzenlenen \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi\" sebeplerinin varlığı da yaklaşık olarak ispatlanamamıştır. Yaklaşık ispat şartının gerçekleşmemesi nedeniyle tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Davalı şirket hisselerinin devrinin önlenmesine yönelik tedbir talebinin reddine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; eldeki uyuşmazlığın genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, şirket hisselerinin uyuşmazlık konusu olmadığı, sadece uyuşmazlık konusunda ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, dava dışı 3. kişilerin bir başka anlatımla eldeki genel kurulun iptali davasında taraf olmayan   şirket hissedarlarının haklarını etkiler mahiyette ihtiyati tedbir verilemeyeceği de anlaşılmakla şirket hisselerinin devrinin önlenmesine ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yoluna başvuran ihtiyati tedbir talep edenler tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc5631a7049402e3","SID":"f362a7a36afc54f0"}}