{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1282 <br>KARAR NO: 2023/1443 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/02/2023<br>NUMARASI: 2022/316 (E) - 2023/168 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasıyla (ZMSS) poliçeli ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken ...'nin araçta yolcu olarak bulunduğu sırada ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, ...'nin yaralamaya bağlı olarak 20/06/2021 tarihinde vefat ettiğini, Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/170 (E) sayılı dosyasındaki 09/09/2021 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumunca (ATK) düzenlenen kusur raporuna göre sigorta poliçesi kapsamında dava açılan ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davacılar ..., ... ve ...'nin anne ve babalarının maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, davalı sigorta şirketine 17/03/2022 tarihinde başvuru yapıldığını ve başvuruya cevap verilmediğini, zorunlu arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşamadıklarını, adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin her bir davacı için ayrı ayrı hesaplanarak davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 25/01/2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle davacı ... için 160.557,06 TL, davacı ... için 116.895,28 TL, davacı ... için 276.988,48 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı aracın karıştığı kaza neticesinde uğramış olduğu zararın tazminini talep etmekte olup söz konusu zararın davacı tarafından tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, bu halde davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hukuki menfaat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için öncelikle müteveffa ile tazminat talep eden davacı arasında destek ilişkisi olduğunun ispatlanması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı veya kendisine maaş bağlanıp bağlanmadığı hususunun sorulması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacı ... tarafından açılan davanın kabulü ile 160.557,06 TL destekten yoksun kalma tazminatının 28/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine; davacı ... tarafından açılan davanın kabulü ile 116.895,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının 28/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine; davacı ... tarafından açılan davanın kabulü ile 276.988,48 TL destekten yoksun kalma tazminatının 28/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine karar verilmiştir.  Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olup aksi yönde verilen kararın bozmayı gerektirdiğini, yargılama süreci devam eden tahkim dosyasının bekletici mesele yapılması, kararın kesinleşmesi halinde yapılacak ödemenin poliçe limitinden tenzil edilerek destekten yoksun kalma tazminatının her hak sahibi için ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu kazada kusur oranlarının tespitiyle birlikte müterafik kusur incelemesi yapılması gerektiğini, dava konusu olayda hatır taşıması söz konusu olup bu nedenle işbu davanın müvekkiline yöneltilemeyeceğini, denetlemeye uygun olmayan, yetersiz bilirkişi raporları, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağını, belirlenen destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limitini aştığı hususu sübuta ermiş bulunmakta olup, tehiri icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; \"Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar\" biçiminde hükme bağlanmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/224 (E) - 2020/9071 (K) sayılı kararı ve benzer nitelikteki diğer kararları). 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 96. maddesi hükmüne göre garameten ödeme ilkesi gereğince, bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılması öngörülmektedir. Kaza tarihinde geçerli olan ZMSS azami poliçe limitinin ölüm halinde kişi başı 430.000 TL olduğunun dosya kapsamında belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda  davacıların tazminat miktarları hesaplanırken poliçe limiti ve vefat eden desteklerin anne ve babasının da payları göz önüne alınarak garamaten paylaşım ilkesine göre hesaplama yapıldığı, bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaların detaylı olarak ortaya konulduğu anlaşılır ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları kabul edilmemiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-b maddesi düzenlemesine göre vefat eden sürücü ...'nin dosya kapsamında emniyet kemerinin takılı olmadığına dair bilgi belge bulunmadığı, vefat eden ...'nin yolcu olduğu araç bakımından arka koltuk için emniyet kemeri zorunluluğunun bulunmadığı da dikkate alındığında, tazminattan bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmayışının yerinde görülmesine, hatır taşımasına ilişkin davalı vekilinin süresi içerisinde hatır taşıması definde bulunmadığından bu husus istinaf itirazı talebinin reddine, ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminat miktarlarının poliçe limitleri dahilinde kaldığı gözönüne alındığında davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken37.873,85 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 9.648,36‬ TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 28.225,49‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30beab1cc9c78e60","SID":"be14f73cc7565e1c"}}