{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1215 Esas<br>KARAR NO: 2023/1380<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/01/2020<br>NUMARASI: 2019/31 Esas, 2020/15 Karar<br>KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin nitelikli personel arayışında olan sağlık kuruluşlarına talepleri doğrultusunda personel temin ettiğini, bu kapsamda müflis şirketten danışmanlık hizmet bedeli ve cezai şarttan kaynaklanan toplam 12.360,00 TL alacakları bulunduğunu, müflis şirketin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/424 Esas sayılı dosyasında 19/07/2018 tarihinde iflasına karar verildiğini, alacaklarının masaya kaydını talep etmişlerse de, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek alacaklarının iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı müflis şirket iflas masası davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği, tek başına bir tarafın ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil olması mümkün olmadığından, müflis şirketin defterleri üzerinde inceleme yaptırılmadığı, davacının alacağı ispata yarar sözleşme ve bir adet fatura dışında delil sunmadığı, bu nedenle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemenin müflis şirketin defterlerinin yerinde incelenmesi için bilirkişiye yetki vermesine rağmen bu ara kararın gereğinin yerine getirilmediğini, müflis şirketin defterlerinin yerinde incelenmesine dair ara karardan rücu edilmeden tahkikatın sonuçlandırıldığını, müflis şirket defter ve kayıtlarının tek başına delil teşkil etmeyeceğine dair mahkeme gerekçesinin doğru olmadığını; müvekkilinin elinde olmayan nedenlerle defterlerini ibraz edemediğini, mahkemenin resen defterlerine ibrazına resen karar verecek olması ve defterlerin ibrazının yargılamayı uzatmayacağı dikkate alınarak müvekkilinin de defterlerinin incelenmesi gerekeceğini; iflas dosyasına müvekkilinin alacaklı olduğunu gösteren muavin defter ve cari hesap özeti belgeyi eklediklerini, bu belgelerin incelenmesi ile dahi alacağı ispatlayacaklarını, ancak delillerin eksik toplandığını ve iflas dosyasının celp edilmediğini; sundukları faturanın sıhhatinin de araştırılmadığını, fatura vergi dairesine bildirilmesi gereken bir evrak olduğundan, davalı ve müvekkili şirkete ait BA ve BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir(İİK 223. Madde). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul Anadolu ... İflas Müdürlüğünün 26/02/2019 tarihli cevabı yazısından, davacının masraf verdiği, ret kararının 28/12/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 15 günlük hak düşürücü süre içinde, 11/01/2019 tarihinde alacağın masaya kaydı için eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği, tek başına bir tarafın kayıtlarının delil olması mümkün olmadığından, müflis şirketin  ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına gerek olmadığı, davacının alacağını ispata yarar sözleşme ve fatura dışında belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. 1-İlk derece mahkemesinin 06/11/2019 tarihli celsesinde; mali müşavir bilirkişi marifetiyle tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için inceleme günü tayin edildiği, davacı tarafa inceleme gün ve saatinde defterlerini ibraz etmesi, ibraz edemiyorsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmesi için inceleme gününe kadar kesin süre verildiği, kesin süre içeresinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacağı ve dosya kapsamına göre karar verileceğinin davacı tarafa ihtar edildiği görülmektedir. Ne var ki davacı taraf kesin süreye rağmen ara karar gereğini yerine getirmemiştir. Davacıya defterleri ibraz etmesi veya ibraz edemiyorsa defter ve belgelerin bulunduğu yerin bildirilmesi için tayin edilen kesin süre makul bir süre olup, kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemler hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklandığı gibi, kesin süreye uymamanın doğuracağı sonucun açık bir şekilde anlatıldığı ve bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verileceği hususu davacı vekiline ihtar edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yerinde değildir. 2-Diğer taraftan, ilk derece mahkemesinin 06/11/2019 tarihli celsesinde davalı müflis şirket defterlerinin yerinde incelenmesi hususunda bilirkişiye yetki verilmesine rağmen, davalının ticari defterleri incelenmeden tahkikat sonuçlandırılmıştır. Davalı vekili, davalının ticari defterlerinin yerinde incelenmesi gerektiğini beyanla da hükmü istinaf etmiştir. \"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü  tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.  Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (Yargıtay 15. HD'nin 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar sayılı kararı) Somut davada mahkemece, davalı müflis şirkete ait defter ve kayıtların bilirkişi marifetiyle yerinde incelenmesine karar verilmesine rağmen; davacının kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği, tek başına bir tarafın ticari defter ve kayıtları ile alacağın ispatlanamayacağı, bu nedenle  müflis şirketin defterleri incelenmesine gerek olmadığı gerekçesiyle müflis şirketin defter ve kayıtları incelenmeden tahkikat sonuçlandırılmıştır. Oysa yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davacının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece, ticari defter kavramı içerisine BA BS formlarının da girdiği gözetilerek, davalı müflis şirket defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenip, alınacak rapor sonucu da değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/31 Esas, 2020/15 Karar ve 22/01/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/12/2023\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad3f4cb8778ab2b4","SID":"eec722692fb1052f"}}