{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2020/1499 <br>KARAR NO: 2023/1275<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/07/2020<br>NUMARASI: 2015/551 Esas, 2020/380 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali<br>KARAR TARİHİ: 15/11/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen 15/01/2011 ve 14/11/2011 tarihli sözleşmeler uyarınca iki okulun doğalgaz mühendislik işlerini ve doğalgaz tesisat işlerinin yapılması işini üstlendiğini, sözleşmelerde davalının adının ... olarak yazılmasına karşın davalının 14/06/2013 tarihinde unvan değişikliğine giderek unvanını “... San. Tic. A.Ş.” olarak değiştirdiğini, davacı müvekkilinin davalı ile akdettiği sözleşmeler gereğince yükümlülüklerini yerine getirdiğini, karşılığında 4 adet olmak üzere taplamda 139.711,11 TL fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı yanca müvekkiline sadece 7.711,10 TL ödeme yapıldığını,  müvekkili tarafından bakiye iş bedeli alacağı olan 132.000,00 TL'nin tahsili için davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı yanın sözleşmeler ile üstlendiği edimini eksik yaptığını, kalan işlerin müvekkilinin imkanları ile tamamlandığını, davacının müvekkili aleyhinde yaptığı icra takibinden önce müvekkili yanca davalı hakkında cari hesap ekstresinden kaynaklanan alacak nedeniyle İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından yapılan takibin kesinleştiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, aksine alacağının bulunduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi kurulu kök ve ek raporu esas alınarak davacının ticari defterlerine göre 15/05/2014 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 132.000,00 TL alacaklı olduğu; davalının ticari defterlerine göre ise takip tarihi  itibariyle davalının davacıdan 8.551,70 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının 140.055,17 TL olduğu, davacı tarafın düzenlediği faturaların davalı defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının temel olarak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan ödeme işlemlerinden kaynaklandığının tespit edildiği, davalının dosyaya ibraz ettiği dekontlar ve davacı tahsilat makbuzları ile cari hesap farkının davalı yanca ispatlandığı, sadece davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 8 adet işleme ait 37.459,67 TL'nin davacı adına ve/veya davacının onayı ile ödeme yapıldığının belgelenemediği, bu hususta  HMK'nın 169.maddesi uyarınca davacı şirket temsilcisinin isticvap beyanına başvurulduğu, temsilcinin bu ödemeleri kabul etmediği, dolayısıyla bu kısmın ispata muhtaç olduğu ve takip konusu alacağın faturaya dayalı likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen  iptali ile 28.907,97 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen faiz oranları üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın %20'sini oluşturan 5.781,594,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, bilirkişi tarafından yapılan incelemeye konu cari hesapta 4 kalemin bilirkişiler tarafından tespit edildiğini, bu kalemlerin davalı tarafça herhangi bir belge veya dekontla ispat edilememesine rağmen hesaplamaya dahil edilerek rapor tanzim edildiğini, taraflarınca bu hesaplamaya itiraz edildiğini, davalının cari hesabında kayıtlı olan; \"22.08.2011 - FT: ... Müh. Doğ. Sist. ...  84.960,00 TL, 31.12.2011 - ... hesabından virman 187.680,00 TL, 20.12.2011 - FT: ... Müh. Doğ. Sist. ...  - 35.400,00 TL, 19.04.2012 - FT: ... Müh. Doğ. Sist. ...- 10.000,00 TL\" 4 kalemle ilgili ödemeye ilişkin herhangi bir evrak ibraz edilmediğini, kaldı ki bu 4 kalemin toplamının 318.040,00 TL olduğunu, bu hususun incelenmediğini, özellikle 187.680,00 TL bedelli “Virman” olarak kaydedilen ve davacı tarafa ödeme olarak hesaba işlenen kalemin nasıl bir ödeme olduğunun ve hangi bilgi ve belgeyle ispatlandığının bilirkişi tarafından açıklanmadığını, virmanın bir ödeme aracı olmadığını, dolayısıyla davalının carisine işlenen ve virman olarak adlandırılan bu işlemin davacı müvekkiline yapılmış bir ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafça yargılamaya konu 4 adet fatura alacağıyla ilgili herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığını, davalı tarafça dosyaya sunulan ödeme dekontlarının ve belgelerinin tamamının neredeyse 2011 yılına ait olup 2012 yılına ait olan birkaç ödeme belgesinin de uyuşmazlığa konu fatura alacakları için ödendiğine dair bir ispat bulunmadığını, yapılan ödemelerin davalı ile davacı müvekkili arasındaki diğer işler için yapıldığını,davalı ile davacı arasında cari hesap ilişkisi değil açık hesap ilişkisi bulunduğunu, bu sebeple yapılan incelemelerin icra takibine konu olan faturaların ödenip ödenmediğine ilişkin olacakken tarafların tüm cari hesaplarının incelenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, müvekkilinin davacının yarım bıraktığı işleri kendi imkanları ile tamamladığını, bu hususun taraflarınca dosyaya sunulan yazılı deliller ve keza tanık beyanları ile ispat edildiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir surette borcu bulunmadığını, müvekkilinin hem davacıya hem de işin tamamlanması amacıyla yapmış olduğu ödemelerin de gerek tahsilat makbuzları gerek cari hesap ekstreleri gerekse de usulüne uygun tutulmuş defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, davacının asli yükümlülüğü olan eksiksiz ifa ve teslim borcunu yerine getirmediğini, sözleşmeye uygun olarak işleri eksiksiz yerine getirerek teslim ettiğine ilişkin ispat külfetinin davacı üzerinde olmasına rağmen bu hususun ispat edilemediğini,  yerel mahkemece yalnızca defter ve kayıtlar incelenerek müvekkilinin davacıya borcu olup olmadığı hususunda bilirkişiye hesaplama yaptırıldığını, eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenicinin işi tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunun ispatının yüklenicinin üstünde olduğunu, davacı işi tamamlamış olduğunu iddia etse de hiçbir surette ispat edemediğini, davacının teslimi okul müdürüne yaptığını, ancak okul müdürünün sözleşmenin tarafı olmadığını, bu itibarla teslim alma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının 2011 yılına ait ticari defterlerini ibraz etmemiş olması ve delilleri arasında müvekkili ticari defterlerinin de gösterilmiş olması nedenleriyle müvekkilinin tamamı birbirine uygun ticari defter, kayıt, ödeme belgeleri dikkate alınarak haksız davanın reddinin gerektiğini, müvekkili tarafından ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye davacı ... Mühendislikten temin edemedikleri malzeme bedelini ödemek üzere iki adet çek verilmek suretiyle ödeme yapıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı  taşeron, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında imzalanan 15/01/2011 tarihli sözleşme ile davacı taşeron davalının yapımını yüklendiği Sultanbeyli Endüstri Meslek Lisesi 2. Etap Atölye Binalarının doğalgaz mühendislik hizmetleri ile doğalgaz mühendislik hizmetleri işlerini ve 14/11/2011 tarihli sözleşme ile İstanbul Sultanbeyli Mimar Sinan Mahallesi İlk Öğretim Okulunun doğalgaz tesisat işlerini yapmayı üstlenmiştir. 15/01/2011 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde; işin \"anahtar teslim\" olduğu açıklanmış, maddenin devamında iş bedelinin 170.000,00 TL olduğu, 14/11/2011 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde de; işin \"anahtar teslim\" olduğu açıklanmış, maddenin devamında iş bedelinin 185.000,00 TL olduğu kararlaştırılmıştır. Davacı, sözleşme uyarınca yapılan işler karşılığı 14/06/2012 tarih ve ... nolu 51.501,10 TL bedelli, 16/06/2012 tarih ve ... nolu 48.498,00 TL bedelli, 10/08/2012 tarih ve ... nolu 33.216,00 TL bedelli ve 10/08/2012 tarih ve ... nolu 6.496,00 TL bedelli olmak üzere toplam 4 adet fatura keserek davalıya gönderdiğini, faturaların davalı ile olan cari hesaba kaydedildiğini, davalının söz konusu 4 adet faturadan kaynaklanan 132.000,00 TL'lik iş bedelini ödemediğini ileri sürerek icra takibi yapmış, itiraz üzerine de itirazın iptali istemli eldeki davayı açmıştır. Davalı ise işin eksik teslim edildiğini, eksikliklerin 3.kişilere tamamlatıldığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan ve mali müşavir ...  ile mali müşavir ... tarafından hazırlanan 03/07/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacının 2012 ve 2013 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi 15/05/2014 itibariyle davacının davalıdan 132.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; 15/05/2014 takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 8.551,70 TL alacaklı olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının (132.000,00 TL+ 8.551,70 TL) 140.055,17 TL tutarında olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkına neden olan davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan işlemler olduğu,  taraf ticari defterleri arasındaki cari hesap farkına neden olan davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 93.057,42 TL ödemeden ve davacı ile olan 2012 yılı açılış fişinden kaynaklı (davacı ticari defterlerindeki açılış bakiyesi 67.855,64 TL - 10.361,86 TL) bakiyeden 57.493,78 TL'den kaynaklı olduğu, ancak davalının 2011 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olan 10.000,00 TL tutarlı 20/02/2012 vadeli ... nolu çek açıklaması ile 10.000,00 TL tutarlı çekin davacının 2012 yılı ticari defterlerine işlediği, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının temel olarak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan ödeme işlemlerinden kaynaklı olduğu,  davalının dosyaya ibraz ettiği dekontlar ve davacı tahsilat makbuzları ile cari hesap farkının davalı yanca ispatlandığı, sadece davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 8 adet işleme ait 37.459,67 TL'nin davacı adına ve/veya davacının onayı ile ödeme yapıldığının belgelenemediği, bu nedenle 37.459,67 hesaplamaya dahil edilmediği, neticeten, takip tarihi itibari ile davacının 28.907,97 TL kadar davalıdan alacağının bulunduğu kanaatine varılmış, aynı kurul tarafından hazırlanan 01/06/2020 tarihli ek raporda; davalının ayrıca 20.000,00 TL tutarlı davacının borcuna mahsuben ödenmiş olduğunu iddia ettiği mezkur evrakın üzerinde davacının herhangi bir talimatı/muvafakati vb. onay şerhinin bulunmadığı, bu itibarla davalının davacının talimatıyla ve davacıya olan borcuna mahsuben bu işlemin yapıldığına dair onay bulunmadığından hesaplamaya katılmadığı belirtilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf itirazları kapsamında yapılan incelemede; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir ( bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17/02/2022 tarih, 2018/3698 Esas, 2018/3394 Karar sayılı kararı). Yukarıda açıklanan bilirkişi raporlarında davacı defterlerinde davacı yanca düzenlenip davalıya gönderilen 14/06/2012 tarih ve ... nolu 51.501,10 TL bedelli, 16/06/2012 tarih ve ... nolu 48.498,00 TL bedelli, 10/08/2012 tarih ve ... nolu 33.216,00 TL bedelli ve 10/08/2012 tarih ve ... nolu 6.496,00 TL bedelli olmak üzere toplam 4 adet faturanın davalı ile olan cari hesaba kaydedildiği, bu itibarla davalının davacıya bu fatura bedelleri kadar borcunun bulunduğu belirtilmiş ve mahkemece bu belirleme kabul edilmiş ise de, davacı yargılama sırasında bu ödemeleri kabul etmekle beraber ödemelerin davalı ile aralarındaki diğer işler için yapıldığını iddia etmiştir. Davalı, taraflarınca dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne yapılan 20.000,00 TL'lik ödemenin davacının  temin edemediği malzemeler karşılığı davacının talimatı ile ve davacının borcuna mahsuben ödendiğini ileri sürmüş, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ödeme evrakları üzerinde davacının herhangi bir talimatı/muvafakati vb. onay şerhi bulunmadığından ödeme olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiş, mahkemece de bu ödemeler davacı yanın alacağından mahsup edilmeden hüküm tesis edilmiştir. Somut olayda, davacı, söz konusu 4 adet fatura bedelleri için yapıldığı iddia edilen ödemelerin \"başka işler için\" ödendiğini ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfeti davacı taraftadır. Yine davalı, 20.000,00 TL'lik ödemenin davacı adına ve davacı talimatıyla 3.şahsa ödendiğini  ileri sürdüğünden, bu hususu ispat külfeti ise davalı taraftadır. 6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.\" hükmü gereğincen davalı taraf, bu iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Bu kapsamda, tarafların dosyaya sunduğu delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflarca  dosyaya bu iddiaları ispatlayacak yazılı bir belge sunulamadığı gibi, tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Ancak davacı tarafça   dava dilekçesinde, davalı tarafça da süresi içinde verilen cevap delikçesinde “deliller” bölümünde açıkça “yemin”  deliline dayanıldığı görülmektedir. O halde, mahkemece yapılacak iş; taraflarca açıkça yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle,  dayanılan yemin delili yönünden taraflara karşı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılıp, yemin teklifi halinde HMK'nın 225. ve devamı maddeleri hükümlerine göre yemin edası bakımından gereken usuli işlemlerin yapılması ve sonucuna göre değerlendirme yapılarak karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen KABULÜNE,2-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2020 tarih, 2015/551 Esas, 2020/380 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde yatırana İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e267682d9decbd2b","SID":"4b43ba0ee63d669d"}}