{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2020/1823 <br>KARAR NO: 2023/1298<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2020<br>NUMARASI: 2018/862 Esas, 2020/247 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali <br>KARAR TARİHİ: 21/11/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı şirket ile davalı arasında ticari alışverişten kaynaklanan bakiye alacakları bulunduğunu, davalı tarafından bakiye alacaklarının ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas ile 134.027,69 TL tutarlı  ilamsız icra takibi başlattıklarını,  davalının icra takibinin 50.717,21 TL’lik bölümüne ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiğini, davalının itirazı ile  icra takibinin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına,  %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafa olan tüm borçlarının ödendiğini, icra takibi ile gönderilen ödeme emri tarihi itibariyle davacı tarafa  82.620,05 TL borçlarının bulunduğunu, 82.620,05 TL borç iitibariyle faiz ve diğer ferileri ile birlikte icra dosyasına ödediklerini, ayrıca  31.12.2017 tarihli ve 7.475,12 TL ile 31.12.2017 tarihli 1.324,17 TL tutarlı faturının  e-fatura sistemine geçiş döneminde kullanılan sistemden kaynaklı hata nedeni ile davacı tarafa  iletilmediğinin tespit edilmesi sebebiyle fatura toplamı olan 8.799,29 TL tutarındaki borcu kabul ettiklerini ve icra dosyasına ödediklerini, davanın icra dosyasına ödenen 8.799,29 TL asıl alacak yönünden konusuz kaldığını belirterek, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında imzalanan “Fason Üretim Anlaşması”nın 2.3. maddesine ve “Taşıma Sözleşmesi”nin 4.(vi) maddesine davacının aykırı davrandığı, davalı tarafın da bu ihlallere karşılık “Fason Üretim anlaşması”nın 3.4. maddesine göre ve “Taşıma Sözleşmesi”nin aynı 4.(vi) maddesine göre ceza faturası tanzim edebileceği, tanzim edilmiş 40.000,00 TL'lik ceza faturasının, 3.4. maddede belirtilen 25.000 Euro karşılığı limitin de altında olması nedeniyle davacının kabul etmesi gereken bir fatura olduğu ve ayrıca davacının davalıdan cari hesaba dayalı alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme kararına esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının  hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını,  25/07/2019 tarihli raporda davalı tarafından davacı şirkete \"Sevkiyatsızlık Ceza Bedeli (Organik Yumurta)\" olarak 40.000,00 TL ceza faturasının e-fatura olarak kesilip tebliğ edildiğini, davalı tarafın faturanın kesilme sebebini ayrıntılı izah etmesi gerektiğini, mahkeme kararında bu husus \"tarafların ticari kayıtlarının incelenmesi ve tespiti kapsamında\" değerlendirilerek hükme esas alınmak suretiyle karar verildiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının incelenmediğini, faturanın davalı tarafça; cevap ve ikinci cevap dilekçesinde zikredilmemesine rağmen mahkemece \"uyuşmazlık konusu\" olarak addedilmesinin  açıkça  HMK 141. maddede yer alan iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi yasağının ihlali olduğunu, HMK 25.maddede yer alan taraflarca getirilme ilkesine ve 26.maddede yer alan taleple bağlılık ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, yargılamanın dayanağı olan taraflar arasındaki cari hesap ekstresi ve bu ekstreden kaynaklı davacı şirketin bakiye alacağı olmasına rağmen bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu fatura denilerek muvafakat olmaması sebebiyle davalının beyan dilekçesi ile açıklamada bulunup tahkikat aşamasında fiili olarak savunmasını genişletmesinin kabul edilemeyeceğini, itiraz konusu raporda davalının ... programının yerinde incelemesinin yapıldığını ve Ekim 2017, Aralık 2017 ve Ocak 2018 ayı tedarikçi karnesi incelemesinde siparişlerin bir kısmının hiç karşılanmadığından bahisle bilirkişilerce \"...bu sektörel olarak çok ciddi oranda kötü bir tedarikçi karnesidir. Bu karneye 5 gün içinde davacı taraf itirazı var ise de, yerinde incelemeye davacı tarafın katılmaması nedeni ile bu husus tespit edilememiştir.\" şeklinde rapor oluşturulduğunu, muvafakat edilmeyen savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğundan değerlendirmeye alınmaması gereken bir incelemenin, bir vakıanın tespiti için yapılan yerinde incelemede hazır bulunma gereği duyulmadığını, kabul ve muvafakat anlamına gelmemekle birlikte davalının tek taraflı tuttuğu şirket kayıtlarına  istinaden davacı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığı görüş ve kanaatinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2016 tarih 2015/543 E. ve 2016/586 K. Sayılı ilamında da huzurdaki dava ile benzer bir davada, borçlu yanca sözde bir ceza faturası kesildiği, böylelikle cari hesaptan bu fatura kadar borcun düşüldüğü yönünde savunma yapılmış ise de; bu savunma somut olaya bakan mahkemece;\"...Cezai şartın geçerli olabilmesi için için edimlerinin ve yükümlülüklerin açık bir şekilde belirlenmesi esastır. Taraflar arasındaki \"çerçeve sözleşme\" de tarafın emtia teminine ilişkin 4. Maddesinde yer alan düzenleme \"Emtianın Satıcı veya üçüncü kişi tarafından satıcının kabul ve taahhüt ettiği tarih, saat, miktar  ve ambalajda teslim edilmesi sözleşmenin asli unsurudur\" denilerek kabul edildiğini,  sözleşmede miktar için bir üst sınır getirilmemiş olması sebebiyle  davalı ne miktarda isterse davacının karşılayacağı, kabul edileceğine yönelik çerçeve sözleşme gereğince istediği miktarın derhal karşılanmaması halinde talep edebileceği cezai koşul hükmünün geçerliliğinin tartışmalı olduğunu, cezai koşulun geçerliliği kabul edilse dahi davacı iddiasını davalıdan yumurta talebine ilişkin e-mail çıktılarına dayandığını, yumurtanın istediği miktarda teslim edilmediğini, fatura ve teslim edilen emtia miktarına dayandığını,  ceza koşulu geçerli kabul edilmesi halinde de ifaya eklenen cezai şart olup davalı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, TBK'nun 179/2 maddesi gereğince ifadan sonra cezai koşulun ödenmesini talep edemeyeceği gibi, davacının mal tesliminden kaynaklanan alacağından mahsup edemeyeceğini  belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinafında; dava konusu alacağın likid olduğunu, talep edilen alacağın %20 oranından az olmamak üzere davacı yanın kötü niyet tazminatı ödemesine mahkum edilmesi gerektiğini, ancak mahkemece taleplerinin reddedildiğini belirterek, davacının istinaf talebinin reddine, katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davalı lehine kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında 25.11.2016 tarihli fason üretim sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, sözleşme gereğince yerine getirdikleri edim sebebiyle bakiye 133.337,26 TL alacaklarının bulunduğunu, davalı tarafından ödenmediğini, girişilen icra takibine davalı tarafın takip borcunun 82.620,05 TL kısmını kabul ederek ödediklerini, ancak bakiye 50.717,21 TL kısmını ödemediklerini belirterek, bu miktar itibariyle itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş; davalı taraf ise davacının icra takibi konusu alacak miktarı itibariyle 82.620,05 TL borçları olduklarını kabul ettiklerini ve icra dairesine ödediklerini, bakiye taleplere itiraz ettiklerini, ayrıca dava açıldıktan sonra asıl takip miktarından 8.799,29 TL miktarı kabul ederek ödeme yaptıklarını, davacı tarafa başka borçları olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiş; mahkemece, tarafların ticari defterleri, davalı tarafından kesilen 40.000,00 TL ceza kesintisi birlikte değerlendirerek davalı tarafından yapılan ödemeler ile birlikte davacının bakiye alacağının bulunmadığı, cezai kesintinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  Somut olayda, taraflar arasında 25.11.2016 tarihli fason üretim anlaşması, taşıma sözleşmesi ve ticari şartlar anlaşması imzalanmıştır. Bilirkişi raporuyla belirlendiği üzere; davacı tarafın teslim etmesi gereken sipariş edilen ürünlerde Ekim 2017 ayında %57,03 kısmını, Aralık 2017  ayında %60,81 ve Ocak 2018  ayı itibariyle %59,47 oranında eksik teslim ettiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan Fason Üretim sözleşmesi gereğince; sözleşmenin 2.3 ve 3. maddesinin ihlali durumunda, her bir aykırılık hali için ayrı olmak üzere davacının son 12 ay süresince davalıya teslimatını yaptığı ürün toplam net satışının %10'u tutarında ancak 25.000,00 Euro'dan az olmamak üzere ceza ödeneceği belirtilmiş olup, bilirkişi raporu ile davacının sözleşme gereğince süresi içerisinde siparişlerin teslimini gerçekleştirmediği anlaşılmaktadır. Davacının edimini süresinde ve zamanında yerine getirmemesi sebebiyle 40.000,00 TL ceza bedeli olarak e-fatura düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf  133.337,26 TL alacak için icra takibi başlatmış olup, davalı taraf takip borcunun 50.717,21 TL'lik kısmına itiraz etmiş, yargılama aşamasında da bu bedelin 8.799,29 TL'lik kısmını ödemiştir. Bu durumda, davacının bakiye alacağının 41.917,92 TL kaldığı, davalı tarafından kesilen 40.000,00 TL cezai şart bedel alacağı düşüldüğünde davacının 1.917,92 TL alacaklı kaldığı, davacı kayıtlarında bulunan ancak davalı ticari defterlerinde bulunmayan bu miktar itibariyle 3 adet fatura alacağının davacı tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından, davacının bakiye alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır.  Mahkemenin davacının alacağı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar vermiştir. Ancak davalı taraf 8.799,29 TL ödemeyi iş bu davanın açılmasından sonra ödemiş olması sebebiyle ödenen miktar için davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, mahkemenin tüm alacak miktarı yönünden davanın reddine karar vermesi hatalı olmuştur.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/04/2005 tarih 2005/19-286 E., 2005/268 K. Sayılı kararında da vurgulandığı üzere;  İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılagelen tazminat türü, sadece ve ancak, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İ.İ.K.nun 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.Anılan madde kapsamında somut olayda; dosya kapsamı itibari ile davacının kötü niyetle icra takibi yaptığı hususu  kanıtlanamadığından ve kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından mahkemece davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak; davanın 41.917,92 TL kısım yönünden reddine, davanın 8.799,29 TL kısmının ise konusuz kalmış olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE, davacı  vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2020 tarih ve 2018/862 Esas, 2020/247 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davacının davasının 41.917,92 TL miktar yönünden REDDİNE, 4- Davacının davasının 8.799,29 TL miktar yönünden konusuz kalmış olması sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 866,13 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 596,28 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL ilk masraf, 825,00 TL tebligat ve posta gideri, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.960,90 TL yargılama giderinden davanın konusuz kalan kısım yönünden reddedilen miktar oranına göre takdiren 513,71 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 220,00 TL tebligat ve posta yargılama giderinden ret oranına göre takdiren 181,83 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın konusuz kalan kısım yönünden reddedilen miktar oranına göre hesaplanan 8.799,29 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 2-Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından davalı tarafça yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan 217,00.TL istinaf karar harcı ile 148,60 TL  yargılama gideri toplamı 365,60.TL nin  istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,4-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 21/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32c7bafb5c624ed0","SID":"ad37a0dca03eef0e"}}