{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/540 <br>KARAR NO: 2023/1269<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/12/2022<br>NUMARASI: 2021/956 Esas, 2022/1204 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 15/11/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, künefe imalat ve satışını yapan müvekkilinin davalı ile uygun şekil ve ölçülerde künefe ocağı imalatı için anlaştıklarını, anlaşma doğrultusunda davalının talep ettiği 14.000,00 TL'yi 22.12.2020 tarihinde davalının babası ...'in hesabına müvekkilinin ortağı ... tarafından gönderildiğini, imal edilen künefe ocağının ambar nakliyesi ile müvekkilinin işyerine gönderildiğini, müvekkilinin gönderilen tezgahı açtığında tezgahın çizime uygun olmadığını, ikili göz sağ tarafta olacakken sol tarafa konulmuş ve küçük ocak gözleri de solda olacakken sağ tarafa yapılmış olduğunu, yine 250cm olarak mutabık kalınan ocağın küçültülerek 225 cm olarak imal edildiğini tespit ettiğini, gönderilen ocağın içinde destek profili olmadığı için üzerine tepsi konulduğunda çökme meydana geldiğini, ocağın gaz bağlantı yeri ön kısımda yapılacakken yan tarafa yapıldığını, ocak gözleri yana eğildiği için tepsilerin eğik durduğu ve bu eğim sebebiyle yağ birikiminin bir tarafta oluştuğunu, gaz ve göz bağlantılarının sıralı ve uyumlu yapılmadığını, ocak gözlerinin dönmesini sağlayan dinamoların farklı yönlere döndüğü ve gaz bağlantı borularının standardın altında ince borularla yapıldığının tespit edildiğini, ocaktaki bu eksiklikler sebebiyle ocağın kullanımının mümkün olmadığını, ayrıca tüm bu kusurların tamirle  giderilmesinin de mümkün olmadığını, davalıyla irtibata geçildiğinde davalının babasıyla beraber çalıştığı ödemelerin bu sebeple babasının hesabına aktarıldığının tespit edildiğini, davalının babasıyla görüşme yapıldığında gönderilen ocakla ilgili eksik ve kusurlu imalatı kabul ettiklerini, ancak  ocağı iade almadıkları gibi aldıkları ödemeyi de iade etmediklerini, davalının dava tarihine kadar müvekkiline herhangi bir fatura da göndermediğini, davalının yaptığı ayıplı malı değiştirmemesi ve aldığı ödemeyi de iade etmemesi üzerine 12.07.2021 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı başvurusu yapıldığını, 16.08.2021 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağına göre anlaşma sağlanamadığını belirterek, ödenen 14.000,00-TL'nin arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren ticari faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından, ayıp sebebi ile kanunda sayılan seçimlik haklarına ilişkin müvekkili aleyhinde ikame etmiş olduğu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, nitekim 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince müvekkilinin yerleşim yeri olan Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde, künefe ocağının bedelinin bir kısmının ortağı olan ... tarafından ödendiğini beyan ettiğini, bu nedenle ...'ın da davacı taraf olarak eklenmesi gerektiğini, ancak huzurdaki davada ... adına yapılmış zorunlu arabulucu başvurusu bulunmadığını, bu sebeple mahkemece zorunlu dava arkadaşlığı sebebi ile ...'ın davaya davacı olarak eklenmesine, dava şartı ticari arabulucu başvurusu son tutanağını mahkemeye sunmak üzere kendisine süre verilmesine, şayet bu süre zarfında mahkeme ara kararı yerine getirilmezse davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu künefe makinasının davalıdan satın alındığı, bunun karşılığında davacının ortağı olduğunu iddia ettiği dava dışı ... hesabından davalının babası olduğu iddia edilen dava dışı ...' in hesabına gönderildiği beyanları üzerine öncelikle tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri incelenmiş olup, davacının İTO kaydında ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin müdürü olduğu ve dava dışı ...' ın bu şirketin ortağı olduğu, aynı zamanda gerçek kişi işletme kaydının da bulunduğu görülmekle, davacının dosya kapsamında bulunan eldeki uyuşmazlığa konu ticari ilişkinin davacı ile dava dışı ... ile olan adi ortaklık ve davalı arasında meydana geldiği yönündeki beyanı doğrultusunda adi ortaklığın ispatına yönelik davacı vekilinin dayandığı tanık deliline istinaden dinlenen tanıkların da beyanı ile, davacı ile davalının babasının hesabına dava konusu makinanın bedeline dair ödeme yaptığı iddia edilen dava dışı ... arasında adi ortaklığın bulunduğu anlaşılmış olup,  davacının davayı dava dışı adi ortaklardan biri olan ... ile açması gerekirken tek başına açtığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.  Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, ... ile dava dışı ... arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını, ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Yapı San. Ve Tic. Ltdi. Şti.’nin ortağı ve yetkilisi olduğunu,  dava dışı ...'ın ise ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortaklarından biri olduğunu, ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nde ... dışında birçok ortak daha bulunduğunu,  aynı şekilde müvekkilinin ... Gıda Yapı San. Ve Tic. Ltdi. Şti.’nde de başka ortakları bulunduğunu, bu ortakların hiçbirinin dava konusu işletme ile ilgili bir ortaklığı olmadğını,  davacı ile ... arasındaki şirket ortaklığı nedeniyle yerel mahkemece ortak olduklarının kabulünün doğru olmadığını, ayıplı malın müvekkilinin ticari şirketlerinden bağımsız, gerçek kişi tacir olarak işletmekte olduğu ... adlı işletme adına satın alındığını, bu işletmenin müvekkili tarafından açılmış olup, tüm vergi beyannamelerinin de müvekkili tarafından verildiğini,  bu hususun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi olup , davalı yüklenicidir. Dava künefe ocağı yapım işi nedeniyle davacı tarafından 14.000,00 TL bedelin davacının ortağı olduğu belirtilen ... tarafından, davalının babası ...'in hesabına gönderildiği, ancak  imal edilen künefe ocağının çizime uygun olmadığı ve ayıplı olduğu, ayıpların giderilmediği gibi ödenen bedelin de iade edilmediği ileri sürülerek ödenen iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, davalı taraf yetki itirazında bulunmuş ve parayı gönderdiği belirtilen ... ile davacı arasında adi ortaklık bulunduğundan zorunlu dava arkadaşlığı olduğu için davacı olarak eklenmesi ve zorunlu arabuluculuk son tutanağını sunması için süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini bildirmiş, mahkemece dinlenen tanık beyanları esas alınarak davacının dava dışı ... ile adi ortak olduğu,  davacının davayı dava dışı adi ortaklardan biri olan ... ile birlikte açması gerekirken tek başına açtığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, iki veya daha fazla sayıda gerçek ya da tüzel kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya geldikleri ortaklıklar adi ortaklık olarak adlandırılmaktadır. Adi ortaklığın bir tüzel kişiliği olmadığından bağımsız hak sujesi teşkil etmez. Davayı adi ortaklardan biri veya bir kaçı açmışsa bu durumda mahkemece davacı ortağa, dava dışı diğer ortakların da davaya katılmalarının sağlanması veya onlardan davaya muvafakat alınması için uygun süre verilip sonucuna göre işlem yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacı taraf, davalıya iş bedeli olarak gönderilen 14.000,00 TL'nin davacının ortağı olan dava dışı ... tarafından davalının babasına gönderildiğini bildirmiş; davalı tarafın talebi üzerine mahkemece dinlenen tanık beyanları esas alınarak davacı ile dava dışı ... arasında adi ortaklık bulunduğu sonucuna varılarak davanın adi ortakların tümü tarafından açılmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Oysa davacı taraf istinaf dilekçesinde davacı ... ile dava dışı ... arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını, kendisinin ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Gıda Yapı San. Ve Tic. Ltdi. Şti.’nin ortağı ve yetkilisi olduğunu,  dava dışı ...'ın ise ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortaklarından biri olduğunu, aynı şekilde davacının ... Gıda Yapı San. Ve Tic. Ltdi. Şti.’nde de başka ortakları bulunduğunu, bu ortakların hiçbirinin dava konusu işletme ile ilgili bir ortaklığı olmadığını,  davacı ile ... arasındaki şirket ortaklığı nedeniyle yerel mahkemece dava konusu iş nedeniyle ortak olduklarının kabulünün doğru olmadığını, sözleşme konusu eserin bu ticari şirketlerden bağımsız, gerçek kişi tacir olarak işletmekte olduğu ... adlı işletme adına imal edildiğini belirterek, dava dışı ... ile adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını ileri sürmüştür.  Gerçekten de dosya kapsamında davacının dava dışı ... ile adi ortaklık ilişkisi bulunduğuna dair tanık beyanları dışında bir delil sunulmamış olup, adi ortaklık ilişkisinin tanık beyanıyla ispatı mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı ile dava dışı ... arasındaki adi ortaklık ilişkisi ispatlanamadığından mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, diğer adi ortağın katılımı olmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2022 tarih, 2021/956 Esas, 2022/1204 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd2d490e4187032e","SID":"86f6c20eab9471d5"}}