{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/916 Esas<br>KARAR NO: 2023/1256<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/01/2023<br>NUMARASI: 2022/898 Esas, 2023/46 Karar<br>DAVA: İFLAS (Doğrudan Borçlu Tarafından Talep Edilen İflas(İİK 178))<br>KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi  Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 12/02/2020 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin ... markası ile iç ve dış hatlarda yolcu ve yük taşımacılığı faaliyeti ile iştigal eden havayolu şirketi olduğunu, yaklaşık 20 yıldır hem ulusal hem de uluslararası alanda her gün taşıdığı binlerce yolcusu ise Türk Sivil Havacılığının önemli yapı taşlarından birini oluşturduğunu, 2016 yılında ülkemizde yaşanan terör olaylarının, Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası artan ekonomik kriz ve bu olayların tetiklediği ekonomik sıkıntıların, Türk Lirasında yaşanan değer kayıplarının, petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmelerin, yolcu sayılarındaki düşüşlerin müvekkilinin kârlılığını olumsuz yönde etkilediğini ve her sene yükselerek artan finansman maliyetini taşımak zorunda bıraktığını, mali zorlukların asılarak iktisadi hayatın devamını sağlamak adına harcanan tüm çabaların sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin aktif ve pasifleri ile sermayesinin mevcut borçlarını karşılamaya yetmediğinden iflasına karar verilmesi talep etme zorunluluğu doğduğunu belirterek müvekkili şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince, dosyadaki deliller çerçevesinde dvacı şirket yönünden  iflâs isteminin kötü niyetli olmadığı, fiktif işlemlerin bulunmadığı tespit edilmiş olup buna göre davacı şirketin pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğu, borç ödemeden aciz halinde  bulunduğu, İİK.m.178 kapsamında aciz nedeniyle doğrudan doğruya iflas koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davacı şirketin iflâsına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresi içerisinde bir kısım müdahiller tarafından istinaf edilmiştir.Müdahil .... vekili istinaf dilekçesi ile,  davacı şirketin aktif malvarlığının araştırılmadığını, dolayısıyla hesaplamaya konu edilmediğini, halbuki  ... A.Ş.'nin toplam 41 farklı şirketin hissedarı olup birçoğunun da yönetim kurulunda görev aldığını,  ilk derece mahkemesinin, davacının hisse sahibi olduğu şirketlerle ilgili herhangi bir araştırma yapmadığını, bilirkişi raporunda da bu şirketlere hiç değinilmediğini, yine aynı bilirkişi raporunda şirketin \"SAP\" raporları hiç incelenmeden rapor hazırlandığını, dolayısıyla bu bilgi içeriğini kapsamayan bilirkişi tarafından hazırlanan raporun eksik olarak düzenlediğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunu esas alarak usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. ... vekili istinaf dilekçesi ile,  borca batıklığın, davacı tarafça dava açılırken ibraz edilmiş olan bilançolara göre tespitinin yapılması gerekirken, dava tarihinden sonra dosyaya ibraz edilen 30.09.2020 tarihli bilanço üzerinden değerlendirme yapılarak bir takım tespitlere varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporda, bir kısım asli müdahillerin alacaklarına dahi yer verilmemiş olup davacının aktif malvarlığı yeterince araştırılmadan, davacı pek çok şirketin hissedarı olduğu halde, işbu hususa raporda yer verilmeden, rapordaki hesaplamaya hiçbir şekilde dahil edilmeden, ana muhasebe kaydı olan SAP raporları incelenmeden, davacının kullanmış olduğu kredileri ne amaçla kullandığı dahi incelenmeden yapılan tespitlerin yer aldığı eksik ve yetersiz raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Müdahil ... vekili istinaf dilekçesi ile,  TTK 376/3 maddesi uyarınca şirket yönetim kurulunca şirketin iflasının istenmesi yönünde bir karar alınması gerektiğini ve dosyada böyle bir kaydın olmaması sebebi ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış ise de işbu yönetim kurulu kararının dava açılırken delillerle birlikte sunulması gerektiği gibi dosyada bilirkişi incelemesi yapılmış ve davacının defterleri ile tüm belgelerinin incelenmesine karar verilmiş olup işbu incelemede böyle bir karara neden rastlanılmamış ve raporda bahsedilmediğini, işbu sebeple sonradan sunulan yönetim kurulu kararının kabulü mümkün olmadığını, raporla bilanço kalemlerinin doğruluğunun ve gerçekliğinin denetlenmediğini, incelenen defter ve belgelerde müvekkiline ait alacağın hesaba katılmadığını ve incelemede gösterilmediğini, borca batıklığın, davacı tarafça dava açılırken ibraz edilmiş olan bilançolara göre tespitinin yapılması gerekirken, dava tarihinden sonra dosyaya ibraz edilen 30.09.2020 tarihli bilanço üzerinden değerlendirme yapılarak bir takım tespitlere varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporda, bir kısım asli müdahillerin alacaklarına dahi yer verilmemiş olup davacının aktif malvarlığı yeterince araştırılmadan, davacı pek çok şirketin hissedarı olduğu halde, işbu hususa raporda yer verilmeden, rapordaki hesaplamaya hiçbir şekilde dahil edilmeden, ana muhasebe kaydı olan SAP raporları incelenmeden, davacının kullanmış olduğu kredileri ne amaçla kullandığı dahi incelenmeden yapılan tespitlerin yer aldığı eksik ve yetersiz raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Müdahil  ... vekili istinaf dilekçesi ile, mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporuna yapılan itirazlar değerlendirilmeden yok sayılarak  rapora göre karar verildiğini, müflis şirkete ait değiştirilmesi mümkün olmayan SAP muhasebe kayıt sistemi üzerinde özellik arz eden 300 ve 400 hesaplarının incelenmediğini, şirketin tek hissedarı ... tarafından onlarca şirket kurularak şirketler arasında muvazaalı işlemlerle davacı şirketin sermaye ve kazançların diğer şirketlere aktarıldığını belirterek yasal koşulları taşımayan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Müdahiller ... vekilleri istinaf dilekçesi ile,  davacı şirketin aktif malvarlığı araştırılmadığını, dolayısıyla hesaplamaya konu edilmediğini, halbuki ... A.Ş., toplam 41 farklı şirketin hissedarı olup birçoğunun da yönetim kurulunda görev aldığını, ilk derece mahkemesinin, davacının hisse sahibi olduğu şirketlerle ilgili herhangi bir araştırma yapmadığını, bilirkişi raporunda da bu şirketlere hiç değinilmediğini, yine aynı bilirkişi raporunda şirketin \"SAP\" raporları hiç incelenmeden rapor hazırlandığını, dolayısıyla bu bilgi içermeyen bilirkişi tarafından hazırlanan raporun eksik olarak düzenlediğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nın 178. madde hükümlerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İİK’nın 178. maddesine göre, iflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir.TTK’nın 376/3. maddesine göre, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister.\"İİK'nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) borçlu kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için  mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerini belirlemek ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.\" (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/1607-1904 E. K. sayılı ilamı)İlk derece mahkemesince, 2020/135 Esas, 2021/528 Karar ve 17/06/2021tarihli ilamı ile davanın kabulü ile davacı şirketin iflasına karar verildiği, bu kararın bir kısım müdahil vekillerince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 2022/1308 Esas 2022/1031 Karar ve 20/09/2022 tarihli ilamı ile \"TTK'nın 376/3. Maddesindeki düzenlemeye göre şirket yönetim kurulunca şirketin iflasının istenmesi yönünde bir karar alınması gerekmektedir. Dosya kapsamında ve UYAP''ta böyle bir karara rastlanılmamıştır. Davacı şirket yönetim kurulunca alınmış bir karar bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetli olmamıştır. Bu sebeple sair hususlar incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkemesine gönderilmiştir.\" Davacı vekili tarafından şirket yönetim kurulu tarafından alınan TTK'nın 376/3 maddesinde belirtilen kararın dosyaya ibraz edildiği görülmüştür.Somut olayda, davacı vekili müvekkili şirketin borca batık olduğunu ileri sürerek iflasını talep etmiş, mahkemece şirkete ait makine teçhizatların, demirbaşların, stokların, araç ve taşınmazların ve markaların rayiç değerleri Gayrımenkul Değerleme uzmanı, Makina Mühendisi ve Uçak Mühendisi bilirkişi tarafından tespit edilmiş, borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerleri de değerlendirilmek suretiyle teknik bilirkişilerinde katılımı ile SMMM bilirkişi ile akademisyen iki bilirkişi ile birlikte toplam 6 bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmış, davacı şirketin aktif ve pasifleri itibariyle yapılan inceleme sonucu sunulan raporda, şirketin 30/09/2020 tarihli rayiç değer bilançosuna göre aktif varlıklar toplamının 696.884.487,91 TL, borçlarının 1.390.444.116,48 TL olduğunu, davacı şirketin rayiç bilançoya göre 30/09/2020 tarihli özkaynağının  -696.884.487,91 TL olduğu ve bu şekilde borçlarının gerçek aktif değerlerinden 693.599.628,57 TL fazla olduğu ve sonuç itibariyle rayiç bilançoya göre borca batık olduğunun tespit edildiği, her ne kadar müdahil vekillerince bilirkişi kurulu  raporunun yetersiz ve hatalı incelemeye dayalı olduğu ve  ... A.Ş.'nin, toplam 41 farklı şirketin hissedarı olup birçoğunun da yönetim kurulunda görev aldığını, ilk derece mahkemesinin, davacının hisse sahibi olduğu şirketlerle ilgili herhangi bir araştırma yapmadığını, bilirkişi raporunda da bu şirketlere hiç değinilmediği ifade edilmiş ise de 19/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun 26. ve devamı sayfalarında davacı şirketin iştiraklerinden sadece ...nun faal olduğu ve davacı şirketin bu okulda %35 iştirakinin bulunduğu belirtilerek %35 iştirakin gerçek değerinin tespiti hususu incelenip değerlendirilmiş ve rapordaki hesaplamalarda gözetilmiş olup istinaf eden müdahil vekillerince somut olarak sonucu etkileyecek bir hata ve eksikliğin gündeme getirilmediği, şirketin borcunun aktifinin yaklaşık iki katı olduğu, bilirkişilerce belirtilen borca batıklık miktarı da gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne ve davacının iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yukarıda açıklandığı üzere; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından müdahil vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/898 Esas, 2023/46 Karar ve 19/01/2023 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince müdahiller   ....,  ...,  ...,  ...,  ... vekillerinin  istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince  ayrı ayrı alınması gereken 269,85 TL harçtan müdahiller  ... tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın müdahiller  ...'dan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Müdahiller ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nun 164/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5e66dd4841c21f0","SID":"4ccdc9995edfd270"}}