{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/949 Esas<br>KARAR NO: 2023/1257<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t     <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/04/2023<br>NUMARASI: 2020/702 Esas, 2023/315 Karar<br>DAVA: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde, tüm alacaklıların alacaklarının tamamının konkordatonun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce onanmasına ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren altı yıl içerisinde ödeme teklifinde bulunduğunu, şirketin mevcut borçları; konkordato teklifinde belirtilen altı yıllık bir vadede %25 iskonto yapılarak %75’inin ödeneceğini, müvekkili şirket vade ve iskonto konkordatosunda bulunduğunu, müvekkili şirketin hali hazırda iflasına karar verildiğinde ise malvarlığının cebri icra yoluyla (iflas tasfiyesi yoluyla) satılması durumunda alacaklıların alacaklarının ancak %40'nı hatta birçok alacaklının iflas tasfiyesi neticesinde hiçbir pay alamayacağı, alacak olanlarında iflas tasfiyesine ilişkin uzun sürecin sonunda %40 gibi alacağına kavuşacağı maddi gerçekliği karşısında müvekkil şirketin konkordato teklifinin alacaklılarca kabulü halinde alacaklılar alacaklarının %25 iskonto yapılarak %75’i altı yıl içerisinde elde edecekleri gibi müvekkili şirkette faaliyetlerine devam edebilecek hem istihdam yaratacak hem de ülkeye katma değer oluşturacağını, müvekkili şirketin, büyük rakamlara ulaşan haciz ve iflas yoluyla takiplerle karşılaştığından, paraya çevrilmesi durumunda, aktifi piyasa şartlarından çok düşük bir meblağlarla paraya çevrileceğinden ve birçok alacaklının alacağını tahsil etmek imkânından yoksun kalarak zarara uğrayacağını, müvekkili şirketin iflası halinde ise, alacaklılar konkordato sonucunda elde edebilecekleri paya oranla çok daha az bir garâme ile yetinmek zorunda kalacağını, buna karşılık ticari çevre ve potansiyeli elverişli olan müvekkil firmanın talep ettiği konkordato kabul edildiği takdirde, müvekkilinin takiplerden korunması sayesinde sunulan ödeme projesi çerçevesinde, borçlarını aktifi ile orantılı düzeyde ödemesi ve bu suretle tüm alacaklılarını haciz ve iflasın sağlayacağı sonuçlardan çok daha elverişli bir düzeyde tatmin etmesinin mümkün olabileceğini, ayrıca teklif edilen konkordato alacaklıların yasal çoğunluğunun kabulüne ve mahkemenin tasdikine mazhar olduğu takdirde, firmanın içinde bulunduğu ekonomik darboğazdan kurtularak ülke ekonomisine yararlı katkılarını sürdürebilmesi imkânı doğmuş olacağını, müvekkili şirket ortaklarının borçların yapılanmasıyla tüm çaba ve emeklerini şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve borçların ödenebilmesi için göstereceğini, tensip kararı ile birlikte, İ.İ.K. 287. maddesi muvacehesinde müvekkili şirket ve şirket ortakları hakkında üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesini, konkordato teklifine ilişkin olarak prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkili şirket ve şirket ortaklarından ... için bir yıl süre ile kesin mühlet verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince, davacı gerçek kişiler aleyhine açılmış olan davanın, ayrı ayrı ve feragat nedeniyle reddine, davacı şirketin konkordato talebi yönünden, itiraz eden tüm alacaklıların ileri sürdükleri vakıalar var ise de konkordato tasdikine engel olabilecek somutlaştırdıkları bir delil ve deliller zincirinin olmadığı kabul edilmiştir. \"İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir(...) Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 792).\" Sonuç olarak itiraz eden alacaklıların davacı şirket yönünden, tasdikin şartlarının oluşmadığı noktasında ispatlayabildikleri bir hal yoktur. Bu şartlarda konkordato tasdik şartlarını yerine getiren davacı şirket yönünden yapılan incelemede, itiraz eden alacaklıların itirazlarının mahkememizce kabul olunmasını gerektirecek bir ispat durumu olmadığı gibi kanuni çoğunluk tarafından kabul edilen teklifin içeriği, özellikle borçların ödeme süresi, ödenecek miktarlar ile ilgili ayrıntı olması ve İİK m.305 hükmünde belirtilen tüm yasal koşulların oluşması karşısında konkordato projesinin mahkememizce tasdik olunması pandemi nedeniyle gerçekleşen ve bütün dünya ekonomisini çok olumsuz etkileyen ekonomik süreç nedeniyle karşısında hakkaniyet icabıdır, şeklindeki gerekçeye dayalı olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı olan ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden konkordato projesinin İİK m.305 hükmü uyarınca tasdikine, davacı şirket yönünden 15/09/2022 tarihli revize proje gereği konkordatoya tabi adi borçlarının, İİK m.306 hükmü uyarınca ilk ödeme Kasım 2023 olacak şekilde, Kasım 2023'den itibaren beş yıl içinde, faizsiz ve %100 oranında olmak üzere, toplam miktarla ilgili her ödeme yılı %20 olarak ödenecek şekilde, her üç ayda bir eşit şekilde, toplam altmış aylık zaman dilimi içerisinde ve yirmi taksitte olmak üzere, her bir ödemenin üç aylık zaman diliminin son iş günü olacak şekilde ödemelerin yapılmasına, davacı borçlu ... ANONİM ŞİRKETİ'nin rehinli alacaklısı olan ...  A.Ş.'ye olan borçlarının İİK m.308/h uyarınca yapılandırılması karşısında, 22/09/2022 tarihli protokole ilişkin ödeme planı çerçevesinde projenin tasdikine, bu suretle rehinli alacaklı ...  A.Ş. ile davacı borçlu ... ANONİM ŞİRKETİ arasındaki projenin tasdik olunmasına,  tasdik olunan projeye göre 23/03/2023 Perşembe günü itibariyle 2.200.000,00 TL, (hüküm öncesi ödeme yapılmıştır), 24/04/2023 Pazartesi günü itibariyle 2.500.000.00 TL, 23/05/2023 Salı günü itibariyle 2.500.000,00TL, 23/06/2023 Cuma günü itibariyle 2.500.000,00 TL, 24/07/2023 Pazartesi günü itibariyle 2.500.000,00TL, 23/08/2023 Çarşamba günü itibariyle 2.500.000,00TL, 22/09/2023 Cuma günü itibariyle 2.500.000,00TL olmak üzere ödenmesi planlanan miktar ile ilgili ödeme planının tasdik olunmasına, konkordato tasdik kararının kesinleşmesine gerek olmaksızın konkordato tasdikinin 12/04/2023 günü saat: 16:07 itibariyle sonuç doğurmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde bir kısım müdahiller tarafından istinaf edilmiştir.Müdahil SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde, kurum alacakları konkordatodan etkilenmediğinden  konkordato projesinin onaylanması  halinde kurum alacaklarının 6183 Sayılı Kanununun 206. Maddesindeki sıra gözetilerek ve tam olarak  ödenmesinin gerektiğini,  sunulan ve inceleme sırasında re’sen belirlenecek diğer nedenlerle; İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/702 Esas  sayılı kararının kaldırılmasına, davacının davasının ve konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Müdahiller ... San. Ve Tic. A.ş., ... san. Ve Tic. A.ş., ...  Tic. Ltd.şti., ... Vekili İstinaf Dilekçesinde, yargıtay hukuk genel kurulu'nun 03.03.2022 tarihli 2021/(15)6-772 e. 2022/240 k. uyarınca davacı şirketin organik bağ içerisinde olduğu şirketlere oy hakkı tanınmasının alacaklılar arasında eşitlik ilkesini zedelediğinden alacaklılar toplantısında bu kişilere oy hakkı tanınması hukuka ve hakkaniyete uygun  olmadığını, iltihak süresinde posta ile kullanılan oylar yasal süre içerisinde komiser heyetine teslim edilmediğinden geçersiz sayılması gerektiğini, davacının yargılama sırasında bankalarla anlaştığını, alacaklılardan 24 tanesinin borcunu ödediğini, alacaklılar toplantısında davayı müvekkili firmaya karşı açtığını ifade ettiğini, böylece kötü niyetini ortaya koyduğunu, dosyaya sunulan raporların hükme esas alınmaya yeterli olmadığını, revize proje ve maden ruhsatının değer tespitine ilişkin raporlar arasındaki çelişki giderilmeden itirazları gözetilmeden karar verildiğini, konkordato kaynağı olarak gösterilen kaynaklar doğru ve yeterli olmadığını, davacı şirketin 8.130.840,18-TL fiktif stokunun bulunduğunun Bilirkişi Raporu ve Komiser Heyeti raporlarıyla tespit edildiğini, böylece davacının mahkemeye sunmuş olduğu belgelerin  gerçeğe uygun olmadığının ortaya çıktığını, bu durumda davacının davasının red edilmesi gerekirken kabul edilmesinin  hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkeme  kararının kaldırılmasına, davacının davasının ve konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde,  daha sonra gerekçeli istinaf dilekçesi vermek üzere istinaf süre tutum dilekçesi vermiş ve kararın  dava konusu vakaya, Yargıtay içtihatlarına ve İİK ‘na uygun uygun olmadığını ifade etmiştir. Müdahil  ....A.Ş vekili istinaf dilekçesinde,  yargıtay hukuk genel kurulu'nun 03.03.2022 tarihli 2021/(15)6-772 e. 2022/240 k. uyarınca davacı şirketin organik bağ içerisinde olduğu şirketlere oy hakkı tanınmasının alacaklılar arasında eşitlik ilkesini zedelediğinden alacaklılar toplantısında bu kişilere oy hakkı tanınması hukuka ve hakkaniyete uygun  olmadığını, iltihak süresinde posta ile kullanılan oylar yasal süre içerisinde komiser heyetine teslim edilmediğinden geçersiz sayılması gerektiğini,dosyaya sunulan raporların hükme esas alınmaya yeterli olmadığını,davacı şirket borca batık olup zaman kazanmaya çalıştığını,  bu nedenlerle ilk derece mahkeme  kararının kaldırılmasına, davacının davasının ve konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, 7101 sayılı ile değişik İcra ve İflas Kanunun 285 ile devamı maddeleri uyarınca konkordato istemine ilişkindir.Talep, konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, borçlu şirketin muamele merkezi Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı ve 6100  sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Öncelikle müdahil vekillerinin istinaf başvurularının İİK'nun 308/a maddesi kapsamında usul ve yasaya uygun olup olmadığının ve bunun sonucuna göre istinaf yasa yoluna başvuru haklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ile sonucuna göre işin esasının incelenmesi gerekir.İİK'nun 306/son fıkrası, tasdik kararının mahkemece 288. madde uyarınca ilan edilip ilgili yerlere bildirileceği, anılan Kanunun 308/a bendi ise, konkordatoya itiraz eden diğer alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde kanun yoluna başvurabilecekleri hükmünü içermektedir. Dosya kapsamından, tasdik kararının Basın İlan Kurumu'nun resmi ilan portalında 22/05/2023 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ise 24/05/2023 tarihinde ilan edildiği, başvurucuların son ilandan itibaren on günlük istinaf süresi içinde başvurdukları görülmüştür. Alacaklı SGK vekili tasdik kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuşsa da, SGK Başkanlığının prim alacakları 5501 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88/16. maddesine göre, İcra ve İflas Kanununa göre değil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip ve tahsil edilmektedir. Bu Kanuna tâbi alacaklar konkordato hükmünün dışında kaldığından (İİK m.308/c) SGK alacaklarının konkordatodan etkilenmediği sonucuna varılmaktadır. Konkordatodan etkilenmeyen alacakların itirazlarının dikkate alınması gerekmediği gibi bunların alacaklılar toplantısına çağrılmasına da gerek bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile SGK Başkanlığının konkordatonun tasdikine ilişkin olarak istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi istinaf yasa yoluna başvurulması için de aranan bir şarttır. Bu nedenle alacaklı SGK vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Gerekçeli karar müdahil ... A.Ş vekilinin gerekçeli karar yazılmadan ve ilan edilmeden 15/04/2023 tarihli kararın istinaf edildiğini bildiren dilekçe verdiği, istinaf dilekçesinde gerekçe belirtmediği, gerekçeli istinaf dilekçesinin kararın tebliğinden sonra ibraz edileceğini bildirdiği, ancak kararın ilanen tebliğinden sonra yasal süresi çerisinde gerekçeli istinaf dilekçesinin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca müdahil vekilince 21/11/2023 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat edildiği bildirilmiş ise de yapılan incelemede vekaletnamesinde istinaftan feragat yetkisinin bulunmadığı görülmekle, feragat dilekçesi değerlendirmeye alınmamıştır. Müdahil ....A.Ş vekilinin süresinde gerekçeli istinaf dilekçesi ibraz etmediği, süre tutum dilekçesindeki istinaf iradesi gözetilerek HMK’nun 352 ve 355. maddeleri uyarınca kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. HMK 355/1.2 cümle gereğince dosya kamu düzeni açısından incelendiğinde ise yargılamada herhangi bir kamu düzenine aykırılığa rastlanmamıştır. Sonuç olarak dairemizce istinaf incelemesine konu olabilecek süresinde, usulüne uygun ve gerekçeli bir istinaf başvuru dilekçesi bulunmadığı, dosyada yapılan yargılamada kamu düzenine aykırılığa  rastlanmadığı anlaşılmakla, müdahil ....A.Ş vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun HMK 353/1b-1 ve 355. Maddeleri uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun Konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1 maddesi; Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır. ve “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesi; “Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır”. hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, buna göre borçlu veya konkordato talep alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır. Buradaki “itiraz eden alacaklı” deyiminden, sadece tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren ve tasdik talebinin incelendiği duruşmaya gelerek konkordatonun tasdiki talebinin reddine karşı itirazlarını dile getiren alacaklının kastedildiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.03.2022 tarih ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararı), istinaf talebinde bulunan ....A.Ş vekili Av. ...  ile ...Tic. A.ş., ...Tic. A.ş., ... Ltd.şti., ... vekili Av. ...'nin karar verilen tasdik oturumuna ve ilan edilen 06/01/2023 günü tasdik duruşmasına katıldıkları ve İİK'nun 308/a bendi uyarınca son ilandan itibaren on günlük istinaf süresi içinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarından usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılan bu müdahillerin istinaf başvurularının esastan incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Müdahillerin,  davacı şirketin organik bağ içerisinde olduğu şirketlere oy hakkı tanınmasının alacaklılar arasında eşitlik ilkesini zedelediğinden alacaklılar toplantısında bu kişilere oy hakkı tanınmasının hukuka ve hakkaniyete uygun  olmadığına ve itihak süresinde posta ile kullanılan oylar yasal süre içerisinde komiser heyetine teslim edilmediğinden geçersiz sayılması gerektiğine yönelik istinaf sebeplerini yargılama sırasında da gündeme getirdikleri ve bu itirazların komiser raporlarında ve mahkemenin gerekçeli kararında İİK’nın 302. maddesinde oylamaya katılamayacak alacaklılar sınırlı olarak sayılmış olup bunlar arasında şirket ortağı ve ortağın hissedarı olduğu dava dışı şirket ise sayılmamıştır. Yasadaki bu düzenlemenin tahdidi olduğu, yorum yoluyla genişletilemeyeceği, bir hakkın da kullanılmasının yasaklanması için açık kanun hükmünün bulunması gerektiği doktrinde kabul edilmektedir. (Prof. Dr. Süha Tanrıver, Prof. Dr. Adnan Değnekli, Konkordatonun Tasdiki, 1996, sh 68 ve vd.; Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova,Yeni Konkordato Hukuku, İkinci Baskı, 2019, Sh.505) Bu çerçevede konkordato talep eden şirketin ortağı durumundaki gerçek kişilerin veya talep eden şirketin ortaklarının, başka bir şirket ortağı durumunda olması halinde bu şirketin yasadaki açık düzenleme karşısında konkordato oylamasında oy hakkının bulunmadığının kabul edilebilmesi kanun koyucunun amacına, kanunun lâfzına rağmen mümkün değildir. Kanunun koyucu, tadadi olarak değil tahdidi olarak bu konuda oy kullanamayacakları belirtmiştir. Gerek lafzi yorum bilimi kurallarına göre gerekse amaca göre yorum kurallarına göre aksini düşünmek mümkün değildir. Roma hukukunda kabul olunan ilke gereği \"kanun koyucunun ayrım yapmadığı yerde yorumcu ayrım yapamaz\". Yine açık, soyut ve genel düzenlemelere içtihat yolu ile istisna getirilmesi, yorum bilimi kurallarına göre mümkün görülemez. \"İstisnaiyi, kaideyi koyan makam getirir\" ilkesi bu hakikati ifade eder. Tüm bu yorum türleri ve yorum ilkeleri birlikte düşünüldüğünde aksi yöndeki itirazlara itibar edilebilmesi mümkün değildir. \"Aksi halde bu kişilerin konkordatoya tabi olmadan alacaklarını tahsil etme yolu açılmış olur ki bu konkordatonun amacına uygun düşmez. Bu durumda adı geçenlerin oy hakları, davacı şirket yönünden dikkate alınmaksızın nisap oylamasındaki çoğunluğun hesaplanması mümkün değildir. (Yargıtay (Kapatılan) 15.HD 2021/1389 E. 2021/275 K.sayılı kararı)\" şeklinde gerekçesiyle değerlendirdiği, mahkeme gerekçe ve kabulünün İİK 302.maddesinde  oylamaya katılamayacak alacaklıların sınırlı olarak sayılması, bunlar arasında şirket ortağı ve ortağın hissedarı olduğu dava dışı şirketlerin  sayılmadığı, itiraz eden alacaklılarca, oylamaya katılan bu şirketlerin alacaklarının gerçek bir alacak olmadıklarını, davacının alacaklılarını zarara uğratmaya yönelik işlem niteliğinde olduğu hususu ve iltihak süresinde  gelen oylar hakkında ki usulsüzlük ve geçersizlik itirazlarının dayanakları somut olarak ortaya konmamış ve delillendirilmemiştir ,şeklinde açıklanıp değerlendirildiği , dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere, itirazların somut bir delile dayalı olmaması ve açıklanan mahkeme gerekçesi gözetildiğinde, mahkemenin davacı şirket ortaklarının, hissedar olduğu dava dışı şirketlerin oylamaya katılmasını uygun bulması ve sonuç olarak oluşan nisaba göre karar vermesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Konkordato talebinde bulunulması üzerine Mahkeme 04/12/2020 tarihli tensip tutanağı ile, SMMM ... ve İcra İflas Ana Bilim Dalı Prof.Dr....'in geçici konkordato komiseri olarak görevlendirmiştir. Komiser heyeti ara raporlarını ve nihai raporlarını sunmuşlardır.Konkordato komiser heyeti 01/03/2023 tarihli davacı şirket yönünden sundukları raporunda özetle; ... Sanayi ve Ticaret AŞ bakımından,  a.Şirket'in 31072022 tarihi itibariyle kaydi değer bilançosundaki öz kaynak tutarının (-) 32.952.816,91 TL, rayiç değer bilançosundaki öz kaynak tutarının+*) 109.547.806,91 TL olarak tespit edildiği, buna göre borçlu Şirket'in kaydi değerlere borca batık durumda iken rayiç değerlere göre borca batık durumda  olmadığı, b.Şirket bakımından teklif edilen tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline  geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağı, c.Şirket bakımından teklif edilen tutarın Şirket'in kaynakları ile orantılı olduğu,d. Şirket'in konkordato projesinin İK m. 302'de öngörülen çoğunluk tarafından kabul edildiği,e. Borçlu Şirket'in mühlet içinde doğmuş ve ödenmemiş 2.062.678,10 TL borcunun TİK m.305/1-d uyarınca temnatlandırılması gerektiği,f. Konkordato talep edenler vekili tarafından 05.01.2023 tarihinde 281.936,59 TL tutarınca harcın yatırıldığı, 19.309,21 TL tutarında harcın eksik yatırılmış olduğu bildirilmiştir.Konkordato komiser heyeti 30/03/2023 tarihli davacı şirket yönünden sundukları raporunda özetle;a. Teminat gösterilmesi gereken 29 alacaklıdan 24 tanesinin borcunun ödendiği ve üç tanesinin de teminat gösterilmesinden vazgeçtiği, buna göre, alacağı için teminat gösterilmesi gereken tek kişinin ... olduğu,b. İstanbul Ticaret Odası'ndan Mahkemeniz dosyasına gelen 28.03.2023 tarihli cevabi yazıya göre Mahkemenizin 14.03.2023 tarihli yazısına istinaden teminat bakımından gerekli şerhlerin işlendiği,c. Konkordatonun tasdik edilebilmesi için yatırılması gereken  harcın ödenmiş olduğu ve eksik harcın bulunmadığı bildirilmiştir.Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek borçlu şirket lehine 04/12/2020 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser atandığı, 03/03/2021 tarihli ara karar ile borçlu şirket hakkında 04/03/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iki ay geçici mühlet kararı verildiği, 30/04/2021 tarihli duruşma ara kararı ile 30/04/2021 tarihi itibariyle  bir yıl süre ile kesin mühlet verildiği, 06/04/2022 tarihli ara karar ile borçlu şirket hakkında 1 yıl süreli kesin mühlet kararının sürenin dolduğu 30/04/2022 tarihinden itibaren 6 ay süre ile uzatıldığı, 19/10/2022 tarihli ara kararı ile  tasdik yargılamasında kesin mühletin 24/10/2022 günü 15:00'den başlamak üzere altı (6) ay süre ile uzatıldığı , İİK'nın 297, 299, 300, 301 ve 302. maddeleri kapsamında borçlu şirketin mevcudunun kıymeti takdir edilip, alacakların bildirilmesi ve tahkiki tamamlandıktan sonra  alacaklılar toplantısının yapıldığı, iltihak süresinin bitiminden sonra komiser heyetinin İİK'nın 302/son fıkrası kapsamında konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine  ve tasdikinin uygun olup olmadığına dair raporunu mahkemeye sunduğu,12/04/2023 tarihli duruşmada da borçlu şirket  hakkında istinafa konu tasdik kararının , gerçek kişi tacir borçlular hakkında feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, konkordato tasdik şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmıştır. \"Konkordatonun tasdiki şartları\" başlığını taşıyan İİK'nun 305. maddesi aşağıda belirtildiği şekilde düzenlenmiştir.\"302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.d) 206. ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır). e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından  mahkeme veznesine depo edilmiş olması.Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.\"Borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nun 288. maddesi uyarınca yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunur. (İİK.m.289). İİK'nun 300. maddesi gereği komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet eder. İİK'nun 302/6. maddesi gereği çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemece karar verilir. Çekişmeli alacağın nisaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına dair yapılan inceleme, alacağın esasına ilişkin ayrıntılı bir inceleme olmayıp yalnızca söz konusu alacaklılara oy hakkı tanınıp tanınmayacağına yöneliktir. Alacağın mevcudiyeti ve miktarı hakkındaki karar, söz konusu alacağı esastan inceleyecek mahkemeye ait olacaktır. Bildirilen alacağın bir kısmının borçlu tarafından itiraza uğrayarak kabul edilmemesi ve itiraza uğrayan kısmın nisaba dahil edilmemesi, alacaklının bu miktarda alacağı bulunmadığına dair maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacaktır. Bu açıdan alacağın eksik hesaplandığına yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Ayrıca gayrinakdi alacakların doğumu kredi riskinin gerçekleşmesine bağlı olduğundan banka alacağına dönüşüp dönüşmeyeceği meçhul olan bir alacaktır. Bu nedenle Mahkeme, bu alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına karar verilebilecek ise de bu alacaklar ödeme planında dikkate alınmamaktadır. Sonuç olarak somut davada, borçlu şirketin konkordato teklifinin İİK'nun 302. maddesinde belirtilen nisapla kabul edildiği, konkordato teklifinin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olduğunun tespit edildiği, belirtilen sürede teminat ile ilgili işlemlerin tesis edildiği, teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, harç ile yargılama giderlerinin yatırıldığı,  İİK'nun 305. maddesinde düzenlenen tasdik şartlarının oluştuğu , projenin tasdikine dair mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla tasdik şartlarının oluşmadığına yönelik  Müdahiller,  ...A.Ş vekili Av. ... ile ... San. Ve Tic. A.ş., ... Tic. A.ş., ... Tic. Ltd.şti., .... A.Ş, vekilinin istinaf başvurularınınn HMK' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince  esastan  ve SGKvekilinin istinaf başvurularının usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-  SGK vekilinin istinaf başvurularının usulden REDDİNE, 2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/702 Esas, 2023/315 Karar ve 12/04/2023 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince müdahiller .... A.Ş, ... Tic. A.ş., ....san. Ve Tic. A.ş., ... Tic. Ltd.şti., ...A.Ş vekillerinin  istinaf başvurusunun esastan ayrı ayrı REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince  ayrı ayrı alınması gereken 269,85 TL harçtan müdahiller   ... Tic. A.ş.,.... A.Ş., ...A.Ş tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın müdahiller  ... Tic. A.ş., .... A.Ş., ....A.Ş 'den ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 istinaf karar harcı ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının  ...Tic. A.ş., ... Tic. Ltd.şti., ... ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-SGK harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 6-Müdahiller tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nun 164/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d50fb318e41fd846","SID":"e3c1556e410f3f89"}}