{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1920 <br>KARAR NO: 2023/1903<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 08.07.2020<br>NUMARASI: 2015/971 Esas - 2020/266 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne  dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... arasında ... satın alınmasıyla ilgili olarak bir satış sözleşmesi yapıldığını, müvekkili ... ile davalı ... arasında ... plakalı ... sinin satın alınması için sözleşme yaptıklarını, satış sözleşmesi uyarınca müvekkilinin, 100.000,00.-TL + KDV ödeyerek, karşılığında da davalı ... içeriği taraflarca belirlenen iç dizayn ekipmanları ile birlikte ... plakalı TIR Dorsesini müvekkiline noterden devredeceğini, satış sözleşmesi uyarınca müvekkilinin, 21.10.2014 tarihinde 35.000,00.-TL, 23.03.2015 tarihinde 10.000,00.-TL, 08.05.2015 tarihinde 35.000,00.-TL ve 07.07.2015 tarihinde 20.000,00.-TL olmak üzere toplam 100.000,00.-TL ödeme yaptığını, davalı şirketin, satış sözleşmesine aykırı olarak ... plakalı Tır Dorsesini üçüncü bir kişiye sattığını ve teslim ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin ödediği 100.000,00.-TL'nin kendisine iadesini talep ettiğini, ancak davalı şirketin 27.07.2015 tarihinde 35.000,00.-TL ve 10.000,00.-TL, 30.07.2015 tarihinde 35.000,00.-TL olmak üzere toplam 80.000,OO.-TL'yi iade ettiğini, iade dekontlarının açıklama bölümüne de hangi ödemenin iade edildiğini açıkça yazıldığını, buna göre ödenmeyen bedelin 07.07.2015 tarihinde yapılan 20.000,00.-TL'Iik ödeme olduğunu, tüm sözlü görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine iade edilmeyen 20.000,00.-TL için icra takibi yapıldığını, ancak davalı şirketin icra dosyasına itiraz ettiğini, müvekkilinin ...  plakalı ... devir alamadığı için bu tır dorsesi için yapılan Korasyon ve Oturma Grubunu da almak zorunda olmadığını belirterek, davanın kabulü ile, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin  başlangıçta TIR dorsesinin satımına ilişkin ise de daha sonra davacı şirketçe bedeli ödenmek şartıyla TIR üzerinde bazı değişiklikler yapılması istendiğini, müvekkili şirket tarafından bu değişikliklerin yapılmasına dair fiyat teklifi verildiğini ve revize tasarımların, dorse bedeline ek olarak 50.000,00.-TL bedelle müvekkili şirket tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davacı şirketin sürekli tasarımcı elemanlarını değiştirdiğinden eleman değişince tasarımlar ve düşünceler de değiştiğini, bu arada müvekkiline ödeme planına uygun olarak ödemeler yapılmadığını ve böylece 4 - 5 ay geçtiğini, bu arada davacı şirketi arayan müvekkili şirket yetkilisinin telefonlarına cevap verilmediğini, iş bitmiş olmasına rağmen gelip bakma zahmetine dahi girilmediğini, davacı şirketin 2015 yılı Mayıs ayında yapılmasını istediği yeni imalatlar yapılıp kendilerine teslim edilmek istendiğinde bu defa yapılan her şeyin sökülerek yenisinin yapılması talebine karşı yapılmış olanların üretim bedeli ve yapılması istenenlerin maliyet ve işçilik bedellerinin ödenmesi durumunda söz konusu yeni üretimin yapılabileceği cevabının verilmesi üzerine yeni bedeli ödemek istememeleri üzerine müvekkili şirket yetkilisince davacı şirketin talebi üzerine yapılan oturma grubu ve korasyon bedeli olarak 20.000,00.-TL mahsup edilerek, ödenen 80.000,00.-TL'yi iade ettiğini, sonuçta kısa bir süre içinde bitirilerek teslim edilecek olan işin, müvekkili şirket tarafından yapılan masraflar ödenmeksizin davacı yanın sürekli değişen istekleri nedeniyle uzun zamana yayıldığını ve müvekkilinin zarar görmesine neden olduğunu, en son kendi istekleri üzerine yapılan işlerin tamamlanması ve dorsenin hazır olduğunun bildirilmesine rağmen dorseyi bu haliyle almayacaklarını, yapılanların sökülerek işçilik ve malzeme giderlerini de ödemeksizin yeniden yapılması talebi üzerine müvekkilinin, görülen zararın daha fazla artmamasının önlenmesi bakımından gereğini yaptığını, sonuç olarak davacı şirketin isteği üzerine müvekkili tarafından yapılan oturma grubu halen depoda beklemekte olduğunu, davacı tarafından diledikleri zaman alınabilecek durumda olduğunu belirterek, davanın reddine, alacağın % 20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;taraflar arasında ... plakalı Tır dorsesinin satımı ve iç dizaynının yapılması konusunda 110.000,00 TL karşılığı anlaşılmış olduğu ve davacı tarafından 2014 yılı 10 ayı ve 2015 yılı 7. Ayı arasında 100.000,00 TL ödendiği ve  davalının sözleşme gereğince dorse üzerinde yapmış olduğu değişikliklerden sonra dorsenin üçüncü kişiye satıldığı ve davacıya hiç teslim edilmediği hususu da ihtilafsızdır.Davalı tarafından kendisine gönderilen bedelden 80.000,00 TL nin iade edildiği  bakiye 20.000,00 TL nin dava konusu olduğu ve bu bedenin iadesi gerekip gerekmediği hususu bu davanın konusunu oluşturmaktadır.Taraflar arasında bir eser sözleşmesi yapıldığı  , eser sözleşmelerinin karşılıklı borç içerdiği, yüklenici davalının yükümlülüğü satmayı ve iç düzenlemesini yapmayı vaadettiği eseri meydana getirmek davacının da bedelini ödemek sorumluluğunda bulunduğu,taraflar arasındaki iradenin satım ile birlikte satıma konu mal üzerinde bir eser meydana getirmek olduğu, davalının TBK  471-479 maddeleri gereğince eseri meydana getirdikten sonra veya taraflarca kararlaştırılan zamanda  bedelini talep edebileceği  ancak davalının davacıya sözleşmeden döndüğüne dair herhangi bir ihtarı bulunmaksızın satım ve iç dizaynını yapmayı yüklendiği dorseyi üçüncü bir kişiye satarak sözleşmeden dönenin davalı olduğu anlaşılmakla bilirkişinin sözleşmeden dönenin davacı olması nedeni ile bedelin iadesi gerekmediği konusundaki değerlendirilmesine itibar edilemeyeceği, ifanın iş sahibi yüzünden imkansız hale gelmediği, TBK 485 maddesinin de uygulama imkanı bulunmadığı, tarafların verdiğini iade etmesi gerektiği, davalı tarafından kendisine ödenen bedelin 80.000,00 TL sini iade ettiği, davacı tarafından ödenen bedelden bakiye 20.000,00 TL için davalının yaptığı iç tasarın maliyetinin 16.400,00 TL olduğu ancak davalı tarafından dorsenin tasarımlı olarak üçüncü kişiye satıldığı,, davalı tarafından yapılıp ve halen davalı uhdesinde bulunan 5 kanepenin satış sırasında da üçüncü kişiye verilmeyen kanepeler için 11.330,00 TL davalının maliyet  gideri bulunduğu, bu bedelden kanepelerin hurda değerinin düşülmesi ile davalı giderlerinin  8.500,00 ( maliyet gideri ) olduğu, 20.000,00 TL davalının ödemesi gereken bedelden maliyet gideri 8.500,00 TL nin düşülmesi ile 11.500,00 TL nin davacıya iadesi gerektiğinden bu miktar üzerinden itirazın iptali ile , belirlenen bu miktar yargılama ile belirlendiğinden davacının inkar tazminatı ve davalcının kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığı...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Beykoz İcra Müd. ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 11.500,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takip talebindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin iptali isteminin reddine, davacı ve davalının şartları bulunmayan inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin de ayrı ayrı reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle bilirkişilerin 09.12.2019 tarihli “ek2” raporuna karşı beyanda bulunurken  bilirkişileri 02.01.2020 tarihli dilekçesinde rapora itirazları sundukları dilekçe ile  reddettiklerini, ancak mahkemenin de 25.02.2020 tarihli celsede buna ilişkin herhangi bir karar verilmediğini, mahkemenin esasa ilişkin kararını da bu rapora dayanarak verdiğini, bu, usul ve esas açısından yanlış bir yöntem olup sadece bu açıdan bile kararın bozulması gerektiğini, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmesi gerektiğini,  Mahkemece ihtilafın tanımlanması sırasında hataya düşüldüğünü, gerekçeli kararın 2.sayfasının “İNCELEME VE GEREKÇE” başlıklı kısmı 3.paragrafında hukuki soruna teşhis koyduğunu ancak tamamen yanlış bir teşhis olduğundan, dosyanın esasına ilişkin kararının da bu nedenle yanlış olduğunu,  Hukuken sorunun; eser sözleşmesinden kaynaklı yapılan koltukların bedelinin müvekkil şirkete yansıtılmış olması olduğunu, bunun hukuken herhangi bir dayanağı olmadığından, verilen mahkeme kararının açıkça isabetsiz olduğunu, müvekkiline özel yapım olduğu açıkça ortada olan sözleşmenin, davalı tarafça yükümlülüğü tek taraflı olarak yerine getirilmediği yani davalı üzerine düşen ifa borcunu yerine getirmediği halde, müvekkili şirketin davalının bu anlamsız edimi yüzünden neden borçlu olması gerektiği taraflarınca anlaşılamadığını, kararın bu nedenle bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,  Müvekkilinin kusurunun ya da sözleşmeyle ilgili temerrüdü olmadan sözleşmenin davalı tarafın kusuru ve edimini ifa etmemesi nedeniyle kurulamamış olması halinde TBK 112.madde gereği karine olarak ve zaten somut olayda tartışmasız olarak ortaya konduğu üzere davalı/borçlu kusurlu olduğunu, tek taraflı kusuru ile sözleşmenin kurulamamasına neden olan borçlunun, sırf görüntüde bir iş yapmış olduğu izlenimi yaratmak üzere güya davacı müvekkili için imal ettiği koltukların bedelinin müvekkiline fatura edilmiş olmasının kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle mahkemece verilen kararın hukuki temeli bulunmadığını, Dorsenin müvekkiline hiç teslim edilmediği ortadayken ve müvekkili şirketin bu şekilde mağdur edilmişken, ihtilaflı olan tek noktanın, müvekkilinin iade edilmeyen 20.000,00 TL’si olduğunun da açık olduğunu, müvekkili şirketin, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere; ... plakalı tır dorsesini devir alamadığı için bu dorse için yapılan korasyon ve oturma grubunu da almak zorunda olmadığını, bu nedenle yapılmış olan hesaplamanın bir anlamı bulunmadığını, koltukların hurda ya da sıfır değerinin hesaplanmış olmasının da bir fark doğurmayacağını, Yargılama sırasında da davalı tarafça bilgi ve belgeden bahsedildiğini ancak davalının bunu ortaya koyamadığını, davalı tarafın bu yönde bir belgesi bulunmadığını, bu nedenle de iyi niyet ve mağduriyetinden bahsedilemeyeceğini, dosyada tartışılacak başkaca husus kalmadığı ortadayken mahkemece yanılgıya düşünülerek hakkaniyet adı altında müvekkili şirketi mağdur edecek bir karara imza atılmış olmasının talihsizlik olduğunu, çünkü müvekkili şirketin hakkaniyet indirimi/maliyeti yapılmasını gerektirecek bir eksiği, kusuru bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemeye sundukları delillerin tamamı toplanmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya incelendiğinde görüleceği üzere dosyaya sundukları cevap ve 2. cevap dilekçesinde ve 27.09.2017 tarihli ön inceleme duruşma tutanağının 1. ve 2 numaralı arakararları gereğince dosyaya sundukları 11.10.2017 tarihli delil dilekçenin 10.bendinde isim ve adreslerini bildirerek hangi konuda dinlenilmesini ayrıntılı olarak bildirdikleri tanıkların  usul ve kanuna aykırı olarak dinlenilmediğini,  Kararın gerekçesinden görüleceği üzere taraflar arasında yapılan sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğu, her ne kadar taraflar arasında yazılı bir metin bulunmasa da taraflarınca dosyaya delil olarak sunulan taraflar arasında bu sözleşmeye ilişkin e- posta yazışmalarından da görüleceği üzere; 21 Eylül 2014 tarihli e-postayla müvekkili şirket çalışanı ...'ın davalı şirket yetkilisi ...'e gönderdiği elektronik postayla taraflarca dorse satışına ilişkin yapılan şifahi anlaşma konusunda  beyanda bulunarak taraflar arasındaki şifahi sözleşmenin 20 Eylül 2014 tarihinde kurulduğunu,  buna ilişkin e posta çıktı örneğini dilekçeye eklediklerini, Müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirket yetkilisi ...'e gönderilen ek-2 olarak ekledikleri 04.05.2015 tarihli elektronik posta mesajı ve ekindeki hesaptan da görüleceği üzere, perşembe günü taraflar arasında yapılan toplantıda yine dorse tasarımı konusunda fikir değişikliği yapılmış olup; \"dorse ve yeni yapılacak işler bedeli olarak belirlenen miktarın 110.000,00 TL olduğu, ilk görüşmede yapılması istenen &%K ve tavanda yapılan değişiklikler-komple üretim- ilk planda olmayan ikinci kez yapılan aynalı kaplamalar dahil 134.700,00 TL olduğu;  davacı tarafından istenen 7 kw jeneratör ve vestel klima ilavesinin 18.000,00 TL olduğu;  04.05.2015 tarihinden önceki perşembe istenen yeni tasarım ve işlerin toplam maliyetinin 44.545,00 TL olduğu ve davacının istediği son değişikliklerle birlikte genel toplamın 197.245,00 TL olduğuna ilişkin davacı şirket yetkilisine ayrıntılı bir hesap gönderildiğini, buna ilişkin e posta örneğini sunduklarını,  İş bu elektronik posta ekinde yer alan işle yapılarak davacı yana bilgi verilmiş ve davacı şirket tarafından dorsenin teslim alınması söylenmiş olmasına rağmen davacı şirketin dorse üzerinde yeni değişiklik istekleri bitmediğini, nitekim davacının yeni tasarım değişikliği üzerine müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından 07.07.2015 tarihinde davacı şirket yetkilisine gönderilen \"... Hesap Son Durum 2xlsx.\" konulu elektronik posta mektubundan da görüleceği üzere, sözleşmenin kurulduğu tarih olan 20.09.2014 tarihinden itibaren davacı şirketin isteği doğrultusunda dorse üzerinde yapılan revizyonların maliyetinin dorse bedeli dışında 50.000,00 TL'yı geçmiş olmasına rağmen davacı tarafından istenen değişiklikler nedeniyle bu yapılanların çoğunun hurda ve çöp olduğu; davacı tarafından yapılacak ödemenin zamanında yapılmadığı ve işin çok uzadığı ifade edilip yapılan ve davacı tarafından teslim alınmayan dorse yerine başka bir dorse yapma önerisinde bulunulduğunun ortada olduğunu, Nitekim müvekkili şirket yetkilisi tarafından 6098 sayılı TBK.nun 485/1. maddesindeki \"eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkansızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir.\" şeklindeki düzenleme gereğince davacı yanın sürekli değiştirdiği tasarımlar gereğince yapılan revizyonlarda doğan maliyeti açıkladığını, davacı tarafından en son istenen oturma gurubunun ham maliyetinin 13.000,00 TL olduğu ve bu bedelin müvekkili tarafından ödendiği, davacı şirketin sürekli değişen tasarım fikirleri nedeniyle dorse üzerinde yapılan işler nazara alındığında daha basit bir dorse fiyatının en ucuz 350.000,00 TL olduğunu; davacının müvekkili şirkete ödenmesi gereken ekli hesapın en az yarısının gün içinde ödenmesini aksi durumda başkaca değişiklik yapılmayacağını belirttikten sonra kendilerine isterlerse yeni bir dorse yapabileceklerini ifade ettiğini,  Müvekkili şirket yetkilisinin bu e-postadan sonra davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ve davacı şirket çalışanları tarafından tasarımın tekrar değişeceği beyan edilip, müvekkili tarafından yapılan tasarımların müvekkiline haber vermeden davacı elemanları tarafından gizlice sökülmesi üzerine, davacının talebi üzerine yapılan oturma gurubunun bedeli düşüldükten sonra kalan para iade edildiği dosyadaki kayıtlarla sabitken mahkeme tarafından söz konusu elektronik posta yazışmaları da nazara alınmaksızın sanki müvekkili şirket tarafından işin yapılmasında temerrüde düşülmüş yanılgısıyla verilen itirazın kısmen iptali kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davacı tarafın, sözleşmenin en başından itibaren MK'nın 2.maddesine aykırı olarak dürüstlük kuralına uygun davranmadığının ortada olduğunu,  Ayrıca dosyada yapılan keşif sonucunda hazırlanan bilirkişi raporları Mahkeme tarafından nazara alınmamış; özellikle 09.12.2019 tarihli 2. Ek bilirkişi kurulu raporunun sonuç bölümündeki; \"davalının tasarladığı ve imal ettiği işler nedeniyle bakiye toplam maliyetinin KDV dahil 24.900,00 TL olduğu ve her durumda mahsup edilen 20.000,00 TL'den fazla olduğu\" şeklindeki doğru tespitin, yukarıda da açıkladıkları üzere delillerin toplanmadığını, özellikle maddi vakıalara ilişkin bilgi ve görgü tanığı olan tanıkların  hukuka aykırı bir biçimde dinlenmemiş olması- nedeniyle dorsenin müvekkili tarafından davacıya teslim edilmediği varsayımına dayalı olarak sözleşmeden dönen tarafın müvekkili olduğu sonucuna ulaşılarak davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı yanca davacıya satışı konusunda anlaşma yapılan dorsenin üçüncü kişiye satılması nedeniyle, davacı yanca yapılan ve iade edilmediği ileri sürülen 20.000 TL bakiye tutarın davalıdan tahsili için ilamsız başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf  vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;taraflar arasında ... plakalı Tır dorsesinin satımı ve iç dizaynının yapılması konusunda anlaşıldığı, davacı yanca  100.000,00 TL ödeme yapıldığı,  davalı yanca dorsenin üçüncü kişiye satıldığı ve davacıya hiç teslim edilmediği, davalı yanca 80.000 TL iade edildiği hususları ihtilafsızdır. Davacı satım konusu dorsenin davalı yanca teslim edilmemesi nedeniyle bakiye 20.000 TL nin tahsilini talep etmektedir. Davalı ise davacının dorsede yapılmasını istediği değişikliklerin bedeli ödemediğini, daha fazla zarar doğmaması için dorsenin 3. Kişiye satıldığını, dorsede yaptığı değişiklikler nedeniyle uğradığı zarar kapsamında 20.000 TL nin mahsubu ile kalan tutarı iade  ettiğini, dorsenin tesliminin davacıdan kaynıklı nedenlerle gerçekleşmediğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olarak değerlendirilerek ve gerekçeli kararda TBK'daki eser hükümlerini düzenleyen maddelere işaret edilerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Oysa taraflar arasındaki özel dizayn dorsenin davacıya satışının söz konusu olduğu, buna göre ticari ilişkinin nitelikli satış olup olmadığının değerlendirilmemiş olması hukuka aykırı olmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasındaki ilişkinin nitelikli satış mı yoksa eser sözleşmesi mi olduğu denetlenebilir bir şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra, tespit edilecek sözleşme niteliğine ve ilgili yasal düzenlemelere göre tarafların (davacı ve davalının) temerrüt durumları  değerlendirilerek sorumluluklarının belirlenmesinden sonra uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekir. Bu durumda tarafların temerrüt durumları ve buna göre sorumlulukları değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğu gözetildiğinde, istinaf denetimine uygun kararın varlığından söz edilemez. Hukuki niteleme açık bir şekilde yapılarak dosyadaki delillerin de buna göre değerlendirilmesi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararını kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 23.11.2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c91ab2db50e352e","SID":"5bee98d2553d930f"}}