{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1609 - 2023/1670<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1609 <br>KARAR NO\t: 2023/1670<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/259 Esas - 2022/55 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 20/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/12/2023<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27/12/2019 tarihinde ... Sigorta A.Ş. nezdinde genişletilmiş filo kasko poliçesi ile sigortalı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari beton mikserinin yaya konumundayken kendisine çarpması nedeniyle malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin sürekli iş göremez duruma düşmesine neden olan davalı sürücü ... ve işleteni olan diğer davalı ... San. ve Tic. A.Ş'nin müvekkilinin manevi zararından sorumlu olduğunu, davalı şirket lehine yapılan 74922700/2 numaralı kasko poliçesinde manevi tazminat klozu yer aldığını, ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, poliçe limitini aşan kısım için davalı işleten-malik ve sürücüsünün müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 100.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi açısından başvuru tarihi olan 19/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer davalılar açısından kaza tarihi olan 27/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketi yönünden (poliçe ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı vekili tarafından uygun yönetmelik uyarınca alınmış bir Sağlık Kurulu Raporu'nun mevcut olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen 27/12/2019 tarihinde kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 02/06/2019-2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 74922700/2 numaralı genişletilmiş filo kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede sakatlanma ve ölüm teminat limitinin kişi başı 100.000 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğunu, davacının maluliyetinin tespiti için ATK tarafından muayene edilerek uygun yönetmeliğe göre rapor düzenlemesinin gerektiğini, manevi tazminat talebinin Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde olması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini ileri sürerek, sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine, kabulü durumunda esas itirazlar dikkate alınarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazanın tek nedeninin davacının yaya geçidini kullanmaması, araçların arasına girerek karşıya geçmeye çalışması nedeniyle olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu, kusurun meydana gelmesinde müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminat taleplerinin yüksük olduğunu, diğer davalı şoför ...'in müvekkilinin çalışanı olmadığını, müvekkili ile taşıma sözleşmesi gereğince .... Ltd. Şti. çalışanı olduğunu, bu nedenle davanın ... .... Tic. Ltd. Şti.'ye ihbarını talep ettiklerini, ayrıca kazaya karışan aracın ZMMS'nin ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığından davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kazada davacının tam kusurlu olduğunu, davacının ifadesine göre sarı ışıktan sonra müvekkilinin aracının hareket ettiğini, yayalar için kırmızı ışığın yandığının beyan edildiği, davacının ışık ihlali yaptığını, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ceza dosyası içeriği, tüm dosya kapsamına göre yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığının ortaya çıkacağını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/29649 soruşturma nolu dosyasında 17/02/2020 tarihinde aldırılan bilirkişi raporuna göre; olay mahalli İnönü Bulvarı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı önü yan yol üzerinde basma butonlu trafik ışıklarının bulunduğu yaya geçidi üzerinde yayaya çarpma şeklinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasının oluşumunda; kazaya karışan tarafların dosya kapsamı içerisinde bulunan ifadelerinde ışık kontrollü yaya geçidinde her ne kadar kendilerine yanan yeşil trafik ışığında geçiş yaptıklarını beyan etmiş iseler de; taşıt yolunu kullanan sürücüler ile yayalara sinyalize ışık sisteminin işlevi itibariyle aynı anda yeşil trafik ışığının yanması mümkün olmadığını, bu duruma göre; şüpheli sürücü ... ve müşteki yaya ...'ın hangisinin ışık ihlali yaptığına dair dosya kapsamı içerisinde kendilerini destekler bilgi, belge, özellikle kamera kaydı ve görgü tanığı bulunmadığı dikkate alındığında kusurlandırmanın; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11-104 Esas 2007/180 Karar sayılı kararına göre “tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca; tehlikeler eşit varsayıldığından, zarar ilke olarak yarı yarı paylaştırılır.\" kararı uyarınca şüpheli sürücü ... ve müşteki yaya ...'ın; olay mahalli basma butonlu ışık kontrollü yaya geçidinde sinyalize ışıklı trafik sistemine riayet etmedikleri ve bu sistemin gereği olan uyumlu ve düzenli davranışlar konusunda kontrolsüz ve tedbirsiz olmaları nedeniyle birbirlerine karşı trafikte yarattıkları tehlike ve engelden dolayı müştereken sebebiyet verdikleri trafik kazasının oluşumunda 2918 SK'nın 47/b. maddesine riayetsizlikleri nedeniyle eş değer kusurlu olduklarının bildirildiği, ceza yargılaması yapılan Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/11/2020 tarih ve 2020/473 Esas ve 2020/775 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından davalı ... aleyhine taksirle yaralanma suçundan açılan davada, sanık ... hakkında 1.120,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden 29/09/2021 tarihli kusur raporu aldırıldığı, kazaya karışan ... plakalı aracın kasko poliçesi ile kaza tarihini de kapsar şekilde 02/06/2019-2020 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, kişi başına ölüm/sakatlık bedelinin\t100.000,00TL olarak belirlendiği, T.C. Hacattepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimler Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan 07/10/2021 tarihinde aldırılan maluliyet raporuna göre; Hilmi kızı, 13/05/1944 doğumlu ...'ın 27/12/2019 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı olarak 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engellilik oranı hesaplandığında trafik kazasına bağlı kişinin bedensel özür oranının %48 (yüzdekırksekiz) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı, tıbbi iyileşme süresinin 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 6 (altı) ay olduğu, T.C. Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 29/09/2021 tarihli kusur raporuna göre, davalı sürücü ...'in %50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'ın %50 (yüzdeelli) oranında kusurlu olduğu, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; \"Davanın Kısmen Kabulü ile; 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan ... Sigorta A.Ş. yönünden 11/03/2021 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı\t... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; keşif yapılmadan rapor alındığını, usul incelemesinin hatalı şekilde yapıldığını, dosyaya alınan kusur raporunda, kazalı ve diğer davalıya %50 oranlarında kusur izafe edildiğini, oysa kusur raporunun hatalı olduğunu, dosya içerisinde de bulunan kaza tespit tutanağı ve ifade tutanaklarından anlaşıldığı üzere diğer davalı şoför ... idaresindeki aracın kırmızı ışıkta durduğunu, yeşil ışık yandığında ise hareket ettiğini, kendi kolluk ifadesinde açıkça belirttiği üzere davacı ...’ın araçların arasından dolanarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını, yaya geçidini kullanmadığını, her ne kadar davacı taraf sarı ışık yandığında aracın hareket ettiğini belirtmişse de bu beyanın açıkça çelişkili ve gerçek dışı olduğunu, dosyaya alınan hasar raporuna karşı dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna tevdiini talep etmiş olmalarına rağmen bu talebin reddedildiğini, maluliyet oranı kesinleşmeden hüküm kurulduğunu, illiyet bağının koptuğunu, davacı ..., yaya geçidini kullanmaması, araçların arasına girerek karşıya geçmeye çalışmış olması gibi nedenlerle TAM kusurlu olması nedeniyle illiyet bağının koptuğunu, hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı\t... vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu oluşa ve hukuka uygun olmadığı gibi kusur incelemesinin teknik bir konu olmadığından Hukuk Hâkiminin belirlemesi gereken bir husus olduğunu, meydana gelen kazada davacı ...’ın tam kusurlu olduğunu, davacı her ne kadar araçlar için kırmızı ışık yandığı esnada karşıdan karşıya geçtiğini iddia etse de, davacının müşteki sıfatıyla verdiği 27.12.2019 tarihli ceza dosyasında bulunan ifadesi bir bütün olarak incelendiğinde, davacının yayalar için kırmızı ışıkta geçtiğinin anlaşılacağını, gerçekten de davacının 27.12.2019 tarihli beyanının; \"Araçlar için kırmızı ışık yandığında iki araç yanyana durdu. Küçük aracın arkasından dolanarak, büyük aracın yanına geldiğimde sarı ışık yanması üzerine kamyona benzeyen büyük araç hareket etmesi üzerine iki araç arasında kaldım.\" şeklinde olduğunu, ayrıca, ilk derece mahkemesinin \"davacının maluliyet durumu nedeniyle içinde bulunduğu ve ileride yaşayacağı muhakkak elem, keder ve ızdırap göz önünde bulundurularak\" manevi tazminat takdir ettiğini, maluliyetin kazadan sonra oluştuğuna dair gerekçe gösterilmeden sonuca gidildiğini, davacıdaki maluliyetin kazadan kaynaklı olup olmadığının, kazadan kaynaklı bir maluliyeti varsa bunun oranın ne kadar olduğunun, tartışmasız bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, bu kapsamda davacının geçmişteki tüm tedavi ve buna ilişkin evraklarının temini veyahut e-nabız sisteminden erişimi ile kazadaki yaralanma durumu birlikte değerlendirilerek maluliyet raporu alınması gerekirken bu itirazlara itibar edilmediğini belirterek. kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı\t... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın gerçekleşmesinde kusuru bulunmadığını, kaza tarihinde davalı sürücü ... idaresindeki araç olay mahallinde kırmızı ışıkta durduğunu ve yeşil ışık yanınca hareket ettiğini, \tAdli Tıp Raporu'na göre davalı sürücünün gerekli ayna kontrollerini yapmaya özen göstermeden, dikkatsizce hareket ederek ilerlediği tespiti yapıldığını ancak yine raporda da belirtildiği üzere sürücünün ışık değişimiyle harekete geçtiğini ve şerit değişiminde bulunmadığını, dolayısıyla davalı sürücünün atfı kabil kusuru bulunmadığını, tarafların eşit oranda kusurlu oldukları kabul edildiği takdirde ise hesaplanan manevi tazminat tutarının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı\t... vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen miktarın yetersiz olduğunu, yine yerel mahkeme tarafından, meydana gelen kazadan müvekkilin %50 kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin kazanın meydana gelmesine herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilin tam kusurlu olduğuna dair iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, davalı sürücü henüz kendisine yeşil ışık yanmadan ve gerekli ayna kontrollerini yapmaksızın hareket etmiş olup beton mikserinin teker kısmı ile müvekkile çarparak müvekkili altına aldığını, işbu nedenle davalı sürücü tam ve asli kusurlu olup davalıların kusura ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, yerel mahkeme kararını manevi tazminatın miktarı yönünden istinaf ettiklerini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tKusura ilişkin olarak, taraflardan hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tespit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, tehlikeler eşit varsayıldığından zararın ilke olarak yarı yarıya paylaştırılmasına ilişkin Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, ceza dosyasında da maddi vakıanın kesin olarak saptanamaması karşında bu yöne ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. <br>\tHükmedilen manevi tazminat miktarına gelince, <br>\tTürk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. <br>\t Somut olayda; olayların gelişimi, olay tarihi, davacının yaralanmasının niteliği ve yukarıdaki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının zarara uğrayan davacıda manevi huzuru doğurmaya yetecek ve tazminatın amacına uygun miktarda, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde belirlendiği sonucuna varılmıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalılardan alınması gereken 1.707,75 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.283,94 TL'nin mahsubu ile bakiye 423,81 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,\t<br>\t4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,<br>\t6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69db3e2cb72c17ae","SID":"221172230599e5ff"}}