{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1354 - 2023/1000<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2021/1354 <br>KARAR NO\t: 2023/1000<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/417 Esas 2020/656 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:  <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 01/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 19/12/2023<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>Davacı vekili, 15.01.2017 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını, sigorta şirketine 29.06.2017 tarihinde başvurmalarına rağmen talebin 30.06.2017 tarihinde reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.07.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan rapor alınmasını,  mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının geçici iş göremezlik tazminat alacağı için 889,53-TL'nin davalıdan temerrüd tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.<br>Davalı vekili, eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddini, ... plakalı aracın davalıya Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası ile 07.08.2016-07.08.2017 tarihleri arasında 330.000,00 TL limitle sigortalı bulunduğunu, sigortalının kusuru, davacının maluliyetinin belirlenmesi için ATK’dan rapor alınmasını,  hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılmasını, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI; <br>Mahkemece davanın trafik kazası nedeniyle maluliyete ilişkin tazminata ilişkin olduğu,  Hacettepe Üniversitesi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı, 3 haftalık geçici maluliyetinin bulunduğu, davalı sigorta şirketi sürücüsünün kavşağa girerken hızını düşürmemesi ve kontrollü geçmemesi nedeniyle %100 kusurlu olduğu, aktüerya bilirkişi raporuna göre  3 haftalık geçici iş göremezlik süresi için  889,53 TL tazminatı hesaplandığı, sigorta şirketine 29.06.2017 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 8 iş günü sonrasında davalının temerrüde düştüğü değerlendirilerek davanın kabulüne, 889,53 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 12.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış,mahkemece 26.04.2021 tarihli ek karar ile kararın kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesi ile  HUMK 432-426/F maddelerine göre davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiş ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu olayın trafik kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri zararlarına ilişkin olduğunu, yerel mahkeme tarafından davacının dava konusu trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik oranının bulunmadığı gerekçesi ile sürekli iş göremezlik açısından talepleri reddettiğini, ancak HMK m. 341/3. açıkça belirtildiği üzere alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceğini, yerel mahkeme tarafından miktar itibariyle kesin karar verilmiş olsa da huzurdaki dava belirsiz alacak davası olduğu için istinaf sınırına bakılmaksızın istinaf kanun yoluna başvurulabileceğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da bu hususun açıklığa kavuşturulduğunu emsal kararlarda, \"Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir... Bu haliyle dava, HMK'nın 107. Maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğinde olup, belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemez...\" (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2016/796 E.,  2017/108 K.)\"... Her ne kadar dava değeri 1.000,00-TL olarak gösterilmiş ise de, davanın belirsiz alacak davası olduğu ve Mahkemece verilen kararın kesin olmadığı anlaşıldığından ek kararının kaldırılmasına karar verilerek; davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi...\" (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/11775 E.,  2020/3759 K.) denildiğini, dava dilekçesi incelendiğinde davanın HMK 107. Maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak belirtildiğini, belirsiz alacak davası olarak açılan davada miktar yönünden kesin karar verilmesinin doğru olmadığını dolasıyla mahkeme verilen 26.04.2021 tarihli ek karının yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırmasını esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesi gerektiğini, <br>Davanın esasına ilişkin olarak, mahkemece davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığına ilişkin değerlendirmenin hukuka ve kanunlara aykırı olduğunu,  davaya konu kazada davacının maluliyet durumuna ilişkin yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan maluliyet raporunun alınması talebinin reddedildiğini,  maluliyet raporu ile sağlık durumu arasındaki çelişki giderilmeden maluliyet durumu yeterince aydınlatılmadan maddi tazminat yönünden hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, 14.10.2019 tarihinde Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulunun yazısında dosyada mevcut raporlar arasında çelişki olmadığından bahisle Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınması talebi reddedilmiş ise de 14.10.2019 tarihli maluliyet raporuna itiraz ettiklerini,davaya konu kazadan sonra davacının unutkanlık, sinir hastalığı gibi normal bir hayat sürmesini engelleyen sorunlarla uğraştığını,  geceleri uykusuzluk çektiğini,  uykudan irkilerek uyandığını,  gece rüyasında kaza ile ilgili kabus gördüğünü,  günlük hayatını devam ettirmesine engel olan ciddi sinirsel problemleri göz önünde bulundurulduğunda davacının özrünün mevcut olduğunun aşikar olduğunu, Adli tıp raporundaki değerlendirmenin davacının kimi şikayetleri göz önüne alınmadan hazırlanması ve sonuçlandırılması bakımından yanlış ve eksik olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı iptal kararı ile 2918.Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90.Maddesi'nin birinci cümlesinde yer alan ''ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptal edildiğini, eldeki davada uygulanan Genel Şartlarda düzenlenmiş Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği'nin artık uygulanma imkanı kalmadığını,  HMK'nın madde 30.maddesi ile Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 2016/19841 E., 2020/6786 K. Sayılı 01/07/2020 tarihli emsal nitelikli içtihatı uyarınca iptal kararının kesinleşmemiş tüm davaları etkileyeceğini,  bu sebeple somut olaya ''Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği “hükümlerine göre geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik kaybı oluşup oluşmadığının tespiti gerektiğini,  davacının psikolojik ve nörolojik problemleri göz önünde bulundurulduğunda özrünün mevcut olduğunun aşikar olduğunu,   Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan yeni ve itirazları gideren rapor alınması gerekirken talebinin reddinin doğru olmadığını (emsal Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Esas NO:2013/30 Karar No:2014/692) belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkemece verilen 26.04.2021 tarihli ek karar ile 19.11.2020 tarihli kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>Davacı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 15.01.2017 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı  ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.07.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan rapor alınmasını,  mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının geçici iş göremezlik tazminat alacağı için 889,53-TL'nin davalıdan temerrüd tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş; mahkemece sigortalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğu davacının sürekli maluliyetinin bulunmaması, 3 haftalık iyileşme süresi karşılığı 889,53 TL geçici işgöremezlik tazminatın kabulüne karar verilmiştir. <br>Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, istinaf kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Davanın dava dilekçesine göre fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan kısmi dava niteliğinde olduğu anlaşılmakla  kısmi davada alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemez. <br>Somut olayda davacı vekili kısmi dava olarak 100 TL sürekli işgörmezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş mahkemece bu yöndeki talep yönünden  olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmakla kararın kesin olduğu söylenemeyeceğinden mahkemenin 26.04.2021 tarihli ek kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf isteminin kabulü ile ek kararın kaldırılmasına karar verilerek davacının davanın esasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. <br>HMK'nın 26. Maddesi hükmü gereğince hakim tarafların talep sonuçları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararların tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 Esas, 2007/611 Karar, Yargıtay 17 HD.01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).<br>Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği halde hüküm fıkrasında sürekli işgöremezlik talebi konusunda olumlu olumsuz karar verilmemesi nedeniyle hükmün denetlenemediği, dava dilekçesinde talep edilmediği halde bedel arttırım dilekçesi ile talep edilen geçici işgöremezlik tazminatına karar verilmiş olması nedeniyle hüküm fıkrasının HMK’nın 26 maddesine aykırı olması, HMK'nın 297/2.maddesine uygun şekilde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılmasına,  davacının talepleri  değerlendirilerek sonucuna karar verilmesi için HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin 26.04.2021 tarihli ek kararı ile 19.11.2020 tarihli kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesinin 26.04.2021 tarihli ek kararı ile 19.11.2020 tarihli kararının usul ve yasaya uygun olmaması nedeniyle KALDIRILMASINA,<br>HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına \t<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınan istinaf karar ve ilam harcının davacıya iadesine, <br>3- Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b205bf38211e1d2","SID":"ca6b27e16063e70d"}}