{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1882 <br>KARAR NO: 2023/1323<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/03/2023<br>NUMARASI: 2023/53 Esas (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ : 22/11/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı ... yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ... Marka Maksimum Kaldırma Kapasitesi 28.000 Kg Seri No:... Kule Vincin bakımı işi için 01/11/2021 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşmeye göre davalıların 01.12.2021 tarihine kadar söz konusu taahhüt etmiş oldukları işlemleri tamamlaması gerektiğini, davalı şirket tarafından davacıya 25/11/2021 tarihli ... Fatura nolu 110.920,00-TL'lik fatura kesildiğini, davacı tarafından da değişik zamanlarda 78.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye miktarı da teslim ile tamamlanacağını; ancak teslim tarihi olan 1 Aralık 2021 Tarihinde makinenin teslim edilmediğini, 22/12/2021 tarihinde davalıya ait işyerine gittiğinde makinenin orada olmadığını gördüğünü, davalı ...'ın malların kaybolduğunu iddia ettiğini, bahse konu kule vinç devasa büyüklükte olup kaybolmasının mümkün olmadığını, taşınmasının düzinelerce tırla mümkün olabileceğini, 22/12/2021 tarihinde kaybolduğu iddia edilen makinenin parçaları ile alakalı davalı ... ile müvekkili şirket yetkilisinin protokol imzaladığını, protokolde kaybolduğu iddia edilen parçaların bedeli ve temini için davacı şirketten 700.000,00 TL'lik çek talep edildiğini,  bunun karşılığında teminat olarak bir kısım gayrimenkullerin tapusunun verilmesinin kararlaştırdığını, 700.000,00 TL'lik çekin ödemesinin de davalı ... tarafından yapılacağını, protokole istinaden 01/12/2021 de teslim edilmesi gereken kule vincin tesliminin bakımları yapılarak 10/01/2022 tarihinde teslim edileceğini kararlaştırarak imza altına alındığını, 05/01/2022 tarihinde müvekkili şirket çalışanı  ... çalınan malzemelerin fotoğrafını müvekkiline ilettiğini, daha sonra ... İsimli malları ... ait ... Mah. ... sk. da faaliyet gösteren hurdacıda olduğunu bu şekilde öğrendiğini, daha sonra Jandarma Karakoluna şikayette bulunup hurdacı ... alınan ifadesinde malzemeleri ...'dan aldığını anlattığını, aralarında iştirak bulunduğunu, Mollafenari Jandarma Karakol Komutanlığında müvekkili şirket yetkilisinin de ifade verdiğini, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/5678 soruşturma dosyası ile de soruşturma açıldığını, hırsızlık malını aldığını  karakolda beyan eden ve bu hırsızlık malının ... isimli şahıstan aldığını doğrulayan ... isimli şahsın müvekkiline ait makinaların bedelini ...'a ödediğini beyan etmiş olsa da fatura ve irsaliye banka dekontu sunamadığını, ... isimli şahıs müvekkiline ait kule vinç parçalarını başka yerlere de sattığına ait güçlü deliller mevcut olup bu şahıs tarafından müvekkilince sözleşme gereği kule vinçin boyama, taşlama işlemi için bırakılan kule vincin gövdesinin ...'a ait olan işyeri olan ... Mah. ... Sk. ... Sitesi No:... İzmit/Kocaeli adresinde bulunmakta olup ... isimli şahısın 07/01/2022 tarihinde müvekkilini arayarak bu malzemeyi alamayacağını ve malzemeyi parçalayacağını beyan  ettiğini,  davacıya ait vincin ... tarafından gasp edildiğini, müvekkiline ait kule vinç ile ilgili olarak müvekkilinin  başka firmalar ile sözleşme yaptığını, müvekkilinin  aylık 200.000,00 TL gelir kaybı oluştuğunu, 11/01/2022 tarihinde tavşanlı mahallesinde faaliyet gösteren ... isimli firmada yine vincin bazı parçalarının müvekkili tarafından tespit edildiğini, bölge jandarma karakoluna haber verildiğinde gelip tespit yapıldığını, ...ün şirket yetkilisinin alınan beyanında ürünleri ...'ın bağlantılı olduğu kişiden faturalı bir şekilde aldığını beyan ettiğini, ilgili Gebze Cumhuriyet Savcısı da söz konusu bulunan ürünlerin davacıya  teslimi konusunda karar aldığını ve davacıya  teslim ettiğini, davacının makinasının eksik parçaları olduğunu, söz konusu makinanın zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davacı şirketin yüklü miktarda zarara uğradığını, davacıya ait kule vinç ile ilgili olarak davacının  başka firmalar ile sözleşme yaptığını,  aylık 200.000,00-TL gelir kaybı oluştuğunu, makinanın teslim edilememesi nedeniyle davacının hem gelir kaybı yaşadığını hem de prestijinin zedelendiğini ayrıca kalan parçaların müvekkili şirket tarafından güvenli bir yere gönderilmesi için yükleme masrafları, vinç giderleri ve nakliye masrafları yapıldığını, bu giderlerin de tazmin edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının boyama ve taşlama işleri için 78.000,00 TL ödeme yaptığını, davalılara ancak ürünün davacı tarafından tam manası ile teslim alınamadığını, teslim alınan parçalarda ayıplı olarak teslim edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları  saklı kalmak kaydı ile makinenin eksik parçalarının  bedeli olarak 10.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte hükmedilmesine, makinenin çalınmasından dolayı, yoksun kalınan gelir, hukuka aykırı eylem nedeniyle yapmış olduğu yükleme masrafları, nakliye bedelleri ve diğer giderler ve kar ediş nedeniyle  olay tarihinden zararın karşılanması anına kadar şimdilik 10.000,00 TL’nin davalılara boyama ve taşlama işlemleri için verilen ücretlerinin iadesi için şimdilik 10.000,00 TL'nin, toplamda şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davanın mahiyeti itibariyle davalıların  menkul ve gayrimenkullerine dava sonuna dek ihtiyati tedbir konulmasına, mümkün olmaması halinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davalı ...'ın müvekkili şirketin yetkilisi ya da temsilcisi olmadığını, davalı ...'ın müvekkili şirket ile benzer nitelikteki çelik konstriksüyon alanında faaliyet göstermekte olduğunu, davacıya ait ... Mah. ... Sk. ... Sitesi No:... İzmit/Kocaeli adresindeki fabrikada mekan tahsis sözleşmesi dava konusu olay tarihinde kendi ekipleri ve çalışanları ile iş yapmadığını, davalı şirket fabrikasında davacı ve benzer üçüncü kişilerden aldığı işlerini davalının fabrikasında yaparak gelir elde ettiğini, bu kapsamda diğer davalı ... ile davalı  arasında herhangi bir temsil, vekalet ilişkisi bulunmadığını,  söz konusu sözleşmenin davalı şirket tarafından imzalanmadığını, davalı  açısından haksız fiil sorumluluğunun unsurlarının oluşmadığını,  davacı tarafça kendisine teslim edilmediği beyan edilen parçaların örnek olarak sayılmasının mümkün olmadığını, davacının dava konusu vincin tüm parçalarını savcılık aracılığı ile teslim aldığını belirttiğini, davacının dava dilekçesinin 7 numaralı maddesinde eksik olduğunu iddia ettiği bir takım malzemeleri ve zarar kalemlerini belirttiğini, ancak bunlarla sınırlı olmadığını bildirdiğini, davacıya talebini ve zarara uğradığını belirttiği emtialarını belirlemek için kesin süre verilmesi gerektiğini belirterek,  bu süre içinde alacak ve emtiaların belirlenebilir hale getirilmemesi halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 28/03/2023 tarihli ara kararı ile, talep konusu hakkında, yapılan inceleme sonunda sunulan deliller, iddia ve beyanlar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; tedbir konulması istenilen davalılara ait malvarlıklarının uyuşmazlık konusu olmaması, HMK 389/1 uyarınca tedbirin ancak uyuşmazlık konusu şey hakkında verilebilecek olması nedeniyle ihtiyati tedbir isteminin reddine, alacağın varlığı ve miktarı hususu yargılamayı gerektirdiği bu nedenle ihtiyati haczin verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, Türk Hukuk sistemindeki yargılama süreleri de düşünüldüğünde  davanın sonuçlanmasının bir hayli zaman alabileceğini, müvekkillerinin dava açarken mevcut menfaatlerinin dava sonunda, davalı tarafın dava süresi içerisinde olası kötü niyetli ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edebilecek davranışları sebebiyle hiç ya da gereği gibi tazmin edilemeyebileceğini, dava konusundan da görüleceği üzere davalıların dava açılmadan önce kötüniyetli hareket ettiğini, açmış oldukları tazminat davası nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemli belirsiz alacak davası sonunda elde edebilecekleri alacaklarının güvence altına almak amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, müvekkili şirketin tedbir talepli olarak davayı açmakta hukuki yararı ve Anayasa 36. Maddesi gereği anayasal bir hakkı olduğunu, hukuk devletinin gereği olarak anayasa ve kanunlarla kişilere verilmiş hak arama ve hakkına ulaşma özgürlüğünün devamında bu hakka ulaşmak için sarf edilen zaman içerisinde, hakka ulaşmasını önemli ölçüde engelleyecek imkansızlıkların en baştan bertaraf edilmesi gerektiğini, bir hukuk devletinde herhangi bir hakkın Anayasayla salt tanınmış olması yeterli olmayıp, bunun yanında devlete bu hakların etkin kullanılması ve kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması bakımından bir takım pozitif ödevler yüklenmiş olduğunu, bu pozitif yükümlülüğün bir gereği olarak devletin sadece yalın olarak hak arama ve hukukî korunma yollarını düzenlemesi ve bunları yürürlükte tutmasının yeterli olmadığını, çağdaş devletlerin aynı zamanda bu yolların etkinliğini sağlamak amacıyla verilecek kararların uygulanabilir olması için gerekli önlemleri almak, hukukî korunma ihtiyacını etkin karşılayabilmek için gerekli kuralları koymak, gerekli kurumları oluşturmak ve tüm bunları uygulamak, uygulatmak ve uygulamayı izleyerek gerekli önemleri almak gibi yükümlülükleri de yerine getirmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak,  davalılara  ait tüm menkul ve gayrimenkuller hakkında dava sonuna değin ihtiyaten tedbir konulması yönünde yeni bir karar kurulmasını, aksi takdirde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş  sahibi, davalı şirket yüklenicidir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.  HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre Mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. Maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir.Dosya kapsamına göre, davada taraflar arasındaki vinç yapım sözleşmesi gereğince uğranılan zararlar ve kâr kaybının tahsili talep edilmektedir. Sözleşme konusu vinç bizatihi davanın konusu olmadığından HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin yasal şartları bulunmamaktadır. Öte yandan, davada tazminat istenmekte olup, dolayısıyla para alacağı söz konusudur. İİK'nın 257.maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için para alacağının vadesinin gelmiş olması, vadesi gelmemiş ise  borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması gerekmektedir. Bu hususların henüz yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, yerel mahkemece ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince  reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2023 tarih ve 2023/53 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 22/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"525ac26013583bcc","SID":"1a8fe4086ef5a9f5"}}