{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1555 - 2023/1506<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1555 <br>KARAR NO\t: 2023/1506<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/312 E.  -  2021/212 K.<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/06/2021 tarih ve 2020/312 Esas - 2021/212 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  2018/107825 ve 2018/107820 sayılı \"...\" asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2019/58715 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından kısmen kabul edildiğini, bu kararın, marka işaretleri arasında benzerlik olduğu ve kısmi ret kararına konu hizmetler açısından benzerliğin sağlandığı yönünden yerinde bulunduğunu, ancak itirazın tamamen kabul edilmesi gerekirken kısmen ret kararı verilmesinin doğru olmadığını, çünkü taraf markalarının kapsamlarındaki hizmetlerin benzer olduğunu, başvuru kapsamındaki tüm hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğunu, öte yandan müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini, aksi halde başvuru markasının, müvekkilinin \"...\" markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceğini, onların itibarını ve ayırt edici karakterini zedeleyebileceğini, müvekkilinin tahkim alanında faaliyet gösteren paydaşları bir araya getirdiğini ve Türkiye’nin dünyaca tercih edilen bir tahkim merkezi haline gelmesi için tahkim alanında çeşitli faaliyetler yürüttüğünü, aktif olan \"https://.... org.tr\" linkinden erişilebilecek internet sitesinden bu faaliyetlerin görüleceğini, müvekkili derneğin adının ... olması nedeniyle de SMK'nın 6/6 uyarınca koruma altında olduğunu, başvuru sahibinin müvekkilinin \"...\" markasının tescilli ve tanınmış olduğunu bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen müvekkilinin temel faaliyet alanı olan 41. sınıftaki hizmetleri de kapsayacak şekilde itiraza konu başvuruyu yaptığını, bir tacir olan başvuru sahibinin basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olduğunu, buna rağmen başvuru yapmasının davalının kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-6109 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, \"...\" ibaresinin, müvekkili tarafından işletilen ...’nin kısaltması olduğunu, müvekkilinin işlettiği kurumun, özellikle karakalem çizim ve çeşitli resim alanlarında üniversitelerin güzel sanat fakültelerine hazırlık amaçlı ders verdiğini, davacının ise hakem, taraf vekili, bilirkişi ve sair sıfatlarla tahkim alanında faaliyet gösteren hukukçuları bir araya getiren bir dernek olduğunu, hitap edilen kitlelerin farklı bulunduğunu, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığını, davacının \"...\" ibareli markasının tanınmış olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık ve tanınmışlık düzeyine ilişkin iddialarının ispat edilemediği, davacı derneğin adından kaynaklı olarak somut uyuşmazlık kapsamında bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.         <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davaya konu başvurunun, müvekkilinin \"...\" ibareli markaları ile karıştırılma ihtimali yaratması nedeniyle SMK’nın 6/1. maddesi uyarınca davanın tümden kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, dava konusu başvuru kapsamındaki hizmetlerin tüketicilerinin, hem ortalama tüketici hem de dikkat düzeyi daha yüksek bilinçli tüketici olduğunun kabul edildiğini, hangi kriterler göz önünde bulundurarak hangi hizmetler bakımından ilgili tüketici kesiminin bilinçli tüketiciler olduğunun belirtilmediğini, yalnızca yorum yoluyla 35. sınıftaki hizmetlerin profesyonellere yönelik olduğunun açıklandığını, taraf markaları arasındaki benzerlik çekişme dışı olduğundan, karıştırılma ihtimalinin tespiti açısından somut olayda mal/hizmet benzerliğinin detaylı olarak irdelenmesi gerektiğini, mahkemece bu şekilde bir değerlendirme yapılmadığını, mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almalarının benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almalarının da benzer olmadıklarına karine teşkil etmeyeceğini, mahkemenin kanun ile de güvence altına alınan bu prensibi göz ardı ederek, taraf markalarının farklı sınıfları kapsaması nedeniyle mal/hizmet benzerliği koşulunun sağlanmadığını kabul etmesinin yerinde olmadığını, anılan prensip kapsamında somut olayda mal/hizmet benzerliği koşulunun sağlandığını, davaya konu marka kapsamında bırakılan 35. sınıftaki \"reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.\" ile müvekkilinin davaya dayanak markalarının kapsamında bulunan, 16. sınıftaki \"basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar.\" malları arasında benzerlik olduğunu, zira, bu hizmetlerin gerçekleştirilebilmesi için, bu mallar ile çeşitli materyallerin hazırlanması gerektiğini, örneğin, reklamcılık hizmetleri kapsamında bir faaliyet gerçekleştirirken, söz konusu reklama konu malın/hizmetin tanıtımı için basılı yayınlar, posterler, afişler kullanılabileceğini, benzer şekilde, dergiler, fotoğraflar yoluyla da bu hizmetlerin gerçekleştirilebileceğini, yine, davaya konu marka kapsamında bulunan \"ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler, tablolar için çerçeveler, kimlik kartları, künyeler, isimlikler, etiketler\" mallarının satışına özgü 35. sınıftaki perakendecilik hizmetlerinin, müvekkilinin davaya dayanak markaları kapsamında bulunan 16. sınıftaki genel tabiriyle “kırtasiye malzemeleri” ve “tablolar” malları ile benzediğini, markaların esas unsurları ayniyet arz ettiğinden, mal ve hizmetler arasındaki en ufak bir benzerlik ve bağlantının dahi karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin kabulü için yeterli olacağını, iddialarının önemli bir dayanağını oluşturan birbirine bağlılık prensibinin, karıştırılma ihtimalinde değerlendirmeye alınmamasının eksiklik teşkil ettiğini, kaldı ki müvekkilinin bir dernek olması sebebiyle, dernek faaliyetleri kapsamında davaya konu markanın kapsamında bırakılan 35. sınıftaki hizmetlerde, \"...\" markasını kullanmasının doğal olduğunu, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının, başvuru kapsamındaki bütün hizmetler açısından gerçekleştiğini, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, sektöründe öncü ve tanınmış, müvekkili Derneğin adıyla özdeşleşmiş \"...\" markalarının bir başka şirket/şahıs tarafından aynı/benzer/ilişkili mallar ve hizmetler üzerinde tescil edilmesinin, markaların sulanmasına, ayırt edici karakterinin zedelenmesine ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanmasına neden olacağını, dolayısıyla SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da başvurunun tümden reddinin gerektiğini, müvekkil Derneğin adının da SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında koruma altında olduğunu, buna dayalı olarak davanın tümden kabulünün gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf marka işaretleri arasında yüksek düzeyli benzerlik mevcut ise de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında kalan 35. sınıf hizmetlerle, davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerliğin olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, aksi yöndeki davacı istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerle davacının \"...\" ibareli markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, dolayısıyla SMK'nın 6/5 maddesi anlamında bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, davacının Dernek adından kaynaklı SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/11/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.  \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d43c2f2d8039132f","SID":"51798ab88d377d95"}}