{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ           <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2019/1182 <br>KARAR NO\t: 2023/2042<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE \t: ...\t                        ...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/03/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/184 E.-2019/193 K.<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>Taraf vekillerince,  yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili Bankanın ... Şubesi'nin ticari kredi müşterisi dava dışı ... Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredinin teminatı olarak, ... parsel nolu gayrimenkuller üzerine 1. Dereceden 800.000,00 TL bedelli ipotek konulduğunu, davalı şirketçe gayrimenkullerin değerinin 248.000,00 TL olarak tespit edilmesini müteakip, bu değerler gözetilerek, dava dışı kredi müşterisinin 200.000,00 TL tutarındaki limitinin 200.000,00 TL artırıldığını ve toplam 400.000,00TL tutarındaki limit çerçevesinde kredi kullandırıldığını, <br>Kredi borçlusu tarafından borcun ödenmemesi üzerine krediye muacceliyet verilerek, kredinin 26.05.2015 tarihinde Tasfiye Olunacak Alacaklar hesabına aktarıldığını ve ... 1. İcra Müdürlüğünün 2015/4984 E. sayılı dosyası ile borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, <br>Kırıkkale İcra Müdürlüğü'nün 2015/1489 talimat sayılı dosyasından yaptırılan kıymet takdiri sonucunda düzenlenen 14.10.2015 tarihli kıymet takdiri raporunda toplam  6 parça gayrimenkulün satışa esas toplam kıymetinin 28.735,00 TL olarak tespit edildiğini, kesinleşen kıymet takdiri üzerinden taşınmazların 06.03.2017 tarihinde toplam 88.000,00 TL bedelle ihale alıcısına satıldığını, <br>Davalı tarafından tespit edilen değerdeki fahiş farkı açıklayacak herhangi bir gelişme-değişiklik yaşanmadığını, ülkemizde gayrimenkul fiyatlarının her yıl en az enflasyon oranında arttığı da dikkate alındığında, hatalı olarak değer tespiti yapılan, standartlara uygun hazırlanmamış raporların müvekkili Banka'ya sunulduğunun açık olduğunu, gayrimenkul ipoteği ile ilgili Bankanın genel olarak bu nitelikte krediler için marj uygulamasında, kredi tutarının % 25 fazlası (% 25 marj) ekspertiz değerli gayrimenkullerin teminata alındığını, <br>Bankanın, ... 1. İcra Müdürlüğünün 2015/4984 E. sayılı dosyasından alınan dosya hesabına göre 27.02.2018 tarihi itibarıyla bakiye 650.221,85 TL  alacağı bulunduğunu, zarar miktarının fahiş değerler içeren hatalı rapor nedeniyle fazla tahsis edilen limit olduğunu, <br>Fazla tahsis edilen limit ve bundan kaynaklanan zararın; Gayrimenkulün Hatalı Tespit Edilen Yüksek Değerine Göre Tahsis Edilen Limit - Gayrimenkulün Gerçek Değerine Göre Tahsis Edilebilecek Limit formülü ile hesaplandığını, bu formül dava konusu olaya uygulandığında 248.000,00 TL/1,25 (198.400,00 TL hatalı tespit edilen değere göre kullandırılan tutar) - 88.000,00 TL (Satış Değeri Ekspertiz Değerinden Yüksek Olduğundan Satış Değerleri Toplamı Esas Alınmıştır)/1,25 (70.400,00 TL/Gerçek Değere Göre Kullandırılabilecek Tutar)=128.000,00 TL ve bu tutarın, kredi alacağının Tasfiye Olunacak Alacaklar hesabına aktarıldığı 26.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizinden ibaret olduğunu, <br>\tDavalının, Bankacılık Kanunu ve ilgili yasal düzenlemeler uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca yetkilendirilen ve Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik ile Sermaye Piyasasında Uluslararası Değerleme Standartları Hakkında Tebliğ / Seri: VİHI, No: 45, Seri VH, No:35 hükümleri ve taraflar arasındaki ekspertiz sözleşmesinin 11.7 ve 11.8 maddeleri uyarınca, hazırladığı değerleme raporunda gerçeğe aykırı değer takdiri yapılması nedeniyle doğan/doğacak zarardan müvekkili Banka'ya karşı sorumlu olduğunu, <br>Davalının isteği üzerine ... 2. Noterliği'nin 01.11.2017 tarih ve 14108 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ...'ye başvuruda bulunulmuş olup, ilgili sigorta şirketi nin 10.11.2017 tarihli cevabi yazısında meydana gelen hasarın Mesleki Sorumluluk ve ekli klozlar çerçevesinde teminat harici olduğu belirtilerek başvurularının reddedildiğini, <br>İleri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 128.000,00 TL'nin 26.05.2015 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili; dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, müvekkili Şirketin hazırladığı raporun davacı Bankanın istediği formatta hazırlandığını, taşınmazların değerinin ilgili tüm veriler toplandıktan sonra yerelde emsal araştırması yapılmak, fiili alım-satım rayiçleri araştırılmak ve rapora bilgi kaynakları tek tek yazılmak suretiyle biçildiğini, rapora konu taşınmazların bulunduğu bölgede bir yerleşimin olmaması, yakın parsellerde yoğun bir satışın gözlenmemesi, özellikle değerlemesi yapılan taşınmazların konut, işyeri, fabrika gibi satışa arzın yoğun olduğu böylelikle emsal satış fiyat aralığının düştüğü nitelik ve cinste bulunmamaları sebebiyle, taşınmaz değerlemelerinde farklılıklar çıkmasının doğal olduğunu, nitekim dava dilekçesinde İcra Müdürlüğü ve İcra Mahkemesince, söz konusu taşınmazlar için yalnızca 28.735,00 TL. kesin değer biçilmiş olmasına rağmen, fiili icra satışında bu taşınmazların 88.000,00TL'sına 3. kişiye satıldığını, taşınmazların, bölgede yoğun alım-satım sirkülasyonu bulunmamasına bağlı olarak, icra satışında biçilen değerin % 50'si ve masraflar karşılığı (yaklaşık 15 - 20.000.TL'sına) satılmaları beklenebilir iken, bu değerin çok üzerinde 88.000,00 TL.'sına, İcra Hakimliğince kesinleşen değerin 3 katından fazla bir değere satılmış olmasının, davacı iddiasının aksine, icra müdürlüğü ve icra hakimliğince biçilen değerin, gerçek değeri yansıtmadığını gösterdiğini, <br>Davacı Bankanın, kredi kullandırımında kusuru olmasının muhtemel olduğunu, mevcut ise ortak (müterafik) kusurun değerlendirmeye alınmasını talep etiklerini, Yargıtay 23.H.D.'nin 28.11.2017 tarih ve 2015/8232 E., 2017/3485 K.  sayılı kararının da bu yönde olduğunu, <br>Dava ikamesi öncesinde, davacı Banka ve dava dışı müvekkili Şirketin Mesleki Sorumluluk Sigortacısı ... Sigorta A.Ş. arasında zarar ve zarar tazmini konusunda yapılan yazışmalar sırasında, davacı Bankadan kullandırılan kredi hesaplarının dökümlerinin, kredi borçlusu ödemelerinin, gecikmelerinin, mevcut ise diğer teminatlarının, hak ve alacaklarının bildirilmesi istendiğinde, davacı Bankanın, bu bilgilerin Bankacılık sırrı, ticari sır olduğu ve Banka Genel Müdürlük Makamınca bu bilgilerin paylaşılmasına izin verilmediği gerekçesiyle paylaşım yapmadığını, daha önce 2013 ve 2014 yıllarında kredi kullanan dava dışı firmanın, bu ipoteklerin verilmesinden ve kredi limiti artırıldıktan çok kısa bir süre sonra ödeme temerrüdüne ve yasal takip hesaplarına düştüğünü, bu durumun yeni bir kredi tahsisinin, firma mali verilerine, geri ödeme kabiliyetine uygun olmadığına işaret edebileceğini,<br>Davacı yanın iddia edilen zarar miktarının, dava dilekçesinde hesaplandığı şeklin yanısıra, ipoteklerin alınmasından sonra bir kredi kullanılıp kullanılmadığı yönünden de teyit ve tesbiti gerektiğini, <br>Yargıtay'ın konu hakkındaki kararlarında formülün, 'limit' yani varsayım üzerinden değil, fiili kullanıma göre gösterildiğini, mahsubun da gerçek değerin tamamının mahsubu şeklinde uygulandığını, yani hatalı tesbit edilen değere göre kullandırılan kredi (75% tesbit edilen rapor değeri) (-) Gerçek değer  = Bankanın isteyebileceği zarar olduğunu, dava konusuna uyarlanır ise, 248.000,00 TL x % 75 - 198.400,00 TL. tutardan, (bu tutarın fiilen de değerleme raporu  ve ipotek alınmasından sonra kullandırılması kayıt ve şartıyla; aksi durumda bu ipoteğin alınmasından sonra ne kadarlık yeni kredi fiilen kullandırılmış ise o tutardan mahsup yapılmalıdır.) fiili satış değeri 88.000,00 TL'sının mahsubu ile; 198.400,00 TL.- 88.000,00 TL.= 110.400,00.TL olabileceğini, bu tutardan, bankanın mevcut ise ortak (müterafik) kusurunun ayrıca mahsup edilmesi gerektiğini, <br>Ayrıca davacı Bankanın, müvekkili Şirkete gönderdiği 11.01.2017 tarihli ihtarnamede, bir yandan icra satışına iştirak edilmesi, bir yandan alacağın temlik alınması, bir yandan bu dava tutarı ile bağdaşmayan 248.000,00 TL'sının ödenmesi gibi farklı talepler yer aldığını, davacının henüz kendisinin dahi tam ve kesin hesaplayıp ortaya koyamadığı bir tutar için, 26.05.2015 tarihi bir yana, 11.01.2017 ihtar tarihinden itibaren dahi faiz talebinin yasal dayanağı bulunmadığını, zarar tutarına dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini,<br>Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Mahkememizce yapılan yargılama sonunda, tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, söz konusu bilirkişi tarafından hazırlanan 15/01/2019 tarihli rapora göre, tarafların arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğunu, söz konusu sözleşmeye göre değerleme şirketi tarafından hatalı değerlendirme yapılması halinde oluşacak zarardan gayrimenkul değerleme şirketinin sorumlu olacağının kabul edildiğini, dava konusu 29/01/2015 tarihli değerleme raporunda yer alan tespitlerin hatalı olduğunu, davalı firmanın raporun hatalı düzenlenmesinde kusurunun bulunduğunu, bankanın taşınmazların gerçek değerlerine göre fazla kredi kullandırmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kredi teminat oranının sözleşmede kararlaştırılmadığını, %100 olarak kabul edilmesinin gerektiğini, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketçe taşınmazların toplam ekspertiz değerinin 248.000,00-TL olarak tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre referans alınan icra mahkemesince kesinleşen kıymet takdiri raporuna 28.735,00-TL olduğunu ancak taşınmazın satış bedelinin 88.000,00-TL olduğunu, kullandırılan kredi tutarının 198.400,00-TL olduğunun kabulü ile davacı bankanın fazladan kullandırdığı kredi miktarının 110.400,00-TL'nin kredinin takip hesaplarına aktarıldığı tarih olan 26/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep edebileceğinin rapor edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlanması, denetime elverişli olması nedeniyle mahkememizce kabul görmüş olup...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 110.400,00 TL'nin 26.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. \t <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili Bankanın \"Kurumsal Krediler Uygulama Esas ve Usulleri\"nin \"Teminat Marjı İle İlgili Hususlar\" başlıklı 7.3. maddesinin, \"Teminat marjı, kredi teminatlarının nakde dönüşmeme riski ve nakde dönüşüm süresi gözetilerek, kullandırılan kredi tutarından daha yüksek teminat değerine sahip varlıkların teminat alınmasını ifade etmektedir. Teminat türü ve riskine göre marj oranları; kredi teminatlarının nakde dönüşümünde yaşanması muhtemel değer kaybı, nakde dönüşüm süresi ve buna bağlı olarak ortaya çıkacak masraflar dikkate alınarak Genel Müdürlükçe belirlenir. Teminatlar, kullandırılan kredi tutarı (risk) üzerinden, aşağıda yüzde olarak yer alan marj oranları fazlası ile alınacaktır.\" şeklinde olduğunu,  söz konusu düzenleme uyarınca davalının hatalı ekspertiz düzenlediği kredi dosyasında müvekkil banka mevzuatı uyarınca gayrimenkul ipoteğinde marj oranının, ekspertiz değerinin % 25 fazlası olduğunu, söz konusu düzenleme ile davalının gayrimenkul için belirlediği 248.000,00 TL değer ve diğer teminatlar esas alınarak, dava dışı kredi müşterisine 200.000,00 TL ek limit ile toplam 400.000,00 TL limit tahsisi yapıldığını, <br>Fazla tahsis edilen limit ve bundan kaynaklanan zararın, Gayrimenkulün Hatalı Tespit Edilen Yüksek Değerine Göre Tahsis Edilen Limit - Gayrimenkulün Gerçek Değerine Göre Tahsis Edilebilecek Limit formülü ile hesaplandığını, bu formül dava konusu olaya uygulandığında, 248.000,00 TL/1,25 (198.400,00 TL hatalı tespit edilen değere göre kullandırılan tutar)- 88.000,00 TL (Satış Değeri Ekspertiz Değerinden Yüksek Olduğundan Satış Değerleri Toplamı Esas Alınmıştır)/1,25 (70.400,00 TL/Gerçek Değere Göre Kullandırılabilecek Tutar) = 128.000,00 TL ve bu tutarın, kredi alacağının Tasfiye Olunacak Alacaklar hesabına aktarıldığı 26.05.2015 tarihinden itibaren işleyen faizinden ibaret olduğunu, halbuki bilirkişi raporunda kredi teminat marj oranının 1/1 olduğu kabul edilerek yapılan hesaplama neticesinde müvekkili banka alacağının 17.600,00 TL eksik hesaplandığını, <br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, <br>İcra Müdürlüğü ve diğer değerleme firmalarının değerleme çalışmaları farklı bir dönemde yapıldıkları için müvekkili şirketçe yapılan değerleme raporunu bağlayıcı veya karşılaştırılabilir çalışmalar olmadıklarını, ayrıca bilirkişi raporunun 17. sayfasının dördüncü paragrafında \"...taşınmazların bulunduğu lokasyondan geçen Kızılırmak Yaşam Köyü projesinin bulunduğunu fiziki olarak ilerlemediği...\"nin belirtildiğini, gayrimenkullerin değerlerinin bulundukları bölgede yeni yapılacak projelere bağlı olarak değer artışı veya azalışı gösterebileceğini, taşınmazların yer aldığı bölgede projenin duyulması üzerine yapılacak proje ile birlikte bölge fiyatlarının artacağı beklentisi ile bölgedeki gayrimenkuller için talep edilen değerlerin yükseldiğini, ancak aylar geçmesine karşın bölgede fiziki ilerleme olmamasının talep edilen değerlerde düşüşe neden olduğunu, bilirkişi raporunda bu durumun dikkate alınmadığını, <br>Bilirkişi raporunda konu taşınmazların değerlerinin belirlenmesinde \"Emsal Karşılaştırma Yöntemi\"nin kullanılmasının yanıltıcı olduğu ve \"Proje Geliştirme Yöntemi\"nin en uygun yöntem olduğunun belirtildiğini, ancak konu taşınmazların yer aldığı bölgede alt yapı çalışmaları yapılmadığını, yakın bölgede mevcut yapılaşma bulunmamakta olup bölgede yapılaşma faaliyetlerine başlanmadığını, proje geliştirme yönteminde, taşınmazlar üzerinde inşa edilecek konutlar için emsal niteliğinde satılık durumda veya satılmış konut verilerine ulaşılamayacağı için bilirkişi tarafından yapılan bu önerme ve kanaatin hatalı olduğunu, <br>Konu taşınmazlar ile ilgili olarak İcra Müdürlüğü ve diğer değerleme kuruluşları tarafından hazırlanan raporlar arasında yüksek farklılıkların oluşmasının bölgedeki gayrimenkul piyasasının çok değişken olduğunu gösterdiğini, <br>Bilindiği üzere genel kanaatin, icra yoluyla satılan malların ayıplı mal oldukları, maliklerine karşı ilişkilerin kötüleşmemesi için bölge halkı tarafından talep edilmediği, gerçek piyasa değerlerinin altında satış gördüğü yönünde olduğunu, ayrıca konu taşınmazların Kırıkkale İcra Müdürlüğü 2015/1489 T. dairesince yapılan satış sonucu ortalama metrekare birim değerinin 15,31 TL olmak üzere takdir edilen değerlerin üzerinde bir değerle satılmasının taşınmazlar için takdir edilen değerlerin düşük olduğunun kesin göstergesi olduğunu, <br>Diğer değerleme firmaları tarafından elde edilen emsallerin metrekare birim değer aralığının 10.-TL ile 30.-TL gibi çok geniş bir aralığa sahip olduğunu, değerleme firmaları tarafından neden en düşük birim değer dikkate alındığı konusunda açıklama bulunmadığını, emlak yetkililerinden bölgede talep edilen değerler ile ilgili son on içerisindeki değişiklikler ile ilgili bilgi alınmadığını ve bu durumun araştırılmadığını, <br>Davacı Bankanın elinde bulunması olası 2015 yılı Ocak ayında düzenlenmiş emsal raporlarının ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB)'nden, 2015 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarında değer belirlemesi yapılan taşınmazlar ile aynı niteliklere sahip taşınmazlar hakkında hazırlanan Değerleme Raporlarına ilişkin olarak verilerin celbini talep ettiklerini, <br>Bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesine yönelik bu itirazlarının bilirkişi değerlendirilmesine sunulmadığını, celbini talep ettikleri raporların istenmediğini,<br>Müvekkili Şirket dahil Değerleme Kuruluşları ya da İcra Müdürlükleri ve İcra Mahkemelerince yaptırılan taşınmaz değerlemelerinin, esasen bir muhammen bedel tesbiti olduğunu, davaya konu taşınmazlarda söz konusu olduğu gibi, özellikle yoğun emsalin bulunmadığı yörelerde tahminler arasında açık farkların bulunmasının kaçınılmaz olduğunu, yasal icra sürecinde İcra Müdürlüğü ve İcra Mahkemesince tespit edilen ihaleye esas değerlerinin, fiili satış değerinin çok çok altında kaldığının görüldüğünü, <br> Zarar tutarının tesbiti yönünden, fiili icra satış değerinin doğrudan hesaba esas alınmasının hatalı olduğunu, icra satışında satış bedelinin üzerine % 18 KDV ilave edildiğini, oysa iradi satışlarda böyle bir yükümlülük bulunmadığını, raporlarında kusur bulunduğunu kabul etmemekle beraber zarar hesabının fiili icra satış değerine göre yapılsa dahi, bu tutar üzerinden yapılması gerektiği kanaatinde olduklarını, <br>Davacı Bankanın riski talep ederken dayandığı müvekkili ile Banka arasındaki Ekspertiz Sözleşmesinin 11.8 maddesi hükmünün BDDK'nın Bankaların Değerleme Hizmeti Almaları ve Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesindeki, Bankaların yükümlülükleri bölümüne taban tabana zıt olduğunu, 8.1-b maddesinde, \"Değerleme faaliyetleri, kredi pazarlama ve tahsis faaliyetlerinden bağımsız bir faaliyet olarak ele alınmalı ve değerleme kuruluşları üzerinde baskı oluşturabilecek, bağımsızlığı ve banka itibarını zedeleyici faaliyet ve davranışlarda bulunulmaz.\" ve 8.3. maddesinde, \"Bankalar değerleme kuruluşları tarafından verilen değere ilişkin herhangi bir koşul koyamaz, tespit edilen değeri banka onayına tabi tutamaz ve değerleme kuruluşuna bağımsızlığı zedeleyici herhangi bir teklif ve telkinde bulunamaz.\" denmesine rağmen Bankaların bu maddeyi sözleşmelerine koyduğunu, bu şekilde gayrimenkul değerleme şirketini adeta bir kredi garanti fonu gibi görerek ve onu baskı altında bırakarak bu şartları kabul etmeye zorladıklarını, sözleşmedeki bu şartın Değerleme Hizmetlerinin düzenlendiği mevzuata aykırı olması sebebiyle, hukuken 'yok' hükmünde olduğunu, <br>İtirazlarına konu bilirkişi raporunda, kullandırılan kredinin Bankacılık Teamüllerine uygun olarak verilip verilmediğine dair hiçbir inceleme, araştırma ve somut veri değerlendirmesi  içermediğini, buna rağmen ortak kusur yönünden haksız ve dayanaksız bir şekilde Bankaya kusursuzluk izafe etiğini, davaya konu kredinin Şubat 2015 tarihinde kullandırıldığını, Mayıs 2015'de yasal takibe geçildiğini, yasal takip öncesi idari takip süreci de düşünüldüğünde, kredi borçlusunun krediyi aldıktan sonra hiçbir geri ödeme yapmadığının, diğer bir deyişle verilen kredinin tabiri caiz ise 'baştan batık' olduğunun anlaşıldığını, <br>Davaya konu edilen kredinin teminatında, ayrıca ... ili, ... parselde kayıtlı, 1. Kat (4) ve (10) nolu bağımsız bölümlerin bulunduğunun bilirkişi raporundan anlaşıldığını, sözkonusu taşınmazların satışının henüz yapılmadığının anlaşıldığını, oysa zarar tazmini talep eden Bankanın kredi alacağının tahsili yönünde başlattığı icra takibinde bu taşınmazların satışını gerçekleştirmeden, aynı krediyle ne kadar zarara uğradığının ya da zarara uğrayıp uğramadığının tesbitine imkân olmadığını, belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, hatalı ekspertiz raporu düzenlenmesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın, taraflar arasındaki Ekspertiz Sözleşmesine dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmediği gibi son celsede bilirkişi raporuna bir itirazları olmadığının belirtilmiş olmasına, ... 1. İcra Müdürlüğünün 2015/4984 E. sayılı dosyasından alınan 27.02.2018 tarihli kapak hesabındaki bankanın bakiye 650.221,85 TL alacağının aynı kredinin teminatı için alınan ...'da bulunan taşınmazların satış bedelinin düşülmesi ile hesaplanmış bulunmasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca taraf vekillerinin İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubuyla kalan 225,45 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.541,10 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 1.885,36 TL'nin mahsubuyla kalan 5.628,74 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,  <br>3-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak yatırana iadesine, <br>4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>20.12.2023 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 238.730,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  20/12/2023\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76acb30325865f54","SID":"a9cd91bb9b71a209"}}