{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                     T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2017 <br>KARAR NO\t: 2023/2065<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...        (...)<br>ÜYE\t: ...        (...)<br>ÜYE\t: ...        (...)<br>KATİP\t: ...        (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:31/03/2021<br>NUMARASI\t:2020/487 Esas - 2021/283 Karar<br><br>DAVACI\t:TÜRKÖZ İNŞAAT TAAHHÜT MOBİLYA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - ... ...<br>VEKİLLERİ\t:Av. ... -   Av. ... - ...<br>DAVALI\t:T. GARANTİ BANKASI A.Ş. - ... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t                        :18/11/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t:11/12/2023<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:20/12/2023<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın ticari müşterisi olduğunu ve taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, 2016 yılında müvekkili şirketçe davalı bankadan kredi kullanıldığını, iş bu kredinin teminat olarak ... İli ... İlçesi ... Mah. ,... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın da davalı bankanın lehine ipotek verildiğini, 2019 yılından müvekkili şirkete ipotek verilen taşınmaz ile ilgili bir alım teklifi yapıldığını, krediden sonra bilhassa Derince'de yüklü taşınmaz alımları yapmış olan müvekkili şirketin ticari bir karar ile Gebze'deki taşınmazı satmaya karar verdiğini, satış bedeli ödenecek 4.000,00 TL'nin tahsili için Şubat 2020 vadeli bir senedin alıcı tarafça bankaya verildiğini, davalı bankanın iş bu senet bedelini müvekkili hesabına aktarmadığını ve müvekkilinin bu parayı kullanmasına izin vermediğini, yapılan görüşmelerde davalı bankanın müvekkilinin kalan kredi yükümlülüklerinin teminatı olarak taşınmazları üzerinde ipotek konulmasını kabul etmediklerini, kredinin tamamının derhal kapatılmasını istediklerini ve müvekkilinin kredinin tamamen kapatılmasına razı olmadıkça hesaptaki paranın tamamının alıkonulacağının bildirildiğini, bu olay sonrasında davalı bankanın niyetinin anlaşıldığını, 2016 yılında nispeten uygun kredi oranları ile kredi kullandırılan davalı bankanın pek muhtemel artan faiz oranları veya nakit ihtiyacı sebebiyle kredilerini bir şekilde geri çağırmaya karar verdiğini, bunun nakit ihtiyacı sebebi ile kredilerini bir şekilde geri çağırmaya karar verdiğini yöntem olarak müvekkili şirkete ait parayı zorla alıkoyarak, zorbalıkla kredileri kapatmaya mecbur  etmeyi hedeflediğini, bununla da yetinmeyerek müvekkili şirketin tüm kredi kartlarını bildirimde dahi bulunmadan harcamaya kapattığını, müvekkilinin bu durum karşısında Kocaeli 6. Noterliği'nin ihtarnamesini gönderdiğini, davalı banka hakkında BDDK'ya ve Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı bankadan hesaplarındaki paranın tasarrufuna dair defaatle taleple bulunmaya devam ettiğini, bu olaylarla birlikte davalı banka ile müvekkili arasında çok defa problem yaşandığını, davalı bankanın hiçbir hakka dayanmayan bu tutumuna karşı alıkonulan yüklü meblağda parasına rağmen müvekkili şirketin geri adım atmadığını, ilave mahiyetlere katlanarak harcamalarını finanse ettiğini, ilk olarak fazlaya ilişkin her türlü haklar saklı tutularak her türlü ihtilafları ari olan ve buna rağmen alıkonulan meblağın bir kısmı olan 1.550,000 TL asıl alacak ve 11.02.2020 tarihinden itibaren işlemiş 3.503,42 TL faiz alacağı için 17.02.2020 tarihinde Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11205 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, bu durumun davalı bankaya bildirildiğini, davalı bankanın icra takibinden sonra alıkonulan meblağın 1.746.869,60 TL'sini 20.02.2020 tarihinde müvekkili şirketin hesabına aktardığını, davalı bankanın bu tutumunun haksızlığını çok iyi bilmesinden kaynaklandığını, aktarılan miktar dışında geri kalan meblağın banka tarafından alıkonulduğunu, müvekkilinin davalı bankanın bu tutumu karşısında zor durumda kaldığını, davalı bankanın tamamen haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini, tüm bu nedenlerle; davalı bankanın Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11205 Esas sayılı dosyasındaki itirazının 78.471,42 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, alacağa 21.02.2020 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, itirazı ile takibi durduran bankanın alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, bu tazminata hüküm tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... İcra takibi yetkisiz İcra Dairesi'nde yapıldığından davanın usulden reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Süresinde cevap dilekçesi vermeyen, delil bildirmeyen ve sunmayan tarafın sonradan dosyaya getirdiği delil temel alınarak hüküm verilmesi ile medeni yargılamanın temel ilkelerinden taraflarca getirilme, teksif ve tarafların eşitliği ilkeleri ve kanunun emredici hükümleri ihlal edilmiştir. Takibe konu edilen meblağ, bizzat davalı bankanın herhangi bir rehin, takas veya mahsup hakkına dayalı olmadan el koyduğunu ikrar ettiği, nihayetinde de iade ettiği meblağın bir kısmı olup, bankanın 2020 yılında müvekkilimizin mevduatına el koyması, HMK m.18 hükmündeki “belirlilik” unsuru gereği, 2014 yılında imzalanmış genel kredi sözleşmesindeki yetki kaydına tabi değildir. Davalının eylemi haksız fiil ve suç teşkil etmekte olup huzurdaki dava, yerel mahkemenin işaret ettiği yetki kaydına tabi değildir. Tüm hususlar bir an için göz ardı edilse dahi, genel kredi sözleşmesindeki yetki kaydı da, davalının işine gelmediği için sunmadığı sözleşmedeki yetki kaydı da münhasır değildir, tüm bu nedenler Yerel Mahkemenin icra müdürlüğünün yetkisizliğine yönelik kanaatinin ve kararının isabetsizliğini ortaya koymaktadır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Yerel Mahkeme kararının 3 numaralı maddesinde müvekkil Banka'nın arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından bahisle arabuluculuk ücretinin müvekkil Banka'dan alınarak hazineye irat kaydedilmesine karar verilmiştir. Yerel Mahkeme'nin bu tespiti hatalı olup müvekkil Banka'ca arabuluculuk görüşmelerine katılım gösterilmiştir. Yerel Mahkeme kararı hatalı olup arabuluculuk ücretinden müvekkil Banka'nın sorumlu tutulması usul ve yasalara aykırıdır; Yerel Mahkeme kararının 4 numaralı maddesinde müvekkil Banka'nın arabuluculuk görüşmelerine ve duruşmalara katılmadığından bahisle müvekkil Banka lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Duruşmalara katılım sağlanmaması ise vekalet ücreti takdirine engel değildir. Huzurdaki itirazın iptali davasında, tarafımızca ödeme emrine itiraz edilmiş ve bu dilekçede yetki itirazında bulunulmuştur. Söz konusu yetki itirazımız nedeniyle davanın usulden reddedilmiş olduğu dikkate alındığında dosyaya tarafımızca emek ve mesai harcandığı izahtan varestedir. Bu noktada davanın reddi nedeniyle müvekkil Banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2016 tarihli, 2015/6345 Esas ve 2016/8228 Karar); Yerel Mahkeme kararının 5 numaralı maddesinde davacı tarafından yaatırılan ve harcanan 40,60.-TL. gider avansının arabuluculuk görüşmelerine katılınmaması nedeniyle müvekkil Banka'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bununla birlikte A bendinde açıklandığı üzere müvekkil Banka'ca arabuluculuk görüşmelerine katılım sağlanmıştır. Dolayısıyla karar bu yönü ile de hatalıdır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının  kaldırılmasına, Yerel Mahkeme'nin gerçekleştirdiği usuli hatalar düzeltilerek yeniden hüküm tesisi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; \"Yerel Mahkeme kararında, mahkemenin yetkisizliğine değil icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmiştir. Bu nedenle de istinaf dilekçesinde mahkemenin yetkisine yönelik ileri sürülen hususların dinlenebilirliği bulunmamaktadır. Her ne kadar tarafımızca yasal süresi içerisinde sunulan yetki itirazımız ile icra müdürlüğünün yetkisinin yanı sıra mahkemenin de yetkisine itiraz edilmişse de Yerel Mahkeme, icra müdürlüğünün yetkili olmadığı gerekçesi ile hüküm tesis etmiştir. Bu noktada dava konusu uyuşmazlıkta icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Davacının yetkiye yönelik itirazları bakımından ifade etmek istediğimiz bir diğer husus takibin açıldığı tarihte takip borçlusu olarak gösterilen kişi müvekkil Banka Genel Müdürlüğü olup takip talebinde borçlu adresi olarak da müvekkil Banka Genel Müdürlük adresi olan \"...l\" gösterilmiştir. Genel yetki kuralları çerçevesinde de yetkili icra müdürlüğü ve dolayısıyla yetkili mahkeme İstanbul İcra Müdürlükleri ve İstanbul Mahkemeleri'dir. Davacı ise ilamsız icra takibini, kendi ikametgahında açmak suretiyle yetki kurallarına aykırı hareket etmiştir. Yerel Mahkeme'nin takibin yetkili icra müdürlüğünde açılmadığına yönelik tespiti usul ve yasalara uygun olup davacı tarafın aksi yöndeki istinaf gerekçelerine itibar edilmemelidir\" beyanı ile davacı yanın istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; \"Huzurdaki dosyaya davalı adına vekaletname sunulmuş ve cevap süresinin uzalılması talep edilmiş ise de, uzatılmasına karar verilen cevap süresinde vekil tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı gibi, duruşmalara da katılım sağlanmamıştır. Davalı, süre uzatımı dilekçesinde yetki itirazına yer verdiğini ve bu emek ve mesaisi dolayısıyla lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini öne sürmüşlür, 6100 s. HMK m.19/1-c.2 hükmü gereği, “yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir.” Yani, ortada usulüne uygun olarak ileri sürülmüş bir yetki itirazı da yoktur. Davalı taraf adına cevap dilekçesi verilmediği ve duruşmalara katılım sağlanmadığı halde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin ileri sürülmesi izahsızdır\" beyanı ile davalı yanın istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2021 tarih, 2020/487 Esas - 2021/283 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde;  davacının, davalı bankanın ticari müşterisi olduğu, 2016 yılında davacı şirketçe davalı bankadan kredi kullanıldığı, iş bu kredinin teminatı olarak ... İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından davalı banka lehine ipotek verildiği, 2019 yılında davacı şirketin  davalıya ipotek verilen taşınmazı satışa çıkardığı, satış işleminin dava dışı üçüncü kişiye yapıldığı, taşınmaz bedelinin 4.000,00 TL olduğu, bunun için davacı tarafından Şubat 2020 vadeli senet alındığı, bu senedin taşınmazı satın alan tarafça  davalı bankaya verildiği, davalı bankanın iş bu senet bedelini tahsil ettiği ve davacıya bu bedeli ödemediği sonrasında ise bir miktar ödemeyi kabul ettiği belirtilerek, ödenmeyen kısım için davalı aleyhine başlatılan  Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11205 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın yetkisiz icra dairesinde açıldığından bahisle usulden reddine karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan  Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün  2020/11205 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrine karşı davalı borçlunun süresinde itiraz ettiği ve davacının davasını kanunda belirtilen bir yıllık süre içerisinde usule uygun olarak açtığı görülmüştür.<br>Eldeki davada; davalı banka vekillerince Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/11205 Esas sayılı icra dosyasına itiraz edilirken yetki itirazında da bulunulduğu, yetkili icra dairelerinin İstanbul İcra Müdürlükleri olduğu belirtilmek suretiyle usule uygun yetki itirazlarını 27.02.2020 tarihinde sundukları görülmüştür.<br>Eldeki davada; davacının, davalı banka ile ticari kredi ilişkisinin bulunduğu, bu kapsamda davacıya ait bir taşınmazın ipotek verildiği, sonrasında, davacı tarafından davanın konusunun haksız fiil olarak ileri sürüldüğü, bu işlemlere örnek olarak tüm dosya kapsamından anlaşıldığı kadarıyla davalı bankaca davacının kredi kartlarının kapatılması, bankaca erken kredi alacağının talep edilmesi, bankaca bloke edilen meblağın ödemeden sayılacağının bildirilmesi ve sair vakıalar olarak görülmüş, söz konusu ihtilafların tamamen taraflar arasında imzalanmış olan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada; taraflar arasındaki ilişkinin temelini ticari kredi oluşturduğundan, davacının davalı banka ile imzaladığı 26.05.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 15. sayfasının x-3 bendinde yetkiye ilişkin düzenlemenin bulunduğu, buna göre sözleşmeden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıkta İstanbul mahkemeleri ile icra dairelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı görülmüştür.<br>HMK'nın 17. maddesinde \"Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Eldeki davada; yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere; taraflar arasındaki ihtilafın temelini ticari kredi sözleşmesinin oluşturduğu, davalı bankaya izafe edilen eylemlerin sözleşmenin ihlaline dayandırıldığı, bu haliyle haksız fiil olarak değerlendirilemeyecek olan temel ilişkinin yetki kurallarını da etkilediği, mahkemede oluşan kanıya göre uygulanması gereken yetki düzenlemesinin HMK'nın 17. maddesi olduğu, buna göre yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan İstanbul icra dairelerinin yetkili olduğu, davalı vekilinin yetki itirazının usule uygun olarak sunulduğu, takibin yetkisiz Kocaeli icra dairelerinde başlatıldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan;<br>6325 sayılı HUAK'nun 18A/11. maddesinde; taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan tarafın, son tutanakta belirtileceği ve bu tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Eldeki uyuşmazlıkta, davalı arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından 6325 sayılı Kanun'un 18/a maddesinin 11. fıkrası uyarınca arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline hükmedilmesi ve davalı lehine 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ bendinde yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretine hükmedilmemesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının ve davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının ve davalının istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı Yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 189,15-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-Davalı Yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 189,15-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>9-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2023<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e32b32a139e8145b","SID":"46ec1424c2a6a6aa"}}